Gurre ve Şerhul Gurre fil Mantık — Kutbüddîn es Safevî

Gurre ve Şerhul Gurre fil Mantık
Kutbüddîn es SafevîSiraç Yayınları
Gurre ve Şerhul Gurre fil Mantık
Kutbüddîn es SafevîMantık ilmi sarf nahiv ve belagat ilimleri gibi maksuda ulaşmaya vesile olması yönüyle öğrenilmesi gerekli ilimlerden biridir Özellikle de iki usul dalı olan Usûlü d Dîn ve Usûlü l Fıkh ile doğrudan irtibatlıdır Çünkü Usûlü l Fıkh eserlerinde bâhusus müteahhir usûl âlimlerinin eserlerinde konular mantık örgüsü içinde işlenmiştir Bu sebeple Mantık ilmi öğrenmeden bu kitaplardan gereği gibi istifade etmek pek mümkün görünmemektedir ŞERHU L GURRE Fİ L MANTIKKutbüddîn es Safevî ö 955 1548 tarafından allâme Seyyid Şerîf el Cürcânî nin ö 816 1413 Farsça olarak kaleme aldığı daha sonra oğlu Nûruddîn Muhammed b Ali el Cürcânî nin de ö 837 1434 ilaveler ekleyerek Arapça ya tercüme ettiği el Gurre isimli mantık risalesi üzerine kaleme alınan şerhtir ÖZETLE ŞERHU L GURRE Fİ L MANTIK ESERİKutbüddin es Safevî nin Nûruddîn Muhammed el Cürcânî ye ait el Gurre fi l Mantık isimli mantık risâlesi üzerine kaleme aldığı şerhtir Nûruddîn Muhammed in el Gurre fi l Mantık eseri aslında babası Seyyid Şerîf el Cürcânî nin kendisi için yazdığı Farsça bir risaledir Seyyid Şerîf el Cürcânî mantık ilmine dair iki tane risâle kaleme almıştır Birincisine es Suğrâ ikincisine el Kübrâ ismini vermiştir Daha sonraları oğlu Nûruddîn Muhammed bazı faideli bilgiler ekleyerek her iki risâleyi de Arapça ya tercüme etmiştir Bunun yanında babasının es Suğrâ risâlesine el Gurre ismini el Kübrâ risâlesine de ed Dürre ismini vermiştir Eserin MuhtevasıGenel muhteva ve taksimlere bakıldığında metin Kâtibî nin Şemsiyye isimli eserinin özeti mahiyetindedir Şu kadar farkla ki Şemsiyye müellifi kitabını üç ana başlık altında ele almış her başlığı fasıllara fasılları da mebhaslere ayırmıştır Burada ise müellif her bir meseleyi ayrı bir fasılda ele almış ve risâle bir mukaddime ve otuz üç bölümden meydana gelmiştir Müellif eserin mukaddimesinde insanı diğer canlılardan ayıran ma kûlatı idrak edip kavrama özelliğine temas etmiş ve bu özellik sayesinde bilgi edinmesinin mümkün olduğuna dikkat çekmiştir Devamında bilginin tasavvur ve tasdik olarak iki kısma ayrıldığını ifade ederek mantık açısından tasavvur ve tasdik kavramlarını ele almıştır İkinci bölümde tasavvur ve tasdikin kısımları olan nazarî ve zarurî bilgiyi üçüncü ve dördüncü kısımda ise nazar ve fikir kavramlarını ele almıştır Beşinci bölümde de delâlet ve elfâz bahislerinin mantık ilminde neden yer aldığını açıklamıştır Diğer bölümlerde sırasıyla mantık ilminin temel iki başlığından birincisi olan Tasavvur u tasavvurun iki kısmından birincisi olan mebâdî niteliğindeki delâlet bahislerini ardından ikinci kısmı olan mekâsıd niteliğindeki tarif kavl i şârih ve kısımlarını ele almıştır Devamında mantık ilminin temel iki başlığından ikincisi olan Tasdik i tasdikin iki kısmından