Hüzünsüz Veda Törenleri — Kalender Durukan

Hüzünsüz Veda Törenleri
Kalender DurukanAryen Yayınları
Hüzünsüz Veda Törenleri
Kalender DurukanKalender Durukan tarafından kaleme alınan Hüzünsüz Veda Törenleri Aryen Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Hüzünsüz Veda Törenleri Kalender Durukan Kitap Özeti Şairi ölü her hüzün sarısı garda sayfalarını savurduğum Uzun bir şiire çıkmıştım bavulsuz bir şaire mezar kazar gibi Üç bükülmüş ağzın uzak temmuz zılgıt ve dengbêj törenleriyle Uzun bıyıklarımı kemiriyordum saatlerdir alt dudaklarımı örten Dağlardan ovalardan geçip bulutlara selama duran uysal bir trenin pencere kenarında Acelesi yok sanki burada hiçbir şeyin dağ nehir gökyüzünde asılı bulut ve gülerek el sallayan yamalı çocuk Köylüler iniyor köylüler biniyor mendilsiz Bin yıllardır buradalarmış gibi telaşsız İstasyon banklarına gömülmüş kırık saatler Hiç gelmeyecek yolcusunu bekler ben ninemi yalnızlık sanmıştım bir keresinde diyordu şair Ben hâlâ babamı sarı gar sanıyorum uzak terk edilmiş Yayınevi Aryen Yayınları Yazar Kalender Durukan Sayfa 80 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Eylül 2020 Barkod 9786050604559 Kategori Şiir

Aryen Yayınları
şairi ölü her hüzün sarısı garda sayfalarını savurduğum uzun bir şiire çıkmıştım bavulsuz bir şaire mezar kazar gibi üç bükülmüş ağzın uzak temmuz zılgıt ve dengbêj törenleriyle uzun bıyıklarımı kemiriyordum saatlerdir alt dudaklarımı örten dağlardan ovalardan geçip bulutlara selama duran uysal bir trenin pencere kenarında acelesi yok sanki burada hiçbir şeyin dağ nehir gökyüzünde asılı bulut ve gülerek el sallayan yamalı çocuk köylüler iniyor köylüler biniyor mendilsiz bin yıllardır buradalarmış gibi telaşsız istasyon banklarına gömülmüş kırık saatler hiç gelmeyecek yolcusunu bekler ben ninemi yalnızlık sanmıştım bir keresinde diyordu şair ben hâlâ babamı sarı gar sanıyorum uzak terk edilmiş

Aryen Yayınları
Şairi ölü her hüzün sarısı garda sayfalarını savurduğumUzun bir şiire çıkmıştım bavulsuz bir şaire mezar kazar gibi Üç bükülmüş ağzın uzak temmuz zılgıt ve dengbêj törenleriyle Uzun bıyıklarımı kemiriyordum saatlerdir alt dudaklarımı örtenDağlardan ovalardan geçip bulutlara selama duran uysal bir trenin pencere kenarındaAcelesi yok sanki burada hiçbir şeyin dağ nehir gökyüzünde asılı bulut ve gülerek el sallayan yamalı çocuk Köylüler iniyor köylüler biniyor mendilsizBin yıllardır buradalarmış gibi telaşsızİstasyon banklarına gömülmüş kırık saatler Hiç gelmeyecek yolcusunu bekler ben ninemi yalnızlık sanmıştım bir keresinde diyordu şairBen hâlâ babamı sarı gar sanıyorum uzak terk edilmiş

ARYEN YAYINLARI
şairi ölü her hüzün sarısı garda sayfalarını savurduğum uzun bir şiire çıkmıştım bavulsuz bir şaire mezar kazar gibi üç bükülmüş ağzın uzak temmuz zılgıt ve dengbêj törenleriyle uzun bıyıklarımı kemiriyordum saatlerdir alt dudaklarımı örten dağlardan ovalardan geçip bulutlara selama duran uysal bir trenin pencere kenarında acelesi yok sanki burada hiçbir şeyin dağ nehir gökyüzünde asılı bulut ve gülerek el sallayan yamalı çocuk köylüler iniyor köylüler biniyor mendilsiz bin yıllardır buradalarmış gibi telaşsız istasyon banklarına gömülmüş kırık saatler hiç gelmeyecek yolcusunu bekler ben ninemi yalnızlık sanmıştım bir keresinde diyordu şair ben hâlâ babamı sarı gar sanıyorum uzak terk edilmiş

Aryen Yayınları
Şairi ölü her hüzün sarısı garda sayfalarını savurduğum Uzun bir şiire çıkmıştım bavulsuz bir şaire mezar kazar gibi Üç bükülmüş ağzın uzak temmuz zılgıt ve dengbêj törenleriyle Uzun bıyıklarımı kemiriyordum saatlerdir alt dudaklarımı örten Dağlardan ovalardan geçip bulutlara selama duran uysal bir trenin pencere kenarında Acelesi yok sanki burada hiçbir şeyin dağ nehir gökyüzünde asılı bulut ve gülerek el sallayan yamalı çocuk Köylüler iniyor köylüler biniyor mendilsiz Bin yıllardır buradalarmış gibi telaşsız İstasyon banklarına gömülmüş kırık saatler Hiç gelmeyecek yolcusunu bekler ben ninemi yalnızlık sanmıştım bir keresinde diyordu şair Ben hâlâ babamı sarı gar sanıyorum uzak terk edilmiş

Aryen Yayınları
şairi ölü her hüzün sarısı garda sayfalarını savurduğum uzun bir şiire çıkmıştım bavulsuz bir şaire mezar kazar gibi üç bükülmüş ağzın uzak temmuz zılgıt ve dengbêj törenleriyle uzun bıyıklarımı kemiriyordum saatlerdir alt dudaklarımı örten dağlardan ovalardan geçip bulutlara selama duran uysal bir trenin pencere kenarında acelesi yok sanki burada hiçbir şeyin dağ nehir gökyüzünde asılı bulut ve gülerek el sallayan yamalı çocuk köylüler iniyor köylüler biniyor mendilsiz bin yıllardır buradalarmış gibi telaşsız istasyon banklarına gömülmüş kırık saatler hiç gelmeyecek yolcusunu bekler ben ninemi yalnızlık sanmıştım bir keresinde diyordu şair ben hâlâ babamı sarı gar sanıyorum uzak terk edilmiş