Günahkar
UĞUR TUNA YAYINLARI
Gece yarısıydı havada yağmurun getirdiği ürpertici bir esinti vardı Genç kız hızlı adımlarla yolda yürüyordu Altın sarısı saçları ıslanmış esen rüzgârdan dolayı önüne düşmüştü Kız başını kaldırıp saçlarını eliyle arkaya attı Ve melek genç kızın yüzünü gördüğü o ilk an duraksadı Evren tersine döndü cennet cehennemin ateşiyle kavruldu ve cehennem vadilerinde rengarenk çiçekler açtı Bu kader çarkının onun yüzünden ilk aksayışı değildi yıllar önce bir kez daha kaderle tehlikeli bir kumar oynamıştı Bir zamanlar Önceden çok önceden o gözlerin içine bakmıştı Cennet ve Dünya arasındaki yıkıcı bir savaşın kıvılcımlarını çaktıran o buz mavisi gözler Zaman aktı ölümü sırtlanmış başmelek yüzyıllardır uğruna hizmet ettiği inancı reddetti Kader kağıda yanlış harfleri karalamaya şeytan ise avucundaki ihanet tohumlarını meleğin kalbine bir bir ekmeye başladı Ölüm masumiyete aşık oldu Günahkâr Sonsuza dek başında bir taç gibi taşıyacağı unvan buydu artık Ve sadece uğruna savaşılabilecek bir aşk sonsuz olabilirdi