Hiçkuşu — Melike Koçak

Hiçkuşu
Melike KoçakCan Yayınları
Hiçkuşu
Melike KoçakKar üzerinde kan lekeleri tek gözlü ceviz ağaçları kuş doğuran karıncalar kilise çanları dile gelen kesikbaşlar sokak ortasında inciri ikiye bölüp yiyen kadınlar sıkı sıkıya kapalı naylon perdelerle nakşedilen kara masallar Hiçkuşu nda coğrafyaya tene bedene sokağa ev içlerine yerleşmiş sızılar kanlı yaralar ritmi ve hızı hiç durmadan değişen kesilen delinen şiirle komşu bir dille tek tek açılıyor Melike Koçak tüm öykülerinde insan özneyi en gerilere çekip güvercinlerin sardunyaların köpeklerin kırkayakların serçelerin sesini duymaya onların dilini sökmeye çalışıyor Kolektif felaketlere kıyımlara bireysel yerinden ev içinden birbirine karışan kahve tarçın kan ve yanık kokuları arasından bakarken gündeliğin iş görüşmelerinin çağrı merkezlerinin doktor muayenelerinin yarattığı türlü türlü halin sıkıntısına kafa tutuyor Neşterle kesilip cımbızla konmuş gibi her kelime yerini buluyor öykülerde kaygıyı öfkeyi ve hazzı etraflarını saran onca gürültüden ve karmaşadan uzaklaştırıp merceğinin altına koyuyor

Can Yayınları
Melike Koçak ın ilk öykü kitabı Hiçkuşu nda her bir kelime adeta neşterle kesilip cımbızla konmuş gibi yerli yerini buluyor Kar üzerinde kan lekeleri tek gözlü ceviz ağaçları kuş doğuran karıncalar kilise çanları dile gelen kesikbaşlar sokak ortasında inciri ikiye bölüp yiyen kadınlar sıkı sıkıya kapalı naylon perdelerle nakşedilen kara masallar Hiçkuşu nda coğrafyaya tene bedene sokağa ev içlerine yerleşmiş sızılar kanlı yaralar ritmi ve hızı hiç durmadan değişen kesilen delinen şiirle komşu bir dille tek tek açılıyor Melike Koçak tüm öykülerinde insan özneyi en gerilere çekip güvercinlerin sardunyaların köpeklerin kırkayakların serçelerin sesini duymaya onların dilini sökmeye çalışıyor Kolektif felaketlere kıyımlara bireysel yerinden ev içinden birbirine karışan kahve tarçın kan ve yanık kokuları arasından bakarken gündeliğin iş görüşmelerinin çağrı merkezlerinin doktor muayenelerinin yarattığı türlü türlü halin sıkıntısına kafa tutuyor Neşterle kesilip cımbızla konmuş gibi her kelime yerini buluyor öykülerde kaygıyı öfkeyi ve hazzı etraflarını saran onca gürültüden ve karmaşadan uzaklaştırıp merceğinin altına koyuyor

Can Yayınları
Kar üzerinde kan lekeleri tek gözlü ceviz ağaçları kuş doğuran karıncalar kilise çanları dile gelen kesikbaşlar sokak ortasında inciri ikiye bölüp yiyen kadınlar sıkı sıkıya kapalı naylon perdelerle nakşedilen kara masallar Hiçkuşu nda coğrafyaya tene bedene sokağa ev içlerine yerleşmiş sızılar kanlı yaralar ritmi ve hızı hiç durmadan değişen kesilen delinen şiirle komşu bir dille tek tek açılıyor Melike Koçak tüm öykülerinde insan özneyi en gerilere çekip güvercinlerin sardunyaların köpeklerin kırkayakların serçelerin sesini duymaya onların dilini sökmeye çalışıyor Kolektif felaketlere kıyımlara bireysel yerinden ev içinden birbirine karışan kahve tarçın kan ve yanık kokuları arasından bakarken gündeliğin iş görüşmelerinin çağrı merkezlerinin doktor muayenelerinin yarattığı türlü türlü halin sıkıntısına kafa tutuyor Neşterle kesilip cımbızla konmuş gibi her kelime yerini buluyor öykülerde kaygıyı öfkeyi ve hazzı etraflarını saran onca gürültüden ve karmaşadan uzaklaştırıp merceğinin altına koyuyor

