İbrahim Hakkı Paşa ve Hukuk ı İdare — Zeki Eraslan Ömer Gök

İbrahim Hakkı Paşa ve Hukuk ı İdare
Zeki Eraslan Ömer GökAtatürk Araştırma Merkezi
İbrahim Hakkı Paşa ve Hukuk ı İdare
Zeki Eraslan Ömer Gökİbrahim Hakkı Paşa Mekteb i Mülkiyeyi aliyyü l âlâ derecesiyle bitirmiş ve 1882 yılında mezun olmuştur Önce Hariciye Tahrîrat Kalemine bir yıl sonra ise Mâbeyin mütercimliğine Fransızca tayin edilmiştir Bu görev uhdesinde bırakılmak kaydıyla bir süre sonra Bâb ı âlî hukuk müşavirliği görevini de yürütmeye başlamıştır Hukuk müşavirliği görevi İbrahim Hakkı nın devletin merkez teşkilatında tanınmaya başlamasının ilk adımı olmuştur Hukuki ihtilaflar karşısında ortaya koyduğu isabetli tahlil ve yaklaşımlar onun tanınmasını ve kendisine itibar edilmesini sağlamış olup devletin merkez teşkilatında Padişah ve Sadrazam ın dikkatini çekmeye başlamıştır Devlet adamı olarak İbrahim Hakkı Paşa sırasıyla Maarif Nazırlığı Dâhiliye Nazırlığı Roma Büyükelçiliği Sadrazamlık Bir süre Hariciye Nazırlığı görevini de aynı anda uhdesine almıştır ile Berlin Büyükelçiliği görevlerini üstlenmiştir Hukuk müşavirliği ve ilmi hayatta gösterdiği üstün performansını devlet adamlığında gösteremediği hatta devlet yönetiminde ciddi hatalar yaptığı gerekçesiyle oldukça sert eleştirilere muhatap olmuştur Sadrazam olduğunda hükümet programını adl ü ihsan olarak belirlemiş ve bu politika ile özdeşleşmiştir Bir süre sonra içerde adl ü ihsan politikasını hayata geçiremediği gerekçesiyle eleştirilen İbrahim Hakkı Paşa dış politika konusunda da Kiliseler Kanunu ve Trablusgarp Meselesi başta olmak üzere ciddi eleştirilerin hedefi haline gelmiş olup ilmi alanda elde ettiği başarıyı devlet hayatına yansıtamamıştır Hatta Trablusgarp Savaşında işgale zemin hazırlayan sebeplere yol açtığı gerekçesiyle vatan haini suçlamasıyla Divân ı Âlî de yargılanması talep edilmiştir İlmî yönü oldukça kuvvetli olan İbrahim Hakkı Paşa 19 yüzyılın sonunda kendinden bahsedilen Osmanlı aydınları arasında yer almıştır Hukukçuluğuna ilaveten tarihçi yönü de söz konusudur Ancak her ne kadar Târih i Umûmî ve Muhtasar İslam Tarihi gibi kitaplar kaleme alsa da İbnülemin Mahmud Kemal in de ifade ettiği üzere tarihçilik noktasında hukukçuluğu kadar mütehassıs değildir Devletlerarası hukuk üzerine yazdığı Hukûk ı Düvel Medhal i Hukûk ı Beyne d düvel Târih i Hukûk ı Beyne d düvel ve idare hukuku üzerine yazdığı Hukûk ı İdâre eserleriyle ön plandadır Hukûk ı İdare Türkiye de kaleme alınmış ilk idare hukuku kitabıdır Beş kısım ve 18 fasıldan oluşan bu eser Maârif Nezaretinin talebi üzerine Mekteb i Hukûk ı Şahane ve Mekteb i Mülkiye de ders kitabı olarak okutulmuştur Eserin yazılış amacı alandaki ders kitabı ihtiyacını karşılamak ve devletin hukuk bilen bürokrat açığını kapatmaktır Eserde Fransız etkisi kendisini gösterir Eser hakkında değerlendirme yapılırken bugünden bakışla anakronizme düşülmemelidir Eser kendisinden sonra yazılan diğer çalışmalara kaynaklık yapmış onları yöntem ve içerik açısından etkilemiştir Çalışmamızın Giriş bölümünde İbrahim Hakkı Paşa nın hayatı şahsiyeti ve ilmî yönü genişçe ele alınmış daha sonra Hukûk ı İdâre adlı eserinin transliterasyonu yapılmıştır Transliterasyon yapılırken ana metne sadık kalınmış bununla birlikte metinde anlaşılamayacağı