MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Hindistan Şiiliği — Mazlum Uyar

Hindistan Şiiliği
474,50
İslam TarihiİslamiyetDin İslamiyet

Hindistan Şiiliği

Mazlum Uyar

Boğaziçi Yayınları

2025448 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap AmbarıEn ucuz

Hindistan Şiiliği

Mazlum Uyar

Aşırısıyla mutediliyle Emevîler ve Abbasîler döneminde Ali evlâdına uygulanan baskılardan bunalan Şiîler küçük gruplar halinde Hindistan alt kıtasına göç etmeye başlamışlar ve Muhammed b Kâsım ın 711 yılında Sind e girişiyle başlayıp 16 yy da zirveye ulaşan fetihlere Sünnîlerle birlikte iştirak etmişler daha sonra Delhi sarayı ve Mugal imparatorluğu gibi Hindistan ın farklı devletlerinde bazı önemli görevler üstlenmenin ötesinde alt kıtanın bazı bölgelerinde üst düzey yönetici konumuna yükselmişlerdir Bu suretle Farsça Hindistan diplomasi ve müzakere dilinin önemli unsurlarından birisi haline geldiği gibi çeşitli yönleriyle Fars kültür ve dinî anlayışı bölgede kendisini hissettirmeye başlamıştır Hindistan da bu fethedilen bölgelerde Hindular başta olmak üzere diğer unsurların kitle halinde İslâm a girişini sağlayan tebliğcilerden önemli bir kısmının Hz Ali ve Ehl i Beyti ne hürmet atfeden sûfî ve seyyidler oldukları ve bunun da daha sonraki evrede bölgedeki Şiîleşmenin önünü açtığı görülmektedir Bölgedeki Şiîler ve Şiî kültürünün Behmenî sultanlığı 1347 1526 Bijapur Adilşâhî sultanlığı 1489 1686 Nizamşâhîler 1490 1633 Kutubşâhîler 1512 1687 ve özellikle Avadh Kudh hanedanlığı 1732 1856 hatta Sünnî Mugal Babürlüler dönemi gibi yönetim ve idareler döneminde nüfuz ve varlığının daha da arttığı ve Hind Şiî ulemâsının Irak Atabâtı na ihtiyaç duymayacak şekilde nispeten dinî hiyerarşisini oluşturmaya başladığını da kabul etmek gerekir Bununla birlikte Safeviler kendilerini bu Şiî hanedanlıkların ve bölge Şiîlerinin hâmileri olarak gördükleri gibi onlar da Safevileri metropol ana vatan gözüyle bakmaya devam etmişlerdir Bölgede Şiî Sünnî karşıtlığı ve tansiyonunun yükselmesinde bunun çok önemli katkısı olmuştur Hindistan İsnâ Aşerî Şiîliği ne asıl rengini veren ve günümüze kadar devam eden Şiî kurum ve müesseselerinin temelini atan hiç şüphesiz Avadh Kudh hanedanlığı olmuştur Bununla birlikte bölge Sünnîliğinde olduğu gibi Hint Şiîliği nin de en azından ritüeller bağlamında alt kıtada yaygın olan birçok din ve anlayıştan oldukça etkilenen eklektik bir karaktere sahip olduğunu görmek şaşırtıcı olmasa gerektir Diğer taraftan Şiîlik bölgedeki Şiî yönetim ve hanedanlıklar tarafından korunup himâye edildiği dönemlerde bile azınlık olmaktan kurtulamamıştır Zaten 1947 de Pakistan ın ayrılmasından önce bile Müslümanların genelinin Hindistan ın yaklaşık yüzde on birini oluşturduğu dikkate alınırsa bütün kollarıyla Şiîlerin de Müslümanlar içinde azınlıktan kurtulamamış olmaları onların Hindistan toplumunda hak ettikleri şekilde yer edinememelerinin en önemli sebeplerinden birisi olsa gerektir Bölgede Şiîlerle Sünnîler arasındaki mevcut gerilim Pakistan kurulduktan sonra da artarak devam edecektir Tanıtım Bülteninden

