İhvan ı Safa Risaleleri Cilt 2 — Kolektif

İhvan ı Safa Risaleleri Cilt 2
Kolektif
Ayrıntı Yayınları
İhvan ı Safa Risaleleri Cilt 2
Kolektif
İhvân ı Safâ grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvân ı Safâ onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risâleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvân ı Safâ yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvân ı Safâ Risâleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cilâ şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helâk eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçeye çevrilen Risâleler beş cilt olarak yayımlanacaktır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden

Ayrıntı Yayınları
İhvân ı Safâ grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvân ı Safâ onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risâleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvân ı Safâ yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvân ı Safâ Risâleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cilâ şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helâk eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçeye çevrilen Risâleler beş cilt olarak yayımlanacaktır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden Tanıtım Bülteninden

Ayrıntı Yayınları
İhvân ı Safâ grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvân ı Safâ onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risâleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvân ı Safâ yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvân ı Safâ Risâleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cilâ şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helâk eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçeye çevrilen Risâleler beş cilt olarak yayımlanacaktır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden Tanıtım Bülteninden

Ayrıntı Yayınları
İhvan ı safa Risaleleri nin bu cildinde değişik yönleriyle Cisimsel Doğal Bilimler üzerinde durulmaktadır Doğal bilimlerin kendi ilgi ve çalışma alanları dahilinde olduğu ifade edilerek bu bilimlerin temelini madde suret hareket zaman mekan ve bunların birbiriyle ilişkisinin oluşturduğu hatırlatılmaktadır Birinci risalede bu beş temel unsur değişik açılardan ele alınmaktadır İkinci risale ahlakın olgunlaştırılması konusunda sema ve alem adını taşımaktadır Burada hava ateş toprak ve su gibi kadim felsefede evreni oluşturduğu düşünülen dört ana unsur anasır ı erba a üzerinde durulmaktadır Burada insan ve evren arasında çok yönlü bir karşılaştırma yapılarak evrenin insanın büyütülmüş hali olduğu ileri sürülmektedir Ayrıca kürelerin oluşumuna da geniş yer verilir Oluş ve bozuluş adını taşıyan üçüncü risalede ay altı alemdeki doğal cisimler bunların sayıları düzenleri gibi konular ele alınır Burada cennet ve cehennemin mahiyeti hakkında ilginç yaklaşımlar sergilenir Cennetin ruhlar alemi olduğu cehennemin ise devamlı oluş ve bozuluşa uğrayan ay altı alemdeki cicimler alemi olduğu iddia edilir Dördüncü risalede meteoroloji üzerinde durulmakta ve meteorolojik olaylar özellikle sıcaklık ve soğukluk değişik yönlerden ele alınmaktadır Burada yağmurun gökteki bir denizden aktığı şeklindeki iddianın asılsızlığı ortaya konulmaktadır Maddenin oluşumunu ele alan beşinci risalede maddeyi oluşturan tasarlayan ve biçimlendiren gücün Tanrı olduğu hatırlatılmaktadır Altıncı risalede tabiatın mahiyeti üzerinde durulmaktadır Tabiatın külli feleki nefsin gücü olduğu ve bu gücün ay altı alemdeki bütün cisimlere nüfuz ettiği ifade edilmektedir Gezegenlerin sınırları ayrı ayrı ele alınmaktadır Bitkilere ayrılan yedinci risalenin amacı bitki cinslerini onların yaratılma ve gelişme niteliklerini göstermek yine onların şekil renk tat ve koku açısından çeşitli türlere ayrılmasının yapraklarının çiçeklerinin tohumlarının çekirdeklerinin büyümelerinin köklerinin dallarının ve gövdelerinin farklı olmasının sebeplerini ortaya koymaktır Sekizinci risale doğal cisimlerden sayılan hayvanlar hayvan türleri ve yaratılış şekillerine tahsis edilmiştir Bu risalede hayvanların yaratılış şekli oluşum gelişim ve büyümelerinin başlangıcı cinslerinin miktarı türleri tabiatları özellikleri ve huy farklılıklarından bir kısmını anlatmak ve son hayvan mertebesinin ilk insan mertebesine ve son insan mertebesinin hava felekler ve gök tabakaları sakinleri olan meleklerin ilk tabakasına bitişik olduğu üzerinde durulmaktadır Burada insan ve hayvan arasındaki ilişkiler anlatılırken neredeyse bütün hayvanlar konuşturularak ilginç fabıllara yer verilmektedir Dokuzuncu risale insan bedeninin oluşum ve gelişim serüvenini ele almaktadır Bu risalenin amacı canlıların cinslerini kaç çeşit olduklarını görünüş ve tabiatlarının farklı farklı oluşlarını açıklamaktır Duyu ve duyum konusuna ayrılan onuncu risalede duyu organları ve fonksiyonları üzerinde durulmakta bilgi kaynakları üçle sınırlanarak bunların beş duyu akıl ve burhan yolu olduğu anlatılmaktadır İlk iki yolun bütün insanlara üçüncü yolun ise özel insanlara ait olduğu belirtilmektedir Spermin ana rahmine düşmesine ayrılan onbirinci risalede yedi yıldızın nutfeye sperm ve cenine etkilerini adım adım ay ay anlatılmaktadır İnsanın küçük evren olduğu tezinin işlendiği onikinci risalede insandaki bütün özelliklerin evrende var olduğu iddia edilerek birebir karşılaştırmalar yapılmaktadır