düşünülen kelimelerin ilk geçtiği yerde anlamları verilmiştir Bu kelimeler daha sonra toplu olarak çalışmanın sonundaki Sözlükçe de bir araya getirilmiştir Hukûk ı İdâre üzerine daha önce bir çalışma yapılmış olsa da metnin esasına tesir edecek bazı okuma hataları ile eser ve müellifi üzerine yüzeysel olsa dahi herhangi bir bilgi verilmemesi metnin yeniden ele alınması noktasında çıkış noktamız olmuştur Bunların yanı sıra ilgili çalışmada eserin ikinci baskısı esas alındığı için ilk baskıda yer alan bazı kısımların eksik olduğu tespit edilmiş bu kısımlar da okunarak Ek olarak çalışma sonunda verilmiştir Siyasi hukuki bürokratik tarihî ve ilmî yönleri ile bir devre yön veren simalardan biri olan İbrahim Hakkı Paşa ve eserinin bir bütün olarak ele alındığı bu çalışma ile hukuk tarihimiz için kaynak bir eser okuyucu ile buluşturulmuş olacaktır Eserin sonuna metinden istifadeyi kolaylaştırabilmek adına yayım öncesi Özel Adlar Yer Adları ve Kavramlar Dizini eklenilecektir

Atatürk Araştırma Merkezi
İbrahim Hakkı Paşa Mekteb i Mülkiyeyi aliyyü l âlâ derecesiyle bitirmiş ve 1882 yılında mezun olmuştur Önce Hariciye Tahrîrat Kalemine bir yıl sonra ise Mâbeyin mütercimliğine Fransızca tayin edilmiştir Bu görev uhdesinde bırakılmak kaydıyla bir süre sonra Bâb ı âlî hukuk müşavirliği görevini de yürütmeye başlamıştır Hukuk müşavirliği görevi İbrahim Hakkı nın devletin merkez teşkilatında tanınmaya başlamasının ilk adımı olmuştur Hukuki ihtilaflar karşısında ortaya koyduğu isabetli tahlil ve yaklaşımlar onun tanınmasını ve kendisine itibar edilmesini sağlamış olup devletin merkez teşkilatında Padişah ve Sadrazam ın dikkatini çekmeye başlamıştır Devlet adamı olarak İbrahim Hakkı Paşa sırasıyla Maarif Nazırlığı Dâhiliye Nazırlığı Roma Büyükelçiliği Sadrazamlık Bir süre Hariciye Nazırlığı görevini de aynı anda uhdesine almıştır ile Berlin Büyükelçiliği görevlerini üstlenmiştir Hukuk müşavirliği ve ilmi hayatta gösterdiği üstün performansını devlet adamlığında gösteremediği hatta devlet yönetiminde ciddi hatalar yaptığı gerekçesiyle oldukça sert eleştirilere muhatap olmuştur Sadrazam olduğunda hükümet programını adl ü ihsan olarak belirlemiş ve bu politika ile özdeşleşmiştir Bir süre sonra içerde adl ü ihsan politikasını hayata geçiremediği gerekçesiyle eleştirilen İbrahim Hakkı Paşa dış politika konusunda da Kiliseler Kanunu ve Trablusgarp Meselesi başta olmak üzere ciddi eleştirilerin hedefi haline gelmiş olup ilmi alanda elde ettiği başarıyı devlet hayatına yansıtamamıştır Hatta Trablusgarp Savaşında işgale zemin hazırlayan sebeplere yol açtığı gerekçesiyle vatan haini suçlamasıyla Divân ı Âlî de yargılanması talep edilmiştir İlmî yönü oldukça kuvvetli olan İbrahim Hakkı Paşa 19 yüzyılın sonunda kendinden bahsedilen Osmanlı aydınları arasında yer almıştır Hukukçuluğuna ilaveten tarihçi yönü de söz konusudur Ancak her ne kadar Târih i Umûmî ve Muhtasar İslam Tarihi gibi kitaplar kaleme alsa da İbnülemin Mahmud Kemal in de ifade ettiği üzere tarihçilik noktasında hukukçuluğu kadar mütehassıs değildir Devletlerarası hukuk üzerine yazdığı Hukûk ı Düvel Medhal i Hukûk ı Beyne d düvel Târih i Hukûk ı Beyne d düvel ve idare hukuku üzerine yazdığı Hukûk ı İdâre eserleriyle ön plandadır Hukûk ı İdare Türkiye de kaleme