Hakikatin Perdesini Açmak — Abdülkerim Cili İbn Arabi

Hakikatin Perdesini Açmak
Abdülkerim Cili İbn ArabiLitera Yayıncılık
Hakikatin Perdesini Açmak
Abdülkerim Cili İbn Arabiİslâm ın ilk asırlarında bir dindarlık biçimi olarak temâyüz eden tasavvuf hareketinin kısa süre içerisinde gelişme kaydederek bir dünya görüşü olmayı başardığını ve İslâm medeniyetinde ortaya çıkan diğer entelektüel gelenekler karşısında rüşdünü ispat ettiğini görürüz Bu bağlamda tasavvuf kendi özgün varlık anlayışını ve bilgi teorisini tesis etmiştir Daha çok Tanrı nın tek gerçek varlık olduğu ve âlemin Onun karşısında bir varlığının bulunmadığı ilkesine bağlı bir ontoloji olan bu varlık tasavvuru özgün bir bilgi teorisinin sonucudur Bu teoride insan gerçeğin bilgisini duyular ve akla bağlı olarak geliştirilmiş epistemolojilerle elde edemez Çünkü duyular ve akıl nesnelerin hakîkatlerini bilmek konusunda sınırlı hatta yetkisiz araçlardır Dolayısıyla tasavvuf hareketine göre insanın duyular ve akıldan hareket ederek nesnelerin hakîkatini bilmesine imkân yoktur Nesnelere dair gerçek bilgiyi elde etmek sadece vahiy keşf ve müşâhede olarak bilinen mistik yöntemle mümkündür Buna ulaşmak ise öncelikle ilâhî bir yardıma ve bu yardımın doğrultusunda geliştirilmiş adına seyr u sülûk denen bir sürece bağlıdır Bu süreçte insan öncelikle soyutluk ardından tümellik en son olarak da mutlaklık kazanarak nesnelerin gerçek doğalarını nereden kaynaklandıklarını ne için var olduklarını bilebilir Hakîkatin Perdesini Açmak başlığıyla yayınladığımız elinizdeki bu eserde insanın nesnelere dair gerçek bilgiye ulaşması süreci Şeyh i Ekber nâmıyla tanınan İbnü l Arabî ve Abdülkerîm Cîlî gibi iki büyük tasavvuf üstadının kaleminden anlatılmaktadır Eser İbnü l Arabî nin Risâletü l Envâr Nûrlar Risâlesi isimli kitabına Abdülkerîm Cîlî tarafından yazılmış kapsamlı bir açıklamadan oluşmaktadır Özellikle Vahdet i Vücûd doktrinine bağlı bilgi teorisinin varlık tasavvuruyla ilişkisini göstermesi bakımından oldukça başarılı bir örnek olan eser ayrıca okura tasavvuf geleneğinin dünya görüşünün de bir özetini sunmaktadır

Litera Yayıncılık
İslâm ın ilk asırlarında bir dindarlık biçimi olarak temâyüz eden tasavvuf hareketinin kısa süre içerisinde gelişme kaydederek bir dünya görüşü olmayı başardığını ve İslâm medeniyetinde ortaya çıkan diğer entelektüel gelenekler karşısında rüşdünü ispat ettiğini görürüz Bu bağlamda tasavvuf kendi özgün varlık anlayışını ve bilgi teorisini tesis etmiştir Daha çok Tanrı nın tek gerçek varlık olduğu ve âlemin Onun karşısında bir varlığının bulunmadığı ilkesine bağlı bir ontoloji olan bu varlık tasavvuru özgün bir bilgi teorisinin sonucudur Bu teoride insan gerçeğin bilgisini duyular ve akla bağlı olarak geliştirilmiş epistemolojilerle elde edemez Çünkü duyular ve akıl nesnelerin hakîkatlerini bilmek konusunda sınırlı hatta yetkisiz araçlardır Dolayısıyla tasavvuf hareketine göre insanın duyular ve akıldan hareket ederek nesnelerin hakîkatini bilmesine imkân yoktur Nesnelere dair gerçek bilgiyi elde etmek sadece vahiy keşf ve müşâhede olarak bilinen mistik yöntemle mümkündür Buna ulaşmak ise öncelikle ilâhî bir yardıma ve bu yardımın doğrultusunda geliştirilmiş adına seyr u sülûk denen bir sürece bağlıdır Bu süreçte insan öncelikle soyutluk ardından tümellik en son olarak da mutlaklık kazanarak nesnelerin gerçek doğalarını nereden kaynaklandıklarını ne için var olduklarını bilebilir Hakîkatin Perdesini Açmak başlığıyla yayınladığımız elinizdeki bu eserde insanın nesnelere dair gerçek bilgiye ulaşması süreci Şeyh i Ekber nâmıyla tanınan İbnü l Arabî ve Abdülkerîm Cîlî gibi iki büyük tasavvuf üstadının kaleminden anlatılmaktadır Eser İbnü l Arabî nin Risâletü l Envâr Nûrlar Risâlesi isimli kitabına Abdülkerîm Cîlî tarafından yazılmış kapsamlı bir açıklamadan oluşmaktadır Özellikle Vahdet i Vücûd doktrinine bağlı bilgi teorisinin varlık tasavvuruyla ilişkisini göstermesi bakımından oldukça başarılı bir örnek olan eser ayrıca okura tasavvuf geleneğinin dünya görüşünün de bir özetini sunmaktadır

