Haziran Kalsın — Burak İhsan

Haziran Kalsın
Burak İhsanKuzey Işığı Yayınları
Haziran Kalsın
Burak İhsanHadi gidelim İstanbul un terlediği o sarı sıcak güne Körler ülkesine yaklaşırken denizi seyredip rüzgâra karşı bulutlarla çay içelim Sonra vapur iskeleye yanaşsın Ve hayat birilerine geçmiş ile bugün arasında mekik dokuyarak diktiği hakikat elbisesini giydirirken gonca bir gül gibi açıversin Kadıköy Yıllardır hiç değişmeyen o dükkânda bir sandalye de çocukluğumuza çekip adisababa yiyelim Hadi soralım Derin bir sızıda aşkı aklamak zorunda kalan yalnızca Suphi midir şu koca dünyada Bazen tek bir güne sığabilir hayat ve manzara manzara duygu duygu insan insan önümüze serilirken biz de Suphi gibi düşünürüz belki Aşkın ve sanatın olduğu bu dünyadan hoşnut olmamamız ne büyük küstahlık img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Eksik Parça Yayınları
Gün doğumu efsunlu bir andır Yeldeğirmeni nde Kırdaki horozların vazifesini burada martılar üstlenir Her daim aç olan karınlarını doyurmanın telaşından mıdır yoksa güneşe yaptıkları bir serenat mı bilinmez çatıların üzerinde avaz avaz dönmeye başlarlar ilkin Semtin yeni sakinlerine kalk borusu olan bu çığlıklar zamanla sabah uykularını mayalayan tatlı bir ezgiye dönüşür Güneşin ilk ışıkları denize çıkan sokaklara vurur önce Suyun durgun yüzeyinden yansıyan parıltı binaları baştan aşağı yıkar gecenin zifirinde işlenmiş günahları süpüren çöpçülerin önünü aydınlatır Geceyi avlanarak geçirmiş kediler yorgun bedenlerini güneşin sıcağına bırakacakları bir köşe ararlarken yeni uyanan köpekler kahvaltılarını yapmak üzere çöp tenekelerine doğru rahvan yürürler İçinden Monet resimlerinin geçtiği gramofonda hüzünlü şarkıların çalındığı ve sayfalarda İstanbul aşk ve sanatın hissedildiği incelikli bir ilk roman Tarihi bir apartmanda yaşayan üç kuşak İstanbullunun dünyası Bir tek güne ne çok ömür sığarmış meğer Hülya Soyşekerci Sinematografik bir anlatıma sahip olan Haziran Kalsın romanı hemen her satırda siyah beyaz bir Türk filmi izliyormuşuz havası yaratıyor Serkan Parlak

Eksik Parça Yayınları
Gün doğumu efsunlu bir andır Yeldeğirmeni nde Kırdaki horozların vazifesini burada martılar üstlenir Her daim aç olan karınlarını doyurmanın telaşından mıdır yoksa güneşe yaptıkları bir serenat mı bilinmez çatıların üzerinde avaz avaz dönmeye başlarlar ilkin Semtin yeni sakinlerine kalk borusu olan bu çığlıklar zamanla sabah uykularını mayalayan tatlı bir ezgiye dönüşür Güneşin ilk ışıkları denize çıkan sokaklara vurur önce Suyun durgun yüzeyinden yansıyan parıltı binaları baştan aşağı yıkar gecenin zifirinde işlenmiş günahları süpüren çöpçülerin önünü aydınlatır Geceyi avlanarak geçirmiş kediler yorgun bedenlerini güneşin sıcağına bırakacakları bir köşe ararlarken yeni uyanan köpekler kahvaltılarını yapmak üzere çöp tenekelerine doğru rahvan yürürler İçinden Monet resimlerinin geçtiği gramofonda hüzünlü şarkıların çalındığı ve sayfalarda İstanbul aşk ve sanatın hissedildiği incelikli bir ilk roman Tarihi bir apartmanda yaşayan üç kuşak İstanbullunun dünyası Bir tek güne ne çok ömür sığarmış meğer Hülya Soyşekerci Sinematografik bir anlatıma sahip olan Haziran Kalsın romanı hemen her satırda siyah beyaz bir Türk filmi izliyormuşuz havası yaratıyor Serkan Parlak

