Gülme — Anca Parvulescu

Gülme
Anca ParvulescuBoğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Gülme
Anca ParvulescuAnca Parvulescu tarafından kaleme alınan Gülme Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Gülme Anca Parvulescu Kitap Özeti Çoğu gülme kuramı gülmeyi bir şeye verilen tepki olarak görür ve tepki verilen o komik grotesk saçma şeye odaklanır Anca Parvulescu ise gülmeyi başka tutkuların emaresi olarak görmüyor onu kendi başına bir tutku olarak ele alıyor Dolayısıyla bizi neyin güldürdüğünü gülmenin nedenini veya kökenini sorgulamak yerine bizzat gülme mefhumuna odaklanıyor Gülme meselesini insan yüzü meselesinden ayırmak mümkün değildir Eğer insan gülen hayvansa bu yüzü olan bir hayvan oluşuyla ilintilidir Gülerken gürültülü ve buruşuk bir hale giren çehre yavaş yavaş düzelip sakin sessiz bir gülümseyiş biçimine kavuşur bu gülümseyiş bir dizi toplumsal duygunun belirtisi olarak tahayyül edilir Elinizdeki çalışma görgü kuralı kitaplarının felsefi tezlerle edebi metinlerle ve görsel kültürle diyalog içinde hareket ederek gülümseyen çehrenin normatif estetiğinin üretilme sürecinin izini sürüyor Edepsizlik sayılan abartılı tutkulu denetimsiz gülmenin baskıcı ciddiyet karşısındaki isyankâr durumunu inceliyor Kitabın ana savlarından biri gülümseme ile gülmenin bir süreklilik arz etmediğidir Gülemediğimizde çoğunlukla gülümseriz gülümseme nadiren hakiki bir gülmeye dönüşür Parvulescu nun bu çalışması gülmenin sınırlı ve kırılgan bir arşivini gün yüzüne çıkarıyor Bizi bu arşivde zaman geçirmeye davet ediyor Her ne kadar bu çalışma gülmenin uygarlaşmasını önermelerinden biri olarak kabul etse de öncelikle yirminci yüzyılın kahkahacılarıyla ve gülme dostlarıyla ilgileniyor Bu amaçla yirminci yüzyıl Batı dünyasını ve bunun siyasi bilimsel felsefi estetik serüvenlerini gözden geçirmeye çalışan yeni bir uğraşa katılıyor Sorduğu temel soru şudur Yirminci yüzyıl nasıl gülmüştür Prof Anca Parvulescu St Louis deki Washington Universitesi nde Karşılaştırmalı Edebiyatta Lisansüstü Çalışmalar Direktörüdür Modernizm ve modernite yirminci yüzyıl edebiyatı ve eleştirel kuram anlatı ve roman toplumsal cinsiyet ve feminizm konuları üzerinde çalışmaktadır Yayınevi Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Yazar Anca Parvulescu Sayfa 305 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Eylül 2017 Barkod 9786054787883 Kategori Popüler Kültür

Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Çoğu gülme kuramı gülmeyi bir şeye verilen tepki olarak görür ve tepki verilen o komik grotesk saçma şeye odaklanır Anca Parvulescu ise gülmeyi başka tutkuların emaresi olarak görmüyor onu kendi başına bir tutku olarak ele alıyor Dolayısıyla bizi neyin güldürdüğünü gülmenin nedenini veya kökenini sorgulamak yerine bizzat gülme mefhumuna odaklanıyor Gülme meselesini insan yüzü meselesinden ayırmak mümkün değildir Eğer insan gülen hayvansa bu yüzü olan bir hayvan oluşuyla ilintilidir Gülerken gürültülü ve buruşuk bir hale giren çehre yavaş yavaş düzelip sakin sessiz bir gülümseyiş biçimine kavuşur bu gülümseyiş bir dizi toplumsal duygunun belirtisi olarak tahayyül edilir Elinizdeki çalışma görgü kuralı kitaplarının