birincisi olan kaziyyeleri kaziyyelerin hamliyye ve şartiyye gibi kısımlarını ve onların da alt kısmı olan ma dûle muhassale ve müveccehe gibi kısımlarını ele almış aks tenâkuz gibi kaziyyelerin hükümlerini açıklamıştır Son olarak da Tasdik in ikinci kısmı olan kıyas ve çeşitlerini ele almıştır KUTBÜDDÎN EL ÎCÎ ES SAFEVÎ ö 955 1548 Müellif hicrî 900 yılında Hindistan ın Gucerât eyaletinde dünyaya gelmiştir Künye ve nisbesiyle beraber tam ismi Ebü l Hayr Kutbüddîn Îsâ b Muhammed b Abdillah b Muhammed el Hasenî el Hüseynî el Îcî eş Şâfiî es Safevî es Sûfî dir İnsanlar katında daha çok Kutbüddîn Îsâ es Safevî ve Seyyid Îsâ es Safevî gibi isimleriyle anılmaktadır Ayrıca isminden çok Safevî nisbesiyle maruf ve meşhurdur Safevî nisbesi anne tarafından dedesi Safiyüddin el Îcî den dolayıdır İlmî Şahsiyeti ve Vefatıİlim tahsiline vatanı olan Hindistan da başlayan Kutbüddin es Safevî temel eğitimini babası Afîfüddîn el Îcî den almıştır Babasından sarf ve nahvin yanı sıra fıkıhtan Abdülkerim er Râfiî nin el Muharrer ini mantıktan Seyyid Şerîf Cürcânî ye ait olup oğlu Nûruddîn Muhammed in Arapça ya tercüme ettiği el Gurre ve ed Dürre olarak isimlendirdiği er Risâletü s Suğrâ ve er Risâletü s Kübrâ metinlerini okumuştur Ayrıca Gucerât ta Eş arî kelâmcısı Devvânî nin talebesi Ebü l Fazl el Kâzerûnî den 6 yıl kadar ders almıştır Ondan el Muhtasaru l Müntehâ yı Cürcânî haşiyesiyle birlikte el Mutavvel i Tavâli u l Envâr şerhini ve Devvânî haşiyesiyle birlikte Tecrîd i okumuştur Daha sonra Delhi ye giderek ilim tahsiline orada devam etmiştir İlim tahsilinden sonra Mekke ye gitmiş orada birkaç sene kaldıktan sonra da Medine ye geçmiştir Medine de Ahmed b Mûsâ en Nebtîtî nin sohbetinde bulunmuş ve ondan hırka giymiştir Kutbüddin el Îcî hicrî 940 senesinde Haleb e gitmiş oradan bir müddet sonra Bâb ı Âlî ye geçmiştir Bâb ı Âlî de Ebüssuûd Efendi Hoca Çelebi ile aralarında ilmi tartışmalar meydana gelmiştir Ayrıca zamanın sultanı Kanûnî Sultan Süleyman tarafından kendisine iltifat ve ikramlarda bulunulmuştur 949 yılında ise tekrar Haleb e dönmüştür Kutbüddin es Safevî ilmi seven ve son derece ilim sahiplerine saygı gösteren kişiliğinin yanı sıra sâlih insanları da sevmiş onlara karşı saygıda kusur etmemiştir Gittiği şehirlerde evliya kabirlerini mutlaka ziyaret etmiş gereken edebi de gözetmiştir Hatta sadece kabirlerini ziyaret etmek için Bağdat a giderek orada medfun bulunan velilerin kabirlerini ziyaret etmiştir Ömrünü ilme adayan Kutbüddin es Safevî 955 senesinde diğer bir kayda göre 953 senesinde vefat etmiş Mekke de Abdullah b Zübeyr in asıldığı sadat ı Sûfiyye nin kabirlerinin bulunduğu yere defnedilmiştir Allah Teâlâ Rahmet Eylesin Cennetiyle Cemâliyle Müşerref Kılsın Âmin TALEBELERİŞihâbüddîn Ahmed b Kâsım el AbbâdîRadıyüddîn ibnü l HanbelîMuhammed b Hüseyin el EsedîMuhammed et TerûsîHalil b Sultân Hüsâmeddîn el İsfehânîEbû Alî Şemsüddîn Muhammed b Alî b Abdirrahmân b