Hukuk Davalarında Mecburi Dava Arkadaşlığı — Taner Emre Yardımcı

Hukuk Davalarında Mecburi Dava Arkadaşlığı
Taner Emre YardımcıAdalet Yayınevi
Hukuk Davalarında Mecburi Dava Arkadaşlığı
Taner Emre YardımcıHukuk Davalarında Mecburi Dava Arkadaşlığı başlıklı çalışmamız özgün bilimsel kitap yayımı şeklindeki doçentlik başvuru şartını yerine getirmek üzere kaleme alınmıştır Bu konuyu tercih etmemizin sebebi dava arkadaşlığına dair düzenlemelerde Alman hukukunu kaynak almış olmamıza rağmen Türk hukukunda mecburi dava arkadaşlığı bakımından çok farklı bir anlayışın yerleşmiş olmasıdır Her iki hukuk düzeni arasında karşılaştırma yaparak öğretideki görüşlerin ve yargı uygulamasının bu yönüyle değerlendirilmesi faydalı olacaktır Ayrıca Türkiye de mecburi dava arkadaşlığı kurumu üzerinde yeterince durulduğu da söylenemez Dava arkadaşlığı hakkında hazırlanan monografilerde mecburi dava arkadaşlığı sınırlı bir şekilde incelenmiştir Alman hukukunda ise mecburi dava arkadaşlığı hakkında birçok çalışma yapılmıştır Özellikle AMUK m 62 de öngörülen usuli mecburi dava arkadaşlığının henüz Türk hukukunda incelenmemiş olması da bu konuyu seçmemizde etkili olmuştur

Adalet Yayınevi
Mecburi dava arkadaşlığını gerektiren hâller ve bu dava arkadaşlığının tabi olduğu rejim HMK m 59 ve 60 ta öngörülmüştür Mecburi dava arkadaşlığında birlikte dava açma ve dava edilme şeklinde bir zorunluluk söz konusudur Aksi hâlde dava şartı noksanlığından dolayı usulden ret kararı verilmelidir Bu gereklilik yerine getirildiği takdirde mecburi dava arkadaşları tarafından yapılacak usuli işlemlerin geçerliliği HMK m 60 1 c 2 ve 3 e göre belirlenir Türk hukukunda usuli işlemlerin yapılmasında mecburi dava arkadaşlarının beraber hareket edeceği şeklinde çok katı bir anlayış yerleşmiştir Oysa birlikte dava açma ve dava edilme zorunluluğu bulunsa da bu dava arkadaşlarının maddi hukuk işlemlerinde olduğu gibi usuli işlemleri de oy birliğiyle yapabileceği yönündeki kabul doğru değildir Öyle ki kanun yoluna başvurulmasında dahi mutlak suretle birlikte hareket etme şartı aranmaktadır Hâlbuki belirli bir dava arkadaşı tarafından duruşmada veya süresinde yapılan usuli bir işlemin HMK m 60 1 c 3 e göre dava arkadaşlarının hepsi hakkında sonuç doğuracağı kabul edilebilir Kanun yoluna başvurulmasının da süreye tabi bir işlem olduğu dikkate alınmalıdır Diğer taraftan Türk hukukundaki şeklî mecburi dava arkadaşlığı ise terk edilmesi gereken bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır Gerçekte davada taraf gösterilmesi dahi gerekmeyen kişilerin dava edilmesi öngörülerek ortaya çıkan sorunlara hem bu kurumla hem de usul hukukunun temel ilkeleriyle örtüşmeyen çözümler sunulmaktadır İşbu çalışma mecburi dava arkadaşlığına dair Türk öğretisindeki görüşlere ve yargı uygulamasına yeni bir yaklaşım getirme çabasının bir ürünüdür

Adalet Yayınevi
Taner Emre Yardımcı tarafından kaleme alınan Hukuk Davalarında Mecburi Dava Arkadaşlığı Adalet Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Hukuk Davalarında Mecburi Dava Arkadaşlığı Taner Emre Yardımcı Kitap Özeti Mecburi dava arkadaşlığını gerektiren hâller ve bu dava arkadaşlığının tabi olduğu rejim HMK m 59 ve 60 ta öngörülmüştür Mecburi dava arkadaşlığında birlikte dava açma ve dava edilme şeklinde bir zorunluluk söz konusudur Aksi hâlde dava şartı noksanlığından dolayı usulden ret kararı verilmelidir Bu gereklilik yerine getirildiği takdirde mecburi dava arkadaşları tarafından yapılacak usuli işlemlerin geçerliliği HMK m 60 1 c 2 ve 3 e göre belirlenir Türk hukukunda usuli işlemlerin yapılmasında mecburi dava arkadaşlarının beraber hareket edeceği şeklinde çok katı bir anlayış yerleşmiştir Oysa birlikte dava açma ve dava edilme zorunluluğu bulunsa da bu dava arkadaşlarının maddi hukuk işlemlerinde olduğu gibi usuli işlemleri de oy birliğiyle yapabileceği yönündeki kabul doğru değildir Öyle ki kanun yoluna başvurulmasında dahi mutlak suretle birlikte hareket etme şartı aranmaktadır Hâlbuki belirli bir dava arkadaşı tarafından duruşmada veya süresinde yapılan usuli bir işlemin HMK m 60 1 c 3 e göre dava arkadaşlarının hepsi hakkında sonuç doğuracağı kabul edilebilir Kanun yoluna başvurulmasının da süreye tabi bir işlem olduğu dikkate alınmalıdır Diğer taraftan Türk hukukundaki şeklî mecburi dava arkadaşlığı ise terk edilmesi gereken bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır Gerçekte davada taraf gösterilmesi dahi gerekmeyen kişilerin dava edilmesi öngörülerek ortaya çıkan sorunlara hem bu kurumla hem de usul hukukunun temel ilkeleriyle örtüşmeyen çözümler sunulmaktadır İşbu çalışma mecburi dava arkadaşlığına dair Türk öğretisindeki görüşlere ve yargı uygulamasına yeni bir yaklaşım getirme çabasının bir ürünüdür Yayınevi Adalet Yayınevi Yazar Taner Emre Yardımcı Sayfa 438 Sayfa Kağıt 1 Hamur Ciltli Boyut 17 00x25 00 cm Basım Yılı Şubat 2021 Barkod 9786257656283 Kategori Genel Hukuk

