Hakk a Adanmış Gençlik — Osman Nuri Topbaş

Hakk a Adanmış Gençlik
Osman Nuri TopbaşErkam Yayınları
Hakk a Adanmış Gençlik
Osman Nuri TopbaşEfendim Hakka Adanmış GENÇLİK adlı eserinizde vermek istediğiniz mesaj nedir Bu eserin yazılış gâyesini kısaca îzah eder misiniz İnsanoğlu ilâhî imtihana tâbî bir varlık olduğu için hayra da şerre de istîdatlı olarak yaratılmıştır Yani hepimizin fıtratında fücûra da takvâya iyiliğe de kötülüğe meyil vardır Hazret i Mevlânâ bunu şu teşbihle îzah eder Ey Hak yolcusu Gerçeği öğrenmek istiyorsan Mûsâ da Firavun da ölmediler bugün senin içinde yaşıyorlar senin varlığına gizlenmişler senin gönlünde savaşlarına devam ediyorlar Bu sebeple birbirine düşman olan bu iki kişiyi kendinde araman gerekir Dolayısıyla insanın iç âlemi iyilik ve kötülüğün rûhâniyet ve nefsâniyetin mücâdelesine sahne olan bir harp sahası gibidir Bu harpte takvânın fücûra gâlip gelebilmesi kişinin güzel bir mânevî terbiyeden geçmesine bağlıdır Bunun içindir ki Rabbimiz insanlık tarihindeki en büyük insan terbiyecileri olan peygamberleri göndermiştir İnsan hayatına rehberlik edecek olan ilâhî hakîkatlerin kendisine bildirilmesine ve hatırlatılmasına yaratılışı bakımından muhtaç olduğu içindir ki Din nasihattir buyrulmuştur Müslim Îmân 95 Bütün peygamberler ve peygamber vârisi âlim ve ârif zâtlar tebliğ ve irşadlarıyla insanı maddî mânevî kötülüklerden arındırarak onu ebedî hüsrâna uğramaktan kurtarmaya çalışmışlardır İnsan ömründe bu nasihatlerin en fazla gerekli olduğu devir ise hiç şüphesiz ki gençliktir Zira gençlik nefsânî arzuların âdeta tuğyan hâlinde bulunduğu bir mevsimdir Ayrıca hayata yön vermek için de en müsait dönem yine gençliktir Bu gerçekten dolayı ecdâdımız Ağaç yaş iken eğilir demişlerdir Genç nesiller mensubu oldukları milletlerin âdeta istikbâlini gösteren bir ayna gibidir Zira her devrin gençliği kendi karakterine uygun enerjisini harcayabileceği ayrı bir heyecan iklîminde yaşar Yani her millet gençliğinin his ve fikir dünyasına göre şekil alır Eğer bir millette gençler güçlerini mâneviyat ve fazîlet yolunda sarf ediyorlarsa o milletin istikbâli parlak demektir Fakat bunun aksine gençlik bütün enerjisini nefsâniyete süflî arzulara ve kaba kuvvete râm ediyorsa târihî misâllerle sâbit olduğu gibi o milletin âkıbetı hezimettir Doğuştan sosyal bir varlık olan insanoğlu hayatı boyunca çevresindeki bütün varlıkların ve hâdiselerin müsbet veya menfî tesir bombardımanı altındadır Fakat maalesef günümüzde mânevî bir fetret devri yaşanmaktadır Yani zamanımız insanları kuşatan şartlar bakımından onların temâyüllerini hakka hayra ve takvâya yönlendirmek yerine daha çok şerre bâtıla ve nefsâniyete sürüklemektedir Medya internet kötü arkadaşlar kapitalist ve materyalist sistemlerin egoizmi körükleyen telkinleri ve benzeri nice menfîlikler bilhassa şahsiyet ve karakterinin teşekkül devresinde bulunan gençliği derinden yaralamaktadır Nitekim RTÜK tarafından verilen bir beyânatta çeşitli araştırmaların neticelerine temas edilerek gençlerin bir yıl zarfında ortalama 900 saati okulda 1200 saati ise TV başında geçirdiği ifâde edilmiştir Maalesef mânevî boşluk içinde bırakılan gençler anne babalarından ziyâde televizyonun menfî filmleri ve internetin zararlı sitelerinin çocuğu olmakta onlara tesir noktasında âilelerin biyolojik bağının neredeyse hiçbir hükmü kalmamaktadır Yine gençlik çağın modalarının peşinde âdeta kumandası başkasının elinde bulunan bir robot gibi şuursuzca sürüklenmektedir Bu ve benzeri tablolar karşısında anne babaların feryatları da bir fayda vermemektedir Yine yeterli ve doğru bir mânevî eğitim alamamış olan nice gençlerimiz tıpkı selde sürüklenen âvâre kütükler misâli tefekkürsüz mâneviyatsız ve aslından habersiz şekilde ziyan olup gitmektedir Diğer bir ifâdeyle bu hâl pırıl