Gençlik — Tove Ditlevsen

Gençlik
Tove DitlevsenMONOKL YAYINLARI
Gençlik
Tove DitlevsenKendi kendime sarılıyorum genç ve sağlıklı olduğuma seviniyorum Yoksa gençliğim sadece bir yokluk bir an evvel geride bırakmak istediğim bir engel 1976 yılında henüz elli sekiz yaşındayken intihar eden Tove Ditlevsen işçi sınıfından bir ailenin kızıydı dört defa evlendi hayatı boyunca bağımlılık dahil birçok psikolojik rahatsızlıkla mücadele etti Uluslararası üne ölümünden sonra ulaşan Ditlevsen in Çocukluk Gençlik ve Bağımlılık kitaplarından oluşan Kopenhag Üçlemesi bir itiraflar silsilesinden çok daha fazlası kalabalıkta yanından geçip gitmiş olabileceğiniz inişli çıkışlı bir hayatın yankısı Avrupa savaşın içine sürüklenmekte Naziler gitgide daha da güçlenmekte Kopenhag da şairlik hayalleriyle yaşayan Tove ise bu keşmekeşte bağımsızlığı arzuluyor kendisine ait kılabileceği bir kişisel alanı Ama önce işe girmesi tiyatro grubunda yerini bulması ev ekonomisine katkıda bulunması tacizci adamlardan kurtulması yöneticilerine katlanması lazım Tove Ditlevsen den Gençlik hassas ama yeteneklerine güvenen bir şairin hayalleri ile gerçek hayat arasındaki mesafeyi katedişinin yetişkinliğe adım atışının hikâyesi Yazdıklarının yüceliği çözülemez bir gizem hissi veriyor Çok uzaklarda ve yükseklerde Rachel Kushner Salon Mars ın yazarı Ditlevsen i okuma deneyimi altüst edici sanki Ditlevsen kafanızın içine girip tüm eşyaların yerini değiştirmiş gibi Deborah Eisenberg The New York Review of Books

Monokl
Eve dönerken hep bebek arabalarının içine göz atıyorum çünkü fırfırlı yastıklara avuç içlerini yaslayarak uyuyan bebeklere bakmaya bayılıyorum Bir şekilde hislerini açığa vuran insanlara da bakmayı seviyorum Çocuklarını okşayan annelere bakmayı seviyorum ve el ele yürüyen birbirlerine apaçık âşık olan genç bir çifti takip edip yolumu uzatmaktan üşenmiyorum Bana hazin bir mutluluk ve gelecek için belirsiz bir umut veriyor bunlar Yalnızlığı aile ve akrabadan tamamen yoksun olmayı bir çatı katında tek bir mumu kâğıdın üstünden haşırdayarak geçen bir kalemi ve şimdilik yüzü ve ismi benden saklı bir adamı düşünüyorum Ölüm bir zamanlar zannettiğim gibi yumuşak bir kendinden geçiş değil Zalim iğrenç ve pis kokulu Kendi kendime sarılıyorum genç ve sağlıklı olduğuma seviniyorum Yoksa gençliğim sadece bir yokluk bir an evvel geride bırakmak istediğim bir engel Tove Ditlevsen Tove Ditlevsen Kopenhag Üçlemesi ile dünyada kadın edebiyatının ve Ferrante ve Knausgaard ın ardından da otobiyografik anlatının yeni simgesi haline geldi Ne Dediler Dışlanmış olanların kendilerinden bir şeyler bulabileceği olağanüstü bir hikâye Patti Smith Büyük edebiyat nasıl yapılır işte örneği A Klas Üçleme muazzam bir yeteneğinin ürünü Parul Sehgal The New York Times Ditlevsen i okuma deneyimi altüst edici sanki Ditlevsen kafanızın içine girip tüm eşyaların yerini değiştirmiş gibi Deborah Eisenberg The New York Review of Books Kopenhag Üçlemesi bir başyapıt özel bir boşluğu dolduruyor Sanki yitip gitmiş birisinin