Adalet Yayınevi
Mecburi dava arkadaşlığını gerektiren hâller ve bu dava arkadaşlığının tabi olduğu rejim HMK m 59 ve 60 ta öngörülmüştür Mecburi dava arkadaşlığında birlikte dava açma ve dava edilme şeklinde bir zorunluluk söz konusudur Aksi hâlde dava şartı noksanlığından dolayı usulden ret kararı verilmelidir Bu gereklilik yerine getirildiği takdirde mecburi dava arkadaşları tarafından yapılacak usuli işlemlerin geçerliliği HMK m 60 1 c 2 ve 3 e göre belirlenir Türk hukukunda usuli işlemlerin yapılmasında mecburi dava arkadaşlarının beraber hareket edeceği şeklinde çok katı bir anlayış yerleşmiştir Oysa birlikte dava açma ve dava edilme zorunluluğu bulunsa da bu dava arkadaşlarının maddi hukuk işlemlerinde olduğu gibi usuli işlemleri de oy birliğiyle yapabileceği yönündeki kabul doğru değildir Öyle ki kanun yoluna başvurulmasında dahi mutlak suretle birlikte hareket etme şartı aranmaktadır Hâlbuki belirli bir dava arkadaşı tarafından duruşmada veya süresinde yapılan usuli bir işlemin HMK m 60 1 c 3 e göre dava arkadaşlarının hepsi hakkında sonuç doğuracağı kabul edilebilir Kanun yoluna başvurulmasının da süreye tabi bir işlem olduğu dikkate alınmalıdır Diğer taraftan Türk hukukundaki şeklî mecburi dava arkadaşlığı ise terk edilmesi gereken bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır Gerçekte davada taraf gösterilmesi dahi gerekmeyen kişilerin dava edilmesi öngörülerek ortaya çıkan sorunlara hem bu kurumla hem de usul hukukunun temel ilkeleriyle örtüşmeyen çözümler sunulmaktadır İşbu çalışma mecburi dava arkadaşlığına dair Türk öğretisindeki görüşlere ve yargı uygulamasına yeni bir yaklaşım getirme çabasının bir ürünüdür

Adalet Yayınevi
Mecburi dava arkadaşlığını gerektiren hâller ve bu dava arkadaşlığının tabi olduğu rejim HMK m 59 ve 60 ta öngörülmüştür Mecburi dava arkadaşlığında birlikte dava açma ve dava edilme şeklinde bir zorunluluk söz konusudur Aksi hâlde dava şartı noksanlığından dolayı usulden ret kararı verilmelidir Bu gereklilik yerine getirildiği takdirde mecburi dava arkadaşları tarafından yapılacak usuli işlemlerin geçerliliği HMK m 60 1 c 2 ve 3 e göre belirlenir Türk hukukunda usuli işlemlerin yapılmasında mecburi dava arkadaşlarının beraber hareket edeceği şeklinde çok katı bir anlayış yerleşmiştir Oysa birlikte dava açma ve dava edilme zorunluluğu bulunsa da bu dava arkadaşlarının maddi hukuk işlemlerinde olduğu gibi usuli işlemleri de oy birliğiyle yapabileceği yönündeki kabul doğru değildir Öyle ki kanun yoluna başvurulmasında dahi mutlak suretle birlikte hareket etme şartı aranmaktadır Hâlbuki belirli bir dava arkadaşı tarafından duruşmada veya süresinde yapılan usuli bir işlemin HMK m 60 1 c 3 e göre dava arkadaşlarının hepsi hakkında sonuç doğuracağı kabul edilebilir Kanun yoluna başvurulmasının da süreye tabi bir işlem olduğu dikkate alınmalıdır Diğer taraftan Türk hukukundaki şeklî mecburi dava arkadaşlığı ise terk edilmesi gereken bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır Gerçekte davada taraf gösterilmesi dahi gerekmeyen kişilerin dava edilmesi öngörülerek ortaya çıkan sorunlara hem bu kurumla hem de usul hukukunun temel ilkeleriyle örtüşmeyen çözümler sunulmaktadır İşbu çalışma mecburi dava arkadaşlığına dair Türk öğretisindeki görüşlere ve yargı uygulamasına yeni bir yaklaşım getirme çabasının bir ürünüdür