alınmış ilk idare hukuku kitabıdır Beş kısım ve 18 fasıldan oluşan bu eser Maârif Nezaretinin talebi üzerine Mekteb i Hukûk ı Şahane ve Mekteb i Mülkiye de ders kitabı olarak okutulmuştur Eserin yazılış amacı alandaki ders kitabı ihtiyacını karşılamak ve devletin hukuk bilen bürokrat açığını kapatmaktır Eserde Fransız etkisi kendisini gösterir Eser hakkında değerlendirme yapılırken bugünden bakışla anakronizme düşülmemelidir Eser kendisinden sonra yazılan diğer çalışmalara kaynaklık yapmış onları yöntem ve içerik açısından etkilemiştir Çalışmamızın Giriş bölümünde İbrahim Hakkı Paşa nın hayatı şahsiyeti ve ilmî yönü genişçe ele alınmış daha sonra Hukûk ı İdâre adlı eserinin transliterasyonu yapılmıştır Transliterasyon yapılırken ana metne sadık kalınmış bununla birlikte metinde anlaşılamayacağı düşünülen kelimelerin ilk geçtiği yerde anlamları verilmiştir Bu kelimeler daha sonra toplu olarak çalışmanın sonundaki Sözlükçe de bir araya getirilmiştir Hukûk ı İdâre üzerine daha önce bir çalışma yapılmış olsa da metnin esasına tesir edecek bazı okuma hataları ile eser ve müellifi üzerine yüzeysel olsa dahi herhangi bir bilgi verilmemesi metnin yeniden ele alınması noktasında çıkış noktamız olmuştur Bunların yanı sıra ilgili çalışmada eserin ikinci baskısı esas alındığı için ilk baskıda yer alan bazı kısımların eksik olduğu tespit edilmiş bu kısımlar da okunarak Ek olarak çalışma sonunda verilmiştir Siyasi hukuki bürokratik tarihî ve ilmî yönleri ile bir devre yön veren simalardan biri olan İbrahim Hakkı Paşa ve eserinin bir bütün olarak ele alındığı bu çalışma ile hukuk tarihimiz için kaynak bir eser okuyucu ile buluşturulmuş olacaktır Eserin sonuna metinden istifadeyi kolaylaştırabilmek adına yayım öncesi Özel Adlar Yer Adları ve Kavramlar Dizini eklenilecektir

Atatürk Araştırma Merkezi
Ömer Gök tarafından kaleme alınan İbrahim Hakkı Paşa ve Hukuk ı İdare Atatürk Araştırma Merkezi eseri olarak okurlarla buluşuyor İbrahim Hakkı Paşa ve Hukuk ı İdare Ömer Gök Kitap Özeti İbrahim Hakkı Paşa Mekteb i Mülkiyeyi aliyyü l âlâ derecesiyle bitirmiş ve 1882 yılında mezun olmuştur Önce Hariciye Tahrîrat Kalemine bir yıl sonra ise Mâbeyin mütercimliğine Fransızca tayin edilmiştir Bu görev uhdesinde bırakılmak kaydıyla bir süre sonra Bâb ı âlî hukuk müşavirliği görevini de yürütmeye başlamıştır Hukuk müşavirliği görevi İbrahim Hakkı nın devletin merkez teşkilatında tanınmaya başlamasının ilk adımı olmuştur Hukuki ihtilaflar karşısında ortaya koyduğu isabetli tahlil ve yaklaşımlar onun tanınmasını ve kendisine itibar edilmesini sağlamış olup devletin merkez teşkilatında Padişah ve Sadrazam ın dikkatini çekmeye başlamıştır Devlet adamı olarak İbrahim Hakkı Paşa sırasıyla Maarif Nazırlığı Dâhiliye Nazırlığı Roma Büyükelçiliği Sadrazamlık Bir süre Hariciye Nazırlığı görevini de aynı anda uhdesine almıştır ile Berlin Büyükelçiliği görevlerini üstlenmiştir Hukuk müşavirliği ve ilmi hayatta gösterdiği üstün performansını devlet adamlığında gösteremediği hatta devlet yönetiminde ciddi hatalar yaptığı gerekçesiyle oldukça sert eleştirilere muhatap olmuştur Sadrazam olduğunda hükümet programını adl ü ihsan olarak belirlemiş ve bu politika ile özdeşleşmiştir Bir süre sonra içerde adl ü ihsan politikasını hayata geçiremediği