Ayrıntı Yayınları
çev. Prof. Dr. Abdullah Kahraman, Prof. Dr. Metin Özdemir, Doç. Dr. Murat Demirkol, Doç. Dr. Mehmet Vural, Doç. Dr. M. Kazım Arıcan, Yrd. Doç. Dr. Salih Aydın, İbrahim Türkoğlu
İhvân ı Safâ grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvân ı Safâ onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risâleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvân ı Safâ yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvân ı Safâ Risâleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cilâ şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helâk eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçe ye çevrilen Risâleler beş cilt olarak yayımlanacaktır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden

Ayrıntı Yayınları
İhvân ı Safâ grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvân ı Safâ onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risâleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvân ı Safâ yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvân ı Safâ Risâleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cilâ şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helâk eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçe ye çevrilen Risâleler beş cilt olarak yayımlanacaktır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden

Ayrıntı Yayınları
çev. İsmail Çalışkan, Abdullah Kahraman
İhvan ı safa Risaleleri nin bu cildinde değişik yönleriyle Cisimsel Doğal Bilimler üzerinde durulmaktadır Doğal bilimlerin kendi ilgi ve çalışma alanları dahilinde olduğu ifade edilerek bu bilimlerin temelini madde suret hareket zaman mekan ve bunların birbiriyle ilişkisinin oluşturduğu hatırlatılmaktadır Birinci risalede bu beş temel unsur değişik açılardan ele alınmaktadır İkinci risale ahlakın olgunlaştırılması konusunda sema ve alem adını taşımaktadır Burada hava ateş toprak ve su gibi kadim felsefede evreni oluşturduğu düşünülen dört ana unsur anasır ı erba a üzerinde durulmaktadır Burada insan ve evren arasında çok yönlü bir karşılaştırma yapılarak evrenin insanın büyütülmüş hali olduğu ileri sürülmektedir Ayrıca kürelerin oluşumuna da geniş yer verilir Oluş ve bozuluş adını taşıyan üçüncü risalede ay altı alemdeki doğal cisimler bunların sayıları düzenleri gibi konular ele alınır Burada cennet ve cehennemin mahiyeti hakkında ilginç yaklaşımlar sergilenir Cennetin ruhlar alemi olduğu cehennemin ise devamlı oluş ve bozuluşa uğrayan ay altı alemdeki cicimler alemi olduğu iddia edilir Dördüncü risalede meteoroloji üzerinde durulmakta ve meteorolojik olaylar özellikle sıcaklık ve soğukluk değişik yönlerden ele alınmaktadır Burada yağmurun gökteki bir denizden aktığı şeklindeki iddianın asılsızlığı ortaya konulmaktadır Maddenin oluşumunu ele alan beşinci risalede maddeyi oluşturan tasarlayan ve biçimlendiren gücün Tanrı olduğu hatırlatılmaktadır Altıncı risalede tabiatın mahiyeti üzerinde durulmaktadır Tabiatın külli feleki nefsin gücü olduğu ve bu gücün ay altı alemdeki bütün cisimlere nüfuz ettiği ifade edilmektedir Gezegenlerin sınırları ayrı ayrı ele alınmaktadır Bitkilere ayrılan yedinci risalenin amacı bitki cinslerini onların yaratılma ve gelişme niteliklerini göstermek yine onların şekil renk tat ve koku açısından çeşitli türlere ayrılmasının yapraklarının çiçeklerinin tohumlarının çekirdeklerinin büyümelerinin köklerinin dallarının ve gövdelerinin farklı olmasının sebeplerini ortaya koymaktır Sekizinci risale doğal cisimlerden sayılan hayvanlar hayvan türleri ve yaratılış şekillerine tahsis edilmiştir Bu risalede hayvanların yaratılış şekli oluşum gelişim ve büyümelerinin başlangıcı cinslerinin miktarı türleri tabiatları özellikleri ve huy farklılıklarından bir kısmını anlatmak ve son hayvan mertebesinin ilk insan mertebesine ve son insan mertebesinin hava felekler ve gök tabakaları sakinleri olan meleklerin ilk tabakasına bitişik olduğu üzerinde durulmaktadır Burada insan ve hayvan arasındaki ilişkiler anlatılırken neredeyse bütün hayvanlar konuşturularak ilginç fabıllara yer verilmektedir Dokuzuncu risale insan bedeninin oluşum ve gelişim serüvenini ele almaktadır Bu risalenin amacı canlıların cinslerini kaç çeşit olduklarını görünüş ve tabiatlarının farklı farklı oluşlarını açıklamaktır Duyu ve duyum konusuna ayrılan onuncu risalede duyu organları ve fonksiyonları üzerinde durulmakta bilgi kaynakları üçle sınırlanarak bunların beş duyu akıl ve burhan yolu olduğu anlatılmaktadır İlk iki yolun bütün insanlara üçüncü yolun ise özel insanlara ait olduğu belirtilmektedir Spermin ana rahmine düşmesine ayrılan onbirinci risalede yedi yıldızın nutfeye sperm ve cenine etkilerini adım adım ay ay anlatılmaktadır İnsanın küçük evren olduğu tezinin işlendiği onikinci risalede insandaki bütün özelliklerin evrende var olduğu iddia edilerek birebir karşılaştırmalar yapılmaktadır İnce Kapak Sayfa Sayısı 336Baskı Yılı 2013e Kitap Sayfa Sayısı 371Baskı Yılı 2013Dili TürkçeYayınevi Ayrıntı Yayınları

