MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Hayali Şehir — Yeşim Tetik

Hayali Şehir
1.320,00
Fotoğraf Sinema TiyatroFotoğrafFotoğraf ve Fotoğrafçılık

Hayali Şehir

Yeşim Tetik

Espas Kuram Sanat Yayınları

2013194 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Hayali Şehir

Yeşim Tetik

Ne yalan söyleyeyim bana bakmam için verilen göz gezdirmeye başlayınca da içime çakılan resimlere kusura bakmayın fotoğraf lafına bir türlü ısınamadım gitti bakınca ilk aklıma düşen Cemal Süreya nın bir şiiri o şiirden ismini alan Göçebe kitabı oldu İstanbul un minarelerinin lirik köprülerininse diyalektik olduğunu söylediği Göçebe şiirinin en can acıtan dizelerinde Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası diyen Süreya nın şehir sözcüğünden yabancılaştırdığı baş kent tabii ki şehr i İstanbul da iyice yalnızlaşıyor yalınlaşıyor Aynen resimlerin boyunca zihnimizde hayaller kurduran hikayeler uyandıran içimize bir kor gibi düşen ve aynı zamanda üşüten göçün yalnızlığı tortusu ve müstesna lisanıhâli gibi Evet yoksulluğun cümlelerini göremiyoruz belki ama aynen bir lügatı oluşturan kelimeler gibi mümkün olabilecek her yansısı her kelimesi resimlerden gözümüze doğru yansıyor Cemal Süreya nın sözünü ettiği köprülerdeki diyalektiği de hatırlayacak olursak Ece Ayhan ın Ece den söz etmesem Cemal kırılırdı bilirim dediği gibi resmin arabını negatifini arka planını şekillendiriyor İlk saptama Resimdekiler uçuruma baktıkça uçuruma düşecekmiş gibi olan insanlar kadar uzaklar neredeymiş bu metropolün çevresi varoşu diye sormanın cehaleti kadar da yakınlar Şehrin sadece saklanan baskılanan görünmez kılınan insanlarının çehrelerini görmüyoruz ki bu resimlerde aynı zamanda bir sürü hâllerini âdetlerini eğlenme biçimlerini ancak birbirlerine tutunarak hayatta kalabilmelerini ve neticede ne olursa olsun yalınkılıç mücadelelerini de görüyor hissediyoruz Her gün belediye otobüsünde karşılaştığımız aş için iş için devletle merkezle kamuyla çarpışmak için belki sağlığına kavuşmak belki de sağlığını kaybetmek için şehrin çeperlerinden kopup gelen insanların hayatlarındaki sergüzeşti de hayal ediyoruz resim resim Yanlış anlamayın unutmayın ki İstanbul dayız çeperler bazıları tam da şehrin ortasında olabiliyor illa ki dışına çıkmamız gerekmiyor şehrin sosyal coğrafyasında Her şey yanyana çünkü bu memleketin en büyük metropolünde bir zamanlar çöplüğü berhava olan semtinde açılabiliyor anlı şanlı Ikea Modernleştik ya çöpün patlamayacağı artık kesin parçaları uçup gitmiş başka semtlere kokusu başka mahallelere

Kitap Sepeti
1.360,00

Espas Kuram Sanat Yayınları

2013194 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Ne yalan söyleyeyim bana bakmam için verilen göz gezdirmeye başlayınca da içime çakılan resimlere kusura bakmayın fotoğraf lafına bir türlü ısınamadım gitti bakınca ilk aklıma düşen Cemal Süreya nın bir şiiri o şiirden ismini alan Göçebe kitabı oldu İstanbul un minarelerinin lirik köprülerininse diyalektik olduğunu söylediği Göçebe şiirinin en can acıtan dizelerinde Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası diyen Süreya nın şehir sözcüğünden yabancılaştırdığı baş kent tabii ki şehr i İstanbul da iyice yalnızlaşıyor yalınlaşıyor Aynen resimlerin boyunca zihnimizde hayaller kurduran hikayeler uyandıran içimize bir kor gibi düşen ve aynı zamanda üşüten göçün yalnızlığı tortusu ve müstesna lisanıhâli gibi Evet yoksulluğun cümlelerini göremiyoruz belki ama aynen bir lügatı oluşturan kelimeler gibi mümkün olabilecek her yansısı her kelimesi resimlerden gözümüze doğru yansıyor Cemal Süreya nın sözünü ettiği köprülerdeki diyalektiği de hatırlayacak olursak Ece Ayhan ın Ece den söz etmesem Cemal kırılırdı bilirim dediği gibi resmin arabını negatifini arka planını şekillendiriyor İlk saptama Resimdekiler uçuruma baktıkça uçuruma düşecekmiş gibi olan insanlar kadar uzaklar neredeymiş bu metropolün çevresi varoşu diye sormanın cehaleti kadar da yakınlar Şehrin sadece saklanan baskılanan görünmez kılınan insanlarının çehrelerini görmüyoruz ki bu resimlerde aynı zamanda bir sürü hâllerini âdetlerini eğlenme biçimlerini ancak birbirlerine tutunarak hayatta kalabilmelerini ve neticede ne olursa olsun yalınkılıç mücadelelerini de görüyor hissediyoruz Her gün belediye otobüsünde karşılaştığımız aş için iş için devletle merkezle kamuyla çarpışmak için belki sağlığına kavuşmak belki de sağlığını kaybetmek için şehrin çeperlerinden kopup gelen insanların hayatlarındaki sergüzeşti de hayal ediyoruz resim resim Yanlış anlamayın unutmayın ki İstanbul dayız çeperler bazıları tam da şehrin ortasında olabiliyor illa ki dışına çıkmamız gerekmiyor şehrin sosyal coğrafyasında Her şey yanyana çünkü bu memleketin en büyük metropolünde bir zamanlar çöplüğü berhava olan semtinde açılabiliyor anlı şanlı Ikea Modernleştik ya çöpün patlamayacağı artık kesin parçaları uçup gitmiş başka semtlere kokusu başka mahallelere

