Gökçe — Şeref Serdar

Gökçe
Şeref SerdarKalkedon
Gökçe
Şeref SerdarBalafur Dağı nı duman basmış görünmüyordu Gece karanlık yıldızlar belirli belirsiz Kadı Ovası koyu sisler içinde Yeşilırmak görünmüyor bir türlü ay da doğmuyordu Şeyh Beytullah ın tinsel ve tensel dokundurmalı belden aşağı maşana altı söylevinden sonra cümle kafalar karışık Bakışlar şaşkın Ama hiç kimse ileri gidildiğini o kıza ayıp edildiğini söyleyemiyor veresiye tokatlanmış rakılara vuruyorlardı Efkârlanıyorlar nara savuruyorlar bağırlarını açıyorlar ata tuta ayarsız ve esrik kahkahalar atıyorlar Düşsel temas anının hazzıyla kalın sarılmış tütünlerini dumanlıyorlardı Meğer ne kâfirliği ne günahı Üstelik nikâh da uygunmuş Peşine düşmeyen mi kalırdı Çok çabuk duyulmuştu onun nişanı takılıyordu Balafur Dağı dumanlı Gece karanlık Yaprak kımıldamıyordu Ağaçların ve maşanaların altındaki el lambalarının titrek ışığında inakların tinsel ritüel ve inançların baskısı altındaki tensel açlıkları kursaklarında çatallanıyor onun adını ve sözünü etmeyi engelliyor Bu yüzdendir ki iç seslerinde akşam yatarken o sabah kalkarken o Şeyhin mollanın ağzında o cuma vaazlarında bile o O denli çok konuşuldu ki köy içinde her yan rakı koktu Köyün güzel kızı tek yetimi o denli kulaklarda çınladı yerilip dillendi ki yılan olsa sevilir çökertilip ısırılır Herkes onu dişine kolay buldu Gözüne çoktan kestirdi Bambaşka hesaplar ve düşler içinde rakılarını içecekler Sonra evlerine çekilecekler Ve sonra odalarına dalıp yatakta karılarını bekleyecekler İster istesinler ister istemesinler karılarının üstüne çökecekler Efkârlı esrik kafalarında beliren silüetiyle onun adını sayıklayarak ekşi nefesleri ve gemli ağızlarıyla hırlaya hırlaya karılarını öpmeye girişecekler Balafur Dağı na duman çökmüş görünmüyordu Gece karanlık Ay da bir türlü doğmuyordu Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 572 Baskı Yılı 2014 Dili Türkçe Yayınevi Kalkedon

Kalkedon Yayıncılık
Balafur Dağı nı duman basmış görünmüyordu Gece karanlık yıldızlar belirli belirsiz Kadı Ovası koyu sisler içinde Yeşilırmak görünmüyor bir türlü ay da doğmuyordu Şeyh Beytullah ın tinsel ve tensel dokundurmalı belden aşağı maşana altı söylevinden sonra cümle kafalar karışık Bakışlar şaşkın Ama hiç kimse ileri gidildiğini o kıza ayıp edildiğini söyleyemiyor veresiye tokatlanmış rakılara vuruyorlardı Efkârlanıyorlar nara savuruyorlar bağırlarını açıyorlar ata tuta ayarsız ve esrik kahkahalar atıyorlar Düşsel temas anının hazzıyla kalın sarılmış tütünlerini dumanlıyorlardı Meğer ne kâfirliği ne günahı Üstelik nikâh da uygunmuş Peşine düşmeyen mi kalırdı Çok çabuk duyulmuştu onun nişanı takılıyordu Balafur Dağı dumanlı Gece karanlık Yaprak kımıldamıyordu Ağaçların ve maşanaların altındaki el lambalarının titrek ışığında inakların tinsel ritüel ve inançların baskısı altındaki tensel açlıkları kursaklarında çatallanıyor onun adını ve sözünü etmeyi engelliyor Bu yüzdendir ki iç seslerinde akşam yatarken o sabah kalkarken o Şeyhin mollanın ağzında o cuma vaazlarında bile o O denli çok konuşuldu ki köy içinde her yan rakı koktu Köyün güzel kızı tek yetimi o denli kulaklarda çınladı yerilip dillendi ki yılan olsa sevilir çökertilip ısırılır Herkes onu dişine kolay buldu Gözüne çoktan kestirdi Bambaşka hesaplar ve düşler içinde rakılarını içecekler Sonra evlerine çekilecekler Ve sonra odalarına dalıp yatakta karılarını bekleyecekler İster istesinler ister istemesinler karılarının üstüne çökecekler Efkârlı esrik kafalarında beliren silüetiyle onun adını sayıklayarak ekşi nefesleri ve gemli ağızlarıyla hırlaya hırlaya karılarını öpmeye girişecekler Balafur Dağı na duman çökmüş görünmüyordu Gece karanlık Ay da bir türlü doğmuyordu

