İhanetin Yedi Eli — Mehmet Özgen

İhanetin Yedi Eli
Mehmet ÖzgenLa Kitap
İhanetin Yedi Eli
Mehmet ÖzgenYaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an Tanıtım Bülteninden

La Kitap
Yaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an

La Kitap
Yaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an

La Kitap
Mehmet Özgen tarafından kaleme alınan İhanetin Yedi Eli La Kitap eseri olarak okurlarla buluşuyor İhanetin Yedi Eli Mehmet Özgen Kitap Özeti Yaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an Yayınevi La Kitap Yazar Mehmet Özgen Sayfa 117 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Aralık 2024 Barkod 9786052262924 Kategori Anı Mektup Günlük Öykü

La Kitap
Yaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an

La Kitap
Yaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an

LA KİTAP
Yaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an

La Kitap
Yaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an

La Kitap
Yaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an Tanıtım Bülteninden

La Kitap Yayınları
Yaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

La Kitap
Yaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an

La Kitap
Yaşamak hiçlikte yürümektir bu hiçliği bozarak biçim vererek anlam vererek ruh vererek ona Yokluğun payını azaltarak kurulur hayat Yokluğu ya da hiçliği unutmak için ya da hiçliği aşma avuntusunu verecek izler bırakmak için geçtiği yerde salyasını akıtan buradan o geçti dedirten bir salyangoz gibi Ve kendi dalga boyunda uzun görünen bu yürüyüşte yalnız olmadığını bilmektir yaşamak ve de paylaşmaktır bu yüzden Ama o bir an geldiğinde yani en paylaşımsız o en yalnız ve meşum an yürünen yolda hiçlik bütün çıplaklığı ile suretsiz varlığını hissettirir boş bakışlarda kendini gösterir mutlak bir yalnızlık doldurur yüreğini Yüreğin üşür yalnızlıktan Ölüm soğuğu gibi bir üşüme Sanki bir evren bir de sen varsındır ve onun içinde tek başına yapayalnızsındır Büyük bir yıkım olmuş ve her şey bir sessizliğe gömülmüştür Issız bir çölde yürür gibi mutlak bir yalnızlığın kum fırtınalarının uğultusunu duyarsın yalnızca Bütün sesler o fırtınanın sesi gibidir bütün canlar kum taneleri Âdeta hidrojen bombasının temiz ölümü ile bütün bedenlerden can çekilmiş insan çokluğunda yaşam bitmiş çölleşmiş gibidir Tüm farklılıklar özgülükler silinmiş bireyler eş biçimlileşmiş yeryüzü bütün canlı renklerini tüketerek tek renge bürünmüştür âdeta Çokluk sanki bir anlamsızlık yığını gibi dikilivermiştir karşına O an yalnızlığın mutlaklaştığı andır Uzay boşluğundaymış gibi bütün renkler bütün farklı sesler sevgiler aşklar arkadaşlıklar dostluklar kavgalar yıldızlar kadar uzaktır sana Duygular okyanusunun son damlasının da buharlaştığı andır o an