gerekçesiyle eleştirilen İbrahim Hakkı Paşa dış politika konusunda da Kiliseler Kanunu ve Trablusgarp Meselesi başta olmak üzere ciddi eleştirilerin hedefi haline gelmiş olup ilmi alanda elde ettiği başarıyı devlet hayatına yansıtamamıştır Hatta Trablusgarp Savaşında işgale zemin hazırlayan sebeplere yol açtığı gerekçesiyle vatan haini suçlamasıyla Divân ı Âlî de yargılanması talep edilmiştir İlmî yönü oldukça kuvvetli olan İbrahim Hakkı Paşa 19 yüzyılın sonunda kendinden bahsedilen Osmanlı aydınları arasında yer almıştır Hukukçuluğuna ilaveten tarihçi yönü de söz konusudur Ancak her ne kadar Târih i Umûmî ve Muhtasar İslam Tarihi gibi kitaplar kaleme alsa da İbnülemin Mahmud Kemal in de ifade ettiği üzere tarihçilik noktasında hukukçuluğu kadar mütehassıs değildir Devletlerarası hukuk üzerine yazdığı Hukûk ı Düvel Medhal i Hukûk ı Beyne d düvel Târih i Hukûk ı Beyne d düvel ve idare hukuku üzerine yazdığı Hukûk ı İdâre eserleriyle ön plandadır Hukûk ı İdare Türkiye de kaleme alınmış ilk idare hukuku kitabıdır Beş kısım ve 18 fasıldan oluşan bu eser Maârif Nezaretinin talebi üzerine Mekteb i Hukûk ı Şahane ve Mekteb i Mülkiye de ders kitabı olarak okutulmuştur Eserin yazılış amacı alandaki ders kitabı ihtiyacını karşılamak ve devletin hukuk bilen bürokrat açığını kapatmaktır Eserde Fransız etkisi kendisini gösterir Eser hakkında değerlendirme yapılırken bugünden bakışla anakronizme düşülmemelidir Eser kendisinden sonra yazılan diğer çalışmalara kaynaklık yapmış onları yöntem ve içerik açısından etkilemiştir Çalışmamızın Giriş bölümünde İbrahim Hakkı Paşa nın hayatı şahsiyeti ve ilmî yönü genişçe ele alınmış daha sonra Hukûk ı İdâre adlı eserinin transliterasyonu yapılmıştır Transliterasyon yapılırken ana metne sadık kalınmış bununla birlikte metinde anlaşılamayacağı düşünülen kelimelerin ilk geçtiği yerde anlamları verilmiştir Bu kelimeler daha sonra toplu olarak çalışmanın sonundaki Sözlükçe de bir araya Yayınevi Atatürk Araştırma Merkezi Yazar Ömer Gök Sayfa 422 Sayfa Kağıt 2 Hamur Ciltli Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı 2024 Barkod 9789751756343 Kategori Araştırma İnceleme Osmanlı Tarihi

Atatürk Araştırma Merkezi
İbrahim Hakkı Paşa Mekteb i Mülkiyeyi aliyyü l âlâ derecesiyle bitirmiş ve 1882 yılında mezun olmuştur Önce Hariciye Tahrîrat Kalemine bir yıl sonra ise Mâbeyin mütercimliğine Fransızca tayin edilmiştir Bu görev uhdesinde bırakılmak kaydıyla bir süre sonra Bâb ı âlî hukuk müşavirliği görevini de yürütmeye başlamıştır Hukuk müşavirliği görevi İbrahim Hakkı nın devletin merkez teşkilatında tanınmaya başlamasının ilk adımı olmuştur Hukuki ihtilaflar karşısında ortaya koyduğu isabetli tahlil ve yaklaşımlar onun tanınmasını ve kendisine itibar edilmesini sağlamış olup devletin merkez teşkilatında Padişah ve Sadrazam ın dikkatini çekmeye başlamıştır Devlet adamı olarak İbrahim Hakkı Paşa sırasıyla Maarif Nazırlığı Dâhiliye Nazırlığı Roma Büyükelçiliği Sadrazamlık Bir süre Hariciye Nazırlığı görevini de aynı anda uhdesine almıştır ile Berlin Büyükelçiliği görevlerini üstlenmiştir Hukuk müşavirliği ve ilmi hayatta gösterdiği üstün performansını devlet adamlığında gösteremediği hatta devlet yönetiminde ciddi hatalar yaptığı gerekçesiyle oldukça sert eleştirilere muhatap