Gülpınar Apollon Tapınağı — Turan Gökmenoğlu

Gülpınar Apollon Tapınağı
Turan GökmenoğluPanu Kitap
Gülpınar Apollon Tapınağı
Turan GökmenoğluBu Ayla nın günlerdir çalkantılı bir denizde yaptığı yolculuktan sonra sığınmayı başardığı en güvenli limandı Öyle ki ne çapa atmak ne de iskeledeki babalara sıkı sıkıya tutunmak gerekiyordu Olabildiğince hür katışıksız hesapsız ve kitapsızdı Liman o kadar güvenliydi ki giysilerinin korumasına bile ihtiyacı yoktu Bazı insanların bir biri ardına attığı kahkahaların ve söylediği şarkıların ardına gizlenmiş ne büyük hüzünleri acıları yaşadığı ve yaşamayı başaramadığı hayalleri içinde biriken ve hiç bir şekilde doldurmayı başaramadığı boşlukları vardır Ne yapsa kapatamadığı iyileştiremediği kabuk bağlatamadığı yaraları İlk kez Ayla dan yana döndü Sinan İlk gece duyduğu incir kokusunu ve tadını aldı yine Bu olsa olsa bu akşam arkadaşının evinde yediği yemişin ağzında bıraktığı rayihadan olmalıydı Çok ince bir fark vardı ikisi arasında Şimdi tam da incirin olgunlaşıp tatlandığı andı Ama en sevdiğinden kendi toprağında yetişen su değmemiş yerli incir Babakale Gülpınar inciri Tuzla Kocaköy Bademli inciri Balı olgunlaşıp damlamaya hazır olanından Ayla nın iki göğsünün arasında artık silinip gitmeye meyilli yanık izini buldu karanlıkta Usulca bir buse kondurdu Ayla zifiri karanlıkta teninde gezinen ışığı fark etti Bu ışık sevdiği adamın parmak uçlarından çıkıp pembe tenine usul usul yayılıyordu Her gün aralıksız yedi saat toprağı özenle eşelemekte olan kızın gözleri yeni bir hazine peşinde değildi artık Yine de tıpkı geçen ay yaşadıkları tufanın toprak ananın en gizli yerindeki altın sikkeleri çamura bulayarak ortaya çıkardığı gibi Ayla da kendi yüzünü gizlemekten bıkan ve tarih kokulu eserleri bulmaya devam edecekti Aslında bu hazine Ayla nın kalbinin Apollon Smintheus Kutsal Kazı Alanı na yansımasıydı sadece Toprağın yağmuru karşılama ayini ozon kokularının tüm bahçeye yayılması ile sürdü Güneşte yanacaksın rüzgarda üşüyecek karda donacaksın Yağmur yağdığında da ıslanacaksın der büyüklerimiz Sinan da öyle yaptı Hiç acele etmeden özenle topladı bahçedeki sebzeleri Taze sarımsağı ve reyhanı da unutmadı Saçlarından yüzüne bulaştı yağmur damlaları Keşke insanın içine yüreğine de yağabilseydi O zaman içimiz ve ruhumuz yıkanır tüm kötülüklerden acı ve üzüntülerden arınırdık