ArrâkNûrüddîn Alî b Muhammed b Alî el Hazrecî el MakdisîESERLERİŞerhu l Gurre fi l MantıkŞerhu l KâfiyeHâşiye ale l Fevâ idi z Ziyâ iyyeŞerhu l Fevâ idi l GıyâsiyyeMuhtasaru n Nihâye fî Garîbi l HadîsHâşiye alâ Şerhi Cem i l Cevâmi Şerhu ş Şifâ bi Ta rîfi Hukûki l MustafâRisâle fî Lâmi t Ta rîfTefsîru Cüz i n Nebe Hâşiye alâ Tefsîri Evâ ili l KâdîHâşiye alâ Şerhi t TecrîdRisâle fi l HamdRisâle fî İctimâ i n NakîzeynÜmmûzecü l UlûmNÛRUDDÎN MUHAMMED EL CÜRCÂNÎ 838 1435 Müellif Nûruddîn Muhammed ile ilgili tabakat ve terâcim kitaplarında yeterli bilgi mevcut değildir Müellifin ismi Nûruddîn Muhammed b Ali b Muhammed b Ali el Hüseynî el Cürcânî dir Meşhur Arap dili kelâm ve fıkıh âlimi Seyyid Şerîf Cürcânî nin oğludur Müellif Rahimehüllâh Seyyid Şems el Hanefî veya Şemseddin Hanefî olarak bilinmiş ve anılmıştır İlim tahsilini babası Seyyid Şerîf ten okumuş ve tamamlamıştır Daha sonra babasının bazı haşiyeleri üzerine ta lîkât yaptığı da nakledilmiştir Ayrıca talebesi Şihâbüddin Arabşah onun Semerkand a yerleştiğini ve orada müderrislik yaptığını kaydetmiştir Kâtib Çelebi ve Ziriklî nin belirttiğine göre 838 yılında Şiraz da vefat etmiştir Allah Teâlâ Rahmet Etsin Mekanını Cennet Kılsın Âmin TALEBELERİŞems eş ŞirvânîŞihâbüddin Ahmed b Muhammed b Abdillah b ArabşahHızır b Muhammed b Muhammed b Ali er Râzî el HablerûdîESERLERİŞerhu İrşâdi l HâdîHâşiyetü l Mütevassıt Şerhu l KâfiyeŞerhu Hidâyeti l HikmeHâşiye alâ Tavâli i l EnvârŞerhu l Fevâ idi l GıyâsiyyeSEYYİD ŞERÎF CÜRCÂNÎ NİN ö 816 1413 HAYATIKelam fıkıh hadis tefsir Arapça dili vb birçok ilim sahasında mütebahhir olan Seyyid Şerîf Cürcânî Rahimehüllâh 24 Şâban 740 24 Şubat 1340 tarihinde İran ın Cürcân şehrine bağlı Takü de dünyaya gelmiştir Peygamber Efendimiz Aleyhisselâm ın soyundan olduğu için Seyyid Şerîf ismiyle tanınmış meşhûr olmuştur İlim Hayatıİlim tahsilini küçük yaşlarda kendi memleketinde başlamıştır Arapça eğitiminden sonra Sekkâkî nin Arapça grameri ve belâgatına dair meşhur olan Miftâhu l Ulûm adlı eseri ve şerhini bu şerhi kaleme alan Nureddin Tuvâsî den okumuştur Daha sonra Sirâcüddîn Ömer el Buheymânî den Keşf adlı tefsîrini ve Keşşâf tefsîrinden bir bölümü okumuştur Kutbüddîn i Şîrâzî nin kaleme aldığı Miftâh şerhini oğlu Muslihuddîn b Ebi l Hayr Ali den okumuştur Cürcânî Rahimehüllâh başlıca ilimleri tahsil ettikten sonra aklî ilimleri öğrenmeye yönelmiş ve tahsilini devam ettirmek üzere Herat a Anadolu ya ve Mısır a seyahatlerde bulunmuştur Mantık ilmiyle alakalı olan Şerhu l Metâlî adlı eseri birçok hocadan dinleyerek yaklaşık 16 kez incemeler de bulunmuş ancak tam hazmetmediğini anlamış bu yüzden Şerhu l Metâlî ve Şerhu ş Şemsiyye adlı eserleri kaleme alan Kutbüddin er Râzî et Tahtânî den bizzat okumak için Herat a gitmiştir Kutbüddin er Râzî yaşlı olmasına rağmen Seyyid Şerîf Cürcânî nin azmini görmüş ve bir müddet ders okutmuştur Fakat yaşlılığı sebebiyle daha öğretim faaliyetini sürdüremeyeceğini