Hayata ve Zamana Dokunuşlar
Rezan
en bileğimde değil belleğimde taşıdım kelepçenin izini usum bıçak sırtında bu gece büyük hayallerin mahsum zamanların konuğuyum tutsan ellerimden varoş sokaklarından geçsek tuzlanmış gözyaşlarını silsek çocukların sonra dokunsak onyedi yaş asiliğine gül bıraksak şehrin tüm sokaklarına şehir gül koksa ve bir bir çalsak kapılarını çocukları dönemeyen anaların uzaklara dalıp giden gözlerinde sussak usum bıçak sırtında bu gece dokunulmazlığına dokunuyorum hayatın zamanın havalandırmasında nöbet değişiminde mevsimler geçmişten gelen seslerle doluyum yenilmiş bir kavganın kabulundeyim rutinleşmiş bir hayattan anlamsız kavgalardan ve ulaşılmazlığını yitirmiş bir aşkı terkediyorum usum bıçak sırtında bu gece belki yeniden düşerim yollara derin uykusundaki kalabalıkların kulağına aşkı fısıldarım belki yeniden aşklık grevindeyim dedim akti değerli zamanlardan kalan yüzüyle bir şey söylemeden bağdaş kurdu yüreğimdeki boşluğa sırtını yasladı bir dağa yaslanır gibi akdenizden deniz kokusu geldi saçlarıyla yüreğimin kararsızlığına sırtını veren kadın ıssızlık dalgalanmış mavi ve siyah karanlık bir beklentideyim yaprak hışırtısından ürkerim biri ihanet eder yıldızların gölgesi olur mu soğuyan bir şeyler var içimde yıldızların tanıklığında bende kırılan hüsranlar var sabaha kalmaz tanımadığım bu sesler nerden gelir yine izimi sürdü sanırım keder bu uçurum yalnızlığı düşsün ister birileri bekleme beni ey yılgınlık bu kez gelmeyeceğim ardından dilek agacının dalına astığım umudumdan sıyırıp aldım yüzünü bir bana kalsın istedim kederin gülüşün ve içimde şiirleşen sözün bir şey kalsın istedim içimde kirlenmeyen siyah bir yakınlıktayız işte yasaklı bir aşkı arıyor devriyeler bir sokak lambasının altında yakalanacağız çırılçıplak ruhumuzla sonra göz bantları takacaklar tüm sorgulardan sonra yine bulacağız birbirimizi yargılayan ve yadırgayan bakışlarımızı bırakacağız nefesleri alkol kokan adamların gecelerinde dizlerime yaslanıp sabahlayan kadınla biz öyle yerlere gittik ki ah o kadınla biz var ya kirli sokakları koşarak geçtik ardımızda bir çağın yargısını bırakarak biz o kadınla bağdaş kurduk ezik yoksul ve yasak bir aşka sonra illegal aşkımızın üstünden martılar uçtu ve maviydi işte vapurlar geçerken köpükler savuruyordu soğumuş gezegenin hayata aşkla bakan yüzüydük işte o benim içimdeki şeytanı kırbaçlıyordu ben onu hep baharmış gibi seviyordum havalandırmaya düştü kanadı kırık bir kırlangıç yüksek duvarları aşmak istedi aşamayınca duvarlara vura vura öldürdü kendini ben gördüm bir de gardiyan o günden beri yasını tutarım kırlangıcın ve kırlangıcın yanına düşen dostlarımın ben gördüm bir de gardiyan bir de