İbn Rüşd ve Thomas Aquinas ta Akılların Birliği — Mehmet Ata Az

İbn Rüşd ve Thomas Aquinas ta Akılların Birliği
Mehmet Ata AzKlasik Yayınları
İbn Rüşd ve Thomas Aquinas ta Akılların Birliği
Mehmet Ata AzAristoteles in aklın mahiyeti ve nefsle ilişkisine dair muğlaklıklar barındıran tanımı Aristoteles yorumcuları arasında aklın mahiyetine ilişkin farklı yorumların ve ciddi tartışmaların oluşmasına zemin hazırlamıştır İslam dünyasının son büyük Aristoteles şârihi ve Latin dünyanın meşhur commentator ü İbn Rüşd de De Anima ya yazdığı şerhlerde özellikle de eş Şerhu l kebîr de problemi felsefî ve teolojik yansımaları bağlamında ele almıştır Faal aklın ayrık değişmez ve etkilenmez niteliklerinin heyûlânî akılda da bulunduğunu ileri süren İbn Rüşd heyûlânî aklın semavî akıllar arasında yer alan dördüncü bir varlık türünü temsil ettiğini herkeste bulunan tek bir akıldan ibaret olduğunu iddia ederek büyük bir tartışmanın da başlamasına yol açmıştır İbn Rüşd ün en büyük okuyucu ve eleştirmenlerinin başında gelen Thomas Aquinas Aristoteles in aklın mahiyeti ve fiillerine ilişkin tanımını daha ziyade aklın ontolojik gerçekliği olup olmadığı sorunu bağlamında ele alarak İbn Rüşd ün heyûlânî aklın ayrık ortak ve tek bir akıl olduğu tezini bireysel nefsin ölümsüzlüğüne kişisel kimliğin devamına ve bireysel akletmeye imkân tanımaması gibi felsefî ve teolojik gerekçelerle eleştirmiştir Bu çalışma İbn Rüşd ün akılların birliği ve müşterekliği tezini Aquinas ın Akılların Birliği Meselesinde İbn Rüşdcülere Reddiye adlı eserindeki eleştirileri bağlamında değerlendirerek İslam felsefesi ile Latin Ortaçağ felsefesi arasındaki sıkı ilişkiyi gözler önüne sermektedir

Klasik Yayınları
Aristoteles in aklın mahiyeti ve nefsle ilişkisine dair muğlaklıklar barındıran tanımı Aristoteles yorumcuları arasında aklın mahiyetine ilişkin farklı yorumların ve ciddi tartışmaların oluşmasına zemin hazırlamıştır İslam dünyasının son büyük Aristoteles şârihi ve Latin dünyanın meşhur commentator ü İbn Rüşd de De Anima ya yazdığı şerhlerde özellikle de eş Şerhu l kebîr de problemi felsefî ve teolojik yansımaları bağlamında ele almıştır Faal aklın ayrık değişmez ve etkilenmez niteliklerinin heyûlânî akılda da bulunduğunu ileri süren İbn Rüşd heyûlânî aklın semavî akıllar arasında yer alan dördüncü bir varlık türünü temsil ettiğini herkeste bulunan tek bir akıldan ibaret olduğunu iddia ederek büyük bir tartışmanın da başlamasına yol açmıştır İbn Rüşd ün en büyük okuyucu ve eleştirmenlerinin başında gelen Thomas Aquinas Aristoteles in aklın mahiyeti ve fiillerine ilişkin tanımını daha ziyade aklın ontolojik gerçekliği olup olmadığı sorunu bağlamında ele alarak İbn Rüşd ün heyûlânî aklın ayrık ortak ve tek bir akıl olduğu tezini bireysel nefsin ölümsüzlüğüne kişisel kimliğin devamına ve bireysel akletmeye imkân tanımaması gibi felsefî ve teolojik gerekçelerle eleştirmiştir Bu çalışma İbn Rüşd ün akılların birliği ve müşterekliği tezini Aquinas ın Akılların Birliği Meselesinde İbn Rüşdcülere Reddiye adlı eserindeki eleştirileri bağlamında değerlendirerek İslam felsefesi ile Latin Ortaçağ felsefesi arasındaki sıkı ilişkiyi gözler önüne sermektedir Tanıtım Bülteninden