Şehadet Kitap
494,00

Boğaziçi Yayınları

2025448 sf.
Şehadet Kitap

Aşırısıyla mutediliyle Emevîler ve Abbasîler döneminde Ali evlâdına uygulanan baskılardan bunalan Şiîler küçük gruplar halinde Hindistan alt kıtasına göç etmeye başlamışlar ve Muhammed b Kâsım ın 711 yılında Sind e girişiyle başlayıp 16 yy da zirveye ulaşan fetihlere Sünnîlerle birlikte iştirak etmişler daha sonra Delhi sarayı ve Mugal imparatorluğu gibi Hindistan ın farklı devletlerinde bazı önemli görevler üstlenmenin ötesinde alt kıtanın bazı bölgelerinde üst düzey yönetici konumuna yükselmişlerdir Bu suretle Farsça Hindistan diplomasi ve müzakere dilinin önemli unsurlarından birisi haline geldiği gibi çeşitli yönleriyle Fars kültür ve dinî anlayışı bölgede kendisini hissettirmeye başlamıştır Hindistan da bu fethedilen bölgelerde Hindular başta olmak üzere diğer unsurların kitle halinde İslâm a girişini sağlayan tebliğcilerden önemli bir kısmının Hz Ali ve Ehl i Beyti ne hürmet atfeden sûfî ve seyyidler oldukları ve bunun da daha sonraki evrede bölgedeki Şiîleşmenin önünü açtığı görülmektedir Bölgedeki Şiîler ve Şiî kültürünün Behmenî sultanlığı 1347 1526 Bijapur Adilşâhî sultanlığı 1489 1686 Nizamşâhîler 1490 1633 Kutubşâhîler 1512 1687 ve özellikle Avadh Kudh hanedanlığı 1732 1856 hatta Sünnî Mugal Babürlüler dönemi gibi yönetim ve idareler döneminde nüfuz ve varlığının daha da arttığı ve Hind Şiî ulemâsının Irak Atabâtı na ihtiyaç duymayacak şekilde nispeten dinî hiyerarşisini oluşturmaya başladığını da kabul etmek gerekir Bununla birlikte Safeviler kendilerini bu Şiî hanedanlıkların ve bölge Şiîlerinin hâmileri olarak gördükleri gibi onlar da Safevileri metropol ana vatan gözüyle bakmaya devam etmişlerdir Bölgede Şiî Sünnî karşıtlığı ve tansiyonunun yükselmesinde bunun çok önemli katkısı olmuştur Hindistan İsnâ Aşerî Şiîliği ne asıl rengini veren ve günümüze kadar devam eden Şiî kurum ve müesseselerinin temelini atan hiç şüphesiz Avadh Kudh hanedanlığı olmuştur Bununla birlikte bölge Sünnîliğinde olduğu gibi Hint Şiîliği nin de en azından ritüeller bağlamında alt kıtada yaygın olan birçok din ve anlayıştan oldukça etkilenen eklektik bir karaktere sahip olduğunu görmek şaşırtıcı olmasa gerektir Diğer taraftan Şiîlik bölgedeki Şiî yönetim ve hanedanlıklar tarafından korunup himâye edildiği dönemlerde bile azınlık olmaktan kurtulamamıştır Zaten 1947 de Pakistan ın ayrılmasından önce bile Müslümanların genelinin Hindistan ın yaklaşık yüzde on birini oluşturduğu dikkate alınırsa bütün kollarıyla Şiîlerin de Müslümanlar içinde azınlıktan kurtulamamış olmaları onların Hindistan toplumunda hak ettikleri şekilde yer edinememelerinin en önemli sebeplerinden birisi olsa gerektir Bölgede Şiîlerle Sünnîler arasındaki mevcut gerilim Pakistan kurulduktan sonra da artarak devam edecektir

Teklif Kitap
520,00

Boğaziçi Yayınları

2025-05-281. baskı448 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Teklif Kitap