Can Yayınları
Kar üzerinde kan lekeleri tek gözlü ceviz ağaçları kuş doğuran karıncalar kilise çanları dile gelen kesikbaşlar sokak ortasında inciri ikiye bölüp yiyen kadınlar sıkı sıkıya kapalı naylon perdelerle nakşedilen kara masallar Hiçkuşu nda coğrafyaya tene bedene sokağa ev içlerine yerleşmiş sızılar kanlı yaralar ritmi ve hızı hiç durmadan değişen kesilen delinen şiirle komşu bir dille tek tek açılıyor Melike Koçak tüm öykülerinde insan özneyi en gerilere çekip güvercinlerin sardunyaların köpeklerin kırkayakların serçelerin sesini duymaya onların dilini sökmeye çalışıyor Kolektif felaketlere kıyımlara bireysel yerinden ev içinden birbirine karışan kahve tarçın kan ve yanık kokuları arasından bakarken gündeliğin iş görüşmelerinin çağrı merkezlerinin doktor muayenelerinin yarattığı türlü türlü halin sıkıntısına kafa tutuyor Neşterle kesilip cımbızla konmuş gibi her kelime yerini buluyor öykülerde kaygıyı öfkeyi ve hazzı etraflarını saran onca gürültüden ve karmaşadan uzaklaştırıp merceğinin altına koyuyor

Hiçkuşu Kar üzerinde kan lekeleri tek gözlü ceviz ağaçları kuş doğuran karıncalar kilise çanları dile gelen kesikbaşlar sokak ortasında inciri ikiye bölüp yiyen kadınlar sıkı sıkıya kapalı naylon perdelerle nakşedilen kara masallar Hiçkuşu nda coğrafyaya tene bedene sokağa ev içlerine yerleşmiş sızılar kanlı yaralar ritmi ve hızı hiç durmadan değişen kesilen delinen şiirle komşu bir dille tek tek açılıyor Melike Koçak tüm öykülerinde insan özneyi en gerilere çekip güvercinlerin sardunyaların köpeklerin kırkayakların serçelerin sesini duymaya onların dilini sökmeye çalışıyor Kolektif felaketlere kıyımlara bireysel yerinden ev içinden birbirine karışan kahve tarçın kan ve yanık kokuları arasından bakarken gündeliğin iş görüşmelerinin çağrı merkezlerinin doktor muayenelerinin yarattığı türlü türlü halin sıkıntısına kafa tutuyor Neşterle kesilip cımbızla konmuş gibi her kelime yerini buluyor öykülerde kaygıyı öfkeyi ve hazzı etraflarını saran onca gürültüden ve karmaşadan uzaklaştırıp merceğinin altına koyuyor Yazar Melike Koçak Sayfa Sayısı 96 Çeviri Ebat 0X0 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Aralık 2022 Kağıt Cinsi 1 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Can Yayınları
Melike Koçak tarafından kaleme alınan Hiçkuşu Can Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Hiçkuşu Melike Koçak Kitap Özeti Kar üzerinde kan lekeleri tek gözlü ceviz ağaçları kuş doğuran karıncalar kilise çanları dile gelen kesikbaşlar sokak ortasında inciri ikiye bölüp yiyen kadınlar sıkı sıkıya kapalı naylon perdelerle nakşedilen kara masallar Hiçkuşu nda coğrafyaya tene bedene sokağa ev içlerine yerleşmiş sızılar kanlı yaralar ritmi ve hızı hiç durmadan değişen kesilen delinen şiirle komşu bir dille tek tek açılıyor Melike Koçak tüm öykülerinde insan özneyi en gerilere çekip güvercinlerin sardunyaların köpeklerin kırkayakların serçelerin sesini duymaya onların dilini sökmeye çalışıyor Kolektif felaketlere kıyımlara bireysel yerinden ev içinden birbirine karışan kahve tarçın kan ve yanık kokuları arasından bakarken gündeliğin iş görüşmelerinin çağrı merkezlerinin doktor muayenelerinin yarattığı türlü türlü halin sıkıntısına kafa tutuyor Neşterle kesilip cımbızla konmuş gibi her kelime yerini buluyor öykülerde kaygıyı öfkeyi ve hazzı etraflarını saran onca gürültüden ve karmaşadan uzaklaştırıp merceğinin altına koyuyor Yayınevi Can Yayınları Yazar Melike Koçak Sayfa 96 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 12 50x19 50 cm Basım Yılı Aralık 2022 Barkod 9789750756184 Kategori Öykü

CAN YAYINLARI
Kar üzerinde kan lekeleri tek gözlü ceviz ağaçları kuş doğuran karıncalar kilise çanları dile gelen kesikbaşlar sokak ortasında inciri ikiye bölüp yiyen kadınlar sıkı sıkıya kapalı naylon perdelerle nakşedilen kara masallar Hiçkuşu nda coğrafyaya tene bedene sokağa ev içlerine yerleşmiş sızılar kanlı yaralar ritmi ve hızı hiç durmadan değişen kesilen delinen şiirle komşu bir dille tek tek açılıyor Melike Koçak tüm öykülerinde insan özneyi en gerilere çekip güvercinlerin sardunyaların köpeklerin kırkayakların serçelerin sesini duymaya onların dilini sökmeye çalışıyor Kolektif felaketlere kıyımlara bireysel yerinden ev içinden birbirine karışan kahve tarçın kan ve yanık kokuları arasından bakarken gündeliğin iş görüşmelerinin çağrı merkezlerinin doktor muayenelerinin yarattığı türlü türlü halin sıkıntısına kafa tutuyor Neşterle kesilip cımbızla konmuş gibi her kelime yerini buluyor öykülerde kaygıyı öfkeyi ve hazzı etraflarını saran onca gürültüden ve karmaşadan uzaklaştırıp merceğinin altına koyuyor coğrafya aile kadın hayvan erkekegemen şiddet beden doğa ev