kendisine arz edip Mısır da ikamet etmekte olan en meşhûr talebesi Mübârek Şah el Mantıkî ye gitmesini ondan okumasını tavsiye etmiştir Yanı sıra bu meşhur talebesine mektup yazarak ona özel ilgi alâka göstermesini kendisinden öğrendiği gibi bütün incelikleriyle mantık ilmini Şerhu l Metâlî yi okutmasını öğretmesini emretmiştir Anadolu ve Mısır YolculuğuBunun üzerine Herat tan ayrılan Seyyid Şerîf Rahimehüllâh Mısır yolculuğu esnasında Anadolu ya uğramış ve şöhretini duyduğu büyük âlim Cemâleddin Muhammed b Muhammed Aksarâyî nin talebesi olmak maksadıyla onun memleketine doğru yola koyulmuştur Yolda Aksarâyî Rahimehüllâh ın Kazvinî nin el Îzâh ı üzerine yazmış olduğu Şerhu l Îzâh ını inceleme fırsatı bulmuş ve eseri başarısız görerek Aksarâyî den istifade edemeyeceği kanaatine varmıştır Fakat görüştüğü bazı kimselerden onun öğretimde teliften daha başarılı olduğunu öğrenmiş ve yoluna devam etmiştir Aksaray a vardığında büyük âlim Aksarâyî nin vefat ettiğini öğrenmiştir Talebeleriyle tanışıp sohbet etmiş ve en meşhur talebesi Molla Fenârî ile birlikte Mısır a gitmiştir Mısır a varınca Mübârek Şah ı arayıp bulmuş halini arz etmiş ve hocasının mektubunu ona vermiştir Mübârek Şah hocasının mektubunu hürmetle alıp okumuş ve kendisini kabul edip okutacağını söylemiş ve okutmuştur Seyyid Şerîf Cürcânî yaklaşık 10 yıl Mısır da kaldığı müddet zarfında Şeyh Bedreddin Simâvî şair Ahmedî hekim Hacı Paşa gibi arkadaşlarıyla birlikte aklî ilimleri Mübârek Şah tan ve yanı sıra naklî ilimleri de Ekmeleddin el Bâbertî den okumuştur Bu arada Kutbüddin er Râzî nin Şerhu Metâli i l Envâr ına bir hâşiye yazmıştır İran a DönüşüCürcânî Rahimehüllâh Mısır da aklî ve naklî ilimler hususunda tahsilini tamamladıktan sonra Anadolu ya gelmiş İstanbul ve Bursa yı ziyaret edip tekrar ülkesine İran a dönmüştür İran a gelince Şîraz da Sa deddin et Teftâzânî onu ülkenin hükümdarı Şah Şücâ a takdim etmiş ve oradaki Dârü ş Şifâ Medresesi müderrisliğine tayin edilmiştir Bu medresede 10 yıl kaldığı zaman zarfında öğretim faaliyetleri yanında telif çalışmalarını da sürdürerek İran da özellikle aklî ilimlerde büyük bir şöhret kazanmıştır Timur un Onu GözetmesiTimur Şîraz a sahip olunca Seyyid Şerîf in ilmî ve kişilik sahibi üstün şahsiyetli ve dirayetli büyük bir âlim olduğunu öğrenince ona son derece saygı hürmet göstermiş muhabbet beslemiş ve gözetmiştir Timur ilminden istifade etmek için 789 1387 tarihinde onu Semerkant a davet etmiş ve istemediği halde onu Semerkant a götürmüştür Burada 18 yıl müddetle baş müderrislik yapmış ve bu müddet zarfında pek çok eser telif etmiştir Şunu da belirtelim ki Timur zapt ettiği fethettiği İran Irak Suriye ve Anadolu gibi İslâm bölgelerinde yaşayan zamanın büyük seçkin âlimlerini Semerkant a toplamıştır Özellikle bunların başında Sa düddîn Teftâzânî ve Seyyid Şerîf Cürcânî olmak üzere pek değerli âlimler orada bir arada bulunmuştur Seyyid Şerîf Cürcânî