Aşırısıyla mutediliyle Emevîler ve Abbasîler döneminde Ali evlâdına uygulanan baskılardan bunalan Şiîler küçük gruplar halinde Hindistan alt kıtasına göç etmeye başlamışlar ve Muhammed b Kâsım ın 711 yılında Sind e girişiyle başlayıp 16 yy da zirveye ulaşan fetihlere Sünnîlerle birlikte iştirak etmişler daha sonra Delhi sarayı ve Mugal imparatorluğu gibi Hindistan ın farklı devletlerinde bazı önemli görevler üstlenmenin ötesinde alt kıtanın bazı bölgelerinde üst düzey yönetici konumuna yükselmişlerdir Bu suretle Farsça Hindistan diplomasi ve müzakere dilinin önemli unsurlarından birisi haline geldiği gibi çeşitli yönleriyle Fars kültür ve dinî anlayışı bölgede kendisini hissettirmeye başlamıştır Hindistan da bu fethedilen bölgelerde Hindular başta olmak üzere diğer unsurların kitle halinde İslâm a girişini sağlayan tebliğcilerden önemli bir kısmının Hz Ali ve Ehl i Beyti ne hürmet atfeden sûfî ve seyyidler oldukları ve bunun da daha sonraki evrede bölgedeki Şiîleşmenin önünü açtığı görülmektedir Bölgedeki Şiîler ve Şiî kültürünün Behmenî sultanlığı 1347 1526 Bijapur Adilşâhî sultanlığı 1489 1686 Nizamşâhîler 1490 1633 Kutubşâhîler 1512 1687 ve özellikle Avadh Kudh hanedanlığı 1732 1856 hatta Sünnî Mugal Babürlüler dönemi gibi yönetim ve idareler döneminde nüfuz ve varlığının daha da arttığı ve Hind Şiî ulemâsının Irak Atabâtı na ihtiyaç duymayacak şekilde nispeten dinî hiyerarşisini oluşturmaya başladığını da kabul etmek gerekir Bununla birlikte Safeviler kendilerini bu Şiî hanedanlıkların ve bölge Şiîlerinin hâmileri olarak gördükleri gibi onlar da Safevileri metropol ana vatan gözüyle bakmaya devam etmişlerdir Bölgede Şiî Sünnî karşıtlığı ve tansiyonunun yükselmesinde bunun çok önemli katkısı olmuştur Hindistan İsnâ Aşerî Şiîliği ne asıl rengini veren ve günümüze kadar devam eden Şiî kurum ve müesseselerinin temelini atan hiç şüphesiz Avadh Kudh hanedanlığı olmuştur Bununla birlikte bölge Sünnîliğinde olduğu gibi Hint Şiîliği nin de en azından ritüeller bağlamında alt kıtada yaygın olan birçok din ve anlayıştan oldukça etkilenen eklektik bir karaktere sahip olduğunu görmek şaşırtıcı olmasa gerektir Diğer taraftan Şiîlik bölgedeki Şiî yönetim ve hanedanlıklar tarafından korunup himâye edildiği dönemlerde bile azınlık olmaktan kurtulamamıştır Zaten 1947 de Pakistan ın ayrılmasından önce bile Müslümanların genelinin Hindistan ın yaklaşık yüzde on birini oluşturduğu dikkate alınırsa bütün kollarıyla Şiîlerin de Müslümanlar içinde azınlıktan kurtulamamış olmaları onların Hindistan toplumunda hak ettikleri şekilde yer edinememelerinin en önemli sebeplerinden birisi olsa gerektir Bölgede Şiîlerle Sünnîler arasındaki mevcut gerilim Pakistan kurulduktan sonra da artarak devam edecektir

