Gelenekçilerle Yenilikçilerin Türkçe Osmanlıca ve Arapça Tartışması — Musa Aksoy

Gelenekçilerle Yenilikçilerin Türkçe Osmanlıca ve Arapça Tartışması
Musa AksoyAkçağ Yayınları
Gelenekçilerle Yenilikçilerin Türkçe Osmanlıca ve Arapça Tartışması
Musa AksoyBu devrede yeni bir arayış içine giren aydın kitle ilk etapta çöken kurumlara taze kan aramaya başlar Bunun ilk başlama noktasının eğitim kurumları olması da tabiidir Bu kurumlarda karşılaşılan ilk zorluk ise Osmanlıca nın imlâsı meselesi olur Çünkü bu dilin elde mevcut ne belli bir yazım kuralı ne de lugatı vardır Ayrıca Cevdet Paşa nın Belâgat ı Osmaniye sinin ortaya çıkışı ile Şemseddin Sami nin Osmanlıca diye bir dilin olmadığı tezini ortaya atması medreseliler tarafından büyük bir tepki ile karşılanır Bu şekilde başlayan ilk kıvılcım Ta lim i Edebiyat ın da basında görülmesiyle şiddetini iyice artırır Osmanlıca nın varlığını savunan Hacı İbrahim Efendi meseleyi dînî açıdan ele alarak Arapça nın dînî ilmî lisanımız olması dilimizin dayanağının Arapça oluşunun yanında Halifeliğin dayanağının dahi Kur ân ı Kerîm olduğu fikrini öne sürer Kemâl Paşazâde Sait ise Osmanlıca diye bir dilin olmadığını zirâ sözü edilen dilin Türkçe olduğu tezini öne sürerek Şemsettin Sâmi nin görüşüne destek verir Dil üzerine olan bu tartışmalarda Kemâl P Said in dışında devrin ünlülerinden Ahmet M Efendi R Ekrem N Kemâl A Hâmit Sâmi P Sezâi E Tevfik A Süreyyâ Nüzhet Ortanca Macit Paşa M Nâci ve Ali Sedâd ın yanı başında irili ufaklı yazar yer alır Sonlara doğru Türkçe nin varlığı veyâ yokluğu ile Arapça kelimelerden soyutlanan Türkçe nin ilim dili olamayacağı Osmanlıca imlâ için Fransızca dan sesli harflerin alınması gerektiği mevcut alfabenin yetersizliği bunun yerine Ermeni yada Latin Alfabesinin alınması yolunda ortaya atılan yeni bir teklif ortalığı karıştırır Tanıtım Bülteninden Baskı Yılı 2015 Dili Türkçe Yayınevi Akçağ Yayınları

Akçağ Yayınları
Medrese eğitiminin çöktüğü cemiyetin başka arayışlar içine girdiği sırada Batı tarzı mektepler ön plana çıkar Artık medreseden kaçış başlamıştır 1860 18701i yıllar Türkiye si üniversitelerin Galatasaray gibi Batı tarzı yeni mekteplerin ortaya çıktığı devredir Bu devrede yeni bir arayış içine giren aydın kitle ilk etapta çöken kurumlara taze kan aramaya başlar Bunun ilk başlama noktasının eğitim kurumları olması da tabiidir Bu kurumlarda karşılaşılan ilk zorluk ise Osmanlıcanın imlâsı meselesi olur Çünkü bu dilin elde mevcut ne belli bir yazım kuralı nede lügati vardır Ayrıca Cevdet Paşa nın Belâgat ı Osmaniye sinin ortaya çıkışı ile Şemseddin Sami nin Osmanlıca diye bir dilin olmadığı tezini ortaya atması medreseliler tarafından büyük bir tepki ile karşılanır Bu şekilde başlayan ilk kıvılcım a lim i Edebiyatın da basında görülmesiyle şiddetini iyice artırır Osmanlıcanın varlığını savunan Hacı İbrahim Efendi meseleyi dînî açıdan ele alarak Arapçanın dînî ilmî lisanımız olması dilimizin dayanağının Arapça oluşunun yanında Halifeliğin dayanağının dahi Kur ân ı Kerîm olduğu fikrini öne sürer Kemâl Paşazade Sait ise Osmanlıca diye bir dilin olmadığını Zirâ sözü edilen dilin Türkçe olduğu tezini öne sürerek Şemsettin Sami nin görüşüne destek verir Dil üzerine olan bu tartışmalarda Kemâl R Said in dışında devrin ünlülerinden Ahmet Efendi R Ekrem N Kemâl A Hâmit Sami R Sezai E Tevfik A Süreyya Nüzhet Ortanca Macit Paşa M Naci ve Ali Sedâd ın yanı başında irili ufaklı yazaryer alır Sonlara doğru Türkçenin varlığı veya yokluğu ile Arapça kelimelerden soyutlanan Türkçenin ilim dili olamayacağı Osmanlıca imlâ için Fransızcadan sesli harflerin alınması gerektiği mevcut alfabenin yetersizliği bunun yerine Ermeni ya da Latin Alfabesinin alınması yolunda ortaya atılan yeni bir teklif ortalığı karıştırır

