MejelleKitap fiyat karşılaştırma

HMK 7 Cilt Yargılama Giderleri ve Adli Yardım Geçici Hukuki Korumalar Son Hükümler — Filiz Berberoğlu Yenipınar

HMK 7 Cilt Yargılama Giderleri ve Adli Yardım Geçici Hukuki Korumalar Son Hükümler
240,00
Hukuk Araştırma İnceleme

HMK 7 Cilt Yargılama Giderleri ve Adli Yardım Geçici Hukuki Korumalar Son Hükümler

Filiz Berberoğlu Yenipınar

Aristo Yayınevi

2023180 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

HMK 7 Cilt Yargılama Giderleri ve Adli Yardım Geçici Hukuki Korumalar Son Hükümler

Filiz Berberoğlu Yenipınar

Bu çalışma uygulamaya yönelik mütevazi nitelikte en güncel ve en yeni tarihli içtihatlardan hazırlanmış olan HMK m 294 315 te düzenlenen hüküm ve davaya son veren taraf işlemlerine ilişkin mevzuat incelemesidir Çalışmadan özetler 1 HMK nın Hükmün Tavzihi başlıklı 305 inci maddesinde hüküm yeterince açık değilse veya yerine getirilmesinde duraksama uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa yerine getirilmesi tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya duraksama ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği açıklanmıştır Anılan Kanun a 7251 sayılı Kanun un 27 nci maddesi ile ilave edilen Hükmün Tamamlanması başlıklı 305 A maddesinde Taraflardan her biri nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebilir Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir hükmüne yer verilmiştir Tavzih kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında olur Hükmün gerekçesinin açıklanması için tavzih yoluna başvurulamaz Ancak hüküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişki varsa bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir HGK nın 14 06 1967 tarihli ve 1967 9 462 E 300 K sayılı kararı Tavzih yoluna başvurabilmek için hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur Kesinleşmemiş olan kararlar hakkında da hükmün icrasına yerine getirilmesine kadar tavzih istenebilir Fakat tavzih talebinde bulunulmakla temyiz süresi durmaz İlamın icraya konmasından sonra da ilam tamamen icra edilinceye kadar hükmün tavzihinin istenilmesi mümkündür İcra müdürünün hükmü yorumlamak tavzih etmek yetkisi yoktur Hüküm ancak onu vermiş olan mahkemece tavzih edilir Hakim tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu hükmüne ekleyemez Bunun gibi hüküm verirken unutmuş olduğu vekalet ücreti veya faiz hakkında tavzih yolu ile bir karar verip bunu hükmüne dahil edemez Aynı şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki de tavzih yolu ile giderilemez Bütün bu anlatımlardan çıkan netice tavzih yolu ile kesinleşmiş olan hüküm sınırlandırılamaz genişletilemez ve değiştirilemez Prof Dr Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Altıncı Baskı 2001r cilt 5 sayfa 5270 vd Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar mahkemece re sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir HMK m 304 16 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu nun HMK Davadan feragat başlıklı 307 maddesinde feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi şeklinde tanımlanmıştır Aynı Kanun un Feragat ve kabulün şekli başlıklı 309 maddesinin 1 fıkrasında feragatin dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği 2 fıkrasında feragatin hüküm ve sonuç doğurmasının karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı 4 fıkrasında ise feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiği hüküm altına alınmıştır 2 Davaya son veren taraf işlemlerinden biri olan feragat davacının talep sonucundan HMK m 119 1 ğ kısmen veya tamamen vazgeçmesidir Davadan feragat eden davacı bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan tamamen veya kısmen vazgeçmektedir Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi HMK m 24 davacı da açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz Usul hukukumuzda kural olarak hüküm kesinleşinceye kadar bazı istisna davalar dışında her davadan feragat edilebilir Sözü edilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere dava yoluyla bir hak talebinde bulunulabilmesi için o hakkın maddi hukuk bakımından mevcut olması gerekir Böyle bir durumda bu hak davacının davasından feragat etmesiyle düşer Buna karş