Litera Yayınları
İslâm ın ilk asırlarında bir dindarlık biçimi olarak temâyüz eden tasavvuf hareketinin kısa süre içerisinde gelişme kaydederek bir dünya görüşü olmayı başardığını ve İslâm medeniyetinde ortaya çıkan diğer entelektüel gelenekler karşısında rüşdünü ispat ettiğini görürüz Bu bağlamda tasavvuf kendi özgün varlık anlayışını ve bilgi teorisini tesis etmiştir Daha çok Tanrı nın tek gerçek varlık olduğu ve âlemin Onun karşısında bir varlığının bulunmadığı ilkesine bağlı bir ontoloji olan bu varlık tasavvuru özgün bir bilgi teorisinin sonucudur Bu teoride insan gerçeğin bilgisini duyular ve akla bağlı olarak geliştirilmiş epistemolojilerle elde edemez Çünkü duyular ve akıl nesnelerin hakîkatlerini bilmek konusunda sınırlı hatta yetkisiz araçlardır Dolayısıyla tasavvuf hareketine göre insanın duyular ve akıldan hareket ederek nesnelerin hakîkatini bilmesine imkân yoktur Nesnelere dair gerçek bilgiyi elde etmek sadece vahiy keşf ve müşâhede olarak bilinen mistik yöntemle mümkündür Buna ulaşmak ise öncelikle ilâhî bir yardıma ve bu yardımın doğrultusunda geliştirilmiş adına seyr u sülûk denen bir sürece bağlıdır Bu süreçte insan öncelikle soyutluk ardından tümellik en son olarak da mutlaklık kazanarak nesnelerin gerçek doğalarını nereden kaynaklandıklarını ne için var olduklarını bilebilir Hakîkatin Perdesini Açmak başlığıyla yayınladığımız elinizdeki bu eserde insanın nesnelere dair gerçek bilgiye ulaşması süreci Şeyh i Ekber nâmıyla tanınan İbnü l Arabî ve Abdülkerîm Cîlî gibi iki büyük tasavvuf üstadının kaleminden anlatılmaktadır Eser İbnü l Arabî nin Risâletü l Envâr Nûrlar Risâlesi isimli kitabına Abdülkerîm Cîlî tarafından yazılmış kapsamlı bir açıklamadan oluşmaktadır Özellikle Vahdet i Vücûd doktrinine bağlı bilgi teorisinin varlık tasavvuruyla ilişkisini göstermesi bakımından oldukça başarılı bir örnek olan eser ayrıca okura tasavvuf geleneğinin dünya görüşünün de bir özetini sunmaktadır Yayınevi Litera Yayınları Yazar Abdülkerim Cili Sayfa 379 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Eylül 2021 Barkod 9786052023815 Kategori İslam Tarihi Tasavvuf Mezhepler Tarikatlar