Klasik Yayınları
Aristoteles in aklın mahiyeti ve nefsle ilişkisine dair muğlaklıklar barındıran tanımı Aristoteles yorumcuları arasında aklın mahiyetine ilişkin farklı yorumların ve ciddi tartışmaların oluşmasına zemin hazırlamıştır İslam dünyasının son büyük Aristoteles şârihi ve Latin dünyanın meşhur commentator ü İbn Rüşd de De Anima ya yazdığı şerhlerde özellikle de eş Şerhu l kebîr de problemi felsefî ve teolojik yansımaları bağlamında ele almıştır Faal aklın ayrık değişmez ve etkilenmez niteliklerinin heyûlânî akılda da bulunduğunu ileri süren İbn Rüşd heyûlânî aklın semavî akıllar arasında yer alan dördüncü bir varlık türünü temsil ettiğini herkeste bulunan tek bir akıldan ibaret olduğunu iddia ederek büyük bir tartışmanın da başlamasına yol açmıştır İbn Rüşd ün en büyük okuyucu ve eleştirmenlerinin başında gelen Thomas Aquinas Aristoteles in aklın mahiyeti ve fiillerine ilişkin tanımını daha ziyade aklın ontolojik gerçekliği olup olmadığı sorunu bağlamında ele alarak İbn Rüşd ün heyûlânî aklın ayrık ortak ve tek bir akıl olduğu tezini bireysel nefsin ölümsüzlüğüne kişisel kimliğin devamına ve bireysel akletmeye imkân tanımaması gibi felsefî ve teolojik gerekçelerle eleştirmiştir Bu çalışma İbn Rüşd ün akılların birliği ve müşterekliği tezini Aquinas ın Akılların Birliği Meselesinde İbn Rüşdcülere Reddiye adlı eserindeki eleştirileri bağlamında değerlendirerek İslam felsefesi ile Latin Ortaçağ felsefesi arasındaki sıkı ilişkiyi gözler önüne sermektedir

Klasik Yayınları
Mehmet Ata Az tarafından kaleme alınan İbn Rüşd ve Thomas Aquinas ta Akılların Birliği Klasik Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor İbn Rüşd ve Thomas Aquinas ta Akılların Birliği Mehmet Ata Az Kitap Özeti Aristoteles in aklın mahiyeti ve nefsle ilişkisine dair muğlaklıklar barındıran tanımı Aristoteles yorumcuları arasında aklın mahiyetine ilişkin farklı yorumların ve ciddi tartışmaların oluşmasına zemin hazırlamıştır İslam dünyasının son büyük Aristoteles şârihi ve Latin dünyanın meşhur commentator ü İbn Rüşd de De Anima ya yazdığı şerhlerde özellikle de eş Şerhu l kebîr de problemi felsefî ve teolojik yansımaları bağlamında ele almıştır Faal aklın ayrık değişmez ve etkilenmez niteliklerinin heyûlânî akılda da bulunduğunu ileri süren İbn Rüşd heyûlânî aklın semavî akıllar arasında yer alan dördüncü bir varlık türünü temsil ettiğini herkeste bulunan tek bir akıldan ibaret olduğunu iddia ederek büyük bir tartışmanın da başlamasına yol açmıştır İbn Rüşd ün en büyük okuyucu ve eleştirmenlerinin başında gelen Thomas Aquinas Aristoteles in aklın mahiyeti ve fiillerine ilişkin tanımını daha ziyade aklın ontolojik gerçekliği olup olmadığı sorunu bağlamında ele alarak İbn Rüşd ün heyûlânî aklın ayrık ortak ve tek bir akıl olduğu tezini bireysel nefsin ölümsüzlüğüne kişisel kimliğin devamına ve bireysel akletmeye imkân tanımaması gibi felsefî ve teolojik gerekçelerle eleştirmiştir Bu çalışma İbn Rüşd ün akılların birliği ve müşterekliği tezini Aquinas ın Akılların Birliği Meselesinde İbn Rüşdcülere Reddiye adlı eserindeki eleştirileri bağlamında değerlendirerek İslam felsefesi ile Latin Ortaçağ felsefesi arasındaki sıkı ilişkiyi gözler önüne sermektedir Yayınevi Klasik Yayınları Yazar Mehmet Ata Az Sayfa 351 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 50x24 00 cm Basım Yılı Temmuz 2021 Barkod 9789752484665 Kategori Genel Felsefe