olmuştur Sadrazam olduğunda hükümet programını adl ü ihsan olarak belirlemiş ve bu politika ile özdeşleşmiştir Bir süre sonra içerde adl ü ihsan politikasını hayata geçiremediği gerekçesiyle eleştirilen İbrahim Hakkı Paşa dış politika konusunda da Kiliseler Kanunu ve Trablusgarp Meselesi başta olmak üzere ciddi eleştirilerin hedefi haline gelmiş olup ilmi alanda elde ettiği başarıyı devlet hayatına yansıtamamıştır Hatta Trablusgarp Savaşında işgale zemin hazırlayan sebeplere yol açtığı gerekçesiyle vatan haini suçlamasıyla Divân ı Âlî de yargılanması talep edilmiştir İlmî yönü oldukça kuvvetli olan İbrahim Hakkı Paşa 19 yüzyılın sonunda kendinden bahsedilen Osmanlı aydınları arasında yer almıştır Hukukçuluğuna ilaveten tarihçi yönü de söz konusudur Ancak her ne kadar Târih i Umûmî ve Muhtasar İslam Tarihi gibi kitaplar kaleme alsa da İbnülemin Mahmud Kemal in de ifade ettiği üzere t

Atatürk Araştırma Merkezi
İbrahim Hakkı Paşa Mekteb i Mülkiyeyi aliyyü l âlâ derecesiyle bitirmiş ve 1882 yılında mezun olmuştur Önce Hariciye Tahrîrat Kalemine bir yıl sonra ise Mâbeyin mütercimliğine Fransızca tayin edilmiştir Bu görev uhdesinde bırakılmak kaydıyla bir süre sonra Bâb ı âlî hukuk müşavirliği görevini de yürütmeye başlamıştır Hukuk müşavirliği görevi İbrahim Hakkı nın devletin merkez teşkilatında tanınmaya başlamasının ilk adımı olmuştur Hukuki ihtilaflar karşısında ortaya koyduğu isabetli tahlil ve yaklaşımlar onun tanınmasını ve kendisine itibar edilmesini sağlamış olup devletin merkez teşkilatında Padişah ve Sadrazam ın dikkatini çekmeye başlamıştır Devlet adamı olarak İbrahim Hakkı Paşa sırasıyla Maarif Nazırlığı Dâhiliye Nazırlığı Roma Büyükelçiliği Sadrazamlık Bir süre Hariciye Nazırlığı görevini de aynı anda uhdesine almıştır ile Berlin Büyükelçiliği görevlerini üstlenmiştir Hukuk müşavirliği ve ilmi hayatta gösterdiği üstün performansını devlet adamlığında gösteremediği hatta devlet yönetiminde ciddi hatalar yaptığı gerekçesiyle oldukça sert eleştirilere muhatap olmuştur Sadrazam olduğunda hükümet programını adl ü ihsan olarak belirlemiş ve bu politika ile özdeşleşmiştir Bir süre sonra içerde adl ü ihsan politikasını hayata geçiremediği gerekçesiyle eleştirilen İbrahim Hakkı Paşa dış politika konusunda da Kiliseler Kanunu ve Trablusgarp Meselesi başta olmak üzere ciddi eleştirilerin hedefi haline gelmiş olup ilmi alanda elde ettiği başarıyı devlet hayatına yansıtamamıştır Hatta Trablusgarp Savaşında işgale zemin hazırlayan sebeplere yol açtığı gerekçesiyle vatan haini suçlamasıyla Divân ı Âlî de yargılanması talep edilmiştir İlmî yönü oldukça kuvvetli olan İbrahim Hakkı Paşa 19 yüzyılın sonunda kendinden bahsedilen Osmanlı aydınları arasında yer almıştır Hukukçuluğuna ilaveten tarihçi yönü de söz konusudur Ancak her ne kadar Târih i Umûmî ve Muhtasar İslam Tarihi gibi kitaplar kaleme alsa da İbnülemin Mahmud Kemal in de ifade ettiği üzere tarihçilik noktasında hukukçuluğu kadar mütehassıs değildir Devletlerarası hukuk üzerine yazdığı Hukûk ı Düvel Medhal i Hukûk ı Beyne d düvel Târih i Hukûk ı Beyne d düvel ve idare hukuku üzerine yazdığı Hukûk ı İdâre eserleriyle ön plandadır Hukûk ı İdare Türkiye de kaleme alınmış ilk idare hukuku kitabıdır Beş kısım ve 18 fasıldan oluşan bu eser Maârif