gitmiş olduğu Semerkant ta öncelikle Mâverâünnehir âlimleriyle sonra da özellikle Teftâzânî ile ilmî münazaralarda bulunmuştur Bu münazaralarda başarı göstermiş hem Timur hem de meslektaşları nezdinde itibarını arttırmıştır Timur iki sa deyn olan Teftâzânî ve Cürcânî ye huzurunda münazaralar yaptırır Seyyid Şerifî çok sevdiğinden münazaraların sonunda Kabul edelim ki ikisi de ilim irfan din ve marifet bilgilerinde aynıdır O zaman Seyyid in nesebi üstündür Zira Resûlüllâh Aleyhisselâm ın soyundandır demiştir Tasavvufa İntisabıSeyyid Şerîf Cürcânî 18 yıl Semerkant ta kalmış Timur başta olmak üzere birçok kimseden çok ilgi alâka hürmet ve saygı görmüştür Semerkant ta kaldığı müddet zarfında çok hoca yetiştirmiş ve birçok değerli eser telif etmiştir Ayrıca Semerkant ta Hâce Alâeddin Attâr Kaddesallâhü Sirrahû ile tanışmış ve Hâce nin vasıtasıyla tasavvufa karşı ilgi duyarak Nakşibendiyye tarikatına girmiştir Medresede ders verdiği sıralarda Hâce nin sohbetlerine devam etmiş ve kısa zamanda Hâce nin teveccühlerini kazanarak kemale ermiştir Hâce nin tavsiyesiyle en başta gelen talebesi Mevlânâ Nizâmeddin Hâmûş ile de dostluk kurmuş onun tasavvufî sohbetlerine katılmış ve çok istifade etmiştir Cürcânî Rahimehüllâh ilimdeki yüksek derecesine rağmen asıl kemâlata Hz Hâce nin sohbetiyle müşerref olduktan sonra ondan feyz alarak kavuşmuştur Bu hâlini şöyle ifâde etmiştir Hocam Alâeddin Attâr ın sohbetine kavuşunca Rabbimi tanıyabildim İlmi Şahsiyeti ve OtoritesiCürcânî Rahimehüllâh aklî ve naklî ilimler sahasında kaleme aldığı eserleriyle hem yaşadığı döneme damgasını vuran hem de sonraki yüzyıllarda bir otorite olarak etkisini devam ettiren çok yönlü âlimlerden bir tanesidir Başlıca ilgi alanı kelâm Arap dili ve edebiyatı olan Cürcânî Rahimehüllâh bununla beraber felsefe mantık astronomi matematik mezhepler tarihi fıkıh hadis tefsir tasavvuf gibi aklî ve naklî din ilimlerin hemen hepsinde telif şerh ve hâşiye türünde eserler kaleme almış bundan dolayı allâme unvanını almıştır Son derece zeki müdekkik muhakkik derin anlayışlı fesahat ve belâgat sahibi münazarada mahir bir âlimdir Arap dili ferâiz ve kelâmla ilgili eserleri medreselerde okutulup günümüze kadar intikal ederek el kitabı haline gelmiş kendisi de ilim erbabı arasında büyük bir itimat kazanarak otorite sayılmıştır Seyyid Şerîf Cürcânî nin kaleme aldığı eserler yaşadığı asırda ve sonrasında öylesine etkili olmuştur ki onun için es sened otorite üstâzü l beşer insanlığın hocası ve el aklü l hâdî aşer on birinci akıl gibi lakaplar sıfatlar kullanılmıştır Anadolu İran Türkistan ve Hindistan da yetişen âlimlerin bir kısmının icazetnamesi ilmî silsile itibariyle Cürcânî ye ve bir kısmının da Teftâzânî ye bağlı olması bu iki âlimin ne kadar otorite sahibi olduklarını teyit etmekte ve ikisinin İslâm düşüncesi tarihinde önemli bir yer işgal ettiğini göstermektedir Her ikisi de islâm dünyasında yankı yapmış mümtaz