Ha Mim Sureleri Belaği Tefsiri 4 Zuhruf Suresi — Muhammed Muhammed Ebu Musa

Ha Mim Sureleri Belaği Tefsiri 4 Zuhruf Suresi
Muhammed Muhammed Ebu Musaİşaret Yayınları
Ha Mim Sureleri Belaği Tefsiri 4 Zuhruf Suresi
Muhammed Muhammed Ebu MusaFirʿavn kavmiyle alakalı âyetlerو ل ق د ف ت ن ا ق ب ل ه م ق و م ف ر ع و ن Andolsun ki biz bunlardan evvel Fir avn kavmini de imtihan ettik şeklinde 17 âyette Tübba kavmiyle alakalı âyetler ise أ ه م خ ي ر أ م ق و م ت ب ع Bunlar mı hayırlı yoksa Tübba kavmi mi şeklinde 37 âyette başlamıştır Bu Firʿavn un kavminin ve İsrail oğullarının zikredilmesinden maksadın bu ibtilaolduğuna işaret eder ki onların kıssası da buna benzer bir şekilde sona ermiş 33 âyette و آت ي ن اه م م ن ال آي ات م ا ف يه ب ل اء م ب ين Bir de onlara âyetlerden her birinde açık birer imtihan gizlenmiş bulunan şeyler verdik buyurulmuştur Tübba kavmiyle ilgili âyet ise maksadın onların kuvveti şiddeti övünmesi ve azgınlıkları olduğuna işaret eder Kureyş in duman belasına uğraması Firʿavn kavminin tufan ve çekirge belasına uğramasına mukabil olduğu gibi azgınlıkları kuvvetleri kibirlenmeleri ve azgınlıkları dolayısıyla kendilerinin hayırlı olduğuna dair inançları da benzer şekilde olan Tübba kavmine mukabildir Burada başka bir şey daha vardır ki o da Kur ân da yok edilme cezasıyla tehdit siyak ve makamında zikri geçen milletlerden Firʿavn ve Tübba dışında hiçbirinin kralının adının geçmemesidir Ama bu iki kral arasında büyük bir fark vardır Firʿavn un kavmi Mûsâ as Rabbine dua edip de onların üzerindeki belayı kaldırdığı vakit yumuşadı ama sonra Firʿavn onlara boyun eğdirdi Onları küçümsedi onlar da hemen Firʿavn a itaat ettiler ve Firʿavn onları dalâlete sürükledi onlar da hemen dalâlete düştüler Tübba kavmine gelince onların meliki ve yöneticisi onları Firʿavn un aksine hidayete yöneltti ama onlar bulundukları dalâlet ve azgınlık hali üzere kaldılar Bu da her ne kadar onun sancağı ve idaresi altında olsalar da meliklerinin bulunduğu durumu reddettiklerini dalâletlerinin sertliğini ve kuvvetini açıkça ifade eder Aslında bu tavır yani bir milletin kendisini yöneten en büyüklerinin davetini reddetmelerine rağmen onun komutası altında kalmaya devam etmesi garip bir tavırdır Duhân sûresi biri kavmini dalâlete düşürmüş diğeri de hidâyete davet etmiş iki Melik i bir arada zikretmesi bakımından Kureyş e hitap eden tek sûre dir Allahualem bizim görüşümüz budur

İşaret Yayınları
Firʿavn kavmiyle alakalı âyetlerو ل ق د ف ت ن ا ق ب ل ه م ق و م ف ر ع و ن Andolsun ki biz bunlardan evvel Fir avn kavmini de imtihan ettik şeklinde 17 âyette Tübba kavmiyle alakalı âyetler ise أ ه م خ ي ر أ م ق و م ت ب ع Bunlar mı hayırlı yoksa Tübba kavmi mi şeklinde 37 âyette başlamıştır Bu Firʿavn un kavminin ve İsrail oğullarının zikredilmesinden maksadın bu ibtilaolduğuna işaret eder ki onların kıssası da buna benzer bir şekilde sona ermiş 33 âyette و آت ي ن اه م م ن ال آي ات م ا ف يه ب ل اء م ب ين Bir de onlara âyetlerden her birinde açık birer imtihan gizlenmiş bulunan şeyler verdik buyurulmuştur Tübba kavmiyle ilgili âyet ise maksadın onların kuvveti şiddeti övünmesi ve azgınlıkları olduğuna işaret eder Kureyş in duman belasına uğraması Firʿavn kavminin tufan ve çekirge belasına uğramasına mukabil olduğu gibi azgınlıkları kuvvetleri kibirlenmeleri ve azgınlıkları dolayısıyla kendilerinin hayırlı olduğuna dair inançları da benzer şekilde olan Tübba kavmine mukabildir Burada başka bir şey daha vardır ki o da Kur ân da yok edilme cezasıyla tehdit siyak ve makamında zikri geçen milletlerden Firʿavn ve Tübba dışında hiçbirinin kralının adının geçmemesidir Ama bu iki kral arasında büyük bir fark vardır Firʿavn un kavmi Mûsâ as Rabbine dua edip de onların üzerindeki belayı kaldırdığı vakit yumuşadı ama sonra Firʿavn onlara boyun eğdirdi Onları küçümsedi onlar da hemen Firʿavn a itaat ettiler ve Firʿavn onları dalâlete sürükledi onlar da hemen dalâlete düştüler Tübba kavmine gelince onların meliki ve yöneticisi onları Firʿavn un aksine hidayete yöneltti ama onlar bulundukları dalâlet ve azgınlık hali üzere kaldılar Bu da her ne kadar onun sancağı ve idaresi altında olsalar da meliklerinin bulunduğu durumu reddettiklerini dalâletlerinin sertliğini ve kuvvetini açıkça ifade eder Aslında bu tavır yani bir milletin kendisini yöneten en büyüklerinin davetini reddetmelerine rağmen onun komutası altında kalmaya devam etmesi garip bir tavırdır Duhân sûresi biri kavmini dalâlete düşürmüş diğeri de hidâyete davet etmiş iki Melik i bir arada zikretmesi bakımından Kureyş e hitap eden tek sûre dir Allahualem bizim görüşümüz budur