felsefi tezlerle edebi metinlerle ve görsel kültürle diyalog içinde hareket ederek gülümseyen çehrenin normatif estetiğinin üretilme sürecinin izini sürüyor Edepsizlik sayılan abartılı tutkulu denetimsiz gülmenin baskıcı ciddiyet karşısındaki isyankâr durumunu inceliyor Kitabın ana savlarından biri gülümseme ile gülmenin bir süreklilik arz etmediğidir Gülemediğimizde çoğunlukla gülümseriz gülümseme nadiren hakiki bir gülmeye dönüşür Parvulescu nun bu çalışması gülmenin sınırlı ve kırılgan bir arşivini gün yüzüne çıkarıyor Bizi bu arşivde zaman geçirmeye davet ediyor Her ne kadar bu çalışma gülmenin uygarlaşmasını önermelerinden biri olarak kabul etse de öncelikle yirminci yüzyılın kahkahacılarıyla ve gülme dostlarıyla ilgileniyor Bu amaçla yirminci yüzyıl Batı dünyasını ve bunun siyasi bilimsel felsefi estetik serüvenlerini gözden geçirmeye çalışan yeni bir uğraşa katılıyor Sorduğu temel soru şudur Yirminci yüzyıl nasıl gülmüştür Tanıtım Bülteninden

Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Çoğu gülme kuramı gülmeyi bir şeye verilen tepki olarak görür ve tepki verilen o komik grotesk saçma şeye odaklanır Anca Parvulescu ise gülmeyi başka tutkuların emaresi olarak görmüyor onu kendi başına bir tutku olarak ele alıyor Dolayısıyla bizi neyin güldürdüğünü gülmenin nedenini veya kökenini sorgulamak yerine bizzat gülme mefhumuna odaklanıyor Gülme meselesini insan yüzü meselesinden ayırmak mümkün değildir Eğer insan gülen hayvansa bu yüzü olan bir hayvan oluşuyla ilintilidir Gülerken gürültülü ve buruşuk bir hale giren çehre yavaş yavaş düzelip sakin sessiz bir gülümseyiş biçimine kavuşur bu gülümseyiş bir dizi toplumsal duygunun belirtisi olarak tahayyül edilir Elinizdeki çalışma görgü kuralı kitaplarının felsefi tezlerle edebi metinlerle ve görsel kültürle diyalog içinde hareket ederek gülümseyen çehrenin normatif estetiğinin üretilme sürecinin izini sürüyor Edepsizlik sayılan abartılı tutkulu denetimsiz gülmenin baskıcı ciddiyet karşısındaki isyankâr durumunu inceliyor Kitabın ana savlarından biri gülümseme ile gülmenin bir süreklilik arz etmediğidir Gülemediğimizde çoğunlukla gülümseriz gülümseme nadiren hakiki bir gülmeye dönüşür Parvulescu nun bu çalışması gülmenin sınırlı ve kırılgan bir arşivini gün yüzüne çıkarıyor Bizi bu arşivde zaman geçirmeye davet ediyor Her ne kadar bu çalışma gülmenin uygarlaşmasını önermelerinden biri olarak kabul etse de öncelikle yirminci yüzyılın kahkahacılarıyla ve gülme dostlarıyla ilgileniyor Bu amaçla yirminci yüzyıl Batı dünyasını ve bunun siyasi bilimsel felsefi estetik serüvenlerini gözden geçirmeye çalışan yeni bir uğraşa katılıyor Sorduğu temel soru şudur Yirminci yüzyıl nasıl gülmüştür Prof Anca Parvulescu St Louis deki Washington Universitesi nde Karşılaştırmalı Edebiyatta Lisansüstü Çalışmalar Direktörüdür Modernizm ve modernite yirminci yüzyıl edebiyatı ve eleştirel kuram anlatı ve roman toplumsal cinsiyet ve feminizm konuları üzerinde çalışmaktadır

Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
çev. Mehmet Doğan
