Göçer Bir Şehir
SR Yayınevi
Melali yüklenmiş bir şairle karşı karşıyayız Fakat şairin kalbinden yansıyan melankoli sadece öznel akıbetlerden kaynaklanmıyor Toplumsal olandan yansıyan hüzünler de kuşatmış duyuş ve düşünüş evrenini Bu anlamda Ahmet Haşim den ziyade Yahya Kemal e uzanan bir çizgiyi takip ediyor Hayrullah Eraslan Özdeki bu diri çizginin dışında göçler ayrılıklar hasretler masumiyetler umutlar yakarışlar haykırışlar ağıtlar aşklar velhasıl her türden masumiyetler dize dize dökülüyor Eraslan ın şiirinden Göçer Bir Şehir Bir tarih yazılır Talihsizliğe belge Yılların dili sürçer haksızlığa perde Bir ova dağ olur zulmün kara gölgesinde Ozan dertli söyler türküsünü Duyulur bin bir bucakta Uzakta bir kız ağlar Nice rivayetler ardından Babasının katilini sorar Ağlar ahali hıçkırığını duyurmadan Sonra akbabalar baykuşlar uçuşur etrafta Issız şafağın söktüğü bir anda Kokuşmuşluk duyulur hissedilir zamanla Kız gelin olur duvaksız Kızıl gecenin karanlığında Ağıtı beste olur Hıçkırığı nağme Bir yetim doğar kenar bir mahallede Gece gelen sarhoş kabullenir gördüğü yerde Göçer bir şehir bilinmez hangi yerde