Nezaretinin talebi üzerine Mekteb i Hukûk ı Şahane ve Mekteb i Mülkiye de ders kitabı olarak okutulmuştur Eserin yazılış amacı alandaki ders kitabı ihtiyacını karşılamak ve devletin hukuk bilen bürokrat açığını kapatmaktır Eserde Fransız etkisi kendisini gösterir Eser hakkında değerlendirme yapılırken bugünden bakışla anakronizme düşülmemelidir Eser kendisinden sonra yazılan diğer çalışmalara kaynaklık yapmış onları yöntem ve içerik açısından etkilemiştir Çalışmamızın Giriş bölümünde İbrahim Hakkı Paşa nın hayatı şahsiyeti ve ilmî yönü genişçe ele alınmış daha sonra Hukûk ı İdâre adlı eserinin transliterasyonu yapılmıştır Transliterasyon yapılırken ana metne sadık kalınmış bununla birlikte metinde anlaşılamayacağı düşünülen kelimelerin ilk geçtiği yerde anlamları verilmiştir Bu kelimeler daha sonra toplu olarak çalışmanın sonundaki Sözlükçe de bir araya getirilmiştir Hukûk ı İdâre üzerine daha önce bir çalışma yapılmış olsa da metnin esasına tesir edecek bazı okuma hataları ile eser ve müellifi üzerine yüzeysel olsa dahi herhangi bir bilgi verilmemesi metnin yeniden ele alınması noktasında çıkış noktamız olmuştur Bunların yanı sıra ilgili çalışmada eserin ikinci baskısı esas alındığı için ilk baskıda yer alan bazı kısımların eksik olduğu tespit edilmiş bu kısımlar da okunarak Ek olarak çalışma sonunda verilmiştir Siyasi hukuki bürokratik tarihî ve ilmî yönleri ile bir devre yön veren simalardan biri olan İbrahim Hakkı Paşa ve eserinin bir bütün olarak ele alındığı bu çalışma ile hukuk tarihimiz için kaynak bir eser okuyucu ile buluşturulmuş olacaktır Eserin sonuna metinden istifadeyi kolaylaştırabilmek adına yayım öncesi Özel Adlar Yer Adları ve Kavramlar Dizini eklenilecektir

Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları
İbrahim Hakkı Paşa Mekteb i Mülkiyeyi aliyyü l âlâ derecesiyle bitirmiş ve 1882 yılında mezun olmuştur Önce Hariciye Tahrîrat Kalemine bir yıl sonra ise Mâbeyin mütercimliğine Fransızca tayin edilmiştir Bu görev uhdesinde bırakılmak kaydıyla bir süre sonra Bâb ı âlî hukuk müşavirliği görevini de yürütmeye başlamıştır Hukuk müşavirliği görevi İbrahim Hakkı nın devletin merkez teşkilatında tanınmaya başlamasının ilk adımı olmuştur Hukuki ihtilaflar karşısında ortaya koyduğu isabetli tahlil ve yaklaşımlar onun tanınmasını ve kendisine itibar edilmesini sağlamış olup devletin merkez teşkilatında Padişah ve Sadrazam ın dikkatini çekmeye başlamıştır Devlet adamı olarak İbrahim Hakkı Paşa sırasıyla Maarif Nazırlığı Dâhiliye Nazırlığı Roma Büyükelçiliği Sadrazamlık Bir süre Hariciye Nazırlığı görevini de aynı anda uhdesine almıştır ile Berlin Büyükelçiliği görevlerini üstlenmiştir Hukuk müşavirliği ve ilmi hayatta gösterdiği üstün performansını devlet adamlığında gösteremediği hatta devlet yönetiminde ciddi hatalar yaptığı gerekçesiyle oldukça sert eleştirilere muhatap olmuştur Sadrazam olduğunda hükümet programını adl ü ihsan olarak belirlemiş ve bu politika ile özdeşleşmiştir Bir süre sonra içerde adl ü ihsan politikasını hayata geçiremediği gerekçesiyle eleştirilen İbrahim Hakkı Paşa dış politika konusunda da Kiliseler Kanunu ve Trablusgarp Meselesi başta olmak üzere ciddi eleştirilerin hedefi haline gelmiş olup ilmi alanda elde ettiği başarıyı devlet hayatına yansıtamamıştır