Halamın Çocukları
Sokak Kitapları Yayınları
Bastonundan güç alarak eğildi nasırlı elleri ile yolun kenarından bir tutam sarı sapsarı kuru ot kopardı Avucunu açmadan Tahsin Öğretmen e doğru uzatarak ota bakıyordu İşte dedi sustu Derin bir nefes aldı İşte biz tam da bu kuru ot gibi olduk Elimi açsam avucumun içerisinden rüzgar her parçasını bir dağa alıp götürecek Anası öldüğünde on iki yaşına gireli bir kaç ay olmuştu Önce Hüseyin görmüştü urganın ucunda sallanan anasının bedenini Gördükleri karşısında nutku durmuştu Hiçbir şey düşünemiyor hareket edemiyordu Kıpırtısız öyle donuk bakışları ile anasının sallanan bedenine bakıyordu Bir süre sonra dizlerinin bağı çözülmüşçesine yığılmıştı o küçük sıska bacakları ile olduğu yere Şimdi ne denizin mavisini ne esen rüzgarını ne uçsuz bucaksız yeşilini ne burcu burcu kokan nergislerini sümbüllerini akzambaklarının kokusunu duyacak ne uçan martının kanat çırpınışını seyredebilecekti Yağmur yağınca çam ormanlarından efsuni kokusunu içine çekemeyecekti Civil civil öten İskeçelerin sarı kanatlı beyaz boyunlu sakaların serçelerin sabah erkenden öten haberci kuşlarının sesini duyamayacak üstüne üstlük anne ve babasının mezarlarını belki bir daha göremeyecekti