Hastalar ve Işıklar — Rasim Özdenören

Hastalar ve Işıklar
Rasim ÖzdenörenHastalar ve Işıklar
Rasim ÖzdenörenHastalar ve Işıklar E Kitap

İz Yayıncılık
Öyküyü dantela gibi işleyen bir Türkçe hayalgücünü tutuşturan tasvirler gerçeklik duygusundan koparmayan bir örgü Çağdaş Türk hikayeciliğine yepyeni bir çehre ve yerli bir boyut getiren Özdenören in 1967 de yayımlanan ilk öykü kitabı Şimdiden klasikleşmiş bir öykü demeti

İz Yayıncılık
Türk öykücülüğüne ve düşünce dünyasına yeni fikirler ve boyutlar kazandırarak unutulmaz eserler veren Rasim Özdenören öykü ve düşüncedeki istikrarlı ve güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok yazarı etkiledi Türkçeyi doğru ve güzel kullanmaktaki mahareti insan ruhunun sırlarına vâkıf olması gözlemciliği ayrıntıları yakalamadaki ustalığı dilde ve muhtevada yerli duruşu her kesimde kabul gördü Öyküleri özetlenemez oluşuyla her defasında yeniyi ve yenilenmeyi yakalamasıyla dikkat çekti Benliğimizi bilincimizi tazeleyen okuyucusunu tekraren kendine çağıran metinler ortaya koydu Toplumdaki değişmeyi yabancılaşmayı uyumsuzluğu modern çağın insanının dramını ve trajiğini sergilemedeki başarısıyla özgün bir yere sahip oldu Bu özellikleriyle edebiyat ve düşün dünyamızın bilgesi olarak anıldı Türk öykücülüğünün ve deneme yazarlığının gelmiş geçmiş en usta kalemlerinden biri olarak temayüz etti Hastalar ve Işıklar bireyin toplumsal değerlerinden koparılışını yalnızlığını yabancılaşmasını yaşadığı ikilemleri anlatıyor İnsanın kendini benliğini bilincini değerlerini arayışını metafizik boyutlarıyla aktarıyor bizlere Yaşadığı hayat karşısında panikleyen modern insanın trajedisi bütün gerçekliğiyle ortaya konuluyor Hayat ve ölüm sarkacında mutsuz umutsuz ve huzursuz insanların öyküsü Öyküyü dantela gibi işleyen bir Türkçe hayal gücünü tutuşturan tasvirler gerçeklik duygusundan koparmayan bir örgü alışılmışın dışında bir kurgu Hastalar ve Işıklar onun şimdiden klasikleşmiş olan öyküler demeti

İz Yayıncılık
Önümdeki bitimsiz yolun ucunda uykuyla uyanıklığın arasındaki sıcak korkutucu belirsiz çizgide konak porselen beyazıyla gitgide yükseliyor Köşeli çatı uzayan çam ağaçları tam da göğün kristalini çatlatan bir yerinden dörde beşe bölen iğne yapraklara çatının saçaklarının perçemleyen sütlü maviler orda bir gök kırışığı güvercin yuvalarıyla parça parça Şehrin her yana dağılan uzantılarından biri gelip orda biçimlenmiş bir boşluk gelip bu uzantıya yerleşmiş içini oymuş önce yatay bir çizgiyle sonra çizginin bu uzantıda yürümesi keskin bir kalıp halinde yukarıya doğru bir basınçla gıcırtısız ağır ve hantal dikilmesiyle işte bu konak Kalın kara akşam şeritleriyle görünmez uzaklıklara doğru ak bir siluet konak Biraz tepede gibi Ardında yayılmış serpilmiş ibrişim kubbeler Çatının sert köşelerine bu kubbelerin bir yerlerinden oraları parçalayarak dışarı fırlamış birbirine girmiş geniş kavisli çemberle konak toptan sarıp sarmalanmış Önümde birden açılan bahçe kapısı ardından sedef kaplamalı iç kapı Giriyorum Öyküyü dantela gibi işleyen bir Türkçe hayalgücünü tutuşturan tasvirler gerçeklik duygusundan koparmayan bir örgü Rasim Özdenören çağdaş Türk hikayeciliğindeki güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok öykücüyü etkiledi Hastalar ve Işıklar onun şimdiden klasikleşmiş olan öyküler demeti Arka kapak yazısı

İz Yayıncılık
Öyküyü dantela gibi işleyen bir Türkçe hayalgücünü tutuşturan tasvirler gerçeklik duygusundan koparmayan bir örgü Çağdaş Türk hikayeciliğine yepyeni bir çehre ve yerli bir boyut getiren Özdenören in 1967 de yayımlanan ilk öykü kitabı Şimdiden klasikleşmiş bir öykü demeti