Hatta Trablusgarp Savaşında işgale zemin hazırlayan sebeplere yol açtığı gerekçesiyle vatan haini suçlamasıyla Divân ı Âlî de yargılanması talep edilmiştir İlmî yönü oldukça kuvvetli olan İbrahim Hakkı Paşa 19 yüzyılın sonunda kendinden bahsedilen Osmanlı aydınları arasında yer almıştır Hukukçuluğuna ilaveten tarihçi yönü de söz konusudur Ancak her ne kadar Târih i Umûmî ve Muhtasar İslam Tarihi gibi kitaplar kaleme alsa da İbnülemin Mahmud Kemal in de ifade ettiği üzere tarihçilik noktasında hukukçuluğu kadar mütehassıs değildir Devletlerarası hukuk üzerine yazdığı Hukûk ı Düvel Medhal i Hukûk ı Beyne d düvel Târih i Hukûk ı Beyne d düvel ve idare hukuku üzerine yazdığı Hukûk ı İdâre eserleriyle ön plandadır Hukûk ı İdare Türkiye de kaleme alınmış ilk idare hukuku kitabıdır Beş kısım ve 18 fasıldan oluşan bu eser Maârif Nezaretinin talebi üzerine Mekteb i Hukûk ı Şahane ve Mekteb i Mülkiye de ders kitabı olarak okutulmuştur Eserin yazılış amacı alandaki ders kitabı ihtiyacını karşılamak ve devletin hukuk bilen bürokrat açığını kapatmaktır Eserde Fransız etkisi kendisini gösterir Eser hakkında değerlendirme yapılırken bugünden bakışla anakronizme düşülmemelidir Eser kendisinden sonra yazılan diğer çalışmalara kaynaklık yapmış onları yöntem ve içerik açısından etkilemiştir Çalışmamızın Giriş bölümünde İbrahim Hakkı Paşa nın hayatı şahsiyeti ve ilmî yönü genişçe ele alınmış daha sonra Hukûk ı İdâre adlı eserinin transliterasyonu yapılmıştır Transliterasyon yapılırken ana metne sadık kalınmış bununla birlikte metinde anlaşılamayacağı düşünülen kelimelerin ilk geçtiği yerde anlamları verilmiştir Bu kelimeler daha sonra toplu olarak çalışmanın sonundaki Sözlükçe de bir araya getirilmiştir Hukûk ı İdâre üzerine daha önce bir çalışma yapılmış olsa da metnin esasına tesir edecek bazı okuma hataları ile eser ve müellifi üzerine yüzeysel olsa dahi herhangi bir bilgi verilmemesi metnin yeniden ele alınması noktasında çıkış noktamız olmuştur Bunların yanı sıra ilgili çalışmada eserin ikinci baskısı esas alındığı için ilk baskıda yer alan bazı kısımların eksik olduğu tespit edilmiş bu kısımlar da okunarak Ek olarak çalışma sonunda verilmiştir Siyasi hukuki bürokratik tarihî ve ilmî yönleri ile bir devre yön veren simalardan biri olan İbrahim Hakkı Paşa ve eserinin bir bütün olarak ele alındığı bu çalışma ile hukuk tarihimiz için kaynak bir eser okuyucu ile buluşturulmuş olacaktır Eserin sonuna metinden istifadeyi kol

Atatürk Araştırma Merkezi
İbrahim Hakkı Paşa Mekteb i Mülkiyeyi aliyyü l âlâ derecesiyle bitirmiş ve 1882 yılında mezun olmuştur Önce Hariciye Tahrîrat Kalemine bir yıl sonra ise Mâbeyin mütercimliğine Fransızca tayin edilmiştir Bu görev uhdesinde bırakılmak kaydıyla bir süre sonra Bâb ı âlî hukuk müşavirliği görevini de yürütmeye başlamıştır Hukuk müşavirliği görevi İbrahim Hakkı nın devletin merkez teşkilatında tanınmaya başlamasının ilk adımı olmuştur Hukuki ihtilaflar karşısında ortaya koyduğu isabetli tahlil ve yaklaşımlar onun tanınmasını ve kendisine itibar edilmesini sağlamış olup devletin merkez teşkilatında Padişah ve Sadrazam ın dikkatini çekmeye başlamıştır Devlet adamı olarak İbrahim Hakkı Paşa sırasıyla Maarif Nazırlığı Dâhiliye Nazırlığı Roma Büyükelçiliği Sadrazamlık Bir süre