çekmesinde bulunan değerli bir hazine gibi ya da çorapların yahut eski fotoğrafların arasına saklanmış gizli bir zula gibi Megan O Grady The New York Times Book Review Bağımlılığa ve deliliğe usul usul kapılıp gitmek Ditlevsen Sam Sacks The Wall Street Journal Ditlevsen bize çaresiz ve edilgen olduğunu anlatıp duruyor Ama kitabı güzel kılan tam da onun hiç de çaresiz ve edilgen olmaması John Powers NPR Yazısının büyüklüğü çözülmemiş bir gizem olmasına dayanıyor hem çözülmemiş hem de çözülüp gitmiş Rachel Kushner author ofThe Mars Room Sanki yüz yıllık bir kristal gibi Ditlevsen in kitabı seçkin ve şeffaf küçük çarpıklıklarla ve el değmemiş bir güzellikle parıldıyor Hannah Kofman Los Angeles Review of Books Bu yıl okuduğum en iyi kitaplar bu üçlemeden Hepsi de küçük bir hançer gibi bir kez içe işledi mi işlerini bitirmeden içinizden çıkmıyorlar John Self New Statesman Hem Elena Ferrante nin Napoli Romanları hem de Ditlevsen nin Kopenhag Üçlemesi büyük bir cesaret ve parıltılı bir öznellikle dönemi tasvir ediyor işçi sınıfının mahallerinde büyüyen kitap tutkunu kızlar 1930 ların Kopenhag ı ya da 1950 lerin Napoli si ikisi de aynı Ama estetik açıdan Ditlevsen in kitabı çok daha ilginç Sanki balçığı temizlenmiş bir kristal gibi Lucasta Miller The Times Literary Supplement Tanıtım Bülteninden

MONOKL
Eve dönerken hep bebek arabalarının içine göz atıyorum çünkü fırfırlı yastıklara avuç içlerini yaslayarak uyuyan bebeklere bakmaya bayılıyorum Bir şekilde hislerini açığa vuran insanlara da bakmayı seviyorum Çocuklarını okşayan annelere bakmayı seviyorum ve el ele yürüyen birbirlerine apaçık âşık olan genç bir çifti takip edip yolumu uzatmaktan üşenmiyorum Yayınevi MONOKL Yazar TOVE DITLEVSEN Sayfa Sayısı 127 SAYFA Yıl 2023

MonoKL Yayınları
Tove Ditlevsen Kopenhag Üçlemesi ile dünyada kadın edebiyatının ve Ferrante ve Knausgaard ın ardından da otobiyografik anlatının yeni simgesi haline geldi Ne Dediler Dışlanmış olanların kendilerinden bir şeyler bulabileceği olağanüstü bir hikâye Patti Smith Büyük edebiyat nasıl yapılır işte örneği A Klas Üçleme muazzam bir yeteneğinin ürünü Parul Sehgal The New York Times Ditlevsen i okuma deneyimi altüst edici sanki Ditlevsen kafanızın içine girip tüm eşyaların yerini değiştirmiş gibi Deborah Eisenberg The New York Review of Books Kopenhag Üçlemesi bir başyapıt özel bir boşluğu dolduruyor Sanki yitip gitmiş birisinin çekmesinde bulunan değerli bir hazine gibi ya da çorapların yahut eski fotoğrafların arasına saklanmış gizli bir zula gibi Megan O Grady The New York Times Book Review Bağımlılığa ve deliliğe usul usul kapılıp gitmek Ditlevsen Sam Sacks The Wall Street Journal Ditlevsen bize çaresiz ve edilgen olduğunu anlatıp duruyor Ama kitabı güzel kılan tam da onun hiç de çaresiz ve edilgen olmaması John Powers NPR Yazısının büyüklüğü çözülmemiş bir gizem olmasına dayanıyor hem çözülmemiş hem de çözülüp gitmiş Rachel Kushner author of The Mars Room Sanki yüz yıllık bir kristal gibi Ditlevsen in kitabı seçkin ve şeffaf