MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Gül ile Bülbül Cumhuriyeti — Ömer Faruk

Gül ile Bülbül Cumhuriyeti
103,05
DenemeGenel SosyolojiDenemeler

Gül ile Bülbül Cumhuriyeti

Ömer Faruk
20231. baskı80 sf.
Ciltsiz2. HamurTürkçe
İdefixEn ucuz

Gül ile Bülbül Cumhuriyeti

Ömer Faruk

Ömer Faruk bu küçük ama tezli kitabında bir entelektüel hamle daha yapıyor ve toplum u tartışmaya açıyor

Kitap Ambarı
119,00

Yeni İnsan Yayınevi

202380 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

Ömer Faruk bu küçük ama tezli kitabında bir entelektüel hamle daha yapıyor ve toplum u tartışmaya açıyor Yaklaşık yüz yıl önce kayıtlara geçmiş Tahakküm doğayla başlar kadınla sürer çocukla diğer nesillere aktarılır cümlesine kulak veriyor ve salt insanlardan oluşmuş bir toplumsallığın sürekli kriz e kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor Ona göre insan merkezli düşüncenin bir ürünü olan ulus devlet varlığını kendisine değil düşmana bağlı olarak sürdürmektedir düşmana bağımlılık ise toplumun kendi kendisini kurban etmesinden başka bir şey değildir Çünkü özne olamayan toplumu başlatır tahkim eder ve savunur Toplum başkasının ölümünde kendisini gerçekleştiriyorsa nedeni özne olamayanların toplamı olarak bizzat ölümü temsil etmesidir Ölüm toplumun ayrılmaz parçası olmuş toplum ölümü ölüm de toplumu biçimlendirmeye başlamıştır Yüksek sesle söylenmesi gereken basit çıplak gerçek ise şudur Toprağı işgal etmek üzerinden varlığını inşa eden her toplum bir ölüm severlik örgütlenmesidir Yazar Türkiye Cumhuriyeti nin 100 Gezi Parkı Şenliği nin 10 Yılında yeni bir başlangıç önerisinde bulunuyor Hareketli ve hareketsiz canlı türlerinin yanı sıra toprağı kayaları havayı nehirleri ve denizleri de kapsayan yeni bir toplumsallık üzerine düşünmeye davet ediyor Çünkü her varlığın varlığını sürdürmesinin diğer varlıkların varlığını sürdürmesine bağlı olduğunu artık kabul etmemiz ve bu ölüm severlik sürecinden çıkmamız gerekiyor Gilles Deleuze ün yüklü ve yükümlü olma uyarısını dikkate alarak yeryüzü ile dünya ya farklı içerikler veriyor ve Türkiye Cumhuriyeti adı yerine Gül ile Bülbül Cumhuriyeti adını gündeme taşıyarak başlama vuruşunu yapıyor Varlığının diğer varlıklara bağlı olduğunu idrak eden varlıklar için Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm Tanıtım Bülteninden