EKSİK PARÇA YAYINLARI
Gün doğumu efsunlu bir andır Yeldeğirmeni nde Kırdaki horozların vazifesini burada martılar üstlenir Her daim aç olan karınlarını doyurmanın telaşından mıdır yoksa güneşe yaptıkları bir serenat mı bilinmez çatıların üzerinde avaz avaz dönmeye başlarlar ilkin Semtin yeni sakinlerine kalk borusu olan bu çığlıklar zamanla sabah uykularını mayalayan tatlı bir ezgiye dönüşür Güneşin ilk ışıkları denize çıkan sokaklara vurur önce Suyun durgun yüzeyinden yansıyan parıltı binaları baştan aşağı yıkar gecenin zifirinde işlenmiş günahları süpüren çöpçülerin önünü aydınlatır Geceyi avlanarak geçirmiş kediler yorgun bedenlerini güneşin sıcağına bırakacakları bir köşe ararlarken yeni uyanan köpekler kahvaltılarını yapmak üzere çöp tenekelerine doğru rahvan yürürler İçinden Monet resimlerinin geçtiği gramofonda hüzünlü şarkıların çalındığı ve sayfalarda İstanbul aşk ve sanatın hissedildiği incelikli bir ilk roman Tarihi bir apartmanda yaşayan üç kuşak İstanbullunun dünyası Bir tek güne ne çok ömür sığarmış meğer Hülya Soyşekerci Sinematografik bir anlatıma sahip olan Haziran Kalsın romanı hemen her satırda siyah beyaz bir Türk filmi izliyormuşuz havası yaratıyor Serkan Parlak

Eksik Parça
Gün doğumu efsunlu bir andır Yeldeğirmeni nde Kırdaki horozların vazifesini burada martılar üstlenir Her daim aç olan karınlarını doyurmanın telaşından mıdır yoksa güneşe yaptıkları bir serenat mı bilinmez çatıların üzerinde avaz avaz dönmeye başlarlar ilkin Semtin yeni sakinlerine kalk borusu olan bu çığlıklar zamanla sabah uykularını mayalayan tatlı bir ezgiye dönüşür Güneşin ilk ışıkları denize çıkan sokaklara vurur önce Suyun durgun yüzeyinden yansıyan parıltı binaları baştan aşağı yıkar gecenin zifirinde işlenmiş günahları süpüren çöpçülerin önünü aydınlatır Geceyi avlanarak geçirmiş kediler yorgun bedenlerini güneşin sıcağına bırakacakları bir köşe ararlarken yeni uyanan köpekler kahvaltılarını yapmak üzere çöp tenekelerine doğru rahvan yürürler İçinden Monet resimlerinin geçtiği gramofonda hüzünlü şarkıların çalındığı ve sayfalarda İstanbul aşk ve sanatın hissedildiği incelikli bir ilk roman Tarihi bir apartmanda yaşayan üç kuşak İstanbullunun dünyası Bir tek güne ne çok ömür sığarmış meğer Hülya Soyşekerci Sinematografik bir anlatıma sahip olan Haziran Kalsın romanı hemen her satırda siyah beyaz bir Türk filmi izliyormuşuz havası yaratıyor Serkan Parlak

Eksik Parça Yayınları
Gün doğumu efsunlu bir andır Yeldeğirmeni nde Kırdaki horozların vazifesini burada martılar üstlenir Her daim aç olan karınlarını doyurmanın telaşından mıdır yoksa güneşe yaptıkları bir serenat mı bilinmez çatıların üzerinde avaz avaz dönmeye başlarlar ilkin Semtin yeni sakinlerine kalk borusu olan bu çığlıklar zamanla sabah uykularını mayalayan tatlı bir ezgiye dönüşür Güneşin ilk ışıkları denize çıkan sokaklara vurur önce Suyun durgun yüzeyinden yansıyan parıltı binaları baştan aşağı yıkar gecenin zifirinde işlenmiş günahları süpüren çöpçülerin önünü aydınlatır Geceyi avlanarak geçirmiş kediler yorgun bedenlerini güneşin sıcağına bırakacakları bir köşe ararlarken yeni uyanan köpekler kahvaltılarını yapmak üzere çöp tenekelerine doğru rahvan yürürler İçinden Monet resimlerinin geçtiği gramofonda hüzünlü şarkıların çalındığı ve sayfalarda İstanbul aşk ve sanatın hissedildiği incelikli bir ilk roman Tarihi bir apartmanda yaşayan üç kuşak İstanbullunun dünyası Bir tek güne ne çok ömür sığarmış meğer