âlimlerdir Kendilerinden sonra uzun bir zaman âlimler Curcânî ve Teftâzânî taraftarları olarak ikiye bölünmüşlerdir İslam tarihinde Müteahhirîn dönemi Teftâzânî ile başlatılmış ve Curcânî ile sürdürülmüştür Seyyid Şerîf in eserlerinin çoğu şerh ve hâşiye niteliğinde olmasına rağmen islâm âlimleri bu eserleri diğer şerh ve hâşiyeler gibi teferruat saymak yerine asıl metinler kadar hatta çoğunlukla onlardan daha önemli görmüştür Cürcânî Rahimehüllâh felsefî kelâm hareketinin yaygın olduğu bir dönemde yetişmiş ve selefleri Fahreddin er Râzî Seyfeddin el Âmidî ve Kâdî Beyzâvî gibi felsefenin tesiri altında kalmıştır Kelâm sisteminde seleflerine nisbetle felsefeye daha fazla ağırlık vermiştir Nitekim kelâma dair en hacimli eseri olan Şerhu l Mevâkıf ta felsefî konuların akaid konularından çok fazla yer tutması kitabın üçte ikisi kadar bunu açıkça göstermektedir VefatıSeyyid Şerîf Cürcânî Rahimehüllâh Timur un ölümünden 807 1405 sonra fitne ve kargaşanın hâkim olduğu Semerkant tan ayrılarak Şîraz a dönmüş ve ömrünün geri kalan kısmını burada ilmî faaliyetlerle geçirmiştir 6 Rebîülâhir 816 6 Temmuz 1413 tarihinde çarşamba günü Şîraz da vefat etmiş ve Atîk Câmii civarındaki Vakıb Mezarlığı na defnedilmiştir Allah Teâlâ Rahmet Eylesin Derecelerini Yüksek Kılsın Âmin Meşhur TalebeleriNûreddin Muhammed oğlu Kadızâde i Rûmî ünlü matematikçi Fethullah eş ŞirvânîFahreddîn i AcemîHâce Alâeddîn Ali es SemerkandîŞahâbeddin b ArabşahMuhammed b Atâullah HerevîMeşhur HocalarıKutbüddin er RâzîMuhammed b MübârekşahEkmelüddin el BâbertîAdudüddin el ÎcîGüzide EserleriŞerhu l MevâkıfŞerhu l Akâ idi l AdudiyyeŞerhu Esmâ i l Hüsnâ Risâle fî beyâni l Fırkati n NâciyeHâşiyetü t TecrîdHâşiye alâ Metâli i l Enzâr Şerhi Ṭavâli i l EnvârHâşiye alâŞerhi Hikmeti l AynHâşiye alâŞerhi Hidâyeti l HikmeHâşiye alâ Levâmi i l Esrâr şerhi Metâli i l EnvârRisâle fi l MantıkŞerhu l Mülahhas fi l Hey eet Ta rîfâtŞerhu l İzzîHâşiye alâŞerhi l KâfiyeŞerhu l KâfiyeHâşiye ale l MutavvelHâşiye alâŞerhi Muhtasari l MüntehâHâşiye ale t TelvîhŞerhu l Ferâ izi s SirâciyyeRisâle i Şevkıyyeer Risâletü l Bahâ iyyeTa lîka alâ Avârifi l Ma ârifHâşiye ale l KeşşâfHâşiye alâ Tefsîri l BeyzâvîTefsîrü z ZehrâveynTercümânü l Kur âed Dîbâcü l MüzhebHâşiye alâ Hulâsati t TîbîŞERHU L GURRE Fİ L MANTIK ESERİNİN HAZIRLANIŞ ŞEKLİÜç nüshadan mukabele edildi Önemli nüsha farkları dipnotlarda belirtildi Anlaşılması zor veya kapalı görülen yerler dipnotlarda izah edildi Konuların daha iyi anlaşılması için bölüm sonlarına şemalar eklenildi Dirâse kısmında müellif ve şârihin hayatı ve eserleri hakkında bilgiler verildi Okuyucunun metinden kopmaması ve zihinde daha kalıcı olması için metin kısmı gerekli başlıklandırma ve paragraflandırma yapılarak kitabın baş tarafına ayrıca konuldu Tanıtım Bülteninden

Siraç Yayınevi