Ayrıntı Yayınları
İhvan ı safa Risaleleri nin bu cildinde değişik yönleriyle Cisimsel Doğal Bilimler üzerinde durulmaktadır Doğal bilimlerin kendi ilgi ve çalışma alanları dahilinde olduğu ifade edilerek bu bilimlerin temelini madde suret hareket zaman mekan ve bunların birbiriyle ilişkisinin oluşturduğu hatırlatılmaktadır Birinci risalede bu beş temel unsur değişik açılardan ele alınmaktadır İkinci risale ahlakın olgunlaştırılması konusunda sema ve alem adını taşımaktadır Burada hava ateş toprak ve su gibi kadim felsefede evreni oluşturduğu düşünülen dört ana unsur anasır ı erba a üzerinde durulmaktadır Burada insan ve evren arasında çok yönlü bir karşılaştırma yapılarak evrenin insanın büyütülmüş hali olduğu ileri sürülmektedir Ayrıca kürelerin oluşumuna da geniş yer verilir Oluş ve bozuluş adını taşıyan üçüncü risalede ay altı alemdeki doğal cisimler bunların sayıları düzenleri gibi konular ele alınır Burada cennet ve cehennemin mahiyeti hakkında ilginç yaklaşımlar sergilenir Cennetin ruhlar alemi olduğu cehennemin ise devamlı oluş ve bozuluşa uğrayan ay altı alemdeki cicimler alemi olduğu iddia edilir Dördüncü risalede meteoroloji üzerinde durulmakta ve meteorolojik olaylar özellikle sıcaklık ve soğukluk değişik yönlerden ele alınmaktadır Burada yağmurun gökteki bir denizden aktığı şeklindeki iddianın asılsızlığı ortaya konulmaktadır Maddenin oluşumunu ele alan beşinci risalede maddeyi oluşturan tasarlayan ve biçimlendiren gücün Tanrı olduğu hatırlatılmaktadır Altıncı risalede tabiatın mahiyeti üzerinde durulmaktadır Tabiatın külli feleki nefsin gücü olduğu ve bu gücün ay altı alemdeki bütün cisimlere nüfuz ettiği ifade edilmektedir Gezegenlerin sınırları ayrı ayrı ele alınmaktadır Bitkilere ayrılan yedinci risalenin amacı bitki cinslerini onların yaratılma ve gelişme niteliklerini göstermek yine onların şekil renk tat ve koku açısından çeşitli türlere ayrılmasının yapraklarının çiçeklerinin tohumlarının çekirdeklerinin büyümelerinin köklerinin dallarının ve gövdelerinin farklı olmasının sebeplerini ortaya koymaktır Sekizinci risale doğal cisimlerden sayılan hayvanlar hayvan türleri ve yaratılış şekillerine tahsis edilmiştir Bu risalede hayvanların yaratılış şekli oluşum gelişim ve büyümelerinin başlangıcı cinslerinin miktarı türleri tabiatları özellikleri ve huy farklılıklarından bir kısmını anlatmak ve son hayvan mertebesinin ilk insan mertebesine ve son insan mertebesinin hava felekler ve gök tabakaları sakinleri olan meleklerin ilk tabakasına bitişik olduğu üzerinde durulmaktadır Burada insan ve hayvan arasındaki ilişkiler anlatılırken neredeyse bütün hayvanlar konuşturularak ilginç fabıllara yer verilmektedir Dokuzuncu risale insan bedeninin oluşum ve gelişim serüvenini ele almaktadır Bu risalenin amacı canlıların cinslerini kaç çeşit olduklarını görünüş ve tabiatlarının farklı farklı oluşlarını açıklamaktır Duyu ve duyum konusuna ayrılan onuncu risalede duyu organları ve fonksiyonları üzerinde durulmakta bilgi kaynakları üçle sınırlanarak bunların beş duyu akıl ve burhan yolu olduğu anlatılmaktadır İlk iki yolun bütün insanlara üçüncü yolun ise özel insanlara ait olduğu belirtilmektedir Spermin ana rahmine düşmesine ayrılan onbirinci risalede yedi yıldızın nutfeye sperm ve cenine etkilerini adım adım ay ay anlatılmaktadır İnsanın küçük evren olduğu tezinin işlendiği onikinci risalede insandaki bütün özelliklerin evrende var olduğu iddia edilerek birebir karşılaştırmalar yapılmaktadır İnce Kapak Sayfa Sayısı 336 Baskı Yılı 2013 e Kitap Sayfa Sayısı 371 Baskı Yılı 2013 Dili Türkçe Yayınevi Ayrıntı Yayınları