pırıl menbâ sularının aslî mecrâsı değiştirildiği için çöllerde yok olması veya kirli sulara karışarak sâfiyetini kaybetmesine benzemektedir Ülkemizde 1839 Tanzimat Fermânının îlânıyla başlayan İslâmdan uzaklaşma hareketi gitgide katmerleşerek zamanımıza kadar gelmiştir Hattâ denilebilir ki o günlerde tâbiri câizse çiseleyen bu hareket günümüzde gençlerimizin üzerine âdeta bardaktan boşanırcasına sağanak hâlinde yağmaktadır Dolayısıyla günümüzde genç nesillerin mânevî erozyonlara karşı îkaz ve irşâd edilmesi gençlerimizin de bu îkazlara ciddiyetle kulak vermeleri her zamankinden daha büyük ve hayâtî bir ehemmiyet arz etmektedir Nitekim yağmur altında yürüyen bir insanın ıslanmaması mümkün değildir Yahut bir yere atılan zehirli gazdan oradaki arılar veya kelebekler dahî az veya çok fakat mutlakâ bir tesir alır Ülkemiz insanları ve bilhassa gençliği böyle bir gerçekle karşı karşıya bulunduğundan zehirli gaz mesâbesindeki menfî tesirlerden kendisine bir şey isabet etmeyen insan neredeyse yok gibidir Lâkin her güçlükle beraber bir kolaylık bulunduğu gerçeği ile bakıldığında bu menfîliklere karşı da bir çare bulunabileceğini düşünmek pek tabiîdir Yağmura karşı ıslanmamak için bir şemsiye veya yağmurluk kullanmak gerekirken zehirli gaza karşı da gaz maskesi tedbiri vardır İşte kitabımız da çağın getirdiği mânevî buhranların anaforuna sürüklenmek istenen gençlerimiz için yağmurda bir şemsiye veyahut da zehirli gaz karşısında bir gaz maskesi vazifesi görebilmek için yazılmıştır Peki bir gencin bugün her zamankinden daha fazla mâruz kaldığı menfî telkinlere karşı lâyıkıyla korunabilmek için kazanması gereken vasıflar sizce nelerdir Mâlum olduğu üzere satın alınan her elektronik cihazın yanında bir de kullanma kılavuzu verilir Bu kılavuz cihazın herhangi bir arıza yapmadan düzgünce kullanılabilmesi için gerekli olan bütün bilgileri ihtivâ eder Tıpkı bunun gibi insanoğlunu yaratan Cenâb ı Hak da onun yaratılış gayesine uygun yaşayabilmesi için uyması gereken kâideleri ilâhî kitaplarla beyan etmiştir Bu sebeple en başta sağlam bir Kurân kültürü kazanmak ve ilâhî beyanlara gönülden tâbî olma dirâyetini gösterebilmek şarttır Nasıl ki bir binanın sağlamlığı onun temelindeki sağlamlığa bağlıysa daha gençlik devresinde ilâhî beyanlara bağlılıkla bu temelin atılması lâzımdır

Genç Kitaplığı
Efendim Hakka Adanmış GENÇLİK adlı eserinizde vermek istediğiniz mesaj nedir Bu eserin yazılış gâyesini kısaca îzah eder misiniz İnsanoğlu ilâhî imtihana tâbî bir varlık olduğu için hayra da şerre de istîdatlı olarak yaratılmıştır Yani hepimizin fıtratında fücûra da takvâya iyiliğe de kötülüğe meyil vardır Hazret i Mevlânâ bunu şu teşbihle îzah eder Ey Hak yolcusu Gerçeği öğrenmek istiyorsan Mûsâ da Firavun da ölmediler bugün senin içinde yaşıyorlar senin varlığına gizlenmişler senin gönlünde savaşlarına devam ediyorlar Bu sebeple birbirine düşman olan bu iki kişiyi kendinde araman gerekir Dolayısıyla insanın iç âlemi iyilik ve kötülüğün rûhâniyet ve nefsâniyetin mücâdelesine sahne olan bir harp sahası gibidir Bu harpte takvânın fücûra gâlip gelebilmesi kişinin güzel bir mânevî terbiyeden geçmesine bağlıdır Bunun içindir ki Rabbimiz insanlık tarihindeki en büyük insan terbiyecileri olan peygamberleri göndermiştir İnsan hayatına rehberlik edecek olan ilâhî hakîkatlerin kendisine bildirilmesine ve hatırlatılmasına yaratılışı bakımından muhtaç olduğu içindir ki Din nasihattir buyrulmuştur Müslim Îmân 95 Bütün peygamberler ve peygamber vârisi âlim ve ârif zâtlar tebliğ ve irşadlarıyla insanı maddî mânevî kötülüklerden arındırarak onu ebedî hüsrâna uğramaktan kurtarmaya çalışmışlardır İnsan ömründe bu nasihatlerin en fazla gerekli olduğu devir ise hiç şüphesiz ki gençliktir Zira gençlik nefsânî arzuların âdeta tuğyan hâlinde bulunduğu