küçük çarpıklıklarla ve el değmemiş bir güzellikle parıldıyor Hannah Kofman Los Angeles Review of Books Bu yıl okuduğum en iyi kitaplar bu üçlemeden Hepsi de küçük bir hançer gibi bir kez içe işledi mi işlerini bitirmeden içinizden çıkmıyorlar John Self New Statesman Hem Elena Ferrante nin Napoli Romanları hem de Ditlevsen nin Kopenhag Üçlemesi büyük bir cesaret ve parıltılı bir öznellikle dönemi tasvir ediyor işçi sınıfının mahallerinde büyüyen kitap tutkunu kızlar 1930 ların Kopenhag ı ya da 1950 lerin Napoli si ikisi de aynı Ama estetik açıdan Ditlevsen in kitabı çok daha ilginç Sanki balçığı temizlenmiş bir kristal gibi Lucasta Miller The Times Literary Supplement Eve dönerken hep bebek arabalarının içine göz atıyorum çünkü fırfırlı yastıklara avuç içlerini yaslayarak uyuyan bebeklere bakmaya bayılıyorum Bir şekilde hislerini açığa vuran insanlara da bakmayı seviyorum Çocuklarını okşayan annelere bakmayı seviyorum ve el ele yürüyen birbirlerine apaçık âşık olan genç bir çifti takip edip yolumu uzatmaktan üşenmiyorum Bana hazin bir mutluluk ve gelecek için belirsiz bir umut veriyor bunlar Yalnızlığı aile ve akrabadan tamamen yoksun olmayı bir çatı katında tek bir mumu kâğıdın üstünden haşırdayarak geçen bir kalemi ve şimdilik yüzü ve ismi benden saklı bir adamı düşünüyorum Ölüm bir zamanlar zannettiğim gibi yumuşak bir kendinden geçiş değil Zalim iğrenç ve pis kokulu Kendi kendime sarılıyorum genç ve sağlıklı olduğuma seviniyorum Yoksa gençliğim sadece bir yokluk bir an evvel geride bırakmak istediğim bir engel Tove Ditlevsen

MonoKL
Tove Ditlevsen tarafından kaleme alınan Gençlik MonoKL eseri olarak okurlarla buluşuyor Gençlik Tove Ditlevsen Kitap Özeti Eve dönerken hep bebek arabalarının içine göz atıyorum çünkü fırfırlı yastıklara avuç içlerini yaslayarak uyuyan bebeklere bakmaya bayılıyorum Bir şekilde hislerini açığa vuran insanlara da bakmayı seviyorum Çocuklarını okşayan annelere bakmayı seviyorum ve el ele yürüyen birbirlerine apaçık âşık olan genç bir çifti takip edip yolumu uzatmaktan üşenmiyorum Bana hazin bir mutluluk ve gelecek için belirsiz bir umut veriyor bunlar Yalnızlığı aile ve akrabadan tamamen yoksun olmayı bir çatı katında tek bir mumu kâğıdın üstünden haşırdayarak geçen bir kalemi ve şimdilik yüzü ve ismi benden saklı bir adamı düşünüyorum Ölüm bir zamanlar zannettiğim gibi yumuşak bir kendinden geçiş değil Zalim iğrenç ve pis kokulu Kendi kendime sarılıyorum genç ve sağlıklı olduğuma seviniyorum Yoksa gençliğim sadece bir yokluk bir an evvel geride bırakmak istediğim bir engel Tove Ditlevsen Tove Ditlevsen Kopenhag Üçlemesi ile dünyada kadın edebiyatının ve Ferrante ve Knausgaard ın ardından da otobiyografik anlatının yeni simgesi haline geldi Ne Dediler Dışlanmış olanların kendilerinden bir şeyler bulabileceği olağanüstü bir hikâye Patti Smith Büyük edebiyat nasıl yapılır işte örneği A Klas Üçleme muazzam bir yeteneğinin ürünü Parul Sehgal The New York Times Ditlevsen i okuma deneyimi altüst edici sanki Ditlevsen kafanızın