Şehadet Kitap
120,75

Yeni İnsan Yayınevi

202380 sf.
Şehadet Kitap

Ömer Faruk bu küçük ama tezli kitabında bir entelektüel hamle daha yapıyor ve toplum u tartışmaya açıyor Yaklaşık yüz yıl önce kayıtlara geçmiş Tahakküm doğayla başlar kadınla sürer çocukla diğer nesillere aktarılır cümlesine kulak veriyor ve salt insanlardan oluşmuş bir toplumsallığın sürekli kriz e kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor Ona göre insan merkezli düşüncenin bir ürünü olan ulus devlet varlığını kendisine değil düşmana bağlı olarak sürdürmektedir düşmana bağımlılık ise toplumun kendi kendisini kurban etmesinden başka bir şey değildir Çünkü özne olamayan toplumu başlatır tahkim eder ve savunur Toplum başkasının ölümünde kendisini gerçekleştiriyorsa nedeni özne olamayanların toplamı olarak bizzat ölümü temsil etmesidir Ölüm toplumun ayrılmaz parçası olmuş toplum ölümü ölüm de toplumu biçimlendirmeye başlamıştır Yüksek sesle söylenmesi gereken basit çıplak gerçek ise şudur Toprağı işgal etmek üzerinden varlığını inşa eden her toplum bir ölüm severlik örgütlenmesidir Yazar Türkiye Cumhuriyeti nin 100 Gezi Parkı Şenliği nin 10 Yılında yeni bir başlangıç önerisinde bulunuyor Hareketli ve hareketsiz canlı türlerinin yanı sıra toprağı kayaları havayı nehirleri ve denizleri de kapsayan yeni bir toplumsallık üzerine düşünmeye davet ediyor Çünkü her varlığın varlığını sürdürmesinin diğer varlıkların varlığını sürdürmesine bağlı olduğunu artık kabul etmemiz ve bu ölüm severlik sürecinden çıkmamız gerekiyor Gilles Deleuze ün yüklü ve yükümlü olma uyarısını dikkate alarak yeryüzü ile dünya ya farklı içerikler veriyor ve Türkiye Cumhuriyeti adı yerine Gül ile Bülbül Cumhuriyeti adını gündeme taşıyarak başlama vuruşunu yapıyor Varlığının diğer varlıklara bağlı olduğunu idrak eden varlıklar için Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm

Kitap Sepeti
122,50

Yeni İnsan Yayınevi

202380 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Ömer Faruk bu küçük ama tezli kitabında bir entelektüel hamle daha yapıyor ve toplum u tartışmaya açıyor Yaklaşık yüz yıl önce kayıtlara geçmiş Tahakküm doğayla başlar kadınla sürer çocukla diğer nesillere aktarılır cümlesine kulak veriyor ve salt insanlardan oluşmuş bir toplumsallığın sürekli kriz e kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor Ona göre insan merkezli düşüncenin bir ürünü olan ulus devlet varlığını kendisine değil düşmana bağlı olarak sürdürmektedir düşmana bağımlılık ise toplumun kendi kendisini kurban etmesinden başka bir şey değildir Çünkü özne olamayan toplumu başlatır tahkim eder ve savunur Toplum başkasının ölümünde kendisini gerçekleştiriyorsa nedeni özne olamayanların toplamı olarak bizzat ölümü temsil etmesidir Ölüm toplumun ayrılmaz parçası olmuş toplum ölümü ölüm de toplumu biçimlendirmeye başlamıştır Yüksek sesle söylenmesi gereken basit çıplak gerçek ise şudur Toprağı işgal etmek üzerinden varlığını inşa eden her toplum bir ölüm severlik örgütlenmesidir Yazar Türkiye Cumhuriyeti nin 100 Gezi Parkı Şenliği nin 10 Yılında yeni bir başlangıç önerisinde bulunuyor Hareketli ve hareketsiz canlı türlerinin yanı sıra toprağı kayaları havayı nehirleri ve denizleri de kapsayan yeni bir toplumsallık üzerine düşünmeye davet ediyor Çünkü her varlığın varlığını sürdürmesinin diğer varlıkların varlığını sürdürmesine bağlı olduğunu artık kabul etmemiz ve bu ölüm severlik sürecinden çıkmamız gerekiyor Gilles Deleuze ün yüklü ve yükümlü olma uyarısını dikkate alarak yeryüzü ile dünya ya farklı içerikler veriyor ve Türkiye Cumhuriyeti adı yerine Gül ile Bülbül Cumhuriyeti adını gündeme taşıyarak başlama vuruşunu yapıyor Varlığının diğer varlıklara bağlı olduğunu idrak eden varlıklar için Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm

BKM Kitap
122,50

Yeni İnsan Yayınevi

202380 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Ömer Faruk bu küçük ama tezli kitabında bir entelektüel hamle daha yapıyor ve toplum u tartışmaya açıyor Yaklaşık yüz yıl önce kayıtlara geçmiş Tahakküm doğayla başlar kadınla sürer çocukla diğer nesillere aktarılır cümlesine kulak veriyor ve salt insanlardan oluşmuş bir toplumsallığın sürekli kriz e kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor Ona göre insan merkezli düşüncenin bir ürünü olan ulus devlet varlığını kendisine değil düşmana bağlı olarak sürdürmektedir düşmana bağımlılık ise toplumun kendi kendisini kurban etmesinden başka bir şey değildir Çünkü özne olamayan toplumu başlatır tahkim eder ve savunur Toplum başkasının ölümünde kendisini gerçekleştiriyorsa nedeni özne olamayanların toplamı olarak bizzat ölümü temsil etmesidir Ölüm toplumun ayrılmaz parçası olmuş toplum ölümü ölüm de toplumu biçimlendirmeye başlamıştır Yüksek sesle söylenmesi gereken basit çıplak gerçek ise şudur Toprağı işgal etmek üzerinden varlığını inşa eden her toplum bir ölüm severlik örgütlenmesidir Yazar Türkiye Cumhuriyeti nin 100 Gezi Parkı Şenliği nin 10 Yılında yeni bir başlangıç önerisinde bulunuyor Hareketli ve hareketsiz canlı türlerinin yanı sıra toprağı kayaları havayı nehirleri ve denizleri de kapsayan yeni bir toplumsallık üzerine düşünmeye davet ediyor Çünkü her varlığın varlığını sürdürmesinin diğer varlıkların varlığını sürdürmesine bağlı olduğunu artık kabul etmemiz ve bu ölüm severlik sürecinden çıkmamız gerekiyor Gilles Deleuze ün yüklü ve yükümlü olma uyarısını dikkate alarak yeryüzü ile dünya ya farklı içerikler veriyor ve Türkiye Cumhuriyeti adı yerine Gül ile Bülbül Cumhuriyeti adını gündeme taşıyarak başlama vuruşunu yapıyor Varlığının diğer varlıklara bağlı olduğunu idrak eden varlıklar için Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm

Pandora
126,00

Yeni İnsan

202380 sf.
Pandora

Ömer Faruk bu küçük ama tezli kitabında bir entelektüel hamle daha yapıyor ve toplum u tartışmaya açıyor Yaklaşık yüz yıl önce kayıtlara geçmiş Tahakküm doğayla başlar kadınla sürer çocukla diğer nesillere aktarılır cümlesine kulak veriyor ve salt insanlardan oluşmuş bir toplumsallığın sürekli kriz e kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor Ona göre insan merkezli düşüncenin bir ürünü olan ulus devlet varlığını kendisine değil düşmana bağlı olarak sürdürmektedir düşmana bağımlılık ise toplumun kendi kendisini kurban etmesinden başka bir şey değildir Çünkü özne olamayan toplumu başlatır tahkim eder ve savunur Toplum başkasının ölümünde kendisini gerçekleştiriyorsa nedeni özne olamayanların toplamı olarak bizzat ölümü temsil etmesidir Ölüm toplumun ayrılmaz parçası olmuş toplum ölümü ölüm de toplumu biçimlendirmeye başlamıştır Yüksek sesle söylenmesi gereken basit çıplak gerçek ise şudur Toprağı işgal etmek üzerinden varlığını inşa eden her toplum bir ölüm severlik örgütlenmesidir Yazar Türkiye Cumhuriyeti nin 100 Gezi Parkı Şenliği nin 10 Yılında yeni bir başlangıç önerisinde bulunuyor Hareketli ve hareketsiz canlı türlerinin yanı sıra toprağı kayaları havayı nehirleri ve denizleri de kapsayan yeni bir toplumsallık üzerine düşünmeye davet ediyor Çünkü her varlığın varlığını sürdürmesinin diğer varlıkların varlığını sürdürmesine bağlı olduğunu artık kabul etmemiz ve bu ölüm severlik sürecinden çıkmamız gerekiyor Gilles Deleuze ün yüklü ve yükümlü olma uyarısını dikkate alarak yeryüzü ile dünya ya farklı içerikler veriyor ve Türkiye Cumhuriyeti adı yerine Gül ile Bülbül Cumhuriyeti adını gündeme taşıyarak başlama vuruşunu yapıyor Varlığının diğer varlıklara bağlı olduğunu idrak eden varlıklar için Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm Can Batukan

