Halk Edebiyatı Dergisi Sayı 52 Ocak Şubat 2023
Kolektif
Halk Edebiyatı Dergisi Yayınları
İçimizde dolaşır acılar düşman eli gibi ciğerlerimizi sıkar Geceler yandı sabahlar gözlerimizden nehirler gibi aktı Daha ne kadar kurak topraklar yeşerecek umutlar elimizden gariban bir köylü gibi tutacak Gökyüzü sallandı yıldızlar kaydı Bulutların merhameti aktı yeryüzüne Şimşekler kaderi tokatladı gökyüzü Eyvah diyerek kaçtı yeryüzünden o günden bugüne başımızda ağlayıp durur Hiçbir şey boşuna değil gök boşuna gürlemez fay boşuna kırılmaz yağmurlar boşuna yağmaz kar boşuna kefenini giymez önce gökler görür acıları sevinçleri duaları bedduaları Bazen Kör olsaydım da bu acıları görmeseydim der Oysa bilmez ki âmâlar boşuna âmâ olmamıştır Fakat hisler gözlerden daha çok görür Âmâlık nafile Sonunda da anlaşılır ki acıdan kaçış mutlulukta da ebediyet yoktur Fakat akıl öngörü bilim yani maddi ve manevi yönümüzü diri tutarak yaşamımızı ihya edebiliriz Ölüm kader değildir kader ölümdür Oysa yazgı akıl kalemiyle her an yeniden yazar kaderimizi Tedbir ve ilim bedenimize giydiğimiz ruhumuzdur Öngörümüz ömür görgümüzdür Faylar oturdu nefesimize ortadan ikiye ayrıldık söküldü göğsümüzden yaşam Öyle bir salladık ki yıkıldık toprak bile ayrıldı ısırdı hayatımızı kustu ötelere ötelere ruhlarımızı Şimdi biz nasıl birleşiriz Gün güneşten et tırnaktan ayrılır mı Beden ruhtan zorla ayrılır mı Gözyaşları gönül yangınını söndürebilir mi Ah hicran Bizi daha ne kadar ayıracaksın Canı candan hanı maldan daha ne kadar ayıracaksın Mesafeler fay hattı gibi girdi aramıza zelzele burada başladı Birbirimizin ellerini tutacak kadar yaklaşamıyoruz artık Enkaz altında kaldık kimse yok mu Önce yeryüzünde başladı deprem Ahlakımızın fay hatları kırıldı Güneş sönerse karanlığa gün doğar akıl susarsa cahile gün doğar ilim susarsa hurafelere gün doğar Toprak yaşama pusu kurar mı Hayatımızı çalan hırsızlar var Tabuda sıkıştırmışlar ömrümüzü Çalmışlar günlerimizden yıllarımızdan İnsanın insanca yaşaması lüks mü Yüreklerimiz yarıl