Gümüşhanevi Ahmed Ziyaüddin — İrfan Gündüz

Gümüşhanevi Ahmed Ziyaüddin
İrfan Gündüzİbn Haldun Üniversitesi
Gümüşhanevi Ahmed Ziyaüddin
İrfan GündüzSafâ ve saffet kökünden geldiği dikkate alınırsa tasavvuf gönlü ve kalbi Hakk ın dışındaki bütün ilgi ve alâkalardan temizlemek kişinin gönül noktasından başlayarak iç dış bütün hayatını kuşatan bir çerçevede devam etmek üzere diri bir Allah şuûru ve keskin bir I lâhî zevk duygusuna bürünüp Hakk tan bir an bile gafletin bulunmadığı I slâmî bir hassasiyete sahip olmak demektir Unutulmamalıdır ki Hakk ın huzuruna ancak kalb i selîm ve yüz akı ile çıkılabilir Allah hiçbir kulunun göğüs boşluğuna iki kalp koymamıştır âyet i celîlesi bu düşüncenin bir delili olarak düşünülebilir Bizi gaflet ve nisyâna sürükleyerek Allah ı unutturan duygular dışımızda değil umûmiyetle içimizden gelen his ve heveslerdir Hevâ ve hevesini ilâh edineni gördün mü âyetinde bu durum ne güzel anlatılmaktadır Bizi yerine göre isyan ve nisyâna sevk eden şeyler bu tip iğreti câzibe ve geçici ilgilerdir Kâ b bin Mâlik i r a Tebûk savaşına iştirakten alıkoyan sebep onun kızgın güneş altında gölgeye ve olgun meyveye olan düşkünlüğü idi İşte tasavvuf bizi gaflete düşüren ve mâsivâ denilen bu tür ilgi ve alâkalardan kopararak Ne ticâret ne de alış verişin Allah tan alıkoymadıg ı insanlar seviyesine yükseltmek rûhu nefsin hevâ ve hevesin getirdiği gafletten tasfiye ederek arındırmaktır Hz Peygamber s a v Efendimiz in isminin Mustafa olması diğer peygamberler için ıstıfâ yestafî ıstafeytüke estafî ve ıstafâki gibi tasavvuf kökünden türetilen kelimelerin sıfat olarak kullanılması tasavvufun menşei bakımından düşünülmeli onun ne kadar yerli ve I slâmî oldug u anlaşılmalıdır Zîra rûhun Bezm i elest teki saffetine eren peygamberler ancak vahyi alabilmekte idiler Peygamberlig in şartlarından biri de rûhun I lâhî karakterini muhâfaza ederek günah ve ma siyyetle lekelenmemesidir Bu yüzden tasavvuf Allah ve resûlünün ahlâkı ile ahlâklanmak ve böylece istifâ nın kulda tecellî ve tahakkuku için gösterilen bir cehd ve gayrettir denebilir I ki sultana birden kulluk edilemez Kalbin bir anda yönelişi tek şeyedir Ya maddeye ya da Allah a kulluğu her an Allah ile beraber ve O nu her an hissederek yaşamak gerekir Bu durum Hz Peygamber in s a v dilinde I hsan şeklinde ifâde edilmiştir Tanıtım Bülteninden

İbn Haldun Üniversitesi Yayınları
Safâ ve saffet kökünden geldiği dikkate alınırsa tasavvuf gönlü ve kalbi Hakk ın dışındaki bütün ilgi ve alâkalardan temizlemek kişinin gönül noktasından başlayarak iç dış bütün hayatını kuşatan bir çerçevede devam etmek üzere diri bir Allah şuûru ve keskin bir I lâhî zevk duygusuna bürünüp Hakk tan bir an bile gafletin bulunmadığı I slâmî bir hassasiyete sahip olmak demektir Unutulmamalıdır ki Hakk ın huzuruna ancak kalb i selîm ve yüz akı ile çıkılabilir Allah hiçbir kulunun göğüs boşluğuna iki kalp koymamıştır âyet i celîlesi bu düşüncenin bir delili olarak düşünülebilir Bizi gaflet ve nisyâna sürükleyerek Allah ı unutturan duygular dışımızda değil umûmiyetle içimizden gelen his ve heveslerdir Hevâ ve hevesini ilâh edineni gördün mü âyetinde bu durum ne güzel anlatılmaktadır Bizi yerine göre isyan ve nisyâna sevk eden şeyler bu tip iğreti câzibe ve geçici ilgilerdir Kâ b bin Mâlik i r a Tebûk savaşına iştirakten alıkoyan sebep onun kızgın güneş altında gölgeye ve olgun meyveye olan düşkünlüğü idi