İşaret Yayınları
çev. Fatma Serap Karamollaoğlu
Firʿavn kavmiyle alakalı âyetlerو ل ق د ف ت ن ا ق ب ل ه م ق و م ف ر ع و ن Andolsun ki biz bunlardan evvel Fir avn kavmini de imtihan ettik şeklinde 17 âyette Tübba kavmiyle alakalı âyetler ise أ ه م خ ي ر أ م ق و م ت ب ع Bunlar mı hayırlı yoksa Tübba kavmi mi şeklinde 37 âyette başlamıştır Bu Firʿavn un kavminin ve İsrail oğullarının zikredilmesinden maksadın bu ibtilaolduğuna işaret eder ki onların kıssası da buna benzer bir şekilde sona ermiş 33 âyette و آت ي ن اه م م ن ال آي ات م ا ف يه ب ل اء م ب ين Bir de onlara âyetlerden her birinde açık birer imtihan gizlenmiş bulunan şeyler verdik buyurulmuştur Tübba kavmiyle ilgili âyet ise maksadın onların kuvveti şiddeti övünmesi ve azgınlıkları olduğuna işaret eder Kureyş in duman belasına uğraması Firʿavn kavminin tufan ve çekirge belasına uğramasına mukabil olduğu gibi azgınlıkları kuvvetleri kibirlenmeleri ve azgınlıkları dolayısıyla kendilerinin hayırlı olduğuna dair inançları da benzer şekilde olan Tübba kavmine mukabildir Burada başka bir şey daha vardır ki o da Kur ân da yok edilme cezasıyla tehdit siyak ve makamında zikri geçen milletlerden Firʿavn ve Tübba dışında hiçbirinin kralının adının geçmemesidir Ama bu iki kral arasında büyük bir fark vardır Firʿavn un kavmi Mûsâ as Rabbine dua edip de onların üzerindeki belayı kaldırdığı vakit yumuşadı ama sonra Firʿavn onlara boyun eğdirdi Onları küçümsedi onlar da hemen Firʿavn a itaat ettiler ve Firʿavn onları dalâlete sürükledi onlar da hemen dalâlete düştüler Tübba kavmine gelince onların meliki ve yöneticisi onları Firʿavn un aksine hidayete yöneltti ama onlar bulundukları dalâlet ve azgınlık hali üzere kaldılar Bu da her ne kadar onun sancağı ve idaresi altında olsalar da meliklerinin bulunduğu durumu reddettiklerini dalâletlerinin sertliğini ve kuvvetini açıkça ifade eder Aslında bu tavır yani bir milletin kendisini yöneten en büyüklerinin davetini reddetmelerine rağmen onun komutası altında kalmaya devam etmesi garip bir tavırdır Duhân sûresi biri kavmini dalâlete düşürmüş diğeri de hidâyete davet etmiş iki Melik i bir arada zikretmesi bakımından Kureyş e hitap eden tek sûre dir Allahualem bizim görüşümüz budur

İşaret Yayınları
Firʿavn kavmiyle alakalı âyetler Andolsun ki biz bunlardan evvel Fir avn kavmini de imtihan ettik şeklinde 17 âyette Tübba kavmiyle alakalı âyetler ise Bunlar mı hayırlı yoksa Tübba kavmi mi şeklinde 37 âyette başlamıştır Bu Firʿavn un kavminin ve İsrail oğullarının zikredilmesinden maksadın bu ibtila olduğuna işaret eder ki onların kıssası da buna benzer bir şekilde sona ermiş 33 âyette bir de onlara âyetlerden her birinde açık birer imtihan gizlenmiş bulunan şeyler verdik buyurulmuştur Tübba kavmiyle ilgili âyet ise maksadın onların kuvveti şiddeti övünmesi ve azgınlıkları olduğuna işaret eder Kureyş in duman belasına uğraması Firʿavn kavminin tufan ve çekirge belasına uğramasına mukabil olduğu gibi azgınlıkları kuvvetleri kibirlenmeleri ve azgınlıkları dolayısıyla kendilerinin hayırlı olduğuna dair inançları da benzer şekilde olan Tübba kavmine mukabildir Burada başka bir şey daha vardır ki o da Kur ân da yok edilme cezasıyla tehdit siyak ve makamında zikri geçen milletlerden Firʿavn ve Tübba dışında hiçbirinin kralının adının geçmemesidir Ama bu iki kral arasında büyük bir fark vardır Firʿavn un kavmi Mûsâ as Rabbine dua edip de onların üzerindeki belayı kaldırdığı vakit yumuşadı ama sonra Firʿavn onlara boyun eğdirdi Onları küçümsedi onlar da hemen Firʿavn a itaat ettiler ve Firʿavn onları dalâlete sürükledi onlar da hemen dalâlete düştüler Tübba kavmine gelince onların meliki ve yöneticisi onları Firʿavn un aksine hidayete yöneltti ama onlar bulundukları dalâlet ve azgınlık hali üzere kaldılar Bu da her ne kadar onun sancağı ve idaresi altında olsalar da meliklerinin bulunduğu durumu reddettiklerini dalâletlerinin sertliğini ve kuvvetini açıkça ifade eder Aslında bu tavır yani bir milletin kendisini yöneten en büyüklerinin davetini reddetmelerine rağmen onun komutası altında kalmaya devam etmesi garip bir tavırdır Duhân sûresi biri kavmini dalâlete düşürmüş diğeri de hidâyete davet etmiş iki Melik i bir arada zikretmesi bakımında