Ekin Kitap
546,00

Boğaziçi Yayınları

448 sf.
Ekin Kitap

Aşırısıyla mutediliyle Emevîler ve Abbasîler döneminde Ali evlâdına uygulanan baskılardan bunalan Şiîler küçük gruplar halinde Hindistan alt kıtasına göç etmeye başlamışlar ve Muhammed b Kâsımın 711 yılında Sinde girişiyle başlayıp 16 yyda zirveye ulaşan fetihlere Sünnîlerle birlikte iştirak etmişler daha sonra Delhi sarayı ve Mugal imparatorluğu gibi Hindistanın farklı devletlerinde bazı önemli görevler üstlenmenin ötesinde alt kıtanın bazı bölgelerinde üst düzey yönetici konumuna yükselmişlerdir Bu suretle Farsça Hindistan diplomasi ve müzakere dilinin önemli unsurlarından birisi haline geldiği gibi çeşitli yönleriyle Fars kültür ve dinî anlayışı bölgede kendisini hissettirmeye başlamıştır Hindistanda bu fethedilen bölgelerde Hindular başta olmak üzere diğer unsurların kitle halinde İslâma girişini sağlayan tebliğcilerden önemli bir kısmının Hz Ali ve Ehl i Beytine hürmet atfeden sûfî ve seyyidler oldukları ve bunun da daha sonraki evrede bölgedeki Şiîleşmenin önünü açtığı görülmektedir Bölgedeki Şiîler ve Şiî kültürünün Behmenî sultanlığı 1347 1526 Bijapur Adilşâhî sultanlığı 1489 1686 Nizamşâhîler 1490 1633 Kutubşâhîler 1512 1687 ve özellikle Avadh Kudh hanedanlığı 1732 1856 hatta Sünnî Mugal Babürlüler dönemi gibi yönetim ve idareler döneminde nüfuz ve varlığının daha da arttığı ve Hind Şiî ulemâsının Irak Atabâtına ihtiyaç duymayacak şekilde nispeten dinî hiyerarşisini oluşturmaya başladığını da kabul etmek gerekir Bununla birlikte Safeviler kendilerini bu Şiî hanedanlıkların ve bölge Şiîlerinin hâmileri olarak gördükleri gibi onlar da Safevileri metropol ana vatan gözüyle bakmaya devam etmişlerdir Bölgede Şiî Sünnî karşıtlığı ve tansiyonunun yükselmesinde bunun çok önemli katkısı olmuştur Hindistan İsnâ Aşerî Şiîliğine asıl rengini veren ve günümüze kadar devam eden Şiî kurum ve müesseselerinin temelini atan hiç şüphesiz Avadh Kudh hanedanlığı olmuştur Bununla birlikte bölge Sünnîliğinde olduğu gibi Hint Şiîliğinin de en azından ritüeller bağlamında alt kıtada yaygın olan birçok din ve anlayıştan oldukça etkilenen eklektik bir karaktere sahip olduğunu görmek şaşırtıcı olmasa gerektir Diğer taraftan Şiîlik bölgedeki Şiî yönetim ve hanedanlıklar tarafından korunup himâye edildiği dönemlerde bile azınlık olmaktan kurtulamamıştır Zaten 1947de Pakistanın ayrılmasından önce bile Müslümanların genelinin Hindistanın yaklaşık yüzde on birini oluşturduğu dikkate alınırsa bütün kollarıyla Şiîlerin de Müslümanlar içinde azınlıktan kurtulamamış olmaları onların Hindistan toplumunda hak ettikleri şekilde yer edinememelerinin en önemli sebeplerinden birisi olsa gerektir Bölgede Şiîlerle Sünnîler arasındaki mevcut gerilim Pakistan kurulduktan sonra da artarak devam edecektir

Nobel Kitap
585,00

Boğaziçi Yayınları

448 sf.
Nobel Kitap

Aşırısıyla mutediliyle Emevîler ve Abbasîler döneminde Ali evlâdına uygulanan baskılardan bunalan Şiîler küçük gruplar halinde Hindistan alt kıtasına göç etmeye başlamışlar ve Muhammed b Kâsım ın 711 yılında Sind e girişiyle başlayıp 16 yy da zirveye ulaşan fetihlere Sünnîlerle birlikte iştirak etmişler daha sonra Delhi sarayı ve Mugal imparatorluğu gibi Hindistan ın farklı devletlerinde bazı önemli görevler üstlenmenin ötesinde alt kıtanın bazı bölgelerinde üst düzey yönetici konumuna yükselmişlerdir Bu suretle Farsça Hindistan diplomasi ve müzakere dilinin önemli unsurlarından birisi haline geldiği gibi çeşitli yönleriyle Fars kültür ve dinî anlayışı bölgede kendisini hissettirmeye başlamıştır Hindistan da bu fethedilen bölgelerde Hindular başta olmak üzere diğer unsurların kitle halinde İslâm a girişini sağlayan tebliğcilerden önemli bir kısmının Hz Ali ve Ehl i Beyti ne hürmet atfeden sûfî ve seyyidler oldukları ve bunun da daha sonraki evrede bölgedeki Şiîleşmenin önünü açtığı görülmektedir Bölgedeki Şiîler ve Şiî kültürünün Behmenî sultanlığı 1347 1526 Bijapur Adilşâhî sultanlığı 1489 1686 Nizamşâhîler 1490 1633 Kutubşâhîler 1512 1687 ve özellikle Avadh Kudh hanedanlığı 1732 1856 hatta Sünnî Mugal Babürlüler dönemi gibi yönetim ve idareler döneminde nüfuz ve varlığının daha da arttığı ve Hind Şiî ulemâsının Irak Atabâtı na ihtiyaç duymayacak şekilde nispeten dinî hiyerarşisini oluşturmaya başladığını da kabul etmek gerekir Bununla birlikte Safeviler kendilerini bu Şiî hanedanlıkların ve bölge Şiîlerinin hâmileri olarak gördükleri gibi onlar da Safevileri metropol ana vatan gözüyle bakmaya devam etmişlerdir Bölgede Şiî Sünnî karşıtlığı ve tansiyonunun yükselmesinde bunun çok önemli katkısı olmuştur Hindistan İsnâ Aşerî Şiîliği ne asıl rengini veren ve günümüze kadar devam eden Şiî kurum ve müesseselerinin temelini atan hiç şüphesiz Avadh Kudh hanedanlığı olmuştur Bununla birlikte bölge Sünnîliğinde olduğu gibi Hint Şiîliği ni