Çoğu gülme kuramı gülmeyi bir şeye verilen tepki olarak görür ve tepki verilen o komik grotesk saçma şeye odaklanır Anca Parvulescu ise gülmeyi başka tutkuların emaresi olarak görmüyor onu kendi başına bir tutku olarak ele alıyor Dolayısıyla bizi neyin güldürdüğünü gülmenin nedenini veya kökenini sorgulamak yerine bizzat gülme mefhumuna odaklanıyor Gülme meselesini insan yüzü meselesinden ayırmak mümkün değildir Eğer insan gülen hayvansa bu yüzü olan bir hayvan oluşuyla ilintilidir Gülerken gürültülü ve buruşuk bir hale giren çehre yavaş yavaş düzelip sakin sessiz bir gülümseyiş biçimine kavuşur bu gülümseyiş bir dizi toplumsal duygunun belirtisi olarak tahayyül edilir Elinizdeki çalışma görgü kuralı kitaplarının felsefi tezlerle edebi metinlerle ve görsel kültürle diyalog içinde hareket ederek gülümseyen çehrenin normatif estetiğinin üretilme sürecinin izini sürüyor Edepsizlik sayılan abartılı tutkulu denetimsiz gülmenin baskıcı ciddiyet karşısındaki isyankâr durumunu inceliyor Kitabın ana savlarından biri gülümseme ile gülmenin bir süreklilik arz etmediğidir Gülemediğimizde çoğunlukla gülümseriz gülümseme nadiren hakiki bir gülmeye dönüşür Parvulescu nun bu çalışması gülmenin sınırlı ve kırılgan bir arşivini gün yüzüne çıkarıyor Bizi bu arşivde zaman geçirmeye davet ediyor Her ne kadar bu çalışma gülmenin uygarlaşmasını önermelerinden biri olarak kabul etse de öncelikle yirminci yüzyılın kahkahacılarıyla ve gülme dostlarıyla ilgileniyor Bu amaçla yirminci yüzyıl Batı dünyasını ve bunun siyasi bilimsel felsefi estetik serüvenlerini gözden geçirmeye çalışan yeni bir uğraşa katılıyor Sorduğu temel soru şudur Yirminci yüzyıl nasıl gülmüştür Tanıtım Bülteninden

Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Çoğu gülme kuramı gülmeyi bir şeye verilen tepki olarak görür ve tepki verilen o komik grotesk saçma şeye odaklanır Anca Parvulescu ise gülmeyi başka tutkuların emaresi olarak görmüyor onu kendi başına bir tutku olarak ele alıyor Dolayısıyla bizi neyin güldürdüğünü gülmenin nedenini veya kökenini sorgulamak yerine bizzat gülme mefhumuna odaklanıyor Gülme meselesini insan yüzü meselesinden ayırmak mümkün değildir Eğer insan gülen hayvansa bu yüzü olan bir hayvan oluşuyla ilintilidir Gülerken gürültülü ve buruşuk bir hale giren çehre yavaş yavaş düzelip sakin sessiz bir gülümseyiş biçimine kavuşur bu gülümseyiş bir dizi toplumsal duygunun belirtisi olarak tahayyül edilir Elinizdeki çalışma görgü kuralı kitaplarının felsefi tezlerle edebi metinlerle ve görsel kültürle diyalog içinde hareket ederek gülümseyen çehrenin normatif estetiğinin üretilme sürecinin izini sürüyor Edepsizlik sayılan abartılı tutkulu denetimsiz gülmenin baskıcı ciddiyet karşısındaki isyankâr durumunu inceliyor Kitabın ana savlarından biri gülümseme ile gülmenin bir süreklilik arz etmediğidir Gülemediğimizde çoğunlukla gülümseriz gülümseme nadiren hakiki bir gülmeye dönüşür Parvulescu nun bu çalışması gülmenin sınırlı ve kırılgan bir arşivini gün yüzüne çıkarıyor Bizi bu arşivde zaman geçirmeye davet ediyor Her ne kadar bu çalışma gülmenin uygarlaşmasını önermelerinden biri olarak kabul etse de öncelikle yirminci yüzyılın kahkahacılarıyla ve gülme dostlarıyla ilgileniyor Bu amaçla yirminci yüzyıl Batı dünyasını ve bunun siyasi bilimsel felsefi estetik serüvenlerini gözden geçirmeye çalışan yeni bir uğraşa katılıyor Sorduğu temel soru şudur Yirminci yüzyıl nasıl gülmüştür Prof Anca Parvulescu St Louis deki Washington Universitesi nde Karşılaştırmalı Edebiyatta Lisansüstü Çalışmalar Direktörüdür Modernizm ve modernite yirminci yüzyıl edebiyatı ve eleştirel kuram anlatı ve roman toplumsal cinsiyet ve feminizm konuları üzerinde çalışmaktadır

Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
çev. Mehmet Doğan
Çoğu gülme kuramı gülmeyi bir şeye verilen tepki olarak görür ve tepki verilen o komik grotesk saçma şeye odaklanır Anca Parvulescu ise gülmeyi başka tutkuların emaresi olarak görmüyor onu kendi başına bir tutku olarak ele alıyor Dolayısıyla bizi neyin güldürdüğünü gülmenin nedenini veya kökenini sorgulamak yerine bizzat gülme mefhumuna odaklanıyor Gülme meselesini insan yüzü meselesinden ayırmak mümkün değildir Eğer insan gülen hayvansa bu yüzü olan bir hayvan oluşuyla ilintilidir Gülerken gürültülü ve buruşuk bir hale giren çehre yavaş yavaş düzelip sakin sessiz bir gülümseyiş biçimine kavuşur bu gülümseyiş bir dizi toplumsal duygunun belirtisi olarak tahayyül edilir Elinizdeki çalışma görgü kuralı kitaplarının felsefi tezlerle edebi metinlerle ve görsel kültürle diyalog içinde hareket ederek gülümseyen çehrenin normatif estetiğinin üretilme sürecinin izini sürüyor Edepsizlik sayılan abartılı tutkulu denetimsiz gülmenin baskıcı ciddiyet karşısındaki isyankâr durumunu inceliyor Kitabın ana savlarından biri gülümseme ile gülmenin bir süreklilik arz etmediğidir Gülemediğimizde çoğunlukla gülümseriz gülümseme nadiren hakiki bir gülmeye dönüşür Parvulescu nun bu çalışması gülmenin sınırlı ve kırılgan bir arşivini gün yüzüne çıkarıyor Bizi bu arşivde zaman geçirmeye davet ediyor Her ne kadar bu çalışma gülmenin uygarlaşmasını önermelerinden biri olarak kabul etse de öncelikle yirminci yüzyılın kahkahacılarıyla ve gülme dostlarıyla ilgileniyor Bu amaçla yirminci yüzyıl Batı dünyasını ve bunun siyasi bilimsel felsefi estetik serüvenlerini gözden geçirmeye çalışan yeni bir uğraşa katılıyor Sorduğu temel soru şudur Yirminci yüzyıl nasıl gülmüştür Prof Anca Parvulescu St Louis deki Washington Universitesi nde Karşılaştırmalı Edebiyatta Lisansüstü Çalışmalar Direktörüdür Modernizm ve modernite yirminci yüzyıl edebiyatı ve eleştirel kuram anlatı ve roman toplumsal cinsiyet ve feminizm konuları üzerinde çalışmaktadır

Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Çoğu gülme kuramı gülmeyi bir şeye verilen tepki olarak görür ve tepki verilen o komik grotesk saçma şeye odaklanır Anca Parvulescu ise gülmeyi başka tutkuların emaresi olarak görmüyor onu kendi başına bir tutku olarak ele alıyor Dolayısıyla bizi neyin güldürdüğünü gülmenin nedenini veya kökenini sorgulamak yerine bizzat gülme mefhumuna odaklanıyor Gülme meselesini insan yüzü meselesinden ayırmak mümkün değildir Eğer insan gülen hayvansa bu yüzü olan bir hayvan oluşuyla ilintilidir Gülerken gürültülü ve buruşuk bir hale giren çehre yavaş yavaş düzelip sakin sessiz bir gülümseyiş biçimine kavuşur bu gülümseyiş bir dizi toplumsal duygunun belirtisi olarak tahayyül edilir Elinizdeki çalışma görgü kuralı kitaplarının felsefi tezlerle edebi