İşaret Yayınları

İşaret Yayınları

İşaret Yayınları
çev. Fatma Serap Karamollaoğlu

İşaret Yayınları
Kız çocuklarını gömmek Arap ahlakından değildir Bu kaba gayri medeni Arapların adeti olup gerçekten az görülen bir şeydir Bu öyle bir musîbettir ki düşman saldırısında kadınların esir düşmesiyle vuku bulur Böyle durumlarda elde edilen erkek esirler de başa bela olmuştur ancak esir kadınlar daha büyük beladır Araplar mallarını evlerini arazilerini kadınlarını ve bundan daha değerli birçok şeyi savunmak için savaşıyorlardı Kadınlar Araplara savaşlarında eşlik eder kuvvetlerini takviye eder destek olurdu Bir Arabın aklı arkasında bıraktığı şeylerde veya arazisinde kalırsa savaşa devam edecek gücü kalmazdı Nitekim Zuhruf 18 de kızlardan süs içinde yetiştirilenler şeklinde bahsedilerek Arapların kadınlara ve kızlara ne kadar önem verdikleri ifade edilmiştir Ben Kur ân ın kadını erkekten daha aşağı bir mertebeye koyduğunu tasavvur edemiyorum Allah katındaki mertebe إ ن أ ك ر م ك م ع ند الل ـه أ ت ق اك م Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileride olanınızdır Hucurat 13 de ifade edildiği gibi sadece takva ile alakalıdır Arapların Acemîlere takvâdan başka üstünlüğü yoktur Bu münâkaşa edilebilecek bir şey değildir Kur an daki bu ve benzeri âyetler erkeklere olan ihtiyacın kadınlara olan ihtiyaçtan daha fazla olduğu yerlerde geçmiştir Bunların hiçbirinin erkeklerin kadınlardan üstün olmasıyla alâkası yoktur Bu sadece kuvvete dayalı olan cahiliyye hayatıyla alâkalıdır Cahiliyye hayatında kim kuvvetli olursa o galip gelir galip gelen de ganimetleri alır

İşaret Yayınları
Câsiye Sûresi nin hem başında hem de sonunda el azîzü l hakîm isimleri zikredilmiştir Böylece Sûre nin son kısmı tekrar başlangıcına bağlanmıştır Bu ibare Ahkâf Sûresi nin başında da gelmiştir حم ١ ت نز يل ال ك ت اب م ن الل ـه ال ع ز يز ال ح ك يم Hâ Mîm Bu kitabın indirilmesi azîz hakîm Allah tandır Ahkâf 1 2 yani el azîzü l hakîm ibaresi aynı isimlerle başladığı Câsiye kapısını kapatırken başını hatırlatmış sonra da Ahkâf Sûresi nin kapısını açmıştır Bu iki sûredeki benzerlik Kur ân da başka hiçbir yerde yoktur Yani sûrenin bir ibareyle başlaması sonunda tekrar aynı ibarenin gelmesi ve arkadan başlayan sûrenin de aynı ibareyle başlaması sadece burada görülen bir durumdur Mühim olan Câsiye ve Haşr Sûreleri arasındaki apaçık benzerliği görmektir Her ikisi de el azîzü l hakîm isimleriyle başlamış ve bitmiştir Kur ân da bunlardan başka böyle bir sûre yoktur Bunun sırrını bilmiyoruz ama bu iki sûrenin isimleri arasında da benzerlik görüyoruz Câsiye bütün ümmetlerin toplanarak kitaplarına çağırıldıklarını ifade eder Haşr Sûresi ndeki haşr ise kitap ehlinin ilk haşr için diyarlarından çıkarılmasını ifade eder Her iki sûrenin ismi de kalabalığın toplanması manasındadır Câsiye ismi yerine Şeriat dense ve şeriat ın aslında etrafında insanların toplandığı su yolu olduğu düşünülse bu mana ehl i kitabın toplanmasına ve ilk haşr için diyarlarından sürülmelerine benzetilebilir Ehl i kitabın ilk haşr için diyarlarından sürülmesi dünyadaki hesap ve cezalarıdır Bu da âhiretteki hesap ve cezaya benzer Câsiye ehlinin dalâletleri hakkındaki sözler de ilk haşr için diyarlarından çıkarılanların dalâletlerine oldukça benzemektedir

İşaret Yayınları
Kız çocuklarını gömmek Arap ahlakından değildir Bu kaba gayri medeni Arapların adeti olup gerçekten az görülen bir şeydir Bu öyle bir musîbettir ki düşman saldırısında kadınların esir düşmesiyle vuku bulur Böyle durumlarda elde edilen erkek esirler de başa bela olmuştur ancak esir kadınlar daha büyük beladır Araplar mallarını evlerini arazilerini kadınlarını ve bundan daha değerli birçok şeyi savunmak için savaşıyorlardı Kadınlar Araplara savaşlarında eşlik eder kuvvetlerini takviye eder destek olurdu Bir Arabın aklı arkasında bıraktığı şeylerde veya arazisinde kalırsa savaşa devam edecek gücü kalmazdı Nitekim Zuhruf 18 de kızlardan süs içinde yetiştirilenler şeklinde bahsedilerek Arapların kadınlara ve kızlara ne kadar önem verdikleri ifade edilmiştir Ben Kur ân ın kadını erkekten daha aşağı bir mertebeye koyduğunu tasavvur edemiyorum Allah katındaki mertebe إ ن أ ك ر م ك م ع ند الل ـه أ ت ق اك م Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileride olanınızdır Hucurat 13 de ifade edildiği gibi sadece takva ile alakalıdır Arapların Acemîlere takvâdan başka üstünlüğü yoktur Bu münâkaşa edilebilecek bir şey değildir Kur an daki bu ve benzeri âyetler erkeklere olan ihtiyacın kadınlara olan ihtiyaçtan daha fazla olduğu yerlerde geçmiştir Bunların hiçbirinin erkeklerin kadınlardan üstün olmasıyla alâkası yoktur Bu sadece kuvvete dayalı olan cahiliyye hayatıyla alâkalıdır Cahiliyye hayatında kim kuvvetli olursa o galip gelir galip gelen de ganimetleri alır