İşte tasavvuf bizi gaflete düşüren ve mâsivâ denilen bu tür ilgi ve alâkalardan kopararak Ne ticâret ne de alış verişin Allah tan alıkoymadıg ı insanlar seviyesine yükseltmek rûhu nefsin hevâ ve hevesin getirdiği gafletten tasfiye ederek arındırmaktır Hz Peygamber s a v Efendimiz in isminin Mustafa olması diğer peygamberler için ıstıfâ yestafî ıstafeytüke estafî ve ıstafâki gibi tasavvuf kökünden türetilen kelimelerin sıfat olarak kullanılması tasavvufun menşei bakımından düşünülmeli onun ne kadar yerli ve I slâmî oldug u anlaşılmalıdır Zîra rûhun Bezm i elest teki saffetine eren peygamberler ancak vahyi alabilmekte idiler Peygamberlig in şartlarından biri de rûhun I lâhî karakterini muhâfaza ederek günah ve ma siyyetle lekelenmemesidir Bu yüzden tasavvuf Allah ve resûlünün ahlâkı ile ahlâklanmak ve böylece istifâ nın kulda tecellî ve tahakkuku için gösterilen bir cehd ve gayrettir denebilir I ki sultana birden kulluk edilemez Kalbin bir anda yönelişi tek şeyedir Ya maddeye ya da Allah a kulluğu her an Allah ile beraber ve O nu her an hissederek yaşamak gerekir Bu durum Hz Peygamber in s a v dilinde I hsan şeklinde ifâde edilmiştir

İbn Haldun Üniversitesi Yayınları
Safâ ve saffet kökünden geldiği dikkate alınırsa tasavvuf gönlü ve kalbi Hakk ın dışındaki bütün ilgi ve alâkalardan temizlemek kişinin gönül noktasından başlayarak iç dış bütün hayatını kuşatan bir çerçevede devam etmek üzere diri bir Allah şuûru ve keskin bir I lâhî zevk duygusuna bürünüp Hakk tan bir an bile gafletin bulunmadığı I slâmî bir hassasiyete sahip olmak demektir Unutulmamalıdır ki Hakk ın huzuruna ancak kalb i selîm ve yüz akı ile çıkılabilir Allah hiçbir kulunun göğüs boşluğuna iki kalp koymamıştır âyet i celîlesi bu düşüncenin bir delili olarak düşünülebilir Bizi gaflet ve nisyâna sürükleyerek Allah ı unutturan duygular dışımızda değil umûmiyetle içimizden gelen his ve heveslerdir Hevâ ve hevesini ilâh edineni gördün mü âyetinde bu durum ne güzel anlatılmaktadır Bizi yerine göre isyan ve nisyâna sevk eden şeyler bu tip iğreti câzibe ve geçici ilgilerdir Kâ b bin Mâlik i r a Tebûk savaşına iştirakten alıkoyan sebep onun kızgın güneş altında gölgeye ve olgun meyveye olan düşkünlüğü idi İşte tasavvuf bizi gaflete düşüren ve mâsivâ denilen bu tür ilgi ve alâkalardan kopararak Ne ticâret ne de alış verişin Allah tan alıkoymadıg ı insanlar seviyesine yükseltmek rûhu nefsin hevâ ve hevesin getirdiği gafletten tasfiye ederek arındırmaktır Hz Peygamber s a v Efendimiz in isminin Mustafa olması diğer peygamberler için ıstıfâ yestafî ıstafeytüke estafî ve ıstafâki gibi tasavvuf kökünden türetilen kelimelerin sıfat olarak kullanılması tasavvufun menşei bakımından düşünülmeli onun ne kadar yerli ve I slâmî oldug u anlaşılmalıdır Zîra rûhun Bezm i elest teki saffetine eren peygamberler ancak vahyi alabilmekte idiler Peygamberlig in şartlarından biri de rûhun I lâhî karakterini muhâfaza ederek günah ve ma siyyetle lekelenmemesidir Bu yüzden tasavvuf Allah ve resûlünün ahlâkı ile ahlâklanmak ve böylece istifâ nın kulda tecellî ve tahakkuku için gösterilen bir cehd ve gayrettir denebilir I ki sultana birden kulluk edilemez Kalbin bir anda yönelişi tek şeyedir Ya maddeye ya da Allah a kulluğu her an Allah ile beraber ve O nu her an hissederek yaşamak gerekir Bu durum Hz Peygamber in s a v dilinde I hsan şeklinde ifâde edilmiştir

İbn Haldun Üniversitesi Yayınları