Mantık ilmi sarf nahiv ve belagat ilimleri gibi maksuda ulaşmaya vesile olması yönüyle öğrenilmesi gerekli ilimlerden biridir Özellikle de iki usul dalı olan Usûlü d Dîn ve Usûlü l Fıkh ile doğrudan irtibatlıdır Çünkü Usûlü l Fıkh eserlerinde bâhusus müteahhir usûl âlimlerinin eserlerinde konular mantık örgüsü içinde işlenmiştir Bu sebeple Mantık ilmi öğrenmeden bu kitaplardan gereği gibi istifade etmek pek mümkün görünmemektedir ŞERHU L GURRE Fİ L MANTIK Kutbüddîn es Safevî ö 955 1548 tarafından allâme Seyyid Şerîf el Cürcânî nin ö 816 1413 Farsça olarak kaleme aldığı daha sonra oğlu Nûruddîn Muhammed b Ali el Cürcânî nin de ö 837 1434 ilaveler ekleyerek Arapça ya tercüme ettiği el Gurre isimli mantık risalesi üzerine kaleme alınan şerhtir ÖZETLE ŞERHU L GURRE Fİ L MANTIK ESERİ Kutbüddin es Safevî nin Nûruddîn Muhammed el Cürcânî ye ait el Gurre fi l Mantık isimli mantık risâlesi üzerine kaleme aldığı şerhtir Nûruddîn Muhammed in el Gurre fi l Mantık eseri aslında babası Seyyid Şerîf el Cürcânî nin kendisi için yazdığı Farsça bir risaledir Seyyid Şerîf el Cürcânî mantık ilmine dair iki tane risâle kaleme almıştır Birincisine es Suğrâ ikincisine el Kübrâ ismini vermiştir Daha sonraları oğlu Nûruddîn Muhammed bazı faideli bilgiler ekleyerek her iki risâleyi de Arapça ya tercüme etmiştir Bunun yanında babasının es Suğrâ risâlesine el Gurre ismini el Kübrâ risâlesine de ed Dürre ismini vermiştir Eserin Muhtevası Genel muhteva ve taksimlere bakıldığında metin Kâtibî nin Şemsiyye isimli eserinin özeti mahiyetindedir Şu kadar farkla ki Şemsiyye müellifi kitabını üç ana başlık altında ele almış her başlığı fasıllara fasılları da mebhaslere ayırmıştır Burada ise müellif her bir meseleyi ayrı bir fasılda ele almış ve risâle bir mukaddime ve otuz üç bölümden meydana gelmiştir Müellif eserin mukaddimesinde insanı diğer canlılardan ayıran ma kûlatı idrak edip kavrama özelliğine temas etmiş ve bu özellik sayesinde bilgi edinmesinin mümkün olduğuna dikkat çekmiştir Devamında bilginin tasavvur ve tasdik olarak iki kısma ayrıldığını ifade ederek mantık açısından tasavvur ve tasdik kavramlarını ele almıştır İkinci bölümde tasavvur ve tasdikin kısımları olan nazarî ve zarurî bilgiyi üçüncü ve dördüncü kısımda ise nazar ve fikir kavramlarını ele almıştır Beşinci bölümde de delâlet ve elfâz bahislerinin mantık ilminde neden yer aldığını açıklamıştır Diğer bölümlerde sırasıyla mantık ilminin temel iki başlığından birincisi olan Tasavvur u tasavvurun iki kısmından birincisi olan mebâdî niteliğindeki delâlet bahislerini ardından ikinci kısmı olan mekâsıd niteliğindeki tarif kavl i şârih ve kısımlarını ele almıştır Devamında mantık ilminin temel iki başlığından ikincisi olan Tasdik i tasdikin iki kısmından birincisi olan kaziyyeleri kaziyyelerin hamliyye ve şartiyye gibi kısımlarını ve onların da alt kısmı olan ma dûle muhassale ve müveccehe gibi kısımlarını ele almış aks tenâkuz gibi kaziyyelerin hükümlerini açıklamıştır Son olarak da Tasdik in ikinci kısmı olan kıyas ve çeşitlerini ele almıştır