İşaret Yayınları
Câsiye Sûresi nin hem başında hem de sonunda el azîzü l hakîm isimleri zikredilmiştir Böylece Sûre nin son kısmı tekrar başlangıcına bağlanmıştır Bu ibare Ahkâf Sûresi nin başında da gelmiştir حم ١ ت نز يل ال ك ت اب م ن الل ـه ال ع ز يز ال ح ك يم Hâ Mîm Bu kitabın indirilmesi azîz hakîm Allah tandır Ahkâf 1 2 yani el azîzü l hakîm ibaresi aynı isimlerle başladığı Câsiye kapısını kapatırken başını hatırlatmış sonra da Ahkâf Sûresi nin kapısını açmıştır Bu iki sûredeki benzerlik Kur ân da başka hiçbir yerde yoktur Yani sûrenin bir ibareyle başlaması sonunda tekrar aynı ibarenin gelmesi ve arkadan başlayan sûrenin de aynı ibareyle başlaması sadece burada görülen bir durumdur Mühim olan Câsiye ve Haşr Sûreleri arasındaki apaçık benzerliği görmektir Her ikisi de el azîzü l hakîm isimleriyle başlamış ve bitmiştir Kur ân da bunlardan başka böyle bir sûre yoktur Bunun sırrını bilmiyoruz ama bu iki sûrenin isimleri arasında da benzerlik görüyoruz Câsiye bütün ümmetlerin toplanarak kitaplarına çağırıldıklarını ifade eder Haşr Sûresi ndeki haşr ise kitap ehlinin ilk haşr için diyarlarından çıkarılmasını ifade eder Her iki sûrenin ismi de kalabalığın toplanması manasındadır Câsiye ismi yerine Şeriat dense ve şeriat ın aslında etrafında insanların toplandığı su yolu olduğu düşünülse bu mana ehl i kitabın toplanmasına ve ilk haşr için diyarlarından sürülmelerine benzetilebilir Ehl i kitabın ilk haşr için diyarlarından sürülmesi dünyadaki hesap ve cezalarıdır Bu da âhiretteki hesap ve cezaya benzer Câsiye ehlinin dalâletleri hakkındaki sözler de ilk haşr için diyarlarından çıkarılanların dalâletlerine oldukça benzemektedir

İşaret
çev. Karamollaoğlu, Fatma Serap
Fir avn kavmiyle alakalı âyetler Andolsun ki biz bunlardan evvel Fir avn kavmini de imtihan ettik şeklinde 17 âyette Tübba kavmiyle alakalı âyetler ise Bunlar mı hayırlı yoksa Tübba kavmi mi şeklinde 37 âyette başlamıştır Bu Fir avn un kavminin ve İsrail oğullarının zikredilmesinden maksadın bu ibtila olduğuna işaret eder ki onların kıssası da buna benzer bir şekilde sona ermiş 33 âyette Bir de onlara âyetlerden her birinde açık birer imtihan gizlenmiş bulunan şeyler verdik buyurulmuştur Tübba kavmiyle ilgili âyet ise maksadın onların kuvveti şiddeti övünmesi ve azgınlıkları olduğuna işaret eder Kureyş in duman belasına uğraması Fir avn kavminin tufan ve çekirge belasına uğramasına mukabil olduğu gibi azgınlıkları kuvvetleri kibirlenmeleri ve azgınlıkları dolayısıyla kendilerinin hayırlı olduğuna dair inançları da benzer şekilde olan Tübba kavmine mukabildir Burada başka bir şey daha vardır ki o da Kur ân da yok edilme cezasıyla tehdit siyak ve makamında zikri geçen milletlerden Fir avn ve Tübba dışında hiçbirinin kralının adının geçmemesidir Ama bu iki kral arasında büyük bir fark vardır Fir avn un kavmi Mûsâ as Rabbine dua edip de onların üzerindeki belayı kaldırdığı vakit yumuşadı ama sonra Fir avn onlara boyun eğdirdi Onları küçümsedi onlar da hemen Fir avn a itaat ettiler ve Fir avn onları dalâlete sürükledi onlar da hemen dalâlete düştüler Tübba kavmine gelince onların meliki ve yöneticisi onları Fir avn un aksine hidayete yöneltti ama onlar bulundukları dalâlet ve azgınlık hali üzere kaldılar Bu da her ne kadar onun sancağı ve idaresi altında olsalar da meliklerinin bulunduğu durumu reddettiklerini dalâletlerinin sertliğini ve kuvvetini açıkça ifade eder Aslında bu tavır yani bir milletin kendisini yöneten en büyüklerinin davetini reddetmelerine rağmen onun komutası altında kalmaya devam etmesi garip bir tavırdır Duhân sûresi biri kavmini dalâlete düşürmüş diğeri de hidâyete davet etmiş iki Melik i bir arada zikretmesi bakımından Kureyş e hitap eden tek sûre dir Allahu alem bizim görüşümüz budur