Safâ ve saffet kökünden geldiği dikkate alınırsa tasavvuf gönlü ve kalbi Hakk ın dışındaki bütün ilgi ve alâkalardan temizlemek kişinin gönül noktasından başlayarak iç dış bütün hayatını kuşatan bir çerçevede devam etmek üzere diri bir Allah şuûru ve keskin bir I lâhî zevk duygusuna bürünüp Hakk tan bir an bile gafletin bulunmadığı I slâmî bir hassasiyete sahip olmak demektir Unutulmamalıdır ki Hakk ın huzuruna ancak kalb i selîm ve yüz akı ile çıkılabilir Allah hiçbir kulunun göğüs boşluğuna iki kalp koymamıştır âyet i celîlesi bu düşüncenin bir delili olarak düşünülebilir Bizi gaflet ve nisyâna sürükleyerek Allah ı unutturan duygular dışımızda değil umûmiyetle içimizden gelen his ve heveslerdir Hevâ ve hevesini ilâh edineni gördün mü âyetinde bu durum ne güzel anlatılmaktadır Bizi yerine göre isyan ve nisyâna sevk eden şeyler bu tip iğreti câzibe ve geçici ilgilerdir Kâ b bin Mâlik i r a Tebûk savaşına iştirakten alıkoyan sebep onun kızgın güneş altında gölgeye ve olgun meyveye olan düşkünlüğü idi İşte tasavvuf bizi gaflete düşüren ve mâsivâ denilen bu tür ilgi ve alâkalardan kopararak Ne ticâret ne de alış verişin Allah tan alıkoymadıg ı insanlar seviyesine yükseltmek rûhu nefsin hevâ ve hevesin getirdiği gafletten tasfiye ederek arındırmaktır Hz Peygamber s a v Efendimiz in isminin Mustafa olması diğer peygamberler için ıstıfâ yestafî ıstafeytüke estafî ve ıstafâki gibi tasavvuf kökünden türetilen kelimelerin sıfat olarak kullanılması tasavvufun menşei bakımından düşünülmeli onun ne kadar yerli ve I slâmî oldug u anlaşılmalıdır Zîra rûhun Bezm i elest teki saffetine eren peygamberler ancak vahyi alabilmekte idiler Peygamberlig in şartlarından biri de rûhun I lâhî karakterini muhâfaza ederek günah ve ma siyyetle lekelenmemesidir Bu yüzden tasavvuf Allah ve resûlünün ahlâkı ile ahlâklanmak ve böylece istifâ nın kulda tecellî ve tahakkuku için gösterilen bir cehd ve gayrettir denebilir I ki sultana birden kullu

İbn Haldun Üniversitesi Yayınları
İrfan Gündüz tarafından kaleme alınan Gümüşhanevi Ahmed Ziyaüddin İbn Haldun Üniversitesi Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Gümüşhanevi Ahmed Ziyaüddin İrfan Gündüz Kitap Özeti Safâ ve saffet kökünden geldiği dikkate alınırsa tasavvuf gönlü ve kalbi Hakk ın dışındaki bütün ilgi ve alâkalardan temizlemek kişinin gönül noktasından başlayarak iç dış bütün hayatını kuşatan bir çerçevede devam etmek üzere diri bir Allah şuûru ve keskin bir I lâhî zevk duygusuna bürünüp Hakk tan bir an bile gafletin bulunmadığı I slâmî bir hassasiyete sahip olmak demektir Unutulmamalıdır ki Hakk ın huzuruna ancak kalb i selîm ve yüz akı ile çıkılabilir Allah hiçbir kulunun göğüs boşluğuna iki kalp koymamıştır âyet i celîlesi bu düşüncenin bir delili olarak düşünülebilir Bizi gaflet ve nisyâna sürükleyerek Allah ı unutturan duygular dışımızda değil umûmiyetle içimizden gelen his ve heveslerdir Hevâ ve hevesini ilâh edineni gördün mü âyetinde bu durum ne güzel anlatılmaktadır Bizi yerine göre isyan ve nisyâna sevk eden şeyler bu tip iğreti câzibe ve geçici ilgilerdir Kâ b bin Mâlik i r a Tebûk savaşına iştirakten alıkoyan sebep onun kızgın güneş altında gölgeye ve olgun meyveye olan düşkünlüğü idi İşte tasavvuf bizi gaflete düşüren ve mâsivâ denilen bu tür ilgi ve alâkalardan kopararak Ne ticâret ne de alış verişin Allah tan alıkoymadıgˆı insanlar seviyesine yükseltmek rûhu nefsin