Panu Kitap
Bu Ayla nın günlerdir çalkantılı bir denizde yaptığı yolculuktan sonra sığınmayı başardığı en güvenli limandı Öyle ki ne çapa atmak ne de iskeledeki babalara sıkı sıkıya tutunmak gerekiyordu Olabildiğince hür katışıksız hesapsız ve kitapsızdı Liman o kadar güvenliydi ki giysilerinin korumasına bile ihtiyacı yoktu Bazı insanların bir biri ardına attığı kahkahaların ve söylediği şarkıların ardına gizlenmiş ne büyük hüzünleri acıları yaşadığı ve yaşamayı başaramadığı hayalleri içinde biriken ve hiç bir şekilde doldurmayı başaramadığı boşlukları vardır Ne yapsa kapatamadığı iyileştiremediği kabuk bağlatamadığı yaraları İlk kez Ayla dan yana döndü Sinan İlk gece duyduğu incir kokusunu ve tadını aldı yine Bu olsa olsa bu akşam arkadaşının evinde yediği yemişin ağzında bıraktığı rayihadan olmalıydı Çok ince bir fark vardı ikisi arasında Şimdi tam da incirin olgunlaşıp tatlandığı andı Ama en sevdiğinden kendi toprağında yetişen su değmemiş yerli incir Babakale Gülpınar inciri Tuzla Kocaköy Bademli inciri Balı olgunlaşıp damlamaya hazır olanından Ayla nın iki göğsünün arasında artık silinip gitmeye meyilli yanık izini buldu karanlıkta Usulca bir buse kondurdu Ayla zifiri karanlıkta teninde gezinen ışığı fark etti Bu ışık sevdiği adamın parmak uçlarından çıkıp pembe tenine usul usul yayılıyordu Her gün aralıksız yedi saat toprağı özenle eşelemekte olan kızın gözleri yeni bir hazine peşinde değildi artık Yine de tıpkı geçen ay yaşadıkları tufanın toprak ananın en gizli yerindeki altın sikkeleri çamura bulayarak ortaya çıkardığı gibi Ayla da kendi yüzünü gizlemekten bıkan ve tarih kokulu eserleri bulmaya devam edecekti Aslında bu hazine Ayla nın kalbinin Apollon Smintheus Kutsal Kazı Alanı na yansımasıydı sadece Toprağın yağmuru karşılama ayini ozon kokularının tüm bahçeye yayılması ile sürdü Güneşte yanacaksın rüzgarda üşüyecek karda donacaksın Yağmur yağdığında da ıslanacaksın der büyüklerimiz Sinan da öyle yaptı Hiç acele etmeden özenle topladı bahçedeki sebzeleri Taze sarımsağı ve reyhanı da unutmadı Saçlarından yüzüne bulaştı yağmur damlaları Keşke insanın içine yüreğine de yağabilseydi O zaman içimiz ve ruhumuz yıkanır tüm kötülüklerden acı ve üzüntülerden arınırdık

Panu Kitap
Bu Ayla nın günlerdir çalkantılı bir denizde yaptığı yolculuktan sonra sığınmayı başardığı en güvenli limandı Öyle ki ne çapa atmak ne de iskeledeki babalara sıkı sıkıya tutunmak gerekiyordu Olabildiğince hür katışıksız hesapsız ve kitapsızdı Liman o kadar güvenliydi ki giysilerinin korumasına bile ihtiyacı yoktu Bazı insanların bir biri ardına attığı kahkahaların ve söylediği şarkıların ardına gizlenmiş ne büyük hüzünleri acıları yaşadığı ve yaşamayı başaramadığı hayalleri içinde biriken ve hiç bir şekilde doldurmayı başaramadığı boşlukları vardır Ne yapsa kapatamadığı iyileştiremediği kabuk bağlatamadığı yaraları İlk kez Ayla dan yana döndü Sinan İlk gece duyduğu incir kokusunu ve tadını aldı yine Bu olsa olsa bu akşam arkadaşının evinde yediği yemişin ağzında bıraktığı rayihadan olmalıydı Çok ince bir fark vardı ikisi arasında Şimdi tam da incirin olgunlaşıp tatlandığı andı Ama en sevdiğinden kendi toprağında yetişen su değmemiş yerli incir Babakale Gülpınar inciri Tuzla Kocaköy Bademli inciri Balı olgunlaşıp damlamaya hazır olanından Ayla nın iki göğsünün arasında artık silinip gitmeye meyilli yanık izini buldu karanlıkta Usulca bir buse kondurdu Ayla zifiri karanlıkta teninde gezinen ışığı fark etti Bu ışık sevdiği adamın parmak uçlarından çıkıp pembe tenine usul usul yayılıyordu Her gün aralıksız yedi saat toprağı özenle eşelemekte olan kızın gözleri yeni bir hazine peşinde değildi artık Yine de tıpkı geçen ay yaşadıkları tufanın toprak ananın en gizli yerindeki altın sikkeleri çamura bulayarak ortaya çıkardığı gibi Ayla da kendi yüzünü gizlemekten bıkan ve tarih kokulu eserleri bulmaya devam edecekti Aslında bu hazine Ayla nın kalbinin Apollon Smintheus Kutsal Kazı Alanı na yansımasıydı sadece Toprağın yağmuru karşılama ayini ozon kokularının tüm bahçeye yayılması ile sürdü Güneşte yanacaksın rüzgarda üşüyecek karda donacaksın Yağmur yağdığında da ıslanacaksın der büyüklerimiz Sinan da öyle yaptı Hi