İz Yayıncılık
Türk öykücülüğüne ve düşünce dünyasına yeni fikirler ve boyutlar kazandırarak unutulmaz eserler veren Rasim Özdenören öykü ve düşüncedeki istikrarlı ve güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok yazarı etkiledi Türkçeyi doğru ve güzel kullanmaktaki mahareti insan ruhunun sırlarına vâkıf olması gözlemciliği ayrıntıları yakalamadaki ustalığı dilde ve muhtevada yerli duruşu her kesimde kabul gördü Öyküleri özetlenemez oluşuyla her defasında yeniyi ve yenilenmeyi yakalamasıyla dikkat çekti Benliğimizi bilincimizi tazeleyen okuyucusunu tekraren kendine çağıran metinler ortaya koydu Toplumdaki değişmeyi yabancılaşmayı uyumsuzluğu modern çağın insanının dramını ve trajiğini sergilemedeki başarısıyla özgün bir yere sahip oldu Bu özellikleriyle edebiyat ve düşün dünyamızın bilgesi olarak anıldı Türk öykücülüğünün ve deneme yazarlığının gelmiş geçmiş en usta kalemlerinden biri olarak temayüz etti Hastalar ve Işıklar bireyin toplumsal değerlerinden koparılışını yalnızlığını yabancılaşmasını yaşadığı ikilemleri anlatıyor İnsanın kendini benliğini bilincini değerlerini arayışını metafizik boyutlarıyla aktarıyor bizlere Yaşadığı hayat karşısında panikleyen modern insanın trajedisi bütün gerçekliğiyle ortaya konuluyor Hayat ve ölüm sarkacında mutsuz umutsuz ve huzursuz insanların öyküsü Öyküyü dantela gibi işleyen bir Türkçe hayal gücünü tutuşturan tasvirler gerçeklik duygusundan koparmayan bir örgü alışılmışın dışında bir kurgu Hastalar ve Işıklar onun şimdiden klasikleşmiş olan öyküler demeti

İz
Önümdeki bitimsiz yolun ucunda uykuyla uyanıklığın arasındaki sıcak korkutucu belirsiz çizgide konak porselen beyazıyla gitgide yükseliyor Köşeli çatı uzayan çam ağaçları tam da göğün kristalini çatlatan bir yerinden dörde beşe bölen iğne yapraklara çatının saçaklarının perçemleyen sütlü maviler orda bir gök kırışığı güvercin yuvalarıyla parça parça Şehrin her yana dağılan uzantılarından biri gelip orda biçimlenmiş bir boşluk gelip bu uzantıya yerleşmiş içini oymuş önce yatay bir çizgiyle sonra çizginin bu uzantıda yürümesi keskin bir kalıp halinde yukarıya doğru bir basınçla gıcırtısız ağır ve hantal dikilmesiyle işte bu konak Kalın kara akşam şeritleriyle görünmez uzaklıklara doğru ak bir siluet konak Biraz tepede gibi Ardında yayılmış serpilmiş ibrişim kubbeler Çatının sert köşelerine bu kubbelerin bir yerlerinden oraları parçalayarak dışarı fırlamış birbirine girmiş geniş kavisli çemberle konak toptan sarıp sarmalanmış Önümde birden açılan bahçe kapısı ardından sedef kaplamalı iç kapı Giriyorum Öyküyü dantela gibi işleyen bir Türkçe hayalgücünü tutuşturan tasvirler gerçeklik duygusundan koparmayan bir örgü Rasim Özdenören çağdaş Türk hikayeciliğindeki güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok öykücüyü etkiledi Hastalar ve Işıklar onun şimdiden klasikleşmiş olan öyküler demeti

İz Yayıncılık
Öyküyü dantela gibi işleyen bir Türkçe hayalgücünü tutuşturan tasvirler gerçeklik duygusundan koparmayan bir örgü Çağdaş Türk hikayeciliğine yepyeni bir çehre ve yerli bir boyut getiren Özdenören in 1967 de yayımlanan ilk öykü kitabı Şimdiden klasikleşmiş bir öykü demeti

İz Yayıncılık
Önümdeki bitimsiz yolun ucunda uykuyla uyanıklığın arasındaki sıcak korkutucu belirsiz çizgide konak porselen beyazıyla gitgide yükseliyor Köşeli çatı uzayan çam ağaçları tam da göğün kristalini çatlatan bir yerinden dörde beşe bölen iğne yapraklara çatının saçaklarının perçemleyen sütlü maviler orda bir gök kırışığı güvercin yuvalarıyla parça parça Şehrin her yana dağılan uzantılarından biri gelip orda biçimlenmiş bir boşluk gelip bu uzantıya yerleşmiş içini oymuş önce yatay bir çizgiyle sonra çizginin bu uzantıda yürümesi keskin bir kalıp halinde yukarıya doğru bir basınçla gıcırtısız ağır ve hantal dikilmesiyle işte bu konak Kalın kara akşam şeritleriyle görünmez uzaklıklara doğru ak bir siluet konak Biraz tepede gibi Ardında yayılmış serpilmiş ibrişim kubbeler Çatının sert köşelerine bu kubbelerin bir yerlerinden oraları parçalayarak dışarı fırlamış birbirine girmiş geniş kavisli çemberle konak toptan sarıp sarmalanmış Önümde birden açılan bahçe kapısı ardından sedef kaplamalı iç kapı Giriyorum Öyküyü dantela gibi işleyen bir Türkçe hayalgücünü tutuşturan tasvirler gerçeklik duygusundan koparmayan bir örgü Rasim Özdenören çağdaş Türk hikayeciliğindeki güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok öykücüyü etkiledi Hastalar ve Işıklar onun şimdiden klasikleşmiş olan öyküler demeti Arka kapak yazısı

İz Yayıncılık
Öyküyü dantela gibi işleyen bir Türkçe hayalgücünü tutuşturan tasvirler gerçeklik duygusundan koparmayan bir örgü Çağdaş Türk hikayeciliğine yepyeni bir çehre ve yerli bir boyut getiren Özdenören in 1967 de yayımlanan ilk öykü kitabı Şimdiden klasikleşmiş bir öykü demeti img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img