D&R
585,00

Boğaziçi Yayınları

20251. baskı448 sf.
13,5 x 211. HamurTürkçe
D&R

Aşırısıyla mutediliyle Emevîler ve Abbasîler döneminde Ali evlâdına uygulanan baskılardan bunalan Şiîler küçük gruplar halinde Hindistan alt kıtasına göç etmeye başlamışlar ve Muhammed b Kâsım ın 711 yılında Sind e girişiyle başlayıp 16 yy da zirveye ulaşan fetihlere Sünnîlerle birlikte iştirak etmişler daha sonra Delhi sarayı ve Mugal imparatorluğu gibi Hindistan ın farklı devletlerinde bazı önemli görevler üstlenmenin ötesinde alt kıtanın bazı bölgelerinde üst düzey yönetici konumuna yükselmişlerdir Bu suretle Farsça Hindistan diplomasi ve müzakere dilinin önemli unsurlarından birisi haline geldiği gibi çeşitli yönleriyle Fars kültür ve dinî anlayışı bölgede kendisini hissettirmeye başlamıştır Hindistan da bu fethedilen bölgelerde Hindular başta olmak üzere diğer unsurların kitle halinde İslâm a girişini sağlayan tebliğcilerden önemli bir kısmının Hz Ali ve Ehl i Beyti ne hürmet atfeden sûfî ve seyyidler oldukları ve bunun da daha sonraki evrede bölgedeki Şiîleşmenin önünü açtığı görülmektedir Bölgedeki Şiîler ve Şiî kültürünün Behmenî sultanlığı 1347 1526 Bijapur Adilşâhî sultanlığı 1489 1686 Nizamşâhîler 1490 1633 Kutubşâhîler 1512 1687 ve özellikle Avadh Kudh hanedanlığı 1732 1856 hatta Sünnî Mugal Babürlüler dönemi gibi yönetim ve idareler döneminde nüfuz ve varlığının daha da arttığı ve Hind Şiî ulemâsının Irak Atabâtı na ihtiyaç duymayacak şekilde nispeten dinî hiyerarşisini oluşturmaya başladığını da kabul etmek gerekir Bununla birlikte Safeviler kendilerini bu Şiî hanedanlıkların ve bölge Şiîlerinin hâmileri olarak gördükleri gibi onlar da Safevileri metropol ana vatan gözüyle bakmaya devam etmişlerdir Bölgede Şiî Sünnî karşıtlığı ve tansiyonunun yükselmesinde bunun çok önemli katkısı olmuştur Hindistan İsnâ Aşerî Şiîliği ne asıl rengini veren ve günümüze kadar devam eden Şiî kurum ve müesseselerinin temelini atan hiç şüphesiz Avadh Kudh hanedanlığı olmuştur Bununla birlikte bölge Sünnîliğinde olduğu gibi Hint Şiîliği nin de en azından ritüeller bağlamında alt kıtada yaygın olan birçok din ve anlayıştan oldukça etkilenen eklektik bir karaktere sahip olduğunu görmek şaşırtıcı olmasa gerektir Diğer taraftan Şiîlik bölgedeki Şiî yönetim ve hanedanlıklar tarafından korunup himâye edildiği dönemlerde bile azınlık olmaktan kurtulamamıştır Zaten 1947 de Pakistan ın ayrılmasından önce bile Müslümanların genelinin Hindistan ın yaklaşık yüzde on birini oluşturduğu dikkate alınırsa bütün kollarıyla Şiîlerin de Müslümanlar içinde azınlıktan kurtulamamış olmaları onların Hindistan toplumunda hak ettikleri şekilde yer edinememelerinin en önemli sebeplerinden birisi olsa gerektir Bölgede Şiîlerle Sünnîler arasındaki mevcut gerilim Pakistan kurulduktan sonra da artarak devam edecektir Tanıtım Bülteninden