İşaret Yayınları
çev. Fatma Serap Karamollaoğlu
Câsiye Sûresi nin hem başında hem de sonunda el azîzü l hakîm isimleri zikredilmiştir Böylece Sûre nin son kısmı tekrar başlangıcına bağlanmıştır Bu ibare Ahkâf Sûresi nin başında da gelmiştir حم ١ ت نز يل ال ك ت اب م ن الل ـه ال ع ز يز ال ح ك يم Hâ Mîm Bu kitabın indirilmesi azîz hakîm Allah tandır Ahkâf 1 2 yani el azîzü l hakîm ibaresi aynı isimlerle başladığı Câsiye kapısını kapatırken başını hatırlatmış sonra da Ahkâf Sûresi nin kapısını açmıştır Bu iki sûredeki benzerlik Kur ân da başka hiçbir yerde yoktur Yani sûrenin bir ibareyle başlaması sonunda tekrar aynı ibarenin gelmesi ve arkadan başlayan sûrenin de aynı ibareyle başlaması sadece burada görülen bir durumdur Mühim olan Câsiye ve Haşr Sûreleri arasındaki apaçık benzerliği görmektir Her ikisi de el azîzü l hakîm isimleriyle başlamış ve bitmiştir Kur ân da bunlardan başka böyle bir sûre yoktur Bunun sırrını bilmiyoruz ama bu iki sûrenin isimleri arasında da benzerlik görüyoruz Câsiye bütün ümmetlerin toplanarak kitaplarına çağırıldıklarını ifade eder Haşr Sûresi ndeki haşr ise kitap ehlinin ilk haşr için diyarlarından çıkarılmasını ifade eder Her iki sûrenin ismi de kalabalığın toplanması manasındadır Câsiye ismi yerine Şeriat dense ve şeriat ın aslında etrafında insanların toplandığı su yolu olduğu düşünülse bu mana ehl i kitabın toplanmasına ve ilk haşr için diyarlarından sürülmelerine benzetilebilir Ehl i kitabın ilk haşr için diyarlarından sürülmesi dünyadaki hesap ve cezalarıdır Bu da âhiretteki hesap ve cezaya benzer Câsiye ehlinin dalâletleri hakkındaki sözler de ilk haşr için diyarlarından çıkarılanların dalâletlerine oldukça benzemektedir

İşaret Yayınları
Kız çocuklarını gömmek Arap ahlakından değildir Bu kaba gayri medeni Arapların adeti olup gerçekten az görülen bir şeydir Bu öyle bir musîbettir ki düşman saldırısında kadınların esir düşmesiyle vuku bulur Böyle durumlarda elde edilen erkek esirler de başa bela olmuştur ancak esir kadınlar daha büyük beladır Araplar mallarını evlerini arazilerini kadınlarını ve bundan daha değerli birçok şeyi savunmak için savaşıyorlardı Kadınlar Araplara savaşlarında eşlik eder kuvvetlerini takviye eder destek olurdu Bir Arabın aklı arkasında bıraktığı şeylerde veya arazisinde kalırsa savaşa devam edecek gücü kalmazdı Nitekim Zuhruf 18 de kızlardan süs içinde yetiştirilenler şeklinde bahsedilerek Arapların kadınlara ve kızlara ne kadar önem verdikleri ifade edilmiştir Ben Kur ân ın kadını erkekten daha aşağı bir mertebeye koyduğunu tasavvur edemiyorum Allah katındaki mertebe إ ن أ ك ر م ك م ع ند الل ـه أ ت ق اك م Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileride olanınızdır Hucurat 13 de ifade edildiği gibi sadece takva ile alakalıdır Arapların Acemîlere takvâdan başka üstünlüğü yoktur Bu münâkaşa edilebilecek bir şey değildir Kur an daki bu ve benzeri âyetler erkeklere olan ihtiyacın kadınlara olan ihtiyaçtan daha fazla olduğu yerlerde geçmiştir Bunların hiçbirinin erkeklerin kadınlardan üstün olmasıyla alâkası yoktur Bu sadece kuvvete dayalı olan cahiliyye hayatıyla alâkalıdır Cahiliyye hayatında kim kuvvetli olursa o galip gelir galip gelen de ganimetleri alır

İşaret Yayınları
Ha Mim Sureleri Belaği Tefsiri 3 Şura Suresiİşaret Yayınları

İşaret Yayınları
و ج ع ل ن ا ل ه م س م ع ا و أ ب ص ار ا و أ ف ئ د ة Onlara kulak lar gözler gönüller de vermiştik Ahkâf 26 cümlesinde üç tane idrak vasıtası zikredilmiştir Bunda Allah ın insanlara yeryüzünde nimetler verdiğine bu nimetleri ve bu nimetlerin Allah tan olduğunu idrak etmelerini sağlayan idrak vasıtaları ihsan ettiğine işaret vardır O halde bu nimetleri veren Zât a şükretmek ve O nun Rasûlü ne iman etmek vacibdir Önceki cümlede insanlar arasında farklılık söz konusudur Bazısına nimetler verilmişken bazısına verilmemiştir Ancak burada zikredilen kulaklar gözler ve kalpler hepsine ortak olarak verilen nimetlerdir Bunda bir farklılık söz konusu değildir Bunlar arasında en son kalpler zikredilmiştir ki bu teklifin esasıdır Teklif için idrakin en alt sınırı gereklidir Bu da Allah ı bilmek olarak tanımlanır Peygamberlerine iman etmek de bu asla dayanır İşte bu da verilen nimetlerin kulaklar gözler ve kalplerin yanında zikredilmesinin sırrıdır Diğer taraftan burada nübüvvete işaret vardır Çünkü kulaklar tekil olarak gelirken gözler ve kalpler çoğul olarak gelmiştir İşitilen şey Allah a doğru hidayete vesile olan O nun ve rasûllerinin kelamıdır Bu kelam aynıdır değişmez Bütün kulakların işittiği şey aynıdır sanki bütün kulaklar tek bir kulaktır Ayrıca Allah Teâlâ burada kulak manasında üzn kulak kelimesini değil sem işitmek kelimesini kullanmıştır Çünkü maksat işitmek tir üzn kelimesi ise işitme aleti dir Yine Allah Teâlâ ayn göz değil ebsâr görmek buyurmuştur Çünkü bu kelimede basîret manası da vardır Yani maksatأ ل م ن ج ع ل ل ه ع ي ن ي ن Biz ona vermedik mi görecek iki göz Beled 8 âyetinde olduğu gibi gören gözler değil ibret alan ve hüküm çıkaran gözlerdir Çoğul gelmesi de düşüncelere dalmış olması sebebiyledir Gözler dünya semâsının ziyneti olan yıldızlar üzerinde yerleşeceği yere doğru akmakta olan güneş üzerinde kanatlarını açıp kapayarak çırpmakta olan ve Rahmân dan başka onları havada tutan bir gücün olmadığı kuşlar üzerinde vs uzun uzun düşünür Ef ide kalpler kelimesinin çoğul oluşuna gelince kalpler başka başkadır Kimisi imana koşar kimisi imandan sapar ama sonra Allah onun üzerindeki kilitleri açar kimisi de Rabbinin çağırdığı şeye karşı kılıflar içindedir