Kalkedon Yayıncılık
Balafur Dağı nı duman basmış görünmüyordu Gece karanlık yıldızlar belirli belirsiz Kadı Ovası koyu sisler içinde Yeşilırmak görünmüyor bir türlü ay da doğmuyordu Şeyh Beytullah ın tinsel ve tensel dokundurmalı belden aşağı maşana altı söylevinden sonra cümle kafalar karışık Bakışlar şaşkın Ama hiç kimse ileri gidildiğini o kıza ayıp edildiğini söyleyemiyor veresiye tokatlanmış rakılara vuruyorlardı Efkârlanıyorlar nara savuruyorlar bağırlarını açıyorlar ata tuta ayarsız ve esrik kahkahalar atıyorlar Düşsel temas anının hazzıyla kalın sarılmış tütünlerini dumanlıyorlardı Meğer ne kâfirliği ne günahı Üstelik nikâh da uygunmuş Peşine düşmeyen mi kalırdı Çok çabuk duyulmuştu onun nişanı takılıyordu Balafur Dağı dumanlı Gece karanlık Yaprak kımıldamıyordu Ağaçların ve maşanaların altındaki el lambalarının titrek ışığında inakların tinsel ritüel ve inançların baskısı altındaki tensel açlıkları kursaklarında çatallanıyor onun adını ve sözünü etmeyi engelliyor Bu yüzdendir ki iç seslerinde akşam yatarken o sabah kalkarken o Şeyhin mollanın ağzında o cuma vaazlarında bile o O denli çok konuşuldu ki köy içinde her yan rakı koktu Köyün güzel kızı tek yetimi o denli kulaklarda çınladı yerilip dillendi ki yılan olsa sevilir çökertilip ısırılır Herkes onu dişine kolay buldu Gözüne çoktan kestirdi Bambaşka hesaplar ve düşler içinde rakılarını içecekler Sonra evlerine çekilecekler Ve sonra odalarına dalıp yatakta karılarını bekleyecekler İster istesinler ister istemesinler karılarının üstüne çökecekler Efkârlı esrik kafalarında beliren silüetiyle onun adını sayıklayarak ekşi nefesleri ve gemli ağızlarıyla hırlaya hırlaya karılarını öpmeye girişecekler Balafur Dağı na duman çökmüş görünmüyordu Gece karanlık Ay da bir türlü doğmuyordu

Kalkedon Yayıncılık
Balafur Dağı nı duman basmış görünmüyordu Gece karanlık yıldızlar belirli belirsiz Kadı Ovası koyu sisler içinde Yeşilırmak görünmüyor bir türlü ay da doğmuyordu Şeyh Beytullah ın tinsel ve tensel dokundurmalı belden aşağı maşana altı söylevinden sonra cümle kafalar karışık Bakışlar şaşkın Ama hiç kimse ileri gidildiğini o kıza ayıp edildiğini söyleyemiyor veresiye tokatlanmış rakılara vuruyorlardı Efkârlanıyorlar nara savuruyorlar bağırlarını açıyorlar ata tuta ayarsız ve esrik kahkahalar atıyorlar Düşsel temas anının hazzıyla kalın sarılmış tütünlerini dumanlıyorlardı Meğer ne kâfirliği ne günahı Üstelik nikâh da uygunmuş Peşine düşmeyen mi kalırdı Çok çabuk duyulmuştu onun nişanı takılıyordu Balafur Dağı dumanlı Gece karanlık Yaprak kımıldamıyordu Ağaçların ve maşanaların altındaki el lambalarının titrek ışığında inakların tinsel ritüel ve inançların baskısı altındaki tensel açlıkları kursaklarında çatallanıyor onun adını ve sözünü etmeyi engelliyor Bu yüzdendir ki iç seslerinde akşam yatarken o sabah kalkarken o Şeyhin mollanın ağzında o cuma vaazlarında bile o O denli çok konuşuldu ki köy içinde her yan rakı koktu Köyün güzel kızı tek yetimi o denli kulaklarda çınladı yerilip dillendi ki yılan olsa sevilir çökertilip ısırılır Herkes onu dişine kolay buldu Gözüne çoktan kestirdi Bambaşka hesaplar ve düşler içinde rakılarını içecekler Sonra evlerine çekilecekler Ve sonra odalarına dalıp yatakta karılarını bekleyecekler İster istesinler ister istemesinler karılarının üstüne çökecekler Efkârlı esrik kafalarında beliren silüetiyle onun adını sayıklayarak ekşi nefesleri ve gemli ağızlarıyla hırlaya hırlaya karılarını öpmeye girişecekler Balafur Dağı na duman çökmüş görünmüyordu Gece karanlık Ay da bir türlü doğmuyordu