Nobel Kitap
1.540,00

Espas Kuram Sanat Yayınları

2013194 sf.
Nobel Kitap

Ne yalan söyleyeyim bana bakmam için verilen göz gezdirmeye başlayınca da içime çakılan resimlere kusura bakmayın fotoğraf lafına bir türlü ısınamadım gitti bakınca ilk aklıma düşen Cemal Süreya nın bir şiiri o şiirden ismini alan Göçebe kitabı oldu İstanbul un minarelerinin lirik köprülerininse diyalektik olduğunu söylediği Göçebe şiirinin en can acıtan dizelerinde Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası diyen Süreya nın şehir sözcüğünden yabancılaştırdığı baş kent tabii ki şehr i İstanbul da iyice yalnızlaşıyor yalınlaşıyor Aynen resimlerin boyunca zihnimizde hayaller kurduran hikayeler uyandıran içimize bir kor gibi düşen ve aynı zamanda üşüten göçün yalnızlığı tortusu ve müstesna lisanıhâli gibi Evet yoksulluğun cümlelerini göremiyoruz belki ama aynen bir lügatı oluşturan kelimeler gibi mümkün olabilecek her yansısı her kelimesi resimlerden gözümüze doğru yansıyor Cemal Süreya nın sözünü ettiği köprülerdeki diyalektiği de hatırlayacak olursak Ece Ayhan ın Ece den söz etmesem Cemal kırılırdı bilirim dediği gibi resmin arabını negatifini arka planını şekillendiriyor İlk saptama Resimdekiler uçuruma baktıkça uçuruma düşecekmiş gibi olan insanlar kadar uzaklar neredeymiş bu metropolün çevresi varoşu diye sormanın cehaleti kadar da yakınlar Şehrin sadece saklanan baskılanan görünmez kılınan insanlarının çehrelerini görmüyoruz ki bu resimlerde aynı zamanda bir sürü hâllerini âdetlerini eğlenme biçimlerini ancak birbirlerine tutunarak hayatta kalabilmelerini ve neticede ne olursa olsun yalınkılıç mücadelelerini de görüyor hissediyoruz Her gün belediye otobüsünde karşılaştığımız aş için iş için devletle merkezle kamuyla çarpışmak için belki sağlığına kavuşmak belki de sağlığını kaybetmek için şehrin çeperlerinden kopup gelen insanların hayatlarındaki sergüzeşti de hayal ediyoruz resim resim Yanlış anlamayın unutmayın ki İstanbul dayız çeperler bazıları tam da şehrin ortasında olabiliyor illa ki dı

Pandora
1.800,00

Espas Sanat Kuram Yayınları

2013194 sf.
Pandora

Ne yalan söyleyeyim bana bakmam için verilen göz gezdirmeye başlayınca da içime çakılan resimlere kusura bakmayın fotoğraf lafına bir türlü ısınamadım gitti bakınca ilk aklıma düşen Cemal Süreya nın bir şiiri o şiirden ismini alan Göçebe kitabı oldu İstanbul un minarelerinin lirik köprülerininse diyalektik olduğunu söylediği Göçebe şiirinin en can acıtan dizelerinde Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası diyen Süreya nın şehir sözcüğünden yabancılaştırdığı baş kent tabii ki şehr i İstanbul da iyice yalnızlaşıyor yalınlaşıyor Aynen resimlerin boyunca zihnimizde hayaller kurduran hikayeler uyandıran içimize bir kor gibi düşen ve aynı zamanda üşüten göçün yalnızlığı tortusu ve müstesna lisanıhâli gibi Evet yoksulluğun cümlelerini göremiyoruz belki ama aynen bir lügatı oluşturan kelimeler gibi mümkün olabilecek her yansısı her kelimesi resimlerden gözümüze doğru yansıyor Cemal Süreya nın sözünü ettiği köprülerdeki diyalektiği de hatırlayacak olursak Ece Ayhan ın Ece den söz etmesem Cemal kırılırdı bilirim dediği gibi resmin arabını negatifini arka planını şekillendiriyor İlk saptama Resimdekiler uçuruma baktıkça uçuruma düşecekmiş gibi olan insanlar kadar uzaklar neredeymiş bu metropolün çevresi varoşu diye sormanın cehaleti kadar da yakınlar Şehrin sadece saklanan baskılanan görünmez kılınan insanlarının çehrelerini görmüyoruz ki bu resimlerde aynı zamanda bir sürü hâllerini âdetlerini eğlenme biçimlerini ancak birbirlerine tutunarak hayatta kalabilmelerini ve neticede ne olursa olsun yalınkılıç mücadelelerini de görüyor hissediyoruz Her gün belediye otobüsünde karşılaştığımız aş için iş için devletle merkezle kamuyla çarpışmak için belki sağlığına kavuşmak belki de sağlığını kaybetmek için şehrin çeperlerinden kopup gelen insanların hayatlarındaki sergüzeşti de hayal ediyoruz resim resim Yanlış anlamayın unutmayın ki İstanbul dayız çeperler bazıları tam da şehrin ortasında olabiliyor illa ki dışına çıkmamız gerekmiyor şehrin sosyal coğrafyasında Her şey yanyana çünkü bu memleketin en büyük metropolünde bir zamanlar çöplüğü berhava olan semtinde açılabiliyor anlı şanlı Ikea Modernleştik ya çöpün patlamayacağı artık kesin parçaları uçup gitmiş başka semtlere kokusu başka mahallelere