Pandora
650,00

Boğaziçi

2025448 sf.
Pandora

Aşırısıyla mutediliyle Emevîler ve Abbasîler döneminde Ali evlâdına uygulanan baskılardan bunalan Şiîler küçük gruplar halinde Hindistan alt kıtasına göç etmeye başlamışlar ve Muhammed b Kâsım ın 711 yılında Sind e girişiyle başlayıp 16 yy da zirveye ulaşan fetihlere Sünnîlerle birlikte iştirak etmişler daha sonra Delhi sarayı ve Mugal imparatorluğu gibi Hindistan ın farklı devletlerinde bazı önemli görevler üstlenmenin ötesinde alt kıtanın bazı bölgelerinde üst düzey yönetici konumuna yükselmişlerdir Bu suretle Farsça Hindistan diplomasi ve müzakere dilinin önemli unsurlarından birisi haline geldiği gibi çeşitli yönleriyle Fars kültür ve dinî anlayışı bölgede kendisini hissettirmeye başlamıştır Hindistan da bu fethedilen bölgelerde Hindular başta olmak üzere diğer unsurların kitle halinde İslâm a girişini sağlayan tebliğcilerden önemli bir kısmının Hz Ali ve Ehl i Beyti ne hürmet atfeden sûfî ve seyyidler oldukları ve bunun da daha sonraki evrede bölgedeki Şiîleşmenin önünü açtığı görülmektedir Bölgedeki Şiîler ve Şiî kültürünün Behmenî sultanlığı 1347 1526 Bijapur Adilşâhî sultanlığı 1489 1686 Nizamşâhîler 1490 1633 Kutubşâhîler 1512 1687 ve özellikle Avadh Kudh hanedanlığı 1732 1856 hatta Sünnî Mugal Babürlüler dönemi gibi yönetim ve idareler döneminde nüfuz ve varlığının daha da arttığı ve Hind Şiî ulemâsının Irak Atabâtı na ihtiyaç duymayacak şekilde nispeten dinî hiyerarşisini oluşturmaya başladığını da kabul etmek gerekir Bununla birlikte Safeviler kendilerini bu Şiî hanedanlıkların ve bölge Şiîlerinin hâmileri olarak gördükleri gibi onlar da Safevileri metropol ana vatan gözüyle bakmaya devam etmişlerdir Bölgede Şiî Sünnî karşıtlığı ve tansiyonunun yükselmesinde bunun çok önemli katkısı olmuştur Hindistan İsnâ Aşerî Şiîliği ne asıl rengini veren ve günümüze kadar devam eden Şiî kurum ve müesseselerinin temelini atan hiç şüphesiz Avadh Kudh hanedanlığı olmuştur Bununla birlikte bölge Sünnîliğinde olduğu gibi Hint Şiîliği nin de en azından ritüeller bağlamında alt kıtada yaygın olan birçok din ve anlayıştan oldukça etkilenen eklektik bir karaktere sahip olduğunu görmek şaşırtıcı olmasa gerektir Diğer taraftan Şiîlik bölgedeki Şiî yönetim ve hanedanlıklar tarafından korunup himâye edildiği dönemlerde bile azınlık olmaktan kurtulamamıştır Zaten 1947 de Pakistan ın ayrılmasından önce bile Müslümanların genelinin Hindistan ın yaklaşık yüzde on birini oluşturduğu dikkate alınırsa bütün kollarıyla Şiîlerin de Müslümanlar içinde azınlıktan kurtulamamış olmaları onların Hindistan toplumunda hak ettikleri şekilde yer edinememelerinin en önemli sebeplerinden birisi olsa gerektir Bölgede Şiîlerle Sünnîler arasındaki mevcut gerilim Pakistan kurulduktan sonra da artarak devam edecektir