Ayrıntı Yayınları
İhvân ı Safâ grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvân ı Safâ onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risâleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvân ı Safâ yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvân ı Safâ Risâleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cilâ şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helâk eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçeye çevrilen Risâleler beş cilt olarak yayımlanacaktır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden

Ayrıntı Yayınları
İhvân ı Safâ grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvân ı Safâ onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risâleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvân ı Safâ yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvân ı Safâ Risâleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cilâ şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helâk eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçe ye çevrilen Risâleler beş ciltte toplanmıştır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden Çevirmenler Prof Dr Abdullah Kahraman Prof Dr Ali Durusoy Prof Dr Metin Özdemir Doç Dr Murat Demirkol Doç Dr Mehmet Vural Yrd Doç Dr Muhammed Fatih Kılıç Arş Gör Tahsin Yurttaş Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 336 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Ayrıntı Yayınları

Ayrıntı
İhvân ı Safâ grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvân ı Safâ onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risâleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvân ı Safâ yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvân ı Safâ Risâleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cilâ şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helâk eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçe ye çevrilen Risâleler beş cilt olarak yayımlanacaktır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden

Ayrıntı Yayınları
çev. Prof. Dr. Abdullah Kahraman, Prof. Dr. İsmail Çalışkan, Doç. Dr. Enver Uysal, Yrd. Doç. Dr. Ali Avcu, Yrd. Doç. Dr. Murat Demirkol, Arş. Gör. Kamuran Gökdağ, Elmin Aliyev
İhvan ı safa Risaleleri nin bu cildinde değişik yönleriyle Cisimsel Doğal Bilimler üzerinde durulmaktadır Doğal bilimlerin kendi ilgi ve çalışma alanları dahilinde olduğu ifade edilerek bu bilimlerin temelini madde suret hareket zaman mekan ve bunların birbiriyle ilişkisinin oluşturduğu hatırlatılmaktadır Birinci risalede bu beş temel unsur değişik açılardan ele alınmaktadır İkinci risale ahlakın olgunlaştırılması konusunda sema ve alem adını taşımaktadır Burada hava ateş toprak ve su gibi kadim felsefede evreni oluşturduğu düşünülen dört ana unsur anasır ı erba a üzerinde durulmaktadır Burada insan ve