Litera Yayıncılık
İslâm ın ilk asırlarında bir dindarlık biçimi olarak temâyüz eden tasavvuf hareketinin kısa süre içerisinde gelişme kaydederek bir dünya görüşü olmayı başardığını ve İslâm medeniyetinde ortaya çıkan diğer entelektüel gelenekler karşısında rüşdünü ispat ettiğini görürüz Bu bağlamda tasavvuf kendi özgün varlık anlayışını ve bilgi teorisini tesis etmiştir Daha çok Tanrı nın tek gerçek varlık olduğu ve âlemin Onun karşısında bir varlığının bulunmadığı ilkesine bağlı bir ontoloji olan bu varlık tasavvuru özgün bir bilgi teorisinin sonucudur Bu teoride insan gerçeğin bilgisini duyular ve akla bağlı olarak geliştirilmiş epistemolojilerle elde edemez Çünkü duyular ve akıl nesnelerin hakîkatlerini bilmek konusunda sınırlı hatta yetkisiz araçlardır Dolayısıyla tasavvuf hareketine göre insanın duyular ve akıldan hareket ederek nesnelerin hakîkatini bilmesine imkân yoktur Nesnelere dair gerçek bilgiyi elde etmek sadece vahiy keşf ve müşâhede olarak bilinen mistik yöntemle mümkündür Buna ulaşmak ise öncelikle ilâhî bir yardıma ve bu yardımın doğrultusunda geliştirilmiş adına seyr u sülûk denen bir sürece bağlıdır Bu süreçte insan öncelikle soyutluk ardından tümellik en son olarak da mutlaklık kazanarak nesnelerin gerçek doğalarını nereden kaynaklandıklarını ne için var olduklarını bilebilir Hakîkatin Perdesini Açmak başlığıyla yayınladığımız elinizdeki bu eserde insanın nesnelere dair gerçek bilgiye ulaşması süreci Şeyh i Ekber nâmıyla tanınan İbnü l Arabî ve Abdülkerîm Cîlî gibi iki büyük tasavvuf üstadının kaleminden anlatılmaktadır Eser İbnü l Arabî nin Risâletü l Envâr Nûrlar Risâlesi isimli kitabına Abdülkerîm Cîlî tarafından yazılmış kapsamlı bir açıklamadan oluşmaktadır Özellikle Vahdet i Vücûd doktrinine bağlı bilgi teorisinin varlık tasavvuruyla ilişkisini göstermesi bakımından oldukça başarılı bir örnek olan eser ayrıca okura tasavvuf geleneğinin dünya görüşünün de bir özetini sunmaktadır

Litera Yayıncılık
İslâm ın ilk asırlarında bir dindarlık biçimi olarak temâyüz eden tasavvuf hareketinin kısa süre içerisinde gelişme kaydederek bir dünya görüşü olmayı başardığını ve İslâm medeniyetinde ortaya çıkan diğer entelektüel gelenekler karşısında rüşdünü ispat ettiğini görürüz Bu bağlamda tasavvuf kendi özgün varlık anlayışını ve bilgi teorisini tesis etmiştir Daha çok Tanrı nın tek gerçek varlık olduğu ve âlemin Onun karşısında bir varlığının bulunmadığı ilkesine bağlı bir ontoloji olan bu varlık tasavvuru özgün bir bilgi teorisinin sonucudur Bu teoride insan gerçeğin bilgisini duyular ve akla bağlı olarak geliştirilmiş epistemolojilerle elde edemez Çünkü duyular ve akıl nesnelerin hakîkatlerini bilmek konusunda sınırlı hatta yetkisiz araçlardır Dolayısıyla tasavvuf hareketine göre insanın duyular ve akıldan hareket ederek nesnelerin hakîkatini bilmesine imkân yoktur Nesnelere dair gerçek bilgiyi elde etmek sadece vahiy keşf ve müşâhede olarak bilinen mistik yöntemle mümkündür Buna ulaşmak ise öncelikle ilâhî bir yardıma ve bu yardımın doğrultusunda geliştirilmiş adına seyr u sülûk denen bir sürece bağlıdır Bu süreçte insan öncelikle soyutluk ardından tümellik en son olarak da mutlaklık kazanarak nesnelerin gerçek doğalarını nereden kaynaklandıklarını ne için var olduklarını bilebilir Hakîkatin Perdesini Açmak başlığıyla yayınladığımız elinizdeki bu eserde insanın nesnelere dair gerçek bilgiye ulaşması süreci Şeyh i Ekber nâmıyla tanınan İbnü l Arabî ve Abdülkerîm Cîlî gibi iki büyük tasavvuf üstadının kaleminden anlatılmaktadır Eser İbnü l Arabî nin Risâletü l Envâr Nûrlar Risâlesi isimli kitabına Abdülkerîm Cîlî tarafından yazılmış kapsamlı bir açıklamadan oluşmaktadır Özellikle Vahdet i Vücûd doktrinine bağlı bilgi teorisinin varlık tasavvuruyla ilişkisini göstermesi bakımından oldukça başarılı bir örnek olan eser ayrıca okura tasavvuf geleneğinin dünya görüşünün de bir özetini sunmaktadır