Yaykoop
131,25

Yeni İnsan Yayınevi

20231. baskı80 sf.
Karton Kapak13,5x21Kitap KağıdıTürkçe
Yaykoop

Ömer Faruk bu küçük ama tezli kitabında bir entelektüel hamle daha yapıyor ve toplum u tartışmaya açıyor Yaklaşık yüz yıl önce kayıtlara geçmiş Tahakküm doğayla başlar kadınla sürer çocukla diğer nesillere aktarılır cümlesine kulak veriyor ve salt insanlardan oluşmuş bir toplumsallığın sürekli kriz e kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor Ona göre insan merkezli düşüncenin bir ürünü olan ulus devlet varlığını kendisine değil düşmana bağlı olarak sürdürmektedir düşmana bağımlılık ise toplumun kendi kendisini kurban etmesinden başka bir şey değildir Çünkü özne olamayan toplumu başlatır tahkim eder ve savunur Toplum başkasının ölümünde kendisini gerçekleştiriyorsa nedeni özne olamayanların toplamı olarak bizzat ölümü temsil etmesidir Ölüm toplumun ayrılmaz parçası olmuş toplum ölümü ölüm de toplumu biçimlendirmeye başlamıştır Yüksek sesle söylenmesi gereken basit çıplak gerçek ise şudur Toprağı işgal etmek üzerinden varlığını inşa eden her toplum bir ölüm severlik örgütlenmesidir Yazar Türkiye Cumhuriyeti nin 100 Gezi Parkı Şenliği nin 10 Yılında yeni bir başlangıç önerisinde bulunuyor Hareketli ve hareketsiz canlı türlerinin yanı sıra toprağı kayaları havayı nehirleri ve denizleri de kapsayan yeni bir toplumsallık üzerine düşünmeye davet ediyor Çünkü her varlığın varlığını sürdürmesinin diğer varlıkların varlığını sürdürmesine bağlı olduğunu artık kabul etmemiz ve bu ölüm severlik sürecinden çıkmamız gerekiyor Gilles Deleuze ün yüklü ve yükümlü olma uyarısını dikkate alarak yeryüzü ile dünya ya farklı içerikler veriyor ve Türkiye Cumhuriyeti adı yerine Gül ile Bülbül Cumhuriyeti adını gündeme taşıyarak başlama vuruşunu yapıyor Varlığının diğer varlıklara bağlı olduğunu idrak eden varlıklar için Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm Can Batukan