içine girip tüm eşyaların yerini değiştirmiş gibi Deborah Eisenberg The New York Review of Books Kopenhag Üçlemesi bir başyapıt özel bir boşluğu dolduruyor Sanki yitip gitmiş birisinin çekmesinde bulunan değerli bir hazine gibi ya da çorapların yahut eski fotoğrafların arasına saklanmış gizli bir zula gibi Megan O Grady The New York Times Book Review Bağımlılığa ve deliliğe usul usul kapılıp gitmek Ditlevsen Sam Sacks The Wall Street Journal Ditlevsen bize çaresiz ve edilgen olduğunu anlatıp duruyor Ama kitabı güzel kılan tam da onun hiç de çaresiz ve edilgen olmaması John Powers NPR Yazısının büyüklüğü çözülmemiş bir gizem olmasına dayanıyor hem çözülmemiş hem de çözülüp gitmiş Rachel Kushner author of The Mars Room Sanki yüz yıllık bir kristal gibi Ditlevsen in kitabı seçkin ve şeffaf küçük çarpıklıklarla ve el değmemiş bir güzellikle parıldıyor Hannah Kofman Los Angeles Review of Books Bu yıl okuduğum en iyi kitaplar bu üçlemeden Hepsi de küçük bir hançer gibi bir kez içe işledi mi işlerini bitirmeden içinizden çıkmıyorlar John Self New Statesman Hem Elena Ferrante nin Napoli Romanları hem de Ditlevsen nin Kopenhag Üçlemesi büyük bir cesaret ve parıltılı bir öznellikle dönemi tasvir ediyor işçi sınıfının mahallerinde büyüyen kitap tutkunu kızlar 1930 ların Kopenhag ı ya da 1950 lerin Napoli si ikisi de aynı Ama estetik açıdan Ditlevsen in kitabı çok daha ilginç Sanki balçığı temizlenmiş bir kristal gibi Lucasta Miller The Times Literary Supplement Yayınevi MonoKL Yazar Tove Ditlevsen Sayfa 128 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Kasım 2021 Barkod 9786057072221 Kategori Araştırma İnceleme Referans Diğer Ülke Edebiyatları

MONOKL
Eve dönerken hep bebek arabalarının içine göz atıyorum çünkü fırfırlı yastıklara avuç içlerini yaslayarak uyuyan bebeklere bakmaya bayılıyorum Bir şekilde hislerini açığa vuran insanlara da bakmayı seviyorum Çocuklarını okşayan annelere bakmayı seviyorum ve el ele yürüyen birbirlerine apaçık âşık olan genç bir çifti takip edip yolumu uzatmaktan üşenmiyorum Bana hazin bir mutluluk ve gelecek için belirsiz bir umut veriyor bunlar Yalnızlığı aile ve akrabadan tamamen yoksun olmayı bir çatı katında tek bir mumu kâğıdın üstünden haşırdayarak geçen bir kalemi ve şimdilik yüzü ve ismi benden saklı bir adamı düşünüyorum Ölüm bir zamanlar zannettiğim gibi yumuşak bir kendinden geçiş değil Zalim iğrenç ve pis kokulu Kendi kendime sarılıyorum genç ve sağlıklı olduğuma seviniyorum Yoksa gençliğim sadece bir yokluk bir an evvel geride bırakmak istediğim bir engel Tove Ditlevsen Tove Ditlevsen Kopenhag Üçlemesi ile dünyada kadın edebiyatının ve Ferrante ve Knausgaard ın ardından da otobiyografik anlatının yeni simgesi haline geldi Ne Dediler Dışlanmış olanların kendilerinden bir şeyler bulabileceği olağanüstü bir hikâye Patti Smith Büyük edebiyat nasıl yapılır işte örneği A Klas Üçleme muazzam bir yeteneğinin ürünü Parul Sehgal The New York Times Ditlevsen i okuma deneyimi altüst edici sanki Ditlevsen kafanızın içine girip tüm eşyaların yerini değiştirmiş gibi Deborah Eisenberg The New York Review of Books Kopenhag Üçlemesi bir başyapıt özel bir boşluğu dolduruyor Sanki yitip gitmiş birisinin çekmesinde bulunan değerli bir hazine gibi ya da çorapların yahut eski fotoğrafların arasına saklanmış gizli bir zula gibi Megan O Grady The New York Times Book Review Bağımlılığa ve deliliğe usul usul kapılıp gitmek Ditlevsen Sam Sacks The Wall Street Journal Ditlevsen bize çaresiz ve edilgen olduğunu anlatıp duruyor Ama kitabı güzel kılan tam da onun hiç de çaresiz ve edilgen olmaması John Powers NPR Yazısının büyüklüğü çözülmemiş bir gizem olmasına dayanıyor hem çözülmemiş hem de çözülüp gitmiş Rachel Kushner author ofThe Mars Room Sanki yüz yıllık bir kristal gibi Ditlevsen in kitabı seçkin ve şeffaf küçük çarpıklıklarla ve el değmemiş bir güzellikle parıldıyor Hannah Kofman Los Angeles Review of Books Bu yıl okuduğum en iyi kitaplar bu üçlemeden Hepsi de küçük bir hançer gibi bir kez içe işledi mi işlerini bitirmeden içinizden çıkmıyorlar John Self New Statesman Hem Elena Ferrante nin Napoli Romanları hem de Ditlevsen nin Kopenhag Üçlemesi büyük bir cesaret ve parıltılı bir öznellikle dönemi tasvir ediyor işçi sınıfının mahallerinde büyüyen kitap tutkunu kızlar 1930 ların Kopenhag ı ya da 1950 lerin Napoli si ikisi de aynı Ama estetik açıdan Ditlevsen in kitabı çok daha ilginç Sanki balçığı temizlenmiş bir kristal gibi Lucasta Miller The Times Literary Supplement

MonoKL
çev. Tamer, Leyla
Eve dönerken hep bebek arabalarının içine göz atıyorum çünkü fırfırlı yastıklara avuç içlerini yaslayarak uyuyan bebeklere bakmaya bayılıyorum Bir şekilde hislerini açığa vuran insanlara da bakmayı seviyorum Çocuklarını okşayan annelere bakmayı seviyorum ve el ele yürüyen birbirlerine apaçık âşık olan genç bir çifti takip edip yolumu uzatmaktan üşenmiyorum Bana hazin bir mutluluk ve gelecek için belirsiz bir umut veriyor bunlar Yalnızlığı aile ve akrabadan tamamen yoksun olmayı bir çatı katında tek bir mumu kâğıdın üstünden haşırdayarak geçen bir kalemi ve şimdilik yüzü ve ismi benden saklı bir adamı düşünüyorum Ölüm bir zamanlar zannettiğim gibi yumuşak bir kendinden geçiş değil Zalim iğrenç ve pis kokulu Kendi kendime sarılıyorum genç ve sağlıklı olduğuma seviniyorum Yoksa gençliğim sadece bir yokluk bir an evvel geride bırakmak istediğim bir engel Tove Ditlevsen Tove Ditlevsen Kopenhag Üçlemesi ile dünyada kadın edebiyatının ve Ferrante ve Knausgaard ın ardından da otobiyografik anlatının yeni simgesi haline geldi Ne Dediler Dışlanmış olanların kendilerinden bir şeyler bulabileceği olağanüstü bir hikâye Patti Smith Büyük edebiyat nasıl yapılır işte örneği A Klas Üçleme muazzam bir yeteneğin ürünü Parul Sehgal The New York Times Ditlevsen i okuma deneyimi altüst edici sanki Ditlevsen kafanızın içine girip tüm eşyaların yerini değiştirmiş gibi Deborah Eisenberg The New York Review of Books Kopenhag Üçlemesi bir başyapıt özel bir boşluğu dolduruyor Sanki yitip gitmiş birisinin çekmecesinde