Kalkedon Yayıncılık
Balafur Dağı nı duman basmış görünmüyordu Gece karanlık yıldızlar belirli belirsiz Kadı Ovası koyu sisler içinde Yeşilırmak görünmüyor bir türlü ay da doğmuyordu Şeyh Beytullah ın tinsel ve tensel dokundurmalı belden aşağı maşana altı söylevinden sonra cümle kafalar karışık Bakışlar şaşkın Ama hiç kimse ileri gidildiğini o kıza ayıp edildiğini söyleyemiyor veresiye tokatlanmış rakılara vuruyorlardı Efkârlanıyorlar nara savuruyorlar bağırlarını açıyorlar ata tuta ayarsız ve esrik kahkahalar atıyorlar Düşsel temas anının hazzıyla kalın sarılmış tütünlerini dumanlıyorlardı Meğer ne kâfirliği ne günahı Üstelik nikâh da uygunmuş Peşine düşmeyen mi kalırdı img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Kalkedon Yayınları
Balafur Dağı nı duman basmış görünmüyordu Gece karanlık yıldızlar belirli belirsiz Kadı Ovası koyu sisler içinde Yeşilırmak görünmüyor bir türlü ay da doğmuyordu Şeyh Beytullah ın tinsel ve tensel dokundurmalı belden aşağı maşana altı söylevinden sonra cümle kafalar karışık Bakışlar şaşkın Ama hiç kimse ileri gidildiğini o kıza ayıp edildiğini söyleyemiyor veresiye tokatlanmış rakılara vuruyorlardı Efkârlanıyorlar nara savuruyorlar bağırlarını açıyorlar ata tuta ayarsız ve esrik kahkahalar atıyorlar Düşsel temas anının hazzıyla kalın sarılmış tütünlerini dumanlıyorlardı Meğer ne kâfirliği ne günahı Üstelik nikâh da uygunmuş Peşine düşmeyen mi kalırdı Çok çabuk duyulmuştu onun nişanı takılıyordu Balafur Dağı dumanlı Gece karanlık Yaprak kımıldamıyordu Ağaçların ve maşanaların altındaki el lambalarının titrek ışığında inakların tinsel ritüel ve inançların baskısı altındaki tensel açlıkları kursaklarında çatallanıyor onun adını ve sözünü etmeyi engelliyor Bu yüzdendir ki iç seslerinde akşam yatarken o sabah kalkarken o Şeyhin mollanın ağzında o cuma vaazlarında bile o O denli çok konuşuldu ki köy içinde her yan rakı koktu Köyün güzel kızı tek yetimi o denli kulaklarda çınladı yerilip dillendi ki yılan olsa sevilir çökertilip ısırılır Herkes onu dişine kolay buldu Gözüne çoktan kestirdi Bambaşka hesaplar ve düşler içinde rakılarını içecekler Sonra evlerine çekilecekler Ve sonra odalarına dalıp yatakta karılarını bekleyecekler İster istesinler ister istemesinler karılarının üstüne çökecekler Efkârlı esrik kafalarında beliren silüetiyle onun adını sayıklayarak ekşi nefesleri ve gemli ağızlarıyla hırlaya hırlaya karılarını öpmeye girişecekler Balafur Dağı na duman çökmüş görünmüyordu Gece karanlık Ay da bir türlü doğmuyordu

Kalkedon
Balafur Dağı nı duman basmış görünmüyordu Gece karanlık yıldızlar belirli belirsiz Kadı Ovası koyu sisler içinde Yeşilırmak görünmüyor bir türlü ay da doğmuyordu Şeyh Beytullah ın tinsel ve tensel dokundurmalı belden aşağı maşana altı söylevinden sonra cümle kafalar karışık Bakışlar şaşkın Ama hiç kimse ileri gidildiğini o kıza ayıp edildiğini söyleyemiyor veresiye tokatlanmış rakılara vuruyorlardı Efkârlanıyorlar nara savuruyorlar bağırlarını açıyorlar ata tuta ayarsız ve esrik kahkahalar atıyorlar Düşsel temas anının hazzıyla kalın sarılmış tütünlerini dumanlıyorlardı Meğer ne kâfirliği ne günahı Üstelik nikâh da uygunmuş Peşine düşmeyen mi kalırdı Çok çabuk duyulmuştu onun nişanı takılıyordu Balafur Dağı dumanlı Gece karanlık Yaprak kımıldamıyordu Ağaçların ve maşanaların altındaki el lambalarının titrek ışığında inakların tinsel ritüel ve inançların baskısı altındaki tensel açlıkları kursaklarında çatallanıyor onun adını ve sözünü etmeyi engelliyor Bu yüzdendir ki iç seslerinde akşam yatarken o sabah kalkarken o Şeyhin mollanın ağzında o cuma vaazlarında bile o O denli çok konuşuldu ki köy içinde her yan rakı koktu Köyün güzel kızı tek yetimi o denli kulaklarda çınladı yerilip dillendi ki yılan olsa sevilir çökertilip ısırılır Herkes onu dişine kolay buldu Gözüne çoktan kestirdi Bambaşka hesaplar ve düşler içinde rakılarını içecekler Sonra evlerine çekilecekler Ve sonra odalarına dalıp yatakta karılarını bekleyecekler İster istesinler ister istemesinler karılarının üstüne çökecekler Efkârlı esrik kafalarında beliren silüetiyle onun adını sayıklayarak ekşi nefesleri ve gemli ağızlarıyla hırlaya hırlaya karılarını öpmeye girişecekler Balafur Dağı na duman çökmüş görünmüyordu Gece karanlık Ay da bir türlü doğmuyordu