İşaret Yayınları
و ج ع ل ن ا ل ه م س م ع ا و أ ب ص ار ا و أ ف ئ د ة Onlara kulak lar gözler gönüller de vermiştik Ahkâf 26 cümlesinde üç tane idrak vasıtası zikredilmiştir Bunda Allah ın insanlara yeryüzünde nimetler verdiğine bu nimetleri ve bu nimetlerin Allah tan olduğunu idrak etmelerini sağlayan idrak vasıtaları ihsan ettiğine işaret vardır O halde bu nimetleri veren Zât a şükretmek ve O nun Rasûlü ne iman etmek vacibdir Önceki cümlede insanlar arasında farklılık söz konusudur Bazısına nimetler verilmişken bazısına verilmemiştir Ancak burada zikredilen kulaklar gözler ve kalpler hepsine ortak olarak verilen nimetlerdir Bunda bir farklılık söz konusu değildir Bunlar arasında en son kalpler zikredilmiştir ki bu teklifin esasıdır Teklif için idrakin en alt sınırı gereklidir Bu da Allah ı bilmek olarak tanımlanır Peygamberlerine iman etmek de bu asla dayanır İşte bu da verilen nimetlerin kulaklar gözler ve kalplerin yanında zikredilmesinin sırrıdır Diğer taraftan burada nübüvvete işaret vardır Çünkü kulaklar tekil olarak gelirken gözler ve kalpler çoğul olarak gelmiştir İşitilen şey Allah a doğru hidayete vesile olan O nun ve rasûllerinin kelamıdır Bu kelam aynıdır değişmez Bütün kulakların işittiği şey aynıdır sanki bütün kulaklar tek bir kulaktır Ayrıca Allah Teâlâ burada kulak manasında üzn kulak kelimesini değil sem işitmek kelimesini kullanmıştır Çünkü maksat işitmek tir üzn kelimesi ise işitme aleti dir Yine Allah Teâlâ ayn göz değil ebsâr görmek buyurmuştur Çünkü bu kelimede basîret manası da vardır Yani maksatأ ل م ن ج ع ل ل ه ع ي ن ي ن Biz ona vermedik mi görecek iki göz Beled 8 âyetinde olduğu gibi gören gözler değil ibret alan ve hüküm çıkaran gözlerdir Çoğul gelmesi de düşüncelere dalmış olması sebebiyledir Gözler dünya semâsının ziyneti olan yıldızlar üzerinde yerleşeceği yere doğru akmakta olan güneş üzerinde kanatlarını açıp kapayarak çırpmakta olan ve Rahmân dan başka onları havada tutan bir gücün olmadığı kuşlar üzerinde vs uzun uzun düşünür Ef ide kalpler kelimesinin çoğul oluşuna gelince kalpler başka başkadır Kimisi imana koşar kimisi imandan sapar ama sonra Allah onun üzerindeki kilitleri açar kimisi de Rabbinin çağırdığı şeye karşı kılıflar içindedir

İşaret Yayınları
Kız çocuklarını gömmek Arap ahlakından değildir Bu kaba gayri medeni Arapların adeti olup gerçekten az görülen bir şeydir Bu öyle bir musîbettir ki düşman saldırısında kadınların esir düşmesiyle vuku bulur Böyle durumlarda elde edilen erkek esirler de başa bela olmuştur ancak esir kadınlar daha büyük beladır Araplar mallarını evlerini arazilerini kadınlarını ve bundan daha değerli birçok şeyi savunmak için savaşıyorlardı Kadınlar Araplara savaşlarında eşlik eder kuvvetlerini takviye eder destek olurdu Bir Arabın aklı arkasında bıraktığı şeylerde veya arazisinde kalırsa savaşa devam edecek gücü kalmazdı Nitekim Zuhruf 18 de kızlardan süs içinde yetiştirilenler şeklinde bahsedilerek Arapların kadınlara ve kızlara ne kadar önem verdikleri ifade edilmiştir Ben Kur ân ın kadını erkekten daha aşağı bir mertebeye koyduğunu tasavvur edemiyorum Allah katındaki mertebe إ ن أ ك ر م ك م ع ند الل ـه أ ت ق اك م Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileride olanınızdır Hucurat 13 de ifade edildiği gibi sadece takva ile alakalıdır Arapların Acemîlere takvâdan başka üstünlüğü yoktur Bu münâkaşa edilebilecek bir şey değildir Kur an daki bu ve benzeri âyetler erkeklere olan ihtiyacın kadınlara olan ihtiyaçtan daha fazla olduğu yerlerde geçmiştir Bunların hiçbirinin erkeklerin kadınlardan üstün olmasıyla alâkası yoktur Bu sadece kuvvete dayalı olan cahiliyye hayatıyla alâkalıdır Cahiliyye hayatında kim kuvvetli olursa o galip gelir galip gelen de ganimetleri alır