Akçağ Yayınları
Medrese eğitiminin çöktüğü cemiyetin başka arayışlar içine girdiği sırada Batı tarzı mektepler ön plana çıkar Artık medreseden kaçış başlamıştır 1860 1870 li yıllar Türkiyesi üniversitelerin Galatasaray gibi Batı tarzı yeni mekteplerin ortaya çıktığı devredir Bu devrede yeni bir arayış içine giren aydın kitle ilk etapta çöken kurumlara taze kan aramaya başlar Bunun ilk başlama noktasının eğitim kurumları olması da tabiidir Bu kurumlarda karşılaşılan ilk zorluk ise Osmanlıca nın imlâsı meselesi olur Çünkü bu dilin elde mevcut ne belli bir yazım kuralı ne de lugatı vardır Ayrıca Cevdet Paşa nın Belâgat ı Osmaniye sinin ortaya çıkışı ile Şemseddin Sami nin Osmanlıca diye bir dilin olmadığı tezini ortaya atması medreseliler tarafından büyük bir tepki ile karşılanır Bu şekilde başlayan ilk kıvılcım Ta lim i Edebiyat ın da basında görülmesiyle şiddetini iyice artırır Osmanlıca nın varlığını savunan Hacı İbrahim Efendi meseleyi dînî açıdan ele alarak Arapça nın dînî ilmî lisanımız olması dilimizin dayanağının Arapça oluşunun yanında Halifeliğin dayanağının dahi Kur ân ı Kerîm olduğu fikrini öne sürer Kemâl Paşazâde Sait ise Osmanlıca diye bir dilin olmadığını zirâ sözü edilen dilin Türkçe olduğu tezini öne sürerek Şemsettin Sâmi nin görüşüne destek verir Dil üzerine olan bu tartışmalarda Kemâl P Said in dışında devrin ünlülerinden Ahmet M Efendi R Ekrem N Kemâl A Hâmit Sâmi P Sezâi E Tevfik A Süreyyâ Nüzhet Ortanca Macit Paşa M Nâci ve Ali Sedâd ın yanı başında irili ufaklı yazar yer alır Sonlara doğru Türkçe nin varlığı veyâ yokluğu ile Arapça kelimelerden soyutlanan Türkçe nin ilim dili olamayacağı Osmanlıca imlâ için Fransızca dan sesli harflerin alınması gerektiği mevcut alfabenin yetersizliği bunun yerine Ermeni yada Latin Alfabesinin alınması yolunda ortaya atılan yeni bir teklif ortalığı karıştırır

Akçağ Yayınları
Medrese eğitiminin çöktüğü cemiyetin başka arayışlar içine girdiği sırada Batı tarzı mektepler ön plana çıkar Artık medreseden kaçış başlamıştır 1860 1870 li yıllar Türkiyesi üniversitelerin Galatasaray gibi Batı tarzı yeni mekteplerin ortaya çıktığı devredir Bu devrede yeni bir arayış içine giren aydın kitle ilk etapta çöken kurumlara taze kan aramaya başlar Bunun ilk başlama noktasının eğitim kurumları olması da tabiidir Bu kurumlarda karşılaşılan ilk zorluk ise Osmanlıca nın imlâsı meselesi olur Çünkü bu dilin elde mevcut ne belli bir yazım kuralı ne de lugatı vardır Ayrıca Cevdet Paşa nın Belâgat ı Osmaniye sinin ortaya çıkışı ile Şemseddin Sami nin Osmanlıca diye bir dilin olmadığı tezini ortaya atması medreseliler tarafından büyük bir tepki ile karşılanır Bu şekilde başlayan ilk kıvılcım Ta lim i Edebiyat ın da basında görülmesiyle şiddetini iyice artırır Osmanlıca nın varlığını savunan Hacı İbrahim Efendi meseleyi dînî açıdan ele alarak Arapça nın dînî ilmî lisanımız olması dilimizin dayanağının Arapça oluşunun yanında Halifeliğin dayanağının dahi Kur ân ı Kerîm olduğu fikrini öne sürer Kemâl Paşazâde Sait ise Osmanlıca diye bir dilin olmadığını zirâ sözü edilen dilin Türkçe olduğu tezini öne sürerek Şemsettin Sâmi nin görüşüne destek verir Dil üzerine olan bu tartışmalarda Kemâl P Said in dışında devrin ünlülerinden Ahmet M Efendi R Ekrem N Kemâl A Hâmit Sâmi P Sezâi E Tevfik A Süreyyâ Nüzhet Ortanca Macit Paşa M Nâci ve Ali Sedâd ın yanı başında irili ufaklı yazar yer alır Sonlara doğru Türkçe nin varlığı veyâ yokluğu ile Arapça kelimelerden soyutlanan Türkçe nin ilim dili olamayacağı Osmanlıca imlâ için Fransızca dan sesli harflerin alınması gerektiği mevcut alfabenin yetersizliği bunun yerine Ermeni yada Latin Alfabesinin alınması yolunda ortaya atılan yeni bir teklif ortalığı karıştırır