Hariciye Nazırlığı görevini de aynı anda uhdesine almıştır ile Berlin Büyükelçiliği görevlerini üstlenmiştir Hukuk müşavirliği ve ilmi hayatta gösterdiği üstün performansını devlet adamlığında gösteremediği hatta devlet yönetiminde ciddi hatalar yaptığı gerekçesiyle oldukça sert eleştirilere muhatap olmuştur Sadrazam olduğunda hükümet programını adl ü ihsan olarak belirlemiş ve bu politika ile özdeşleşmiştir Bir süre sonra içerde adl ü ihsan politikasını hayata geçiremediği gerekçesiyle eleştirilen İbrahim Hakkı Paşa dış politika konusunda da Kiliseler Kanunu ve Trablusgarp Meselesi başta olmak üzere ciddi eleştirilerin hedefi haline gelmiş olup ilmi alanda elde ettiği başarıyı devlet hayatına yansıtamamıştır Hatta Trablusgarp Savaşında işgale zemin hazırlayan sebeplere yol açtığı gerekçesiyle vatan haini suçlamasıyla Divân ı Âlî de yargılanması talep edilmiştir İlmî yönü oldukça kuvvetli olan İbrahim Hakkı Paşa 19 yüzyılın sonunda kendinden bahsedilen Osmanlı aydınları arasında yer almıştır Hukukçuluğuna ilaveten tarihçi yönü de söz konusudur Ancak her ne kadar Târih i Umûmî ve Muhtasar İslam Tarihi gibi kitaplar kaleme alsa da İbnülemin Mahmud Kemal in de ifade ettiği üzere tarihçilik noktasında hukukçuluğu kadar mütehassıs değildir Devletlerarası hukuk üzerine yazdığı Hukûk ı Düvel Medhal i Hukûk ı Beyne d düvel Târih i Hukûk ı Beyne d düvel ve idare hukuku üzerine yazdığı Hukûk ı İdâre eserleriyle ön plandadır Hukûk ı İdare Türkiye de kaleme alınmış ilk idare hukuku kitabıdır Beş kısım ve 18 fasıldan oluşan bu eser Maârif Nezaretinin talebi üzerine Mekteb i Hukûk ı Şahane ve Mekteb i Mülkiye de ders kitabı olarak okutulmuştur Eserin yazılış amacı alandaki ders kitabı ihtiyacını karşılamak ve devletin hukuk bilen bürokrat açığını kapatmaktır Eserde Fransız etkisi kendisini gösterir Eser hakkında değerlendirme yapılırken bugünden bakışla anakronizme düşülmemelidir Eser kendisinden sonra yazılan diğer çalışmalara kaynaklık yapmış onları yöntem ve içerik açısından etkilemiştir Çalışmamızın Giriş bölümünde İbrahim Hakkı Paşa nın hayatı şahsiyeti ve ilmî yönü genişçe ele alınmış daha sonra Hukûk ı İdâre adlı eserinin transliterasyonu yapılmıştır Transliterasyon yapılırken ana metne sadık kalınmış bununla birlikte metinde anlaşılamayacağı düşünülen kelimelerin ilk geçtiği yerde anlamları verilmiştir Bu kelimeler daha sonra toplu olarak çalışmanın sonundaki Sözlükçe de bir araya getirilmiştir Hukûk ı İdâre üzerine daha önce bir çalışma yapılmış olsa da metnin esasına tesir edecek bazı okuma hataları ile eser ve müellifi üzerine yüzeysel olsa dahi herhangi bir bilgi verilmemesi metnin yeniden ele alınması noktasında çıkış noktamız olmuştur Bunların yanı sıra ilgili çalışmada eserin ikinci baskısı esas alındığı için ilk baskıda yer alan bazı kısımların eksik olduğu tespit edilmiş bu kısımlar da okunarak Ek olarak çalışma sonunda verilmiştir Siyasi hukuki bürokratik tarihî ve ilmî yönleri ile bir devre yön veren simalardan biri olan İbrahim Hakkı Paşa ve eserinin bir bütün olarak ele alındığı bu çalışma ile hukuk tarihimiz için kaynak bir eser okuyucu ile buluşturulmuş olacaktır Eserin sonuna metinden istifadeyi kolaylaştırabilmek adına yayım öncesi Özel Adlar Yer Adları ve Kavramlar Dizini eklenilecektir