Klasik Yayınları
Aristoteles in aklın mahiyeti ve nefsle ilişkisine dair muğlaklıklar barındıran tanımı Aristoteles yorumcuları arasında aklın mahiyetine ilişkin farklı yorumların ve ciddi tartışmaların oluşmasına zemin hazırlamıştır İslam dünyasının son büyük Aristoteles şârihi ve Latin dünyanın meşhur commentator ü İbn Rüşd de De Anima ya yazdığı şerhlerde özellikle de eş Şerhu l kebîr de problemi felsefî ve teolojik yansımaları bağlamında ele almıştır Faal aklın ayrık değişmez ve etkilenmez niteliklerinin heyûlânî akılda da bulunduğunu ileri süren İbn Rüşd heyûlânî aklın semavî akıllar arasında yer alan dördüncü bir varlık türünü temsil ettiğini herkeste bulunan tek bir akıldan ibaret olduğunu iddia ederek büyük bir tartışmanın da başlamasına yol açmıştır İbn Rüşd ün en büyük okuyucu ve eleştirmenlerinin başında gelen Thomas Aquinas Aristoteles in aklın mahiyeti ve fiillerine ilişkin tanımını daha ziyade aklın ontolojik gerçekliği olup olmadığı sorunu bağlamında ele alarak İbn Rüşd ün heyûlânî aklın ayrık ortak ve tek bir akıl olduğu tezini bireysel nefsin ölümsüzlüğüne kişisel kimliğin devamına ve bireysel akletmeye imkân tanımaması gibi felsefî ve teolojik gerekçelerle eleştirmiştir Bu çalışma İbn Rüşd ün akılların birliği ve müşterekliği tezini Aquinas ın Akılların Birliği Meselesinde İbn Rüşdcülere Reddiye adlı eserindeki eleştirileri bağlamında değerlendirerek İslam felsefesi ile Latin Ortaçağ felsefesi arasındaki sıkı ilişkiyi gözler önüne sermektedir

Klasik
Aristoteles in aklın mahiyeti ve nefsle ilişkisine dair muğlaklıklar barındıran tanımı Aristoteles yorumcuları arasında aklın mahiyetine ilişkin farklı yorumların ve ciddi tartışmaların oluşmasına zemin hazırlamıştır İslam dünyasının son büyük Aristoteles şârihi ve Latin dünyanın meşhur commentator ü İbn Rüşd de De Anima ya yazdığı şerhlerde özellikle de eş Şerhu l kebîr de problemi felsefî ve teolojik yansımaları bağlamında ele almıştır Faal aklın ayrık değişmez ve etkilenmez niteliklerinin heyûlânî akılda da bulunduğunu ileri süren İbn Rüşd heyûlânî aklın semavî akıllar arasında yer alan dördüncü bir varlık türünü temsil ettiğini herkeste bulunan tek bir akıldan ibaret olduğunu iddia ederek büyük bir tartışmanın da başlamasına yol açmıştır İbn Rüşd ün en büyük okuyucu ve eleştirmenlerinin başında gelen Thomas Aquinas Aristoteles in aklın mahiyeti ve fiillerine ilişkin tanımını daha ziyade aklın ontolojik gerçekliği olup olmadığı sorunu bağlamında ele alarak İbn Rüşd ün heyûlânî aklın ayrık ortak ve tek bir akıl olduğu tezini bireysel nefsin ölümsüzlüğüne kişisel kimliğin devamına ve bireysel akletmeye imkân tanımaması gibi felsefî ve teolojik gerekçelerle eleştirmiştir Bu çalışma İbn Rüşd ün akılların birliği ve müşterekliği tezini Aquinas ın Akılların Birliği Meselesinde İbn Rüşdcülere Reddiye adlı eserindeki eleştirileri bağlamında değerlendirerek İslam felsefesi ile Latin Ortaçağ felsefesi arasındaki sıkı ilişkiyi gözler önüne sermektedir