İşaret Yayınları
Câsiye Sûresi nin hem başında hem de sonunda el azîzü l hakîm isimleri zikredilmiştir Böylece Sûre nin son kısmı tekrar başlangıcına bağlanmıştır Bu ibare Ahkâf Sûresi nin başında da gelmiştir حم ١ ت نز يل ال ك ت اب م ن الل ـه ال ع ز يز ال ح ك يم Hâ Mîm Bu kitabın indirilmesi azîz hakîm Allah tandır Ahkâf 1 2 yani el azîzü l hakîm ibaresi aynı isimlerle başladığı Câsiye kapısını kapatırken başını hatırlatmış sonra da Ahkâf Sûresi nin kapısını açmıştır Bu iki sûredeki benzerlik Kur ân da başka hiçbir yerde yoktur Yani sûrenin bir ibareyle başlaması sonunda tekrar aynı ibarenin gelmesi ve arkadan başlayan sûrenin de aynı ibareyle başlaması sadece burada görülen bir durumdur Mühim olan Câsiye ve Haşr Sûreleri arasındaki apaçık benzerliği görmektir Her ikisi de el azîzü l hakîm isimleriyle başlamış ve bitmiştir Kur ân da bunlardan başka böyle bir sûre yoktur Bunun sırrını bilmiyoruz ama bu iki sûrenin isimleri arasında da benzerlik görüyoruz Câsiye bütün ümmetlerin toplanarak kitaplarına çağırıldıklarını ifade eder Haşr Sûresi ndeki haşr ise kitap ehlinin ilk haşr için diyarlarından çıkarılmasını ifade eder Her iki sûrenin ismi de kalabalığın toplanması manasındadır Câsiye ismi yerine Şeriat dense ve şeriat ın aslında etrafında insanların toplandığı su yolu olduğu düşünülse bu mana ehl i kitabın toplanmasına ve ilk haşr için diyarlarından sürülmelerine benzetilebilir Ehl i kitabın ilk haşr için diyarlarından sürülmesi dünyadaki hesap ve cezalarıdır Bu da âhiretteki hesap ve cezaya benzer Câsiye ehlinin dalâletleri hakkındaki sözler de ilk haşr için diyarlarından çıkarılanların dalâletlerine oldukça benzemektedir

İşaret Yayınları
Câsiye Sûresi nin hem başında hem de sonunda el azîzül hakîm isimleri zikredilmiştir Böylece Sûre nin son kısmı tekrar başlangıcına bağlanmıştır Bu ibare Ahkâf Sûresinin başında da gelmiştir Hâ Mîm Bu kitabın indirilmesi azîz hakîm Allahtandır Ahkâf 1 2 yani el azîzül hakîm ibaresi aynı isimlerle başladığı Câsiye kapısını kapatırken başını hatırlatmış sonra da Ahkâf Sûresinin kapısını açmıştır Bu iki sûredeki benzerlik Kur ânda başka hiçbir yerde yoktur Yani sûrenin bir ibareyle başlaması sonunda tekrar aynı ibarenin gelmesi ve arkadan başlayan sûrenin de aynı ibareyle başlaması sadece burada görülen bir durumdur Mühim olan Câsiye ve Haşr Sûreleri arasındaki apaçık benzerliği görmektir Her ikisi de el azîzül hakîm isimleriyle başlamış ve bitmiştir Kur ânda bunlardan başka böyle bir sûre yoktur Bunun sırrını bilmiyoruz ama bu iki sûrenin isimleri arasında da benzerlik görüyoruz Câsiye bütün ümmetlerin toplanarak kitaplarına çağırıldıklarını ifade eder Haşr Sûresindeki haşr ise kitap ehlinin ilk haşr için diyarlarından çıkarılmasını ifade eder Her iki sûrenin ismi de kalabalığın toplanması manasındadır Câsiye ismi yerine Şeriat dense ve şeriatın aslında etrafında insanların toplandığı su yolu olduğu düşünülse bu mana ehl i kitabın toplanmasına ve ilk haşr için diyarlarından sürülmelerine benzetilebilir Ehl i kitabın ilk haşr için diyarlarından sürülmesi dünyadaki hesap ve cezalarıdır Bu da âhiretteki hesap ve cezaya benzer Câsiye ehlinin dalâletleri hakkındaki sözler de ilk haşr için diyarlarından çıkarılanların dalâletlerine oldukça benzemektedir Yayınevi İşaret Yayınları Yazar Muhammed Muhammed Ebu Musa Sayfa 334 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 17 00x24 00 cm Basım Yılı Ekim 2020 Barkod 9789753503853 Kategori İslam Kitapları Meal Tefsir Hadis

İşaret Yayınları
çev. Fatma Serap Karamollaoğlu
و ج ع ل ن ا ل ه م س م ع ا و أ ب ص ار ا و أ ف ئ د ة Onlara kulak lar gözler gönüller de vermiştik Ahkâf 26 cümlesinde üç tane idrak vasıtası zikredilmiştir Bunda Allah ın insanlara yeryüzünde nimetler verdiğine bu nimetleri ve bu nimetlerin Allah tan olduğunu idrak etmelerini sağlayan idrak vasıtaları ihsan ettiğine işaret vardır O halde bu nimetleri veren Zât a şükretmek ve O nun Rasûlü ne iman etmek vacibdir Önceki cümlede insanlar arasında farklılık söz konusudur Bazısına nimetler verilmişken bazısına verilmemiştir Ancak burada zikredilen kulaklar gözler ve kalpler hepsine ortak olarak verilen nimetlerdir Bunda bir farklılık söz konusu değildir Bunlar arasında en son kalpler zikredilmiştir ki bu teklifin esasıdır Teklif için idrakin en alt sınırı gereklidir Bu da Allah ı bilmek olarak tanımlanır Peygamberlerine iman etmek de bu asla dayanır İşte bu da verilen nimetlerin kulaklar gözler ve kalplerin yanında zikredilmesinin sırrıdır Diğer taraftan burada nübüvvete işaret vardır Çünkü kulaklar tekil olarak gelirken gözler ve kalpler çoğul olarak gelmiştir İşitilen şey Allah a doğru hidayete vesile olan O nun ve rasûllerinin kelamıdır Bu kelam aynıdır değişmez Bütün kulakların işittiği şey aynıdır sanki bütün kulaklar tek bir kulaktır Ayrıca Allah Teâlâ burada kulak manasında üzn kulak kelimesini değil sem işitmek kelimesini kullanmıştır Çünkü maksat işitmek tir üzn kelimesi ise işitme aleti dir Yine Allah Teâlâ ayn göz değil ebsâr görmek buyurmuştur Çünkü bu kelimede basîret manası da vardır Yani maksatأ ل م ن ج ع ل ل ه ع ي ن ي ن Biz ona vermedik mi görecek iki göz Beled 8 âyetinde olduğu gibi gören gözler değil ibret alan ve hüküm çıkaran gözlerdir Çoğul gelmesi de düşüncelere dalmış olması sebebiyledir Gözler dünya semâsının ziyneti olan yıldızlar üzerinde yerleşeceği yere doğru akmakta olan güneş üzerinde kanatlarını açıp kapayarak çırpmakta olan ve Rahmân dan başka onları havada tutan bir gücün olmadığı kuşlar üzerinde vs uzun uzun düşünür Ef ide kalpler kelimesinin çoğul oluşuna gelince kalpler başka başkadır Kimisi imana koşar kimisi imandan sapar ama sonra Allah onun üzerindeki kilitleri açar kimisi de Rabbinin çağırdığı şeye karşı kılıflar içindedir