Akçağ Yayınları - Ders Kitapları
Medrese eğitiminin çöktüğü cemiyetin başka arayışlar içine girdiği sırada Batı tarzı mektepler ön plana çıkar Artık medreseden kaçış başlamıştır 1860 1870 li yıllar Türkiyesi üniversitelerin Galatasaray gibi Batı tarzı yeni mekteplerin ortaya çıktığı devredir Bu devrede yeni bir arayış içine giren aydın kitle ilk etapta çöken kurumlara taze kan aramaya başlar Bunun ilk başlama noktasının eğitim kurumları olması da tabiidir Bu kurumlarda karşılaşılan ilk zorluk ise Osmanlıca nın imlâsı meselesi olur Çünkü bu dilin elde mevcut ne belli bir yazım kuralı ne de lugatı vardır Ayrıca Cevdet Paşa nın Belâgat ı Osmaniye sinin ortaya çıkışı ile Şemseddin Sami nin Osmanlıca diye bir dilin olmadığı tezini ortaya atması medreseliler tarafından büyük bir tepki ile karşılanır Bu şekilde başlayan ilk kıvılcım Ta lim i Edebiyat ın da basında görülmesiyle şiddetini iyice artırır Osmanlıca nın varlığını savunan Hacı İbrahim Efendi meseleyi dînî açıdan ele alarak Arapça nın dînî ilmî lisanımız olması dilimizin dayanağının Arapça oluşunun yanında Halifeliğin dayanağının dahi Kur ân ı Kerîm olduğu fikrini öne sürer Kemâl Paşazâde Sait ise Osmanlıca diye bir dilin olmadığını zirâ sözü edilen dilin Türkçe olduğu tezini öne sürerek Şemsettin Sâmi nin görüşüne destek verir Dil üzerine olan bu tartışmalarda Kemâl P Said in dışında devrin ünlülerinden Ahmet M Efendi R Ekrem N Kemâl A Hâmit Sâmi P Sezâi E Tevfik A Süreyyâ Nüzhet Ortanca Macit Paşa M Nâci ve Ali Sedâd ın yanı başında irili ufaklı yazar yer alır Sonlara doğru Türkçe nin varlığı veyâ yokluğu ile Arapça kelimelerden soyutlanan Türkçe nin ilim dili olamayacağı Osmanlıca imlâ için Fransızca dan sesli harflerin alınması gerektiği mevcut alfabenin yetersizliği bunun yerine Ermeni yada Latin Alfabesinin alınması yolunda ortaya atılan yeni bir teklif ortalığı karıştırır

Akçağ Yayınları
Medrese eğitiminin çöktüğü cemiyetin başka arayışlar içine girdiği sırada Batı tarzı mektepler ön plana çıkar Artık medreseden kaçış başlamıştır 1860 1870 li yıllar Türkiyesi üniversitelerin Galatasaray gibi Batı tarzı yeni mekteplerin ortaya çıktığı devredir Bu devrede yeni bir arayış içine giren aydın kitle ilk etapta çöken kurumlara taze kan aramaya başlar Bunun ilk başlama noktasının eğitim kurumları olması da tabiidir Bu kurumlarda karşılaşılan ilk zorluk ise Osmanlıca nın imlâsı meselesi olur Çünkü bu dilin elde mevcut ne belli bir yazım kuralı ne de lugatı vardır Ayrıca Cevdet Paşa nın Belâgat ı Osmaniye sinin ortaya çıkışı ile Şemseddin Sami nin Osmanlıca diye bir dilin olmadığı tezini ortaya atması medreseliler tarafından büyük bir tepki ile karşılanır Bu şekilde başlayan ilk kıvılcım Ta lim i Edebiyat ın da basında görülmesiyle şiddetini iyice artırır Osmanlıca nın varlığını savunan Hacı İbrahim Efendi meseleyi dînî açıdan ele alarak Arapça nın dînî ilmî lisanımız olması dilimizin dayanağının Arapça oluşunun yanında Halifeliğin dayanağının dahi Kur ân ı Kerîm olduğu fikrini öne sürer Kemâl Paşazâde Sait ise Osmanlıca diye bir dilin olmadığını zirâ sözü edilen dilin Türkçe olduğu tezini öne sürerek Şemsettin Sâmi nin görüşüne destek verir Dil üzerine olan bu tartışmalarda Kemâl P Said in dışında devrin ünlülerinden Ahmet M Efendi R Ekrem N Kemâl A Hâmit Sâmi P Sezâi E Tevfik A Süreyyâ Nüzhet Ortanca Macit Paşa M Nâci ve Ali Sedâd ın yanı başında irili ufaklı yazar yer alır Sonlara doğru Türkçe nin varlığı veyâ yokluğu ile Arapça kelimelerden soyutlanan Türkçe nin ilim dili olamayacağı Osmanlıca imlâ için Fransızca dan sesli harflerin alınması gerektiği mevcut alfabenin yetersizliği bunun yerine Ermeni yada Latin Alfabesinin alınması yolunda ortaya atılan yeni bir teklif ortalığı karıştırır

Akçağ Basım Yayım Pazarlama
Medrese eğitiminin çöktüğü cemiyetin başka arayışlar içine girdiği sırada Batı tarzı mektepler ön plana çıkar Artık medreseden kaçış başlamıştır 1860 1870 li yıllar Türkiyesi üniversitelerin Galatasaray gibi Batı tarzı yeni mekteplerin ortaya çıktığı devredir Bu devrede yeni bir arayış içine giren aydın kitle ilk etapta çöken kurumlara taze kan aramaya başlar Bunun ilk başlama noktasının eğitim kurumları olması da tabiidir Bu kurumlarda karşılaşılan ilk zorluk ise Osmanlıca nın imlâsı meselesi olur Çünkü bu dilin elde mevcut ne belli bir yazım kuralı ne de lugatı vardır Ayrıca Cevdet Paşa nın Belâgat ı Osmaniye sinin ortaya çıkışı ile Şemseddin Sami nin Osmanlıca diye bir dilin olmadığı tezini ortaya atması medreseliler tarafından büyük bir tepki ile karşılanır Bu şekilde başlayan ilk kıvılcım Ta lim i Edebiyat ın da basında görülmesiyle şiddetini iyice artırır Osmanlıca nın varlığını savunan Hacı İbrahim Efendi meseleyi dînî açıdan ele alarak Arapça nın dînî ilmî lisanımız olması dilimizin dayanağının Arapça oluşunun yanında Halifeliğin dayanağının dahi Kur ân ı Kerîm olduğu fikrini öne sürer Kemâl Paşazâde Sait ise Osmanlıca diye bir dilin olmadığını zirâ sözü edilen dilin Türkçe olduğu tezini öne sürerek Şemsettin Sâmi nin görüşüne destek verir Dil üzerine olan bu tartışmalarda Kemâl P Said in dışında devrin ünlülerinden Ahmet M Efendi R Ekrem N Kemâl A Hâmit Sâmi P Sezâi E Tevfik A Süreyyâ Nüzhet Ortanca Macit Paşa M Nâci ve Ali Sedâd ın yanı başında irili ufaklı yazar yer alır Sonlara doğru Türkçe nin varlığı veyâ yokluğu ile Arapça kelimelerden soyutlanan Türkçe nin ilim dili olamayacağı Osmanlıca imlâ için Fransızca dan sesli harflerin alınması gerektiği mevcut alfabenin yetersizliği bunun yerine Ermeni yada Latin Alfabesinin alınması yolunda ortaya atılan yeni bir teklif ortalığı karıştırır

Akçağ Yayınları
Medrese eğitiminin çöktüğü cemiyetin başka arayışlar içine girdiği sırada Batı tarzı mektepler ön plana çıkar Artık medreseden kaçış başlamıştır 1860 1870 li yıllar Türkiyesi üniversitelerin Galatasaray gibi Batı tarzı yeni mekteplerin ortaya çıktığı devredir img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img