HEYBE DERGİSİ 8 Sayı

HEYBE DERGİSİ 8 Sayı
Nika Yayınevi
HEYBE DERGİSİ 8 Sayı
Çağımızın teknolojik dönüşümü sosyal politikaların ve sosyal hizmetlerin daha adil olmasına zemin hazırlayabilecekken aynı zamanda daha eşitsiz bir toplum oluşmasının da öncüsü olabilir Bu paradoksal durumları farklı bağlamlarda değerlendirmek Heybe nin bu sayısındaki yazıların temel hedefi olacaktır Heybe nin bu sayısında yapay zekâ nesneler interneti ve bilgi teknolojilerinin dönüşümünün toplumsal etkilerini anlamak farklı teknolojik gelişimlerin bireylerin gündelik hayatından sosyo politik uygulamalara kadar yaratacağı etkiyi anlama çabası vardır Bu bağlamıyla 8 Sayının İçeriği şu şekildedir Heybenin Sesi Teknoloji Dijitalleşme ve Sosyal Hizmet Üzerine Birlikte Düşünmek Yapayından Önce Doğalı Zeka Deniz Kırımsoy Denge Sosyal Politika Araştırması ve Analizinde Dijitalleşme Gökhan Topçu Sosyal Hizmette Dijital Dönüşüm Nasıl Ne Kadar Beyza Yılmaz Büyük Dil Modelleri ile Dijital Müracaatçı Simülasyonları Sosyal Hizmet Eğitiminde Yeni Bir Dille Konuşmak Mümkün mü Betül Kübra Doğan Karataş İsmail Emre Karataş Sosyal Hizmet Mesleğinde Dijitalleşme Yapay Zekanın Sosyal Hizmet Uygulamalarındaki Yeri Şevval Akbaş Dijitalleşme ve Sosyal Hizmetler Yeni Bir Toplumsal Dönüşüm ve İnsan Hakları Perspektifi Aydan Ateş Savaş Şener Çocukların Siber Uşaklaştırmaya Maruz Kalması ve Türk Hukukundaki Karşılığı Murat Aydın Dijitalleşme ve Çocuk Hakları Zeynep Mutlu Danışan Süreç Takibinde Sosyal Hizmet Yönetim Süreçlerine Bir Dijitalleşme Çalışması 17 Mayıs ve Kaos GL Derneği Umut Güner Dijitalleşme ve Engellilik Aslıhan Aykara Sosyal Hizmetlerde Yapay Zeka Kullanımıyla Ortaya Çıkan Ahlaki Sorunlar Frederic G Reamer Çev S Erdem Türközü

Ayrıntı Yayınları
Günümüz dünyasında her ne kadar emeğin özne konumu ve tarihsel rolü aşınmış görünse de hem küresel düzeydeki hem de Türkiye deki kapitalist büyüme hâlâ büyük oranda insan ve insan olmayan emeğin sömürüsüne dayanıyor Bu nedenle emeğin örgütlenme kapasitesinin geliştirilmesi önemini koruyan bir mesele Klasik iktisadın kavramlarıyla konuşacak olursak en az emek kadar elzem bir diğer üretim faktörü ise doğal kaynaklar Doğal kaynakların sonsuz olmadığı bilgisi yeni değil Ancak son birkaç on yıldır yaşanan büyük ekolojik felaketlerle birlikte yalnızca yakın gelecekteki üretim süreçlerinin değil yaşamın kendisinin imkânsız hale gelebileceği artık çok daha fazla dile getiriliyor Kontrolsüz gezegensel kapitalist genişleme emeği ve doğayı sermayenin boyunduruğu altına daha önce görülmemiş ölçüde sokarken emeğin çıkarları ile ekolojik öncelikleri birbirine zıt doğrultularda yürüyen iki ayrı toplumsal talepmiş gibi gösteren bir illüzyon yaratmaktan da geri durmuyor Öyle ki ekstraktivizm temelli pek çok kamusal ya da özel yatırım bilhassa azgelişmiş illerde ya da bölgelerde istihdam yaratma potansiyeli hatırına yerel halk nezdinde hızlıca meşrulaşabiliyor Veyahut yoksulluğun giderek derinleştiği günümüzde gönüllülerin hayvanları beslemeye ya da tedavi ettirmeye dönük girişimleri insanların açlığı ve yoksulluğu hatırlatılarak eleştirilebiliyor Her iki örnekte de insanın doğayla ya da doğadaki insan olmayan varlıklarla kıyaslandığını görüyoruz insanın ve doğanın çıkarları birbiriyle uzlaşmaz çelişkiler barındırıyormuş gibi bir retoriğin sıklıkla kurulduğunu fark ediyoruz Oysa gerçeklik böyle değil Aslı Odman 2021 Cemil Aksu 2022 2024 Zeynel Gül 2022 gibi isimlerin Polen Ekoloji Hareketi bünyesinde kaleme aldığı ve yayımladığı metinler ile yine bu platformda dolaşıma sokulan bazı çeviri makaleler sayesinde tartışılmaya başlanan emekoloji kavramı tam da yukarıda bahsettiğimiz illüzyonu deşifre etmenin yeni ve bütünlüklü bir mücadele hattı kurmanın yollarını arıyor Emekoloji üretim etkinliklerinin işçinin bedeninde ve ruhunda açtığı yaralar ile doğada yarattığı yıkım arasında paralellik kurar Buna göre işçinin bedeni ve ruh sağlığı tıpkı doğa gibi ani veya yavaş bir şiddete maruz kalır iş cinayetine kurban gitmediği koşullarda dahi günden güne yıpranır ve kaybolur Diğer bir deyişle sermayenin doğada yarattığı tahribat doğadan ibaret değildir tesis edilen şey emekçinin ekolojik yıkımını da içeren çok daha karmaşık ve katmanlı bir sömürü düzenidir