İşaret
çev. Karamollaoğlu, Fatma Serap

İşaret Yayınları
Ha Mim Sureleri Belaği Tefsiri 7 Ahkaf Suresi

İşaret Yayınları
Ha Mim Sureleri Belaği Tefsiri 7 Ahkaf Suresi Yayınevi İşaret Yayınları Yazar Muhammed Muhammed Ebu Musa Sayfa 424 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 17 00x24 00 cm Basım Yılı Ekim 2020 Barkod 9789753503860 Kategori İslam Kitapları Meal Tefsir Hadis

İşaret
Kız çocuklarını gömmek Arap ahlakından değildir Bu kaba gayri medeni Arapların âdeti olup gerçekten az görülen bir şeydir Bu öyle bir musîbettir ki düşman saldırısında kadınların esir düşmesiyle vuku bulur Böyle durumlarda elde edilen erkek esirler de başa bela olmuştur ancak esir kadınlar daha büyük beladır Araplar mallarını evlerini arazilerini kadınlarını ve bundan daha değerli birçok şeyi savunmak için savaşıyorlardı Kadınlar Araplara savaşlarında eşlik eder kuvvetlerini takviye eder destek olurdu Bir Arabın aklı arkasında bıraktığı şeylerde veya arazisinde kalırsa savaşa devam edecek gücü kalmazdı Nitekim Zuhruf 18 de kızlardan süs içinde yetiştirilenler şeklinde bahsedilerek Arapların kadınlara ve kızlara ne kadar önem verdikleri ifade edilmiştir Ben Kur ân ın kadını erkekten daha aşağı bir mertebeye koyduğunu tasavvur edemiyorum Allah katındaki mertebe Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileride olanınızdır Hucurât 13 de ifade edildiği gibi sadece takva ile alâkalıdır Arapların A cemîlere takvâdan başka üstünlüğü yoktur Bu münâkaşa edilebilecek bir şey değildir Kur ân daki bu ve benzeri âyetler erkeklere olan ihtiyacın kadınlara olan ihtiyaçtan daha fazla olduğu yerlerde geçmiştir Bunların hiçbirinin erkeklerin kadınlardan üstün olmasıyla alâkası yoktur Bu sadece kuvvete dayalı olan cahiliyye hayatıyla alâkalıdır Cahiliyye hayatında kim kuvvetli olursa o galip gelir galip gelen de ganimetleri alır

İşaret
çev. Karamollaoğlu, Fatma Serap
Câsiye Sûresi nin hem başında hem de sonunda el azîzü l hakîm isimleri zikredilmiştir Böylece Sûre nin son kısmı tekrar başlangıcına bağlanmıştır Bu ibare Ahkâf Sûresi nin başında da gelmiştir Hâ Mîm Bu kitabın indirilmesi azîz hakîm Allah tandır Ahkâf 1 2 yani el azîzü l hakîm ibaresi aynı isimlerle başladığı Câsiye kapısını kapatırken başını hatırlatmış sonra da Ahkâf Sûresi nin kapısını açmıştır Bu iki sûredeki benzerlik Kur ân da başka hiçbir yerde yoktur Yani sûrenin bir ibareyle başlaması sonunda tekrar aynı ibarenin gelmesi ve arkadan başlayan sûrenin de aynı ibareyle başlaması sadece burada görülen bir durumdur Mühim olan Câsiye ve Haşr Sûreleri arasındaki apaçık benzerliği görmektir Her ikisi de el azîzü l hakîm isimleriyle başlamış ve bitmiştir Kur ân da bunlardan başka böyle bir sûre yoktur Bunun sırrını bilmiyoruz ama bu iki sûrenin isimleri arasında da benzerlik görüyoruz Câsiye bütün ümmetlerin toplanarak kitaplarına çağırıldıklarını ifade eder Haşr Sûresi ndeki haşr ise kitap ehlinin ilk haşr için diyarlarından çıkarılmasını ifade eder Her iki sûrenin ismi de kalabalığın toplanması manasındadır Câsiye ismi yerine Şeriat dense ve şeriat ın aslında etrafında insanların toplandığı su yolu olduğu düşünülse bu mana ehl i kitabın toplanmasına ve ilk haşr için diyarlarından sürülmelerine benzetilebilir Ehl i kitabın ilk haşr için diyarlarından sürülmesi dünyadaki hesap ve cezalarıdır Bu da âhiretteki hesap ve cezaya benzer Câsiye ehlinin dalâletleri hakkındaki sözler de ilk haşr için diyarlarından çıkarılanların dalâletlerine oldukça benzemektedir

İşaret
çev. Karamollaoğlu, Fatma Serap