Can
Kar üzerinde kan lekeleri tek gözlü ceviz ağaçları kuş doğuran karıncalar kilise çanları dile gelen kesikbaşlar sokak ortasında inciri ikiye bölüp yiyen kadınlar sıkı sıkıya kapalı naylon perdelerle nakşedilen kara masallar Hiçkuşu nda coğrafyaya tene bedene sokağa ev içlerine yerleşmiş sızılar kanlı yaralar ritmi ve hızı hiç durmadan değişen kesilen delinen şiirle komşu bir dille tek tek açılıyor Melike Koçak tüm öykülerinde insan özneyi en gerilere çekip güvercinlerin sardunyaların köpeklerin kırkayakların serçelerin sesini duymaya onların dilini sökmeye çalışıyor Kolektif felaketlere kıyımlara bireysel yerinden ev içinden birbirine karışan kahve tarçın kan ve yanık kokuları arasından bakarken gündeliğin iş görüşmelerinin çağrı merkezlerinin doktor muayenelerinin yarattığı türlü türlü halin sıkıntısına kafa tutuyor Neşterle kesilip cımbızla konmuş gibi her kelime yerini buluyor öykülerde kaygıyı öfkeyi ve hazzı etraflarını saran onca gürültüden ve karmaşadan uzaklaştırıp merceğinin altına koyuyor

Can Yayınları
Hiçkuşu Kitap Açıklaması Kar üzerinde kan lekeleri tek gözlü ceviz ağaçları kuş doğuran karıncalar kilise çanları dile gelen kesikbaşlar sokak ortasında inciri ikiye bölüp yiyen kadınlar sıkı sıkıya kapalı naylon perdelerle nakşedilen kara masallar Hiçkuşu nda coğrafyaya tene bedene sokağa ev içlerine yerleşmiş sızılar kanlı yaralar ritmi ve hızı hiç durmadan değişen kesilen delinen şiirle komşu bir dille tek tek açılıyor Melike Koçak tüm öykülerinde insan özneyi en gerilere çekip güvercinlerin sardunyaların köpeklerin kırkayakların serçelerin sesini duymaya onların dilini sökmeye çalışıyor Kolektif felaketlere kıyımlara bireysel yerinden ev içinden birbirine karışan kahve tarçın kan ve yanık kokuları arasından bakarken gündeliğin iş görüşmelerinin çağrı merkezlerinin doktor muayenelerinin yarattığı türlü türlü halin sıkıntısına kafa tutuyor Neşterle kesilip cımbızla konmuş gibi her kelime yerini buluyor öykülerde kaygıyı öfkeyi ve hazzı etraflarını saran onca gürültüden ve karmaşadan uzaklaştırıp merceğinin altına koyuyor

Can Yayınları
Kar üzerinde kan lekeleri tek gözlü ceviz ağaçları kuş doğuran karıncalar kilise çanları dile gelen kesikbaşlar sokak ortasında inciri ikiye bölüp yiyen kadınlar sıkı sıkıya kapalı naylon perdelerle nakşedilen kara masallar Hiçkuşu nda coğrafyaya tene bedene sokağa ev içlerine yerleşmiş sızılar kanlı yaralar ritmi ve hızı hiç durmadan değişen kesilen delinen şiirle komşu bir dille tek tek açılıyor Melike Koçak tüm öykülerinde insan özneyi en gerilere çekip güvercinlerin sardunyaların köpeklerin kırkayakların serçelerin sesini duymaya onların dilini sökmeye çalışıyor Kolektif felaketlere kıyımlara bireysel yerinden ev içinden birbirine karışan kahve tarçın kan ve yanık kokuları arasından bakarken gündeliğin iş görüşmelerinin çağrı merkezlerinin doktor muayenelerinin yarattığı türlü türlü halin sıkıntısına kafa tutuyor Neşterle kesilip cımbızla konmuş gibi her kelime yerini buluyor öykülerde kaygıyı öfkeyi ve hazzı etraflarını saran onca gürültüden ve karmaşadan uzaklaştırıp merceğinin altına koyuyor img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img