Gökkuşağına Asılı Ölü Çocuklar — Ünal Yalvaç

Gökkuşağına Asılı Ölü Çocuklar
Ünal YalvaçZET YAYINLARI
Gökkuşağına Asılı Ölü Çocuklar
Ünal YalvaçSanki böyle günlerde gözümden düşen yapraklar seherin cılız esintisiyle yolunu kaybedecek gibi oluyordu Oysa asmaya kıyamadığım başım korkularla başa çıkacak kadar cesurdu Ben bu korkuyu kendi yalnızlığımla boğmalı yalnızlığın mutlu sokaklarında oyunlar oynamalıydım Hangi acı buna engel olabilirdi ya da hangi yalnızlık sokağında yalın ayak koşmama Koşabilirim evet Her ne olursa olsun yalnızlıkla dolu dünyamın kalabalık düşüncesi bile içime huzur veriyordu Gülüşlerimde mutlu olacağıma dair inanç yüklüydü ve bu inanç inançların en yücesiydi Yine de buna rağmen farkında olduğum bir gerçeği saklamak düşüncelerimin sırtına vurulmuş büyük bir yük gibiydi Başka gülüşler değmişti artık yüzüme Hem de bana ait olmayan bir yüz böylesine dürüst bir gülümsemeyi kendine reva görmüştü Aynaya baktığımda tanıyamadığım bu yüz bana ait değildi Darmadağın olan ayna boynu bükük bir şekilde beni reddediyorsa bu hüznün sebebi neydi

Zet Yayınları
Ölüm mutlu insanların kıyameti mutsuz insanlar için ise sıradan bir hadisedir Kara tren kara tren geldi Ezo Ana Hadi kalk gitmeden yetişelim diye bağırdı Samet Sedirde uzanmış yatmakta olan yaşlı babaannesini bir çırpıda yerinden kaldırıp elinden tuttuğu gibi kara trene doğru koşturmaya başladı Kara tren her ayın yirmi altısında köylerinin yakınlarından geçiyordu ve babaannesi ona babasının şehirde olduğunu kara trenle bir gün köye geri döneceğini söylemişti Ne zaman kara tren köyün yakınlarından geçecek olsa Samet babaannesini de yanına alarak koşar adımlarla kara trene giderdi Heyecanla ve sevinçle başlayan bu serüven her zaman hüsranla son bulurdu Ne gelen vardı ne de giden yol üzerinde olduğundan geçerdi kara tren köylerinden Babasının geleceğine o kadar çok inanmıştı ki haliyle içindeki ümidini de hiç yitirmedi

Zet Yayınları
Ölüm mutlu insanların kıyameti mutsuz insanlar için ise sıradan bir hadisedir Kara tren kara tren geldi Ezo Ana Hadi kalk gitmeden yetişelim diye bağırdı Samet Sedirde uzanmış yatmakta olan yaşlı babaannesini bir çırpıda yerinden kaldırıp elinden tuttuğu gibi kara trene doğru koşturmaya başladı Kara tren her ayın yirmi altısında köylerinin yakınlarından geçiyordu ve babaannesi ona babasının şehirde olduğunu kara trenle bir gün köye geri döneceğini söylemişti Ne zaman kara tren köyün yakınlarından geçecek olsa Samet babaannesini de yanına alarak koşar adımlarla kara trene giderdi Heyecanla ve sevinçle başlayan bu serüven her zaman hüsranla son bulurdu Ne gelen vardı ne de giden yol üzerinde olduğundan geçerdi kara tren köylerinden Babasının geleceğine o kadar çok inanmıştı ki haliyle içindeki ümidini de hiç yitirmedi

Zet Yayınları
Sanki böyle günlerde gözümden düşen yapraklar seherin cılız esintisiyle yolunu kaybedecek gibi oluyordu Oysa asmaya kıyamadığım başım korkularla başa çıkacak kadar cesurdu Ben bu korkuyu kendi yalnızlığımla boğmalı yalnızlığın mutlu sokaklarında oyunlar oynamalıydım Hangi acı buna engel olabilirdi ya da hangi yalnızlık sokağında yalın ayak koşmama Koşabilirim evet Her ne olursa olsun yalnızlıkla dolu dünyamın kalabalık düşüncesi bile içime huzur veriyordu Gülüşlerimde mutlu olacağıma dair inanç yüklüydü ve bu inanç inançların en yücesiydi Yine de buna rağmen farkında olduğum bir gerçeği saklamak düşüncelerimin sırtına vurulmuş büyük bir yük gibiydi Başka gülüşler değmişti artık yüzüme Hem de bana ait olmayan bir yüz böylesine dürüst bir gülümsemeyi kendine reva görmüştü Aynaya baktığımda tanıyamadığım bu yüz bana ait değildi Darmadağın olan ayna boynu bükük bir şekilde beni reddediyorsa bu hüznün sebebi neydi img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img