Şehadet Kitap
250,00

Aristo Yayınevi

2023170 sf.
Şehadet Kitap
Şehadet Kitap
420,00

Aristo Yayınevi

2023285 sf.
Şehadet Kitap

Bu çalışma uygulamaya yönelik mütevazi nitelikte en güncel ve en yeni tarihli içtihatlardan hazırlanmış olan HMK m 323 340 389 406 ve 445 452 de düzenlenen yargılama giderleri ve adli yardım geçici hukuki korumalar ve son hükümlere ilişkin mevzuat incelemesidir Çalışmada bulunan örnekler istinaf özetlerinden alınmıştır Çalışmadan özetler Öncelikle gider ve delil avansı kavramlarını açıklamakta fayda vardır 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu nun HMK 114 maddesinin g bendinde gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış olup aynı Kanun un 115 maddesinin 1 fıkrasında mahkemenin bu koşulun mevcut olup olmadığını kendiliğinden araştıracağı ikinci fıkrasında ise bu şartın noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür 7251 sayılı Kanun un 9 maddesiyle değişik HMK nın Harç ve gider avansının ödenmesi başlıklı 120 maddesinde 1 Davacı yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır 2 Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir 3 Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır düzenlemesi bulunmaktadır Anılan maddenin gerekçesinde ise Madde ile dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir Maddede ayrıca 1086 sayılı Kanunda yer almayan yeni bir düzenleme yapılarak her türlü tebligat ücretleri keşif giderleri bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır Avans miktarının davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilan edilecek tarifeye göre belirleneceği maddede yer almıştır Maddede yapılan bu düzenlemeyle gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır ifadelerine yer verilmek suretiyle her türlü tebligat ücretleri keşif giderleri bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır Hukuk Muhakemeleri Kanunu nun Delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise 1 Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler 2 Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse diğer taraf bu avansı yatırabilir Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır 3 Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır hükmü getirilmiştir Anılan madde gerekçesinde de Harç ve avans ödenmesi başlıklı 125 maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür Bu avans davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir Öte yandan davacının avansı yönünden Dava şartları başlıklı 119 maddede hüküm getirilmiştir Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde uygulanacak hüküm bu maddeden ziyade 125 madde hükmüdür ifadelerine yer verilmek suretiyle gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği belirtilmiştir 03 04 2012 tarihli Resmî Gazete de yayımlanan