Litera Yayıncılık
İslâm ın ilk asırlarında bir dindarlık biçimi olarak temâyüz eden tasavvuf hareketinin kısa süre içerisinde gelişme kaydederek bir dünya görüşü olmayı başardığını ve İslâm medeniyetinde ortaya çıkan diğer entelektüel gelenekler karşısında rüşdünü ispat ettiğini görürüz Bu bağlamda tasavvuf kendi özgün varlık anlayışını ve bilgi teorisini tesis etmiştir Daha çok Tanrı nın tek gerçek varlık olduğu ve âlemin Onun karşısında bir varlığının bulunmadığı ilkesine bağlı bir ontoloji olan bu varlık tasavvuru özgün bir bilgi teorisinin sonucudur Bu teoride insan gerçeğin bilgisini duyular ve akla bağlı olarak geliştirilmiş epistemolojilerle elde edemez Çünkü duyular ve akıl nesnelerin hakîkatlerini bilmek konusunda sınırlı hatta yetkisiz araçlardır Dolayısıyla tasavvuf hareketine göre insanın duyular ve akıldan hareket ederek nesnelerin hakîkatini bilmesine imkân yoktur Nesnelere dair gerçek bilgiyi elde etmek sadece vahiy keşf ve müşâhede olarak bilinen mistik yöntemle mümkündür Buna ulaşmak ise öncelikle ilâhî bir yardıma ve bu yardımın doğrultusunda geliştirilmiş adına seyr u sülûk denen bir sürece bağlıdır Bu süreçte insan öncelikle soyutluk ardından tümellik en son olarak da mutlaklık kazanarak nesnelerin gerçek doğalarını nereden kaynaklandıklarını ne için var olduklarını bilebilir Hakîkatin Perdesini Açmak başlığıyla yayınladığımız elinizdeki bu eserde insanın nesnelere dair gerçek bilgiye ulaşması süreci Şeyh i Ekber nâmıyla tanınan İbnü l Arabî ve Abdülkerîm Cîlî gibi iki büyük tasavvuf üstadının kaleminden anlatılmaktadır Eser İbnü l Arabî nin Risâletü l Envâr Nûrlar Risâlesi isimli kitabına Abdülkerîm Cîlî tarafından yazılmış kapsamlı bir açıklamadan oluşmaktadır Özellikle Vahdet i Vücûd doktrinine bağlı bilgi teorisinin varlık tasavvuruyla ilişkisini göstermesi bakımından oldukça başarılı bir örnek olan eser ayrıca okura tasavvuf geleneğinin dünya görüşünün de bir özetini sunmaktadır

Litera
İslâm ın ilk asırlarında bir dindarlık biçimi olarak temâyüz eden tasavvuf hareketinin kısa süre içerisinde gelişme kaydederek bir dünya görüşü olmayı başardığını ve İslâm medeniyetinde ortaya çıkan diğer entelektüel gelenekler karşısında rüşdünü ispat ettiğini görürüz Bu bağlamda tasavvuf kendi özgün varlık anlayışını ve bilgi teorisini tesis etmiştir Daha çok Tanrı nın tek gerçek varlık olduğu ve âlemin Onun karşısında bir varlığının bulunmadığı ilkesine bağlı bir ontoloji olan bu varlık tasavvuru özgün bir bilgi teorisinin sonucudur Bu teoride insan gerçeğin bilgisini duyular ve akla bağlı olarak geliştirilmiş epistemolojilerle elde edemez Çünkü duyular ve akıl nesnelerin hakîkatlerini bilmek konusunda sınırlı hatta yetkisiz araçlardır Dolayısıyla tasavvuf hareketine göre insanın duyular ve akıldan hareket ederek nesnelerin hakîkatini bilmesine imkân yoktur Nesnelere dair gerçek bilgiyi elde etmek sadece vahiy keşf ve müşâhede olarak bilinen mistik yöntemle mümkündür Buna ulaşmak ise öncelikle ilâhî bir yardıma ve bu yardımın doğrultusunda geliştirilmiş adına seyr u sülûk denen bir sürece bağlıdır Bu süreçte insan öncelikle soyutluk ardından tümellik en son olarak da mutlaklık kazanarak nesnelerin gerçek doğalarını nereden kaynaklandıklarını ne için var olduklarını bilebilir Hakîkatin Perdesini Açmak başlığıyla yayınladığımız elinizdeki bu eserde insanın nesnelere dair gerçek bilgiye ulaşması süreci Şeyh i Ekber nâmıyla tanınan İbnü l Arabî ve Abdülkerîm Cîlî gibi iki büyük tasavvuf üstadının kaleminden anlatılmaktadır Eser İbnü l Arabî nin Risâletü l Envâr Nûrlar Risâlesi isimli kitabına Abdülkerîm Cîlî tarafından yazılmış kapsamlı bir açıklamadan oluşmaktadır Özellikle Vahdet i Vücûd doktrinine bağlı bilgi teorisinin varlık tasavvuruyla ilişkisini göstermesi bakımından oldukça başarılı bir örnek olan eser ayrıca okura tasavvuf geleneğinin dünya görüşünün de bir özetini sunmaktadır