evren arasında çok yönlü bir karşılaştırma yapılarak evrenin insanın büyütülmüş hali olduğu ileri sürülmektedir Ayrıca kürelerin oluşumuna da geniş yer verilir Oluş ve bozuluş adını taşıyan üçüncü risalede ay altı alemdeki doğal cisimler bunların sayıları düzenleri gibi konular ele alınır Burada cennet ve cehennemin mahiyeti hakkında ilginç yaklaşımlar sergilenir Cennetin ruhlar alemi olduğu cehennemin ise devamlı oluş ve bozuluşa uğrayan ay altı alemdeki cicimler alemi olduğu iddia edilir Dördüncü risalede meteoroloji üzerinde durulmakta ve meteorolojik olaylar özellikle sıcaklık ve soğukluk değişik yönlerden ele alınmaktadır Burada yağmurun gökteki bir denizden aktığı şeklindeki iddianın asılsızlığı ortaya konulmaktadır Maddenin oluşumunu ele alan beşinci risalede maddeyi oluşturan tasarlayan ve biçimlendiren gücün Tanrı olduğu hatırlatılmaktadır Altıncı risalede tabiatın mahiyeti üzerinde durulmaktadır Tabiatın külli feleki nefsin gücü olduğu ve bu gücün ay altı alemdeki bütün cisimlere nüfuz ettiği ifade edilmektedir Gezegenlerin sınırları ayrı ayrı ele alınmaktadır Bitkilere ayrılan yedinci risalenin amacı bitki cinslerini onların yaratılma ve gelişme niteliklerini göstermek yine onların şekil renk tat ve koku açısından çeşitli türlere ayrılmasının yapraklarının çiçeklerinin tohumlarının çekirdeklerinin büyümelerinin köklerinin dallarının ve gövdelerinin farklı olmasının sebeplerini ortaya koymaktır Sekizinci risale doğal cisimlerden sayılan hayvanlar hayvan türleri ve yaratılış şekillerine tahsis edilmiştir Bu risalede hayvanların yaratılış şekli oluşum gelişim ve büyümelerinin başlangıcı cinslerinin miktarı türleri tabiatları özellikleri ve huy farklılıklarından bir kısmını anlatmak ve son hayvan mertebesinin ilk insan mertebesine ve son insan mertebesinin hava felekler ve gök tabakaları sakinleri olan meleklerin ilk tabakasına bitişik olduğu üzerinde durulmaktadır Burada insan ve hayvan arasındaki ilişkiler anlatılırken neredeyse bütün hayvanlar konuşturularak ilginç fabıllara yer verilmektedir Dokuzuncu risale insan bedeninin oluşum ve gelişim serüvenini ele almaktadır Bu risalenin amacı canlıların cinslerini kaç çeşit olduklarını görünüş ve tabiatlarının farklı farklı oluşlarını açıklamaktır Duyu ve duyum konusuna ayrılan onuncu risalede duyu organları ve fonksiyonları üzerinde durulmakta bilgi kaynakları üçle sınırlanarak bunların beş duyu akıl ve burhan yolu olduğu anlatılmaktadır İlk iki yolun bütün insanlara üçüncü yolun ise özel insanlara ait olduğu belirtilmektedir Spermin ana rahmine düşmesine ayrılan onbirinci risalede yedi yıldızın nutfeye sperm ve cenine etkilerini adım adım ay ay anlatılmaktadır İnsanın küçük evren olduğu tezinin işlendiği onikinci risalede insandaki bütün özelliklerin evrende var olduğu iddia edilerek birebir karşılaştırmalar yapılmaktadır