Ekin Kitap
134,75

Yeni İnsan Yayınevi

202380 sf.
Ekin Kitap

Ömer Faruk bu küçük ama tezli kitabında bir entelektüel hamle daha yapıyor ve toplum u tartışmaya açıyor Yaklaşık yüz yıl önce kayıtlara geçmiş Tahakküm doğayla başlar kadınla sürer çocukla diğer nesillere aktarılır cümlesine kulak veriyor ve salt insanlardan oluşmuş bir toplumsallığın sürekli kriz e kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor Ona göre insan merkezli düşüncenin bir ürünü olan ulus devlet varlığını kendisine değil düşmana bağlı olarak sürdürmektedir düşmana bağımlılık ise toplumun kendi kendisini kurban etmesinden başka bir şey değildir Çünkü özne olamayan toplumu başlatır tahkim eder ve savunur Toplum başkasının ölümünde kendisini gerçekleştiriyorsa nedeni özne olamayanların toplamı olarak bizzat ölümü temsil etmesidir Ölüm toplumun ayrılmaz parçası olmuş toplum ölümü ölüm de toplumu biçimlendirmeye başlamıştır Yüksek sesle söylenmesi gereken basit çıplak gerçek ise şudur Toprağı işgal etmek üzerinden varlığını inşa eden her toplum bir ölüm severlik örgütlenmesidir Yazar Türkiye Cumhuriyeti nin 100 Gezi Parkı Şenliği nin 10 Yılında yeni bir başlangıç önerisinde bulunuyor Hareketli ve hareketsiz canlı türlerinin yanı sıra toprağı kayaları havayı nehirleri ve denizleri de kapsayan yeni bir toplumsallık üzerine düşünmeye davet ediyor Çünkü her varlığın varlığını sürdürmesinin diğer varlıkların varlığını sürdürmesine bağlı olduğunu artık kabul etmemiz ve bu ölüm severlik sürecinden çıkmamız gerekiyor Gilles Deleuze ün yüklü ve yükümlü olma uyarısını dikkate alarak yeryüzü ile dünya ya farklı içerikler veriyor ve Türkiye Cumhuriyeti adı yerine Gül ile Bülbül Cumhuriyeti adını gündeme taşıyarak başlama vuruşunu yapıyor Varlığının diğer varlıklara bağlı olduğunu idrak eden varlıklar için Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor Kaçırmamanızı öneririm

Nobel Kitap
145,25

Yeni İnsan Yayınevi

202380 sf.
Nobel Kitap

Ömer Faruk bu küçük ama tezli kitabında bir entelektüel hamle daha yapıyor ve toplum u tartışmaya açıyor Yaklaşık yüz yıl önce kayıtlara geçmiş Tahakküm doğayla başlar kadınla sürer çocukla diğer nesillere aktarılır cümlesine kulak veriyor ve salt insanlardan oluşmuş bir toplumsallığın sürekli kriz e kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor Ona göre insan merkezli düşüncenin bir ürünü olan ulus devlet varlığını kendisine değil düşmana bağlı olarak sürdürmektedir düşmana bağımlılık ise toplumun kendi kendisini kurban etmesinden başka bir şey değildir Çünkü özne olamayan toplumu başlatır tahkim eder ve savunur Toplum başkasının ölümünde kendisini gerçekleştiriyorsa nedeni özne olamayanların toplamı olarak bizzat ölümü temsil etmesidir Ölüm toplumun ayrılmaz parçası olmuş toplum ölümü ölüm de toplumu biçimlendirmeye başlamıştır Yüksek sesle söylenmesi gereken basit çıplak gerçek ise şudur Toprağı işgal etmek üzerinden varlığını inşa eden her toplum bir ölüm severlik örgütlenmesidir Yazar Türkiye Cumhuriyeti nin 100 Gezi Parkı Şenliği nin 10 Yılında yeni bir başlangıç önerisinde bulunuyor Hareketli ve hareketsiz canlı türlerinin yanı sıra toprağı kayaları havayı nehirleri ve denizleri de kapsayan yeni bir toplumsallık üzerine düşünmeye davet ediyor Çünkü her varlığın varlığını sürdürmesinin diğer varlıkların varlığını sürdürmesine bağlı olduğunu artık kabul etmemiz ve bu ölüm severlik sürecinden çıkmamız gerekiyor Gilles Deleuze ün yüklü ve yükümlü olma uyarısını dikkate alarak yeryüzü ile dünya ya farklı içerikler veriyor ve Türkiye Cumhuriyeti adı yerine Gül ile Bülbül Cumhuriyeti adını gündeme taşıyarak başlama vuruşunu yapıyor Varlığının diğer varlıklara bağlı olduğunu idrak eden varlıklar için Gül ile Bülbül Cumhuriyeti insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor Bu kısa ama yoğun metin okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden d