Her Dağın Gölgesi Deniz e Düşer — Evrim Alataş

Her Dağın Gölgesi Deniz e Düşer
Evrim Alataşİletişim Yayınları
Her Dağın Gölgesi Deniz e Düşer
Evrim AlataşBüyüyordum Nenem Xacênin eteğinin altında jandarma baskınları arasında radyonun dibinde duydukları haberlerle asılan yüzleri izleyerek asılanların isimlerini duyarak toprak yiyip köpek kovalayarak telden arabalarla ıı ınnn yaparak büyüyordum Arada bir annemden mektuplar geliyordu Nenem Xacê mektupları okutup Hımm diyor anlaşılmaz biçimde ağzında bir şeyler geveliyordu Mektuplarda Çocukların hali vaziyeti nasıl diye sorulan soruları okuyanlar ise iç çekip bana bakıyordu Oysa çoktan unutmuştum annemi Ama yine de her çocuğun bakışlarının mazlumluğundan derinliğinden olsa gerek kabuklu göz kapaklarımın altındaki fıldır gözlerimin bir an mahzunlaştığını görenler bunu anne özlemine ve yetimliğe yoruyor ağlıyorlardı Hele de kadınlar Köy kadınları acıyı unutturma derdine girerken daha fazla hatırlatırlardı Hangi kadın yolda yolakta beni görse çağırıp memelerinin arasına bastırır ben öyle üzerlerindeki kadınlık annelik köylülük karışımı kokuyu içime çekerken onlar ise yazmalarının ucundan tutup gözlerini silerlerdi Bu içli anlar artık benim de farkında olduğum keyif aldığım birer oyuna dönüşmüştü Kadınları gördüğüm zaman boynumu büker ağır adımlarla yanlarına yaklaşır içerleyip de beni memelerine bastırmalarını beklerdim Bir Alevi Kürt köyünün ve insanlarının hikâyesi Vecizeleri mesajları ve yasalarıyla bedene oturmaya çalışan yer yer beline vurulan penslerle daralan yer yer dikişleri patlayan Cumhuriyetin uzak hatırası 1960lar ve 70ler Nurhakın yası Rüyalardan keramet ocaklardan derman dedelerden ikrar almaya alışmış köylünün devrim düşüne dalışı Ve tüm zamanların her şeyin intikamını alma öfkesini biriktiren 12 Eylül kâbusu Evrim Alataşın neşesini öfke kıyamet içinde de yitirmeyen kaleminden

İletişim Yayınları
Büyüyordum Nenem Xacê nin eteğinin altında jandarma baskınları arasında radyonun dibinde duydukları haberlerle asılan yüzleri izleyerek asılanların isimlerini duyarak toprak yiyip köpek kovalayarak telden arabalarla ıı ınnn yaparak büyüyordum Arada bir annemden mektuplar geliyordu Nenem Xacê mektupları okutup Hımm diyor anlaşılmaz biçimde ağzında bir şeyler geveliyordu Mektuplarda Çocukların hali vaziyeti nasıl diye sorulan soruları okuyanlar ise iç çekip bana bakıyordu Oysa çoktan unutmuştum annemi Ama yine de her çocuğun bakışlarının mazlumluğundan derinliğinden olsa gerek kabuklu göz kapaklarımın altındaki fıldır gözlerimin bir an mahzunlaştığını görenler bunu anne özlemine ve yetimliğe yoruyor ağlıyorlardı Hele de kadınlar Köy kadınları acıyı unutturma derdine girerken daha fazla hatırlatırlardı Hangi kadın yolda yolakta beni görse çağırıp memelerinin arasına bastırır ben öyle üzerlerindeki kadınlık annelik köylülük karışımı kokuyu içime çekerken onlar ise yazmalarının ucundan tutup gözlerini silerlerdi Bu içli anlar artık benim de farkında olduğum keyif aldığım birer oyuna dönüşmüştü Kadınları gördüğüm zaman boynumu büker ağır adımlarla yanlarına yaklaşır içerleyip de beni memelerine bastırmalarını beklerdim Bir Alevi Kürt köyünün ve insanlarının hikâyesi Vecizeleri mesajları ve yasalarıyla bedene oturmaya çalışan yer yer beline vurulan penslerle daralan yer yer dikişleri patlayan Cumhuriyet in uzak hatırası 1960 lar ve 70 ler Nurhak ın yası Rüyalardan keramet ocaklardan derman dedelerden ikrar almaya alışmış köylü nün devrim düşüne dalışı Ve tüm zamanların her şeyin intikamını alma öfkesini biriktiren 12 Eylül kâbusu Evrim Alataş ın neşesini öfke kıyamet içinde de yitirmeyen kaleminden Sayfa Sayısı 261 Baskı Yılı 2009 Dili Türkçe Yayınevi İletişim Yayıncılık

İletişim Yayınları
Büyüyordum Nenem Xacê nin eteğinin altında jandarma baskınları arasında radyonun dibinde duydukları haberlerle asılan yüzleri izleyerek asılanların isimlerini duyarak toprak yiyip köpek kovalayarak telden arabalarla ıı ınnn yaparak büyüyordum Arada bir annemden mektuplar geliyordu Nenem Xacê mektupları okutup Hımm diyor anlaşılmaz biçimde ağzında bir şeyler geveliyordu Mektuplarda Çocukların hali vaziyeti nasıl diye sorulan soruları okuyanlar ise iç çekip bana bakıyordu Oysa çoktan unutmuştum annemi Ama yine de her çocuğun bakışlarının mazlumluğundan derinliğinden olsa gerek kabuklu göz kapaklarımın altındaki fıldır gözlerimin bir an mahzunlaştığını görenler bunu anne özlemine ve yetimliğe yoruyor ağlıyorlardı Hele de kadınlar Köy kadınları acıyı unutturma derdine girerken daha fazla hatırlatırlardı Hangi kadın yolda yolakta beni görse çağırıp memelerinin arasına bastırır ben öyle üzerlerindeki kadınlık annelik köylülük karışımı kokuyu içime çekerken onlar ise yazmalarının ucundan tutup gözlerini silerlerdi Bu içli anlar artık benim de farkında olduğum keyif aldığım birer oyuna dönüşmüştü Kadınları gördüğüm zaman boynumu büker ağır adımlarla yanlarına yaklaşır içerleyip de beni memelerine bastırmalarını beklerdim Bir Alevi Kürt köyünün ve insanlarının hikâyesi Vecizeleri mesajları ve yasalarıyla bedene oturmaya çalışan yer yer beline vurulan penslerle daralan yer yer dikişleri patlayan Cumhuriyet in uzak hatırası 1960 lar ve 70 ler Nurhak ın yası Rüyalardan keramet ocaklardan derman dedelerden ikrar almaya alışmış köylü nün devrim düşüne dalışı Ve tüm zamanların her şeyin intikamını alma öfkesini biriktiren 12 Eylül kâbusu Evrim Alataş ın neşesini öfke kıyamet içinde de yitirmeyen kaleminden

İletişim Yayınevi
Büyüyordum Nenem Xacê nin eteğinin altında jandarma baskınları arasında radyonun dibinde duydukları haberlerle asılan yüzleri izleyerek asılanların isimlerini duyarak toprak yiyip köpek kovalayarak telden arabalarla ıı ınnn yaparak büyüyordum Arada bir annemden mektuplar geliyordu Nenem Xacê mektupları okutup Hımm diyor anlaşılmaz biçimde ağzında bir şeyler geveliyordu Mektuplarda Çocukların hali vaziyeti nasıl diye sorulan soruları okuyanlar ise iç çekip bana bakıyordu Oysa çoktan unutmuştum annemi Ama yine de her çocuğun bakışlarının mazlumluğundan derinliğinden olsa gerek kabuklu göz kapaklarımın altındaki fıldır gözlerimin bir an mahzunlaştığını görenler bunu anne özlemine ve yetimliğe yoruyor ağlıyorlardı Hele de kadınlar Köy kadınları acıyı unutturma derdine girerken daha fazla hatırlatırlardı Hangi kadın yolda yolakta beni görse çağırıp memelerinin arasına bastırır ben öyle üzerlerindeki kadınlık annelik köylülük karışımı kokuyu içime çekerken onlar ise yazmalarının ucundan tutup gözlerini silerlerdi Bu içli anlar artık benim de farkında olduğum keyif aldığım birer oyuna dönüşmüştü Kadınları gördüğüm zaman boynumu büker ağır adımlarla yanlarına yaklaşır içerleyip de beni memelerine bastırmalarını beklerdim Bir Alevi Kürt köyünün ve insanlarının hikâyesi Vecizeleri mesajları ve yasalarıyla bedene oturmaya çalışan yer yer beline vurulan penslerle daralan yer yer dikişleri patlayan Cumhuriyet in uzak hatırası 1960 lar ve 70 ler Nurhak ın yası Rüyalardan keramet ocaklardan derman dedelerden ikrar almaya alışmış köylü nün devrim düşüne dalışı Ve tüm zamanların her şeyin intikamını alma öfkesini biriktiren 12 Eylül kâbusu Evrim Alataş ın neşesini öfke kıyamet içinde de yitirmeyen kaleminden

İletişim Yayınevi
Büyüyordum Nenem Xacê nin eteğinin altında jandarma baskınları arasında radyonun dibinde duydukları haberlerle asılan yüzleri izleyerek asılanların isimlerini duyarak toprak yiyip köpek kovalayarak telden arabalarla ıı ınnn yaparak büyüyordum Arada bir annemden mektuplar geliyordu Nenem Xacê mektupları okutup Hımm diyor anlaşılmaz biçimde ağzında bir şeyler geveliyordu Mektuplarda Çocukların hali vaziyeti nasıl diye sorulan soruları okuyanlar ise iç çekip bana bakıyordu Oysa çoktan unutmuştum annemi Ama yine de her çocuğun bakışlarının mazlumluğundan derinliğinden olsa gerek kabuklu göz kapaklarımın altındaki fıldır gözlerimin bir an mahzunlaştığını görenler bunu anne özlemine ve yetimliğe yoruyor ağlıyorlardı Hele de kadınlar Köy kadınları acıyı unutturma derdine girerken daha fazla hatırlatırlardı Hangi kadın yolda yolakta beni görse çağırıp memelerinin arasına bastırır ben öyle üzerlerindeki kadınlık annelik köylülük karışımı kokuyu içime çekerken onlar ise yazmalarının ucundan tutup gözlerini silerlerdi Bu içli anlar artık benim de farkında olduğum keyif aldığım birer oyuna dönüşmüştü Kadınları gördüğüm zaman boynumu büker ağır adımlarla yanlarına yaklaşır içerleyip de beni memelerine bastırmalarını beklerdim Bir Alevi Kürt köyünün ve insanlarının hikâyesi Vecizeleri mesajları ve yasalarıyla bedene oturmaya çalışan yer yer beline vurulan penslerle daralan yer yer dikişleri patlayan Cumhuriyet in uzak hatırası 1960 lar ve 70 ler Nurhak ın yası Rüyalardan keramet ocaklardan derman dedelerden ikrar almaya alışmış köylü nün devrim düşüne dalışı Ve tüm zamanların her şeyin intikamını alma öfkesini biriktiren 12 Eylül kâbusu Evrim Alataş ın neşesini öfke kıyamet içinde de yitirmeyen kaleminden

İletişim Yayınları
Büyüyordum Nenem Xacê nin eteğinin altında jandarma baskınları arasında radyonun dibinde duydukları haberlerle asılan yüzleri izleyerek asılanların isimlerini duyarak toprak yiyip köpek kovalayarak telden arabalarla ıı ınnn yaparak büyüyordum Arada bir annemden mektuplar geliyordu Nenem Xacê mektupları okutup Hımm diyor anlaşılmaz biçimde ağzında bir şeyler geveliyordu Mektuplarda Çocukların hali vaziyeti nasıl diye sorulan soruları okuyanlar ise iç çekip bana bakıyordu Oysa çoktan unutmuştum annemi Ama yine de her çocuğun bakışlarının mazlumluğundan derinliğinden olsa gerek kabuklu göz kapaklarımın altındaki fıldır gözlerimin bir an mahzunlaştığını görenler bunu anne özlemine ve yetimliğe yoruyor ağlıyorlardı Hele de kadınlar Köy kadınları acıyı unutturma derdine girerken daha fazla hatırlatırlardı Hangi kadın yolda yolakta beni görse çağırıp memelerinin arasına bastırır ben öyle üzerlerindeki kadınlık annelik köylülük karışımı kokuyu içime çekerken onlar ise yazmalarının ucundan tutup gözlerini silerlerdi Bu içli anlar artık benim de farkında olduğum keyif aldığım birer oyuna dönüşmüştü Kadınları gördüğüm zaman boynumu büker ağır adımlarla yanlarına yaklaşır içerleyip de beni memelerine bastırmalarını beklerdim Bir Alevi Kürt köyünün ve insanlarının hikâyesi Vecizeleri mesajları ve yasalarıyla bedene oturmaya çalışan yer yer beline vurulan penslerle daralan yer yer dikişleri patlayan Cumhuriyet in uzak hatırası 1960 lar ve 70 ler Nurhak ın yası Rüyalardan keramet ocaklardan derman dedelerden ikrar almaya alışmış köylü nün devrim düşüne dalışı Ve tüm zamanların her şeyin intikamını alma öfkesini biriktiren 12 Eylül kâbusu Evrim Alataş ın neşesini öfke kıyamet içinde de yitirmeyen kaleminden Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın

İLETİŞİM YAYINLARI
Büyüyordum Nenem Xacê nin eteğinin altında jandarma baskınları arasında radyonun dibinde duydukları haberlerle asılan yüzleri izleyerek asılanların isimlerini duyarak toprak yiyip köpek kovalayarak telden arabalarla ıı ınnn yaparak büyüyordum Arada bir annemden mektuplar geliyordu Nenem Xacê mektupları okutup Hımm diyor anlaşılmaz biçimde ağzında bir şeyler geveliyordu Mektuplarda Çocukların hali vaziyeti nasıl diye sorulan soruları okuyanlar ise iç çekip bana bakıyordu Oysa çoktan unutmuştum annemi Ama yine de her çocuğun bakışlarının mazlumluğundan derinliğinden olsa gerek kabuklu göz kapaklarımın altındaki fıldır gözlerimin bir an mahzunlaştığını görenler bunu anne özlemine ve yetimliğe yoruyor ağlıyorlardı Hele de kadınlar Köy kadınları acıyı unutturma derdine girerken daha fazla hatırlatırlardı Hangi kadın yolda yolakta beni görse çağırıp memelerinin arasına bastırır ben öyle üzerlerindeki kadınlık annelik köylülük karışımı kokuyu içime çekerken onlar ise yazmalarının ucundan tutup gözlerini silerlerdi Bu içli anlar artık benim de farkında olduğum keyif aldığım birer oyuna dönüşmüştü Kadınları gördüğüm zaman boynumu büker ağır adımlarla yanlarına yaklaşır içerleyip de beni memelerine bastırmalarını beklerdim Bir Alevi Kürt köyünün ve insanlarının hikâyesi Vecizeleri mesajları ve yasalarıyla bedene oturmaya çalışan yer yer beline vurulan penslerle daralan yer yer dikişleri patlayan Cumhuriyet in uzak hatırası 1960 lar ve 70 ler Nurhak ın yası Rüyalardan keramet ocaklardan derman dedelerden ikrar almaya alışmış köylü nün devrim düşüne dalışı Ve tüm zamanların her şeyin intikamını alma öfkesini biriktiren 12 Eylül kâbusu Evrim Alataş ın neşesini öfke kıyamet içinde de yitirmeyen kaleminden Yayınevi İLETİŞİM YAYINLARI Yazar EVRİM ALATAŞ

İletişim
Büyüyordum Nenem Xacê nin eteğinin altında jandarma baskınları arasında radyonun dibinde duydukları haberlerle asılan yüzleri izleyerek asılanların isimlerini duyarak toprak yiyip köpek kovalayarak telden arabalarla ıı ınnn yaparak büyüyordum Arada bir annemden mektuplar geliyordu Nenem Xacê mektupları okutup Hımm diyor anlaşılmaz biçimde ağzında bir şeyler geveliyordu Mektuplarda Çocukların hali vaziyeti nasıl diye sorulan soruları okuyanlar ise iç çekip bana bakıyordu Oysa çoktan unutmuştum annemi Ama yine de her çocuğun bakışlarının mazlumluğundan derinliğinden olsa gerek kabuklu göz kapaklarımın altındaki fıldır gözlerimin bir an mahzunlaştığını görenler bunu anne özlemine ve yetimliğe yoruyor ağlıyorlardı Hele de kadınlar Köy kadınları acıyı unutturma derdine girerken daha fazla hatırlatırlardı Hangi kadın yolda yolakta beni görse çağırıp memelerinin arasına bastırır ben öyle üzerlerindeki kadınlık annelik köylülük karışımı kokuyu içime çekerken onlar ise yazmalarının ucundan tutup gözlerini silerlerdi Bu içli anlar artık benim de farkında olduğum keyif aldığım birer oyuna dönüşmüştü Kadınları gördüğüm zaman boynumu büker ağır adımlarla yanlarına yaklaşır içerleyip de beni memelerine bastırmalarını beklerdim Bir Alevi Kürt köyünün ve insanlarının hikâyesi Vecizeleri mesajları ve yasalarıyla bedene oturmaya çalışan yer yer beline vurulan penslerle daralan yer yer dikişleri patlayan Cumhuriyet in uzak hatırası 1960 lar ve 70 ler Nurhak ın yası Rüyalardan keramet ocaklardan derman dedelerden ikrar almaya alışmış köylü nün devrim düşüne dalışı Ve tüm zamanların her şeyin intikamını alma öfkesini biriktiren 12 Eylül kâbusu Evrim Alataş ın neşesini öfke kıyamet içinde de yitirmeyen kaleminden Tanıtım Yazısı ndan