Şehadet Kitap
540,00

Aristo Yayınevi

2023369 sf.
Şehadet Kitap

Bu çalışma uygulamaya yönelik mütevazi nitelikte en güncel ve en yeni tarihli içtihatlardan hazırlanmış olan HMK m 341 362 ve 407 444 te düzenlenen mevzuat incelemesidir Çalışmada bulunan örnekler istinaf özetlerinden alınmıştır Yargılama esaslarında önce usül gelir usule ilişkin yasal şartlar incelenerek daha sonra davanın esasıyla ilgili karar verilir Çalışmadan özetler Yargılama süreci bir sistemdir Bu sistem uyuşmazlık ve çekişme hakkında verilecek hüküm kesinleşinceye kadar birden çok evreleri kapsamaktadır Yargılamanın bu özelliği temelde gerçeğe ulaşarak adli hataları önlemek amacına dayanır Kanun yolu adı verilen denetim muhakemesi bu evrelerden biridir Mahkeme kararlarının doğruluğunu ve bunun yanında hukuki istikrarı sağlamayı amaçlayan kanun yolu en geniş anlamıyla bir mahkemenin kararına karşı hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle başvurulan ve söz konusu kararın hukuku uygun hâle getirilmesi amacına yönelik başvuru yolu olarak tanımlanabilir Kanun yolu hukuk politikası bakımından hükümlerin doğruluğunun garantisidir Bu bağlamda mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun bir üst mahkeme tarafından denetlenmesi anayasal bir zorunluluktur Türkiye Cumhuriyeti Anayasası nda kanun yolunun kaç dereceli olması gerektiği konusunda bir düzenleme bulunmamakla birlikte konu hakkında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun HMK hükümleri uyarınca Türk Hukuku nda istinaf ve temyiz şeklinde ikili bir kanun yolu incelemesi düzenlenmiştir Esasen denetim muhakemesinin en önemli evresini oluşturan temyiz yolunda doğrudan öğrenme yargılaması yapılmaması nedeniyle temyiz üzerine verilen hüküm sadece hukuka aykırılığı denetler Bu nedenle maddi ve hukuki gerçeklere ulaşmak ve adli hataları gidermek bakımından uyuşmazlık ve çekişmenin maddi olay yani ispat yönünden ve hukuka aykırılık açısından uygun bir sonuca bağlanıp bağlanmadığını denetleyen temyiz yolundan önce gelen ayrı bir kanun yoluna gereksinim olduğu gerçeğini ortaya çıkarmaktadır Bugün dünya hukuk sistemlerinde gelinen noktada üç dereceli yargı teşkilatı hak arama hürriyetinin yeterince gerçekleştirilmiş sayılması içinde zorunlu görülmektedir 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun un hükümet gerekçesinde mahkemelerin verimli etkin süratli ve güvenli çalışmalarını sağlamak ve denetim yargılamasını güçlendirmek üzere eskiyen ve yetersiz hükümler taşıyan 469 sayılı Kanun un yürürlükten kaldırılarak bunun yerine adli yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş görev ve yetkilerinin düzenlenmesi amacıyla 5235 sayılı Kanun un hazırlandığı belirtilmiştir Böylece adli yargı ilk derece mahkemelerince verilen kararlar bölge adliye mahkemelerince ispat ve hukuka uygunluk yönlerinden Yargıtay tarafından ise sadece hukuka uygunluk bakımından incelenerek Yargıtay ın bir içtihat mahkemesi olarak görevini sürdürmesi amaçlanmıştır Bilindiği üzere kanunda aksine bir düzenleme olmadığı müddetçe her dava ilk derece mahkemesinde açılır görülür ve sonuçlandırılır Bir davayı ya da işi ilk evrede gören ve karara bağlayan yargı yerlerine de ilk derece mahkemesi denir Bu mahkemeleri ifade etmek için bidayet mahkemesi tabiri de kullanılmaktadır Adli yargı alanındaki mahkemelerin sistemi hukuk ve ceza mahkemeleri olmak üzere iki alt kola ayrılarak oluşturulmuştur Bu husus bölge adliye mahkemelerinin kuruluş ve görevleriyle ilgili temel hukuki düzenlemelerin yapıldığı 5235 sayılı Kanun un 2 maddesi ile belirtilmiştir Adli yargının anayasal dayanağını ise bu yargı koluna ait karar ve hükümlere ilişkin son inceleme mercii olarak gösterilen Yargıtay başlıklı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası nın 154 maddesi oluşturur 5235 sayılı Kanun la adlî yargı ilk derece mahkemelerinin hukuk ve ceza mahkemeleri olduğu belirtildikten sonra 3 maddesiyle de bölge adliye mahkemelerinin ikinci derece mahkemesi olduğu açıklanmıştır Sözü edilen 5235 sayılı Kanun un