hevâ ve hevesin getirdiği gafletten tasfiye ederek arındırmaktır Hz Peygamber s a v Efendimiz in isminin Mustafa olması diğer peygamberler için ıstıfâ yestafî ıstafeytüke estafî ve ıstafâki gibi tasavvuf kökünden türetilen kelimelerin sıfat olarak kullanılması tasavvufun menşei bakımından düşünülmeli onun ne kadar yerli ve I slâmî oldugˆu anlaşılmalıdır Zîra rûhun Bezm i elest teki saffetine eren peygamberler ancak vahyi alabilmekte idiler Peygamberligˆin şartlarından biri de rûhun I lâhî karakterini muhâfaza ederek günah ve ma siyyetle lekelenmemesidir Bu yüzden tasavvuf Allah ve resûlünün ahlâkı ile ahlâklanmak ve böylece istifâ nın kulda tecellî ve tahakkuku için gösterilen bir cehd ve gayrettir denebilir I ki sultana birden kulluk edilemez Kalbin bir anda yönelişi tek şeyedir Ya maddeye ya da Allah a kulluğu her an Allah ile beraber ve O nu her an hissederek yaşamak gerekir Bu durum Hz Peygamber in s a v dilinde I hsan şeklinde ifâde edilmiştir Yayınevi İbn Haldun Üniversitesi Yayınları Yazar İrfan Gündüz Sayfa 320 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x21 00 cm Basım Yılı Nisan 2020 Barkod 9786050690507 Kategori Tasavvuf Mezhepler Tarikatlar

İbn Haldun Üniversitesi Yayınları
Safâ ve saffet kökünden geldiği dikkate alınırsa tasavvuf gönlü ve kalbi Hakk ın dışındaki bütün ilgi ve alâkalardan temizlemek kişinin gönül noktasından başlayarak iç dış bütün hayatını kuşatan bir çerçevede devam etmek üzere diri bir Allah şuûru ve keskin bir I lâhî zevk duygusuna bürünüp Hakk tan bir an bile gafletin bulunmadığı I slâmî bir hassasiyete sahip olmak demektir Unutulmamalıdır ki Hakk ın huzuruna ancak kalb i selîm ve yüz akı ile çıkılabilir Allah hiçbir kulunun göğüs boşluğuna iki kalp koymamıştır âyet i celîlesi bu düşüncenin bir delili olarak düşünülebilir Bizi gaflet ve nisyâna sürükleyerek Allah ı unutturan duygular dışımızda değil umûmiyetle içimizden gelen his ve heveslerdir Hevâ ve hevesini ilâh edineni gördün mü âyetinde bu durum ne güzel anlatılmaktadır Bizi yerine göre isyan ve nisyâna sevk eden şeyler bu tip iğreti câzibe ve geçici ilgilerdir Kâ b bin Mâlik i r a Tebûk savaşına iştirakten alıkoyan sebep onun kızgın güneş altında gölgeye ve olgun meyveye olan düşkünlüğü idi İşte tasavvuf bizi gaflete düşüren ve mâsivâ denilen bu tür ilgi ve alâkalardan kopararak Ne ticâret ne de alış verişin Allah tan alıkoymadıgˆı insanlar seviyesine yükseltmek rûhu nefsin hevâ ve hevesin getirdiği gafletten tasfiye ederek arındırmaktır Hz Peygamber s a v Efendimiz in isminin Mustafa olması diğer peygamberler için ıstıfâ yestafî ıstafeytüke estafî ve ıstafâki gibi tasavvuf kökünden türetilen kelimelerin sıfat olarak kullanılması tasavvufun menşei bakımından düşünülmeli onun ne kadar yerli ve I slâmî oldugˆu anlaşılmalıdır Zîra rûhun Bezm i elest teki saffetine eren peygamberler ancak vahyi alabilmekte idiler Peygamberligˆin şartlarından biri de rûhun I lâhî karakterini muhâfaza ederek günah ve ma siyyetle lekelenmemesidir Bu yüzden tasavvuf Allah ve resûlünün ahlâkı ile ahlâklanmak ve böylece istifâ nın kulda tecellî ve tahakkuku için gösterilen bir cehd ve gayrettir denebilir I ki sultana birden kulluk edilemez Kalbin bir anda yönelişi tek şeyedir Ya maddeye ya da Allah a kulluğu her an Allah ile beraber ve O nu her an hissederek yaşamak gerekir Bu durum Hz Peygamber in s a v dilinde I hsan şeklinde ifâde edilmiştir