bir mevsimdir Ayrıca hayata yön vermek için de en müsait dönem yine gençliktir Bu gerçekten dolayı ecdâdımız Ağaç yaş iken eğilir demişlerdir Genç nesiller mensubu oldukları milletlerin âdeta istikbâlini gösteren bir ayna gibidir Zira her devrin gençliği kendi karakterine uygun enerjisini harcayabileceği ayrı bir heyecan iklîminde yaşar Yani her millet gençliğinin his ve fikir dünyasına göre şekil alır Eğer bir millette gençler güçlerini mâneviyat ve fazîlet yolunda sarf ediyorlarsa o milletin istikbâli parlak demektir Fakat bunun aksine gençlik bütün enerjisini nefsâniyete süflî arzulara ve kaba kuvvete râm ediyorsa târihî misâllerle sâbit olduğu gibi o milletin âkıbetı hezimettir Doğuştan sosyal bir varlık olan insanoğlu hayatı boyunca çevresindeki bütün varlıkların ve hâdiselerin müsbet veya menfî tesir bombardımanı altındadır Fakat maalesef günümüzde mânevî bir fetret devri yaşanmaktadır Yani zamanımız insanları kuşatan şartlar bakımından onların temâyüllerini hakka hayra ve takvâya yönlendirmek yerine daha çok şerre bâtıla ve nefsâniyete sürüklemektedir Medya internet kötü arkadaşlar kapitalist ve materyalist sistemlerin egoizmi körükleyen telkinleri ve benzeri nice menfîlikler bilhassa şahsiyet ve karakterinin teşekkül devresinde bulunan gençliği derinden yaralamaktadır Nitekim RTÜK tarafından verilen bir beyânatta çeşitli araştırmaların neticelerine temas edilerek gençlerin bir yıl zarfında ortalama 900 saati okulda 1200 saati ise TV başında geçirdiği ifâde edilmiştir Maalesef mânevî boşluk içinde bırakılan gençler anne babalarından ziyâde televizyonun menfî filmleri ve internetin zararlı sitelerinin çocuğu olmakta onlara tesir noktasında âilelerin biyolojik bağının neredeyse hiçbir hükmü kalmamaktadır Yine gençlik çağın modalarının peşinde âdeta kumandası başkasının elinde bulunan bir robot gibi şuursuzca sürüklenmektedir Bu ve benzeri tablolar karşısında anne babaların feryatları da bir fayda vermemektedir Yine yeterli ve doğru bir mânevî eğitim alamamış olan nice gençlerimiz tıpkı selde sürüklenen âvâre kütükler misâli tefekkürsüz mâneviyatsız ve aslından habersiz şekilde ziyan olup gitmektedir Diğer bir ifâdeyle bu hâl pırıl pırıl menbâ sularının aslî mecrâsı değiştirildiği için çöllerde yok olması veya kirli sulara karışarak sâfiyetini kaybetmesine benzemektedir Ülkemizde 1839 Tanzimat Fermânının îlânıyla başlayan İslâmdan uzaklaşma hareketi gitgide katmerleşerek zamanımıza kadar gelmiştir

Genç Kitaplığı
fendim Hakk a Adanmış Gençlik adlı eserinizde vermek istediğiniz mesaj nedir Bu eserin yazılış gayesini kısaca îzah eder misiniz İnsanoğlu ilahi imtihana tabi bir varlık olduğu için hayra da şerre de istidatlı olarak yaratılmıştır Yani hepimizin fıtratında fücur a da takva ya iyiliğe de kötülüğe meyil vardır Hazret i Mevlana bunu şu teşbihle izah eder Ey Hak yolcusu Gerçeği öğrenmek istiyorsan Musa da Firavun da ölmediler bugün senin içinde yaşıyorlar senin varlığına gizlenmişler senin gönlünde savaşlarına devam ediyorlar Bu sebeple birbirine düşman olan bu iki kişiyi kendinde araman gerekir Dolayısıyla insanın iç alemi iyilik ve kötülüğün ruhaniyet ve nefsaniyetin mücadelesine sahne olan bir harp sahası gibidir Bu harpte takvanın fücura galip gelebilmesi kişinin güzel bir manevi terbiyeden geçmesine bağlıdır Bunun içindir ki Rabbimiz insanlık tarihindeki en büyük insan terbiyecileri olan peygamberleri göndermiştir İnsan hayatına rehberlik edecek olan ilahi hakikatlerin kendisine bildirilmesine ve hatırlatılmasına yaratılışı bakımından muhtaç olduğu içindir ki Din nasihattir buyrulmuştur Müslim İman 95 Bütün peygamberler ve peygamber varisi alim ve arif zatlar tebliğ ve irşadlarıyla insanı maddi manevi kötülüklerden arındırarak onu ebedî hüsrana uğramaktan kurtarmaya çalışmışlardır