Gölgeni Ardına Al — İlker Mutlu

Gölgeni Ardına Al
İlker MutluTunç Yayıncılık
Gölgeni Ardına Al
İlker MutluYakasında karanfiliyle Elçin Beg oteldeki odasında koltuğu duvarı kaplayan manzara resmine dönük dalgın oturuyordu Bunu yapmayı adet edinmişti Pencereden göreceği neredeyse otele değecek kadar yakın bina sokak hayvanları ve nadiren oradan geçen insanlardı O da alternatif bir pencere seçmişti kendine Uyuyamamıştı yorgun gözleri kapandı kapanacak Yine de sabah olunca kalkıp tıraş olmuş giyinmişti Her gün kendini böyle yeni güne hazırlıyordu Gönlünde her gün kızıyla buluşacağı gündü Onu böyle mağrur yakışıklı temiz düzgün giyimli görmeliydi Tabakası açık dizindeydi Uzanıp fotoğrafı okşadı O fotoğrafın yanındaki boşluğa yıllar öncesinden bir anı yansımıştı yine 1974 yazının İstanbul u olmalıydı Sonsuz merhameti ve bir o kadar acımasızlığıyla Kasım onu kızının olduğu yetimhaneye getirmişti Sözünü almıştı yolda kızı Şirin i gösterecekti ona geminin kalkmasına bir saat kala pis dar bir zamanda Odada yaşları üçle altı arası birbirinden sevimli beş kız çocuğu bir divanın kıyısına dizilmiş televizyona bakıyordu Hangisi diye sordu Elçin Beg alacağı cevaba canı teslim

Tunç Yayıncılık
Yakasında karanfiliyle Elçin Beg oteldeki odasında koltuğu duvarı kaplayan manzara resmine dönük dalgın oturuyordu Bunu yapmayı adet edinmişti Pencereden göreceği neredeyse otele değecek kadar yakın bina sokak hayvanları ve nadiren oradan geçen insanlardı O da alternatif bir pencere seçmişti kendine Uyuyamamıştı yorgun gözleri kapandı kapanacak Yine de sabah olunca kalkıp tıraş olmuş giyinmişti Her gün kendini böyle yeni güne hazırlıyordu Gönlünde her gün kızıyla buluşacağı gündü Onu böyle mağrur yakışıklı temiz düzgün giyimli görmeliydi Tabakası açık dizindeydi Uzanıp fotoğrafı okşadı O fotoğrafın yanındaki boşluğa yıllar öncesinden bir anı yansımıştı yine 1974 yazının İstanbul u olmalıydı Sonsuz merhameti ve bir o kadar acımasızlığıyla Kasım onu kızının olduğu yetimhaneye getirmişti Sözünü almıştı yolda kızı Şirin i gösterecekti ona geminin kalkmasına bir saat kala pis dar bir zamanda Odada yaşları üçle altı arası birbirinden sevimli beş kız çocuğu bir divanın kıyısına dizilmiş televizyona bakıyordu Hangisi diye sordu Elçin Beg alacağı cevaba canı teslim

Tunç Yayıncılık
Yakasında karanfiliyle Elçin Beg oteldeki odasında koltuğu duvarı kaplayan manzara resmine dönük dalgın oturuyordu Bunu yapmayı adet edinmişti Pencereden göreceği neredeyse otele değecek kadar yakın bina sokak hayvanları ve nadiren oradan geçen insanlardı O da alternatif bir pencere seçmişti kendine Uyuyamamıştı yorgun gözleri kapandı kapanacak Yine de sabah olunca kalkıp tıraş olmuş giyinmişti Her gün kendini böyle yeni güne hazırlıyordu Gönlünde her gün kızıyla buluşacağı gündü Onu böyle mağrur yakışıklı temiz düzgün giyimli görmeliydi Tabakası açık dizindeydi Uzanıp fotoğrafı okşadı O fotoğrafın yanındaki boşluğa yıllar öncesinden bir anı yansımıştı yine 1974 yazının İstanbul u olmalıydı Sonsuz merhameti ve bir o kadar acımasızlığıyla Kasım onu kızının olduğu yetimhaneye getirmişti Sözünü almıştı yolda kızı Şirin i gösterecekti ona geminin kalkmasına bir saat kala pis dar bir zamanda Odada yaşları üçle altı arası birbirinden sevimli beş kız çocuğu bir divanın kıyısına dizilmiş televizyona bakıyordu Hangisi diye sordu Elçin Beg alacağı cevaba canı teslim