metinlerle ve görsel kültürle diyalog içinde hareket ederek gülümseyen çehrenin normatif estetiğinin üretilme sürecinin izini sürüyor Edepsizlik sayılan abartılı tutkulu denetimsiz gülmenin baskıcı ciddiyet karşısındaki isyankâr durumunu inceliyor Kitabın ana savlarından biri gülümseme ile gülmenin bir süreklilik arz etmediğidir Gülemediğimizde çoğunlukla gülümseriz gülümseme nadiren hakiki bir gülmeye dönüşür Parvulescu nun bu çalışması gülmenin sınırlı ve kırılgan bir arşivini gün yüzüne çıkarıyor Bizi bu arşivde zaman geçirmeye davet ediyor Her ne kadar bu çalışma gülmenin uygarlaşmasını önermelerinden biri olarak kabul etse de öncelikle yirminci yüzyılın kahkahacılarıyla ve gülme dostlarıyla ilgileniyor Bu amaçla yirminci yüzyıl Batı dünyasını ve bunun siyasi bilimsel felsefi estetik serüvenlerini gözden geçirmeye çalışan yeni bir uğraşa katılıyor Sorduğu temel soru şudur Yirminci yüzyıl nasıl gülmüştür Prof Anca Parvulescu St Louis deki Washington Universitesi nde Karşılaştırmalı Edebiyatta Lisansüstü Çalışmalar Direktörüdür Modernizm ve modernite yirminci yüzyıl edebiyatı ve eleştirel kuram anlatı ve roman toplumsal cinsiyet ve feminizm konuları üzerinde çalışmaktadır

Boğaziçi Üniversitesi
çev. Doğan, Mehmet
Çoğu gülme kuramı gülmeyi bir şeye verilen tepki olarak görür ve tepki verilen o komik grotesk saçma şeye odaklanır Anca Parvulescu ise gülmeyi başka tutkuların emaresi olarak görmüyor onu kendi başına bir tutku olarak ele alıyor Dolayısıyla bizi neyin güldürdüğünü gülmenin nedenini veya kökenini sorgulamak yerine bizzat gülme mefhumuna odaklanıyor Gülme meselesini insan yüzü meselesinden ayırmak mümkün değildir Eğer insan gülen hayvansa bu yüzü olan bir hayvan oluşuyla ilintilidir Gülerken gürültülü ve buruşuk bir hale giren çehre yavaş yavaş düzelip sakin sessiz bir gülümseyiş biçimine kavuşur bu gülümseyiş bir dizi toplumsal duygunun belirtisi olarak tahayyül edilir Elinizdeki çalışma görgü kuralı kitaplarının felsefi tezlerle edebi metinlerle ve görsel kültürle diyalog içinde hareket ederek gülümseyen çehrenin normatif estetiğinin üretilme sürecinin izini sürüyor Edepsizlik sayılan abartılı tutkulu denetimsiz gülmenin baskıcı ciddiyet karşısındaki isyankâr durumunu inceliyor Kitabın ana savlarından biri gülümseme ile gülmenin bir süreklilik arz etmediğidir Gülemediğimizde çoğunlukla gülümseriz gülümseme nadiren hakiki bir gülmeye dönüşür Parvulescu nun bu çalışması gülmenin sınırlı ve kırılgan bir arşivini gün yüzüne çıkarıyor Bizi bu arşivde zaman geçirmeye davet ediyor Her ne kadar bu çalışma gülmenin uygarlaşmasını önermelerinden biri olarak kabul etse de öncelikle yirminci yüzyılın kahkahacılarıyla ve gülme dostlarıyla ilgileniyor Bu amaçla yirminci yüzyıl Batı dünyasını ve bunun siyasi bilimsel felsefi estetik serüvenlerini gözden geçirmeye çalışan yeni bir uğraşa katılıyor Sorduğu temel soru şudur Yirminci yüzyıl nasıl gülmüştür Prof Anca Parvulescu St Louis deki Washington Universitesi nde Karşılaştırmalı Edebiyatta Lisansüstü Çalışmalar Direktörüdür Modernizm ve modernite yirminci yüzyıl edebiyatı ve eleştirel kuram anlatı ve roman toplumsal cinsiyet ve feminizm konuları üzerinde çalışmaktadır