bulunan değerli bir hazine gibi ya da çorapların yahut eski fotoğrafların arasına saklanmış gizli bir zula gibi Megan O Grady The New York Times Book Review Bağımlılığa ve deliliğe usul usul kapılıp gitmek Ditlevsen Sam Sacks The Wall Street Journal Ditlevsen bize çaresiz ve edilgen olduğunu anlatıp duruyor Ama kitabı güzel kılan tam da onun hiç de çaresiz ve edilgen olmaması John Powers NPR Yazısının büyüklüğü çözülmemiş bir gizem olmasına dayanıyor hem çözülmemiş hem de çözülüp gitmiş Rachel Kushner author of The Mars Room Sanki yüz yıllık bir kristal gibi Ditlevsen in kitabı seçkin ve şeffaf küçük çarpıklıklarla ve el değmemiş bir güzellikle parıldıyor Hannah Kofman Los Angeles Review of Books Bu yıl okuduğum en iyi kitaplar bu üçlemeden Hepsi de küçük bir hançer gibi bir kez içe işledi mi işlerini bitirmeden içinizden çıkmıyorlar John Self New Statesman Hem Elena Ferrante nin Napoli Romanları hem de Ditlevsen in Kopenhag Üçlemesi büyük bir cesaret ve parıltılı bir öznellikle dönemi tasvir ediyor işçi sınıfının mahallelerinde büyüyen kitap tutkunu kızlar 1930 ların Kopenhag ı ya da 1950 lerin Napoli si ikisi de aynı Ama estetik açıdan Ditlevsen in kitabı çok daha ilginç Sanki balçığı temizlenmiş bir kristal gibi Lucasta Miller The Times Literary Supplement

MonoKL Yayınları
Tove Ditlevsen Kopenhag Üçlemesi ile dünyada kadın edebiyatının ve Ferrante ve Knausgaard ın ardından da otobiyografik anlatının yeni simgesi haline geldi Ne Dediler Dışlanmış olanların kendilerinden bir şeyler bulabileceği olağanüstü bir hikâye Patti Smith Büyük edebiyat nasıl yapılır işte örneği A Klas Üçleme muazzam bir yeteneğinin ürünü Parul Sehgal The New York Times Ditlevsen i okuma deneyimi altüst edici sanki Ditlevsen kafanızın içine girip tüm eşyaların yerini değiştirmiş gibi Deborah Eisenberg The New York Review of Books Kopenhag Üçlemesi bir başyapıt özel bir boşluğu dolduruyor Sanki yitip gitmiş birisinin çekmesinde bulunan değerli bir hazine gibi ya da çorapların yahut eski fotoğrafların arasına saklanmış gizli bir zula gibi Megan O Grady The New York Times Book Review Bağımlılığa ve deliliğe usul usul kapılıp gitmek Ditlevsen Sam Sacks The Wall Street Journal Ditlevsen bize çaresiz ve edilgen olduğunu anlatıp duruyor Ama kitabı güzel kılan tam da onun hiç de çaresiz ve edilgen olmaması John Powers NPR Yazısının büyüklüğü çözülmemiş bir gizem olmasına dayanıyor hem çözülmemiş hem de çözülüp gitmiş Rachel Kushner author of The Mars Room Sanki yüz yıllık bir kristal gibi Ditlevsen in kitabı seçkin ve şeffaf küçük çarpıklıklarla ve el değmemiş bir güzellikle parıldıyor Hannah Kofman Los Angeles Review of Books Bu yıl okuduğum en iyi kitaplar bu üçlemeden Hepsi de küçük bir hançer gibi bir kez içe işledi mi işlerini bitirmeden içinizden çıkmıyorlar John Self New Statesman Hem Elena Ferrante nin Napoli Romanları hem de Ditlevsen nin Kopenhag Üçlemesi büyük bir cesaret ve parıltılı bir öznellikle dönemi tasvir ediyor işçi sınıfının mahallerinde büyüyen kitap tutkunu kızlar 1930 ların Kopenhag ı ya da 1950 lerin Napoli si ikisi de aynı Ama estetik açıdan Ditlevsen in kitabı çok daha ilginç Sanki balçığı temizlenmiş bir kristal gibi Lucasta Miller The Times Literary Supplement Eve dönerken

Monokl Yayınları
Eve dönerken hep bebek arabalarının içine göz atıyorum çünkü fırfırlı yastıklara avuç içlerini yaslayarak uyuyan bebeklere bakmaya bayılıyorum Bir şekilde hislerini açığa vuran insanlara da bakmayı seviyorum Çocuklarını okşayan annelere bakmayı seviyorum ve el ele yürüyen birbirlerine apaçık âşık olan genç bir çifti takip edip yolumu uzatmaktan üşenmiyorum Bana hazin bir mutluluk ve gelecek için belirsiz bir umut veriyor bunlar Yalnızlığı aile ve akrabadan tamamen yoksun olmayı bir çatı katında tek bir mumu kâğıdın üstünden haşırdayarak geçen bir kalemi ve şimdilik yüzü ve ismi benden saklı bir adamı düşünüyorum Ölüm bir zamanlar zannettiğim gibi yumuşak bir kendinden geçiş değil Zalim iğrenç ve pis kokulu Kendi kendime sarılıyorum genç ve sağlıklı olduğuma seviniyorum Yoksa gençliğim sadece bir yokluk bir an evvel geride bırakmak istediğim bir engel Tove Ditlevsen Tove Ditlevsen Kopenhag Üçlemesi ile dünyada kadın edebiyatının ve Ferrante ve Knausgaard ın ardından da otobiyografik anlatının yeni simgesi haline geldi Ne Dediler Dışlanmış olanların kendilerinden bir şeyler bulabileceği olağanüstü bir hikâye Patti Smith Büyük edebiyat nasıl yapılır işte örneği A Klas Üçleme muazzam bir yeteneğinin ürünü Parul Sehgal The New York Times Ditlevsen i okuma deneyimi altüst edici sanki Ditlevsen kafanızın içine girip tüm eşyaların yerini değiştirmiş gibi Deborah Eisenberg The New York Review of Books Kopenhag Üçlemesi bir başyapıt özel bir boşluğu dolduruyor Sanki yitip gitmiş birisinin çekmesinde bulunan değerli bir hazine gibi ya da çorapların yahut eski fotoğrafların arasına saklanmış gizli bir zula gibi Megan O Grady The New York Times Book Review Bağımlılığa ve deliliğe usul usul kapılıp gitmek Ditlevsen Sam Sacks The Wall Street Journal Ditlevsen bize çaresiz ve edilgen olduğunu anlatıp duruyor Ama kitabı güzel kılan tam da onun hiç de çaresiz ve edilgen olmaması John Powers NPR Yazısının büyüklüğü çözülmemiş bir gizem olmasına dayanıyor hem çözülmemiş hem de çözülüp gitmiş Rachel Kushner author of The Mars Room Sanki yüz yıllık bir kristal gibi Ditlevsen in kitabı seçkin ve şeffaf küçük çarpıklıklarla ve el değmemiş bir güzellikle parıldıyor Hannah Kofman Los Angeles Review of Books Bu yıl okuduğum en iyi kitaplar bu üçlemeden Hepsi de küçük bir hançer gibi bir kez içe işledi mi işlerini bitirmeden içinizden çıkmıyorlar John Self New Statesman Hem Elena Ferrante nin Napoli Romanları hem de Ditlevsen nin Kopenhag Üçlemesi büyük bir cesaret ve parıltılı bir öznellikle dönemi tasvir ediyor işçi sınıfının mahallerinde büyüyen kitap tutkunu kızlar 1930 ların Kopenhag ı ya da 1950 lerin Napoli si ikisi de aynı Ama estetik açıdan Ditlevsen in kitabı çok daha ilginç Sanki balçığı temizlenmiş bir kristal gibi Lucasta Miller The Times Literary Supplement

Kitap Hakkında Eve dönerken hep bebek arabalarının içine göz atıyorum çünkü fırfırlı yastıklara avuç içlerini yaslayarak uyuyan bebeklere bakmaya bayılıyorum Bir şekilde hislerini açığa vuran insanlara da bakmayı seviyorum Çocuklarını okşayan annelere bakmayı seviyorum ve el ele yürüyen birbirlerine apaçık âşık olan genç bir çifti takip edip yolumu uzatmaktan üşenmiyorum Bana hazin bir mutluluk ve gelecek için belirsiz bir umut veriyor bunlar Yalnızlığı aile ve akrabadan tamamen yoksun olmayı bir çatı katında tek bir mumu kâğıdın üstünden haşırdayarak geçen bir kalemi ve şimdilik yüzü ve ismi benden saklı bir adamı düşünüyorum Ölüm bir zamanlar zannettiğim gibi yumuşak bir kendinden geçiş değil Zalim iğrenç ve pis kokulu Kendi kendime sarılıyorum genç ve sağlıklı olduğuma seviniyorum Yoksa gençliğim sadece bir yokluk bir an evvel geride bırakmak istediğim bir engel Tove Ditlevsen Tove Ditlevsen Kopenhag Üçlemesi ile dünyada kadın edebiyatının ve Ferrante ve Knausgaard ın ardından da otobiyografik anlatının yeni simgesi haline geldi Ne Dediler Dışlanmış olanların kendilerinden bir şeyler bulabileceği olağanüstü bir hikâye Patti Smith Büyük edebiyat nasıl yapılır işte örneği A Klas Üçleme muazzam bir yeteneğinin ürünü Parul Sehgal The New York Times Ditlevsen i okuma deneyimi altüst edici sanki Ditlevsen kafanızın içine girip tüm eşyaların yerini değiştirmiş gibi Deborah Eisenberg The New York Review of Books Kopenhag Üçlemesi bir başyapıt özel bir boşluğu dolduruyor Sanki yitip gitmiş birisinin çekmesinde bulunan değerli bir hazine gibi ya da çorapların yahut eski fotoğrafların arasına saklanmış gizli bir zula gibi Megan O Grady The New York Times Book Review Bağımlılığa ve deliliğe usul usul kapılıp gitmek Ditlevsen Sam Sacks The Wall Street Journal Ditlevsen bize çaresiz ve edilgen olduğunu anlatıp duruyor Ama kitabı güzel kılan tam da onun hiç de çaresiz ve edilgen olmaması John Powers NPR Yazısının büyüklüğü çözülmemiş bir gizem olmasına dayanıyor hem çözülmemiş hem de çözülüp gitmiş Rachel Kushner author of The Mars Room Sanki yüz yıllık bir kristal gibi Ditlevsen in kitabı seçkin ve şeffaf küçük çarpıklıklarla ve el değmemiş bir güzellikle parıldıyor Hannah Kofman Los Angeles Review of Books Bu yıl okuduğum en iyi kitaplar bu üçlemeden Hepsi de küçük bir hançer gibi bir kez içe işledi mi işlerini bitirmeden içinizden çıkmıyorlar John Self New Statesman Hem Elena Ferrante nin Napoli Romanları hem de Ditlevsen nin Kopenhag Üçlemesi büyük bir cesaret ve parıltılı bir öznellikle dönemi tasvir ediyor işçi sınıfının mahallerinde büyüyen kitap tutkunu kızlar 1930 ların Kopenhag ı ya da 1950 lerin Napoli si ikisi de aynı Ama estetik açıdan Ditlevsen in kitabı çok daha ilginç Sanki balçığı temizlenmiş bir kristal gibi Lucasta Miller The Times Literary Supplement Tanıtım Bülteninden Ürün Özellikleri Yazar Tove Ditlevsen Yayınevi Monokl ISBN 9786057072221 Sayfa Sayısı 128 Boyut 13 5 x 21 Dil Türkçe Cilt Tipi İnce Kapak