Şehadet Kitap
900,00

Aristo Yayınevi

2023548 sf.
Şehadet Kitap

Bu çalışma uygulamaya yönelik mütevazi nitelikte en güncel ve en yeni tarihli içtihatlardan hazırlanmış olan HMK m 187 m 293 mevzuat incelemesidir Çalışmada bulunan örnekler istinaf özetlerinden alınmıştır Çalışmadan özetler 1 6100 sayılı HMK nun 4 kısmı ispat ve deliller olarak düzenlenmiş olup deliller de ikrar madde 188 belge ve senet madde 199 ve devamı yemin madde 225 ve devamı tanık madde 240 ve devamı bilirkişi incelemesi madde 266 ve devamı keşif madde 288 ve devamı uzman görüşü madde 293 ve devamı olarak belirtilmiş olup yargılama sırasında HMK da delil olarak düzenlenmiş olan belge ve bilgilerin mahkeme tarafından gerek re sen gerekse istem üzerine ileri sürülmüş olan delillerin toplanmaması veya ileri sürülen delillerin eksik toplanarak karar verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlalini oluşturacak olup HMK 353 1 a 6 madde de mahkemece tarafların davanın esası ile ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbirisi toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması maddesinin Anayasa 36 maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin 6 maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekte olup bu maddedeki hiçbiri ifadesinin hükmün esasına etki edecek esaslı delillerin toplanmadan karar verilmesi şeklinde anlaşılmasını gerektirmektedir 2 HMK nın 194 maddesi ile düzenleme altına alınan somutlaştırma yükü ve delilerin gösterilmesi zorunluluğu davacı taraf yönünden Dava dilekçesinin içeriği başlıklı 119 maddenin 1 f bendiyle İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği hususunun düzenleme altına alınmasıyla davalı taraf yönünden ise Cevap dilekçesinin içeriği başlıklı 129 maddenin 1 e bendiyle Savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği hususunun düzenleme altına alınmasıyla iddia ve savunmaya yönelik dayanılan vakıa ve o vakıanın hangi delille ispatlanacağı hususları birbiri ile bir bütün olarak ele alınmış olup dayanılan vakıa ve o vakıanın ispat vasıtası delilin aynı anda gösterilmesi zorunluluğu tartışmasız olarak açıklanmıştır 3 Davaya cevap verme süresi yazılı yargılama usulünde iki haftadır ve bu süre dava dilekçesinin davalıya tebliği ile başlar HMK m 127 Kanun un 122 maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere cevap süresi Kanun tarafından düzenlenmiş kesin bir süre hâline getirilmiştir Bu hakkını kullanmayan yani süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacaktır HMK m 128 6100 sayılı HMK nın sistematiği içinde tahkikat aşamasına geçilmezden evvel tarafların uyuşmazlık konularının ve bu uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin en başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır Zira tahkikatın amacı kural olarak delil toplamak değil delilleri incelemek ve değerlendirmektir aksi hâlde tahkikat tamamlanamaz ve yargılama uzar Bu itibarla yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan hususların özetlenmesi gerekirse AİHS nin 6 maddesinde düzenlenen adil yargılamanın etkin ve makul bir süre içinde bitirilmesi için 6100 sayılı HMK da düzenlemelere yer verilmiş olup bu bağlamda delil gösterilmesi dilekçelerin teatisi dava cevap cevaba cevap ve ikinci cevap aşamasına hasredilmiştir Tarafların Kanunda belirtilen bu sürelerden sonra delil gösterebilmeleri ancak iki yasa maddesinde belirtilen hâllerle sınırlıdır Onlar da iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesini düzenleyen 141 madde ile sonradan delil gösterilmesinin hüküm altına alındığı 145 maddedeki durumlardır 4 Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların olguların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu nun HMK 187 1 maddesi İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çöz

Şehadet Kitap
900,00

Aristo Yayınevi

2023594 sf.
Şehadet Kitap

Bu çalışma mütevazi nitelikte uygulamaya yönelik en güncel ve en yeni tarihli içtihatlardan hazırlanmış olan HMK m 118 186 m 316 322 ve m 383 388 mevzuat incelemesidir Çalışmada bulunan örnekler istinaf özetlerinden alınmıştır Çalışmadan özetler Sulh hukuk mahkemelerinde görülecek davalar basit yargılama usulüne tabîdir HMK m 316 1 a Basit yargılama usulünde HMK nın 318 maddesi uyarınca Taraflar dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır ve yazılı yargılama usulünden farklı olarak iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar HMK m 319 HMK ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır HMK m 322 1 Yazılı yargılama usulünde ise mahkeme ön inceleme duruşmasına daveti sırasında taraflara Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği ni ihtar eder HMK nın 22 07 2020 tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişik 139 maddesinin 1 ç bendi değişiklik öncesi hâliyle m 140 5 1 cümlesi Bu ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir HMK nın 7251 sayılı Kanun ile değişik 140 maddesi değişiklik öncesi hâliyle m 140 5 2 cümlesi Anılan hükümlerin HMK nın 322 1 maddesi gereği basit yargılama usulünde de işlerlik kazanacağında tereddüt bulunmamaktadır Basit yargılama usulü 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu nun Yetkili ve görevli mahkeme ve yargılama usulü başlığını taşıyan 37 maddesinde Bu Kanundan doğan tüm anlaşmazlıkların adli yargıda çözümlenmesi gerekenleri taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü ile görülür şeklinde düzenleme bulunmaktadır Bu nedenle Kamulaştırma Kanunu nda açıkça idari yargıda görülür şeklinde düzenlenmeyen uyuşmazlıklar adli yargıda taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecektir

Şehadet Kitap
900,00

Aristo Yayınevi

2023668 sf.
Şehadet Kitap

Bu çalışma uygulamaya yönelik en güncel ve en yeni tarihli içtihatlardan hazırlanmış olan HMK 1 Kısıma m 1 m 104 ilişkin mütevazi nitelikte mevzuat incelemesidir Çalışmada bulunan örnekler istinaf özetlerinden alınmıştır Çalışmadan özetler Anayasa nın 36 maddesinde Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir Hiçbir mahkeme görev ve yetki içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz düzenlemesi bulunmaktadır Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin 6 maddesinde ise Her şahıs gerek medeni hak ve vecibeleri ile ilgili nizalar gerek ceza i sahada kendisine karşı serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan kanuni müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içerisinde hakkaniyete uygun ve aleni surette dinlenmesini istemek hakkına haizdir hükmü mevcuttur Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı hem ceza yargılaması hem de medeni hak ve yükümlülükleri karara bağlayan yargılamalar için geçerli bir haktır Bu nedenle davanın tarafının delil sunmak veya bazı belgeleri istemek gibi kendi inisiyatifine bırakılan konularda dahi milli mahkemeler gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için taraf devletlerin madde 6 1 deki hakları güvence altına alma pozitif yükümlülüğü altındadır Sözleşme nin 6 Maddesinin 2 ve 3 fıkralarının içerdiği güvenceler her ne kadar ceza yargılamasında suç isnad edilmiş kişiye tanınmış olan haklar ise de gereğinde özel hukuk davaları alanında da uygulanabilmektedir Yetki bir davaya hangi yerdeki görevli mahkeme tarafından bakılacağını belirler Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir mahkeme önüne çıkarılamaz 2709 sayılı T C Anayasası m 37 Mahkemelerin yetkisi kanunla düzenlenir Anayasa m 142 ve hukuk mahkemelerinin yetkisi diğer kanunlarda yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla medeni usul kanunlarındaki hükümlere tâbidir Her dava kanunda aksine hüküm bulunmadıkça açıldığı tarihte davalının ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülür HMK md 6 Bundan ayrı bazı davalar için davalının ikametgahı mahkemesinin yanında başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır Bu istisnai nitelikteki yetki kurallarına özel yetki kuralları denilmektedir Aynı Kanun un 10 maddesinde sözleşmeden doğan davalar için sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir Ayrıca BK nın 73 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89 maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir İlke olarak özel yetki kuralları genel yetkiyi kaldırmaz onunla birlikte uygulanır Ancak istisna olarak bazı davaların mutlaka belli bir yer mahkemesinde açılması öngörülmüştür ki bu halde kesin yetki söz konusudur Kesin yetki halleri genel yetkiye istisnadır Bunun dışında bir dava için özel yetki kuralı bulunsa bile davacının genel yetki ile özel yetki arasında bir seçim hakkı vardır Özel yetki kuralları ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu nun 08 07 2009 gün 2009 10 236 345 sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir Diğer bir deyişle bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir Davacı davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalıya geçer Ör Hukukumuzda borçtan kurtulma davası İİK m 69 II menfi tespit ve istirdat davaları İİK m 72 VIII ve İİK m 89 III için özel yetki hükümleri kabul edilmiş bu davaların icra takibinin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği düzenlenmiş olmasına karşın itirazın iptali davası için özel bir yetki kuralı düzenlenmemiştir Bu nedenle itirazın iptâli davalarında HMK