Eksik Parça Yayınları
Gün doğumu efsunlu bir andır Yeldeğirmeni nde Kırdaki horozların vazifesini burada martılar üstlenir Her daim aç olan karınlarını doyurmanın telaşından mıdır yoksa güneşe yaptıkları bir serenat mı bilinmez çatıların üzerinde avaz avaz dönmeye başlarlar ilkin Semtin yeni sakinlerine kalk borusu olan bu çığlıklar zamanla sabah uykularını mayalayan tatlı bir ezgiye dönüşür Güneşin ilk ışıkları denize çıkan sokaklara vurur önce Suyun durgun yüzeyinden yansıyan parıltı binaları baştan aşağı yıkar gecenin zifirinde işlenmiş günahları süpüren çöpçülerin önünü aydınlatır Geceyi avlanarak geçirmiş kediler yorgun bedenlerini güneşin sıcağına bırakacakları bir köşe ararlarken yeni uyanan köpekler kahvaltılarını yapmak üzere çöp tenekelerine doğru rahvan yürürler İçinden Monet resimlerinin geçtiği gramofonda hüzünlü şarkıların çalındığı ve sayfalarda İstanbul aşk ve sanatın hissedildiği incelikli bir ilk roman Tarihi bir apartmanda yaşayan üç kuşak İstanbullunun dünyası Bir tek güne ne çok ömür sığarmış meğer Hülya Soyşekerci Sinematografik bir anlatıma sahip olan Haziran Kalsın romanı hemen her satırda siyah beyaz bir Türk filmi izliyormuşuz havası yaratıyor Serkan Parlak

Eksik Parça Yayınları
Gün doğumu efsunlu bir andır Yeldeğirmeni nde Kırdaki horozların vazifesini burada martılar üstlenir Her daim aç olan karınlarını doyurmanın telaşından mıdır yoksa güneşe yaptıkları bir serenat mı bilinmez çatıların üzerinde avaz avaz dönmeye başlarlar ilkin Semtin yeni sakinlerine kalk borusu olan bu çığlıklar zamanla sabah uykularını mayalayan tatlı bir ezgiye dönüşür Güneşin ilk ışıkları denize çıkan sokaklara vurur önce Suyun durgun yüzeyinden yansıyan parıltı binaları baştan aşağı yıkar gecenin zifirinde işlenmiş günahları süpüren çöpçülerin önünü aydınlatır Geceyi avlanarak geçirmiş kediler yorgun bedenlerini güneşin sıcağına bırakacakları bir köşe ararlarken yeni uyanan köpekler kahvaltılarını yapmak üzere çöp tenekelerine doğru rahvan yürürler İçinden Monet resimlerinin geçtiği gramofonda hüzünlü şarkıların çalındığı ve sayfalarda İstanbul aşk ve sanatın hissedildiği incelikli bir ilk roman Tarihi bir apartmanda yaşayan üç kuşak İstanbullunun dünyası Bir tek güne ne çok ömür sığarmış meğer Hülya Soyşekerci Sinematografik bir anlatıma sahip olan Haziran Kalsın romanı hemen her satırda siyah beyaz bir Türk filmi izliyormuşuz havası yaratıyor Serkan Parlak img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

KUZEY IŞIĞI YAYINLARI
Hadi gidelim İstanbul un terlediği o sarı sıcak güne Körler ülkesine yaklaşırken denizi seyredip rüzgâra karşı bulutlarla çay içelim Sonra vapur iskeleye yanaşsın Ve hayat birilerine geçmiş ile bugün arasında mekik dokuyarak diktiği hakikat elbisesini giydirirken gonca bir gül gibi açıversin Kadıköy Yıllardır hiç değişmeyen o dükkânda bir sandalye de çocukluğumuza çekip adisababa yiyelim Hadi soralım Derin bir sızıda aşkı aklamak zorunda kalan yalnızca Suphi midir şu koca dünyada Bazen tek bir güne sığabilir hayat ve manzara manzara duygu duygu insan insan önümüze serilirken biz de Suphi gibi düşünürüz belki Aşkın ve sanatın olduğu bu dünyadan hoşnut olmamamız ne büyük küstahlık