Ayrıntı Yayınları
İhvan ı safa Risaleleri nin bu cildinde değişik yönleriyle Cisimsel Doğal Bilimler üzerinde durulmaktadır Doğal bilimlerin kendi ilgi ve çalışma alanları dahilinde olduğu ifade edilerek bu bilimlerin temelini madde suret hareket zaman mekan ve bunların birbiriyle ilişkisinin oluşturduğu hatırlatılmaktadır Birinci risalede bu beş temel unsur değişik açılardan ele alınmaktadır İkinci risale ahlakın olgunlaştırılması konusunda sema ve alem adını taşımaktadır Burada hava ateş toprak ve su gibi kadim felsefede evreni oluşturduğu düşünülen dört ana unsur anasır ı erba a üzerinde durulmaktadır Burada insan ve evren arasında çok yönlü bir karşılaştırma yapılarak evrenin insanın büyütülmüş hali olduğu ileri sürülmektedir Ayrıca kürelerin oluşumuna da geniş yer verilir Oluş ve bozuluş adını taşıyan üçüncü risalede ay altı alemdeki doğal cisimler bunların sayıları düzenleri gibi konular ele alınır Burada cennet ve cehennemin mahiyeti hakkında ilginç yaklaşımlar sergilenir Cennetin ruhlar alemi olduğu cehennemin ise devamlı oluş ve bozuluşa uğrayan ay altı alemdeki cicimler alemi olduğu iddia edilir Dördüncü risalede meteoroloji üzerinde durulmakta ve meteorolojik olaylar özellikle sıcaklık ve soğukluk değişik yönlerden ele alınmaktadır Burada yağmurun gökteki bir denizden aktığı şeklindeki iddianın asılsızlığı ortaya konulmaktadır Maddenin oluşumunu ele alan beşinci risalede maddeyi oluşturan tasarlayan ve biçimlendiren gücün Tanrı olduğu hatırlatılmaktadır Altıncı risalede tabiatın mahiyeti üzerinde durulmaktadır Tabiatın külli feleki nefsin gücü olduğu ve bu gücün ay altı alemdeki bütün cisimlere nüfuz ettiği ifade edilmektedir Gezegenlerin sınırları ayrı ayrı ele alınmaktadır Bitkilere ayrılan yedinci risalenin amacı bitki cinslerini onların yaratılma ve gelişme niteliklerini göstermek yine onların şekil renk tat ve koku açısından çeşitli türlere ayrılmasının yapraklarının çiçeklerinin tohumlarının çekirdeklerinin büyümelerinin köklerinin dallarının ve gövdelerinin farklı olmasının sebeplerini ortaya koymaktır Sekizinci risale doğal cisimlerden sayılan hayvanlar hayvan türleri ve yaratılış şekillerine tahsis edilmiştir Bu risalede hayvanların yaratılış şekli oluşum gelişim ve büyümelerinin başlangıcı cinslerinin miktarı türleri tabiatları özellikleri ve huy farklılıklarından bir kısmını anlatmak ve son hayvan mertebesinin ilk insan mertebesine ve son insan mertebesinin hava felekler ve gök tabakaları sakinleri olan meleklerin ilk tabakasına bitişik olduğu üzerinde durulmaktadır Burada insan ve hayvan arasındaki ilişkiler anlatılırken neredeyse bütün hayvanlar konuşturularak ilginç fabıllara yer verilmektedir Dokuzuncu risale insan bedeninin oluşum ve gelişim serüvenini ele almaktadır Bu risalenin amacı canlıların cinslerini kaç çeşit olduklarını görünüş ve tabiatlarının farklı farklı oluşlarını açıklamaktır Duyu ve duyum konusuna ayrılan onuncu risalede duyu organları ve fonksiyonları üzerinde durulmakta bilgi kaynakları üçle sınırlanarak bunların beş duyu akıl ve burhan yolu olduğu anlatılmaktadır İlk iki yolun bütün insanlara üçüncü yolun ise özel insanlara ait olduğu belirtilmektedir Spermin ana rahmine düşmesine ayrılan onbirinci risalede yedi yıldızın nutfeye sperm ve cenine etkilerini adım adım ay ay anlatılmaktadır İnsanın küçük evren olduğu tezinin işlendiği onikinci risalede insandaki bütün özelliklerin evrende var olduğu iddia edilerek birebir karşılaştırmalar yapılmaktadır

Ayrıntı Yayınları
çev. ,
İhvân ı Safâ grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvân ı Safâ onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risâleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvân ı Safâ yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvân ı Safâ Risâleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cilâ şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helâk eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçe ye çevrilen Risâleler beş ciltte toplanmıştır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden

Ayrıntı Yayınları
İhvan ı Safa grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvan ı Safa onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risaleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvan ı Safa yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvan ı Safa Risaleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cila şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helak eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçe ye çevrilen Risaleler beş ciltte toplanmıştır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden İhvan ı Safâ Risaleleri 5 cildin yayımlanmasıyla nihayet tamamlanıyor Bin yıldır Doğu dan Batı ya bütün düşünce dünyasını etkilemiş olan aynı zamanda bağnaz eğilimlerin hedefi olmaktan da kurtulamayan Risaleler bin yıl aradan sonra Türkçe de tam haliyle yayımlanmış oluyor Toplam 52 risaleyi kapsayan eserin bu son cildinde risalelerin genel bir değerlendirmesi ve özeti yer almaktadır İhvan ı Safa onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğindeki bu eserde matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler Burhan Sönmez Ayrıntı Yayınları Genel Yayın Yönetmeni

Ayrıntı Yayınları
çev. Kolektif
İhvân ı Safâ grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvân ı Safâ onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risâleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvân ı Safâ yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvân ı Safâ Risâleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cilâ şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helâk eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçeye çevrilen Risâleler beş ciltte toplanmıştır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden

Ayrıntı Yayınları
İhvan ı safa Risaleleri nin bu cildinde değişik yönleriyle Cisimsel Doğal Bilimler üzerinde duruluyor Doğal bilimlerin kendi ilgi ve çalışma alanları dahilinde olduğu ifade edilerek bu bilimlerin temelini madde suret hareket zaman mekân ve bunların birbiriyle ilişkisinin oluşturduğu hatırlatılıyor Birinci risalede sözü edilen bu beş temel unsur değişik açılardan ele alınıyor Ahlakın olgunlaştırılması konusunda sema ve âlem adını taşıyan ikinci risale hava ateş toprak ve su gibi kadim felsefede evreni oluşturduğu düşünülen dört ana unsur anasır ı erba a üzerinde duruyor Oluş ve bozuluş adını taşıyan üçüncü risalede ay altı âlemdeki doğal cisimler bunların sayıları düzenleri gibi konular ele alınır Burada cennet ve cehennemin mahiyeti hakkında ilginç yaklaşımlar sergilenirken cennetin ruhlar âlemi olduğu cehennemin ise devamlı oluş ve bozuluşa uğrayan ay altı alemdeki cisimler âlemi olduğu iddia ediliyor Meteoroloji üzerine olan dördüncü risalede meteorolojik olaylar özellikle sıcaklık ve soğukluk değişik yönlerden ele alınıyor Maddenin oluşumunu ele alan beşinci risalede maddeyi oluşturan tasarlayan ve biçimlendiren gücün Tanrı olduğu hatırlatılmaktadır Altıncı risalede tabiatın mahiyeti üzerinde durulmuştur Bitkilere ayrılan yedinci risalenin amacı bitki cinslerini onların yaratılma ve gelişme niteliklerini göstermek yine onların şekil renk tat ve koku açısından çeşitli türlere ayrılmasının sebeplerini yapraklarının çiçeklerinin tohumlarının çekirdeklerinin büyümelerinin köklerinin dallarının ve gövdelerinin farklı olmasının sebeplerini ortaya koymaktır Sekizinci risale doğal cisimlerden sayılan hayvanlar hayvan türleri ve yaratılış şekillerine tahsis edilmiştir Dokuzuncu risale insan bedeninin oluşum ve gelişim serüvenini ele almaktadır Bu risalenin amacı canlıların cinslerini kaç çeşit olduklarını görünüş ve tabiatlarının farklı farklı oluşlarını açıklamaktır Duyu ve duyum konusuna ayrılan onuncu risalede duy

Ayrıntı
İhvan ı safa Risaleleri nin bu cildinde değişik yönleriyle Cisimsel Doğal Bilimler üzerinde durulmaktadır Doğal bilimlerin kendi ilgi ve çalışma alanları dahilinde olduğu ifade edilerek bu bilimlerin temelini madde suret hareket zaman mekan ve bunların birbiriyle ilişkisinin oluşturduğu hatırlatılmaktadır Birinci risalede bu beş temel unsur değişik açılardan ele alınmaktadır İkinci risale ahlakın olgunlaştırılması konusunda sema ve alem adını taşımaktadır Burada hava ateş toprak ve su gibi kadim felsefede evreni oluşturduğu düşünülen dört ana unsur anasır ı erba a üzerinde durulmaktadır Burada insan ve evren arasında çok yönlü bir karşılaştırma yapılarak evrenin insanın büyütülmüş hali olduğu ileri sürülmektedir Ayrıca kürelerin oluşumuna da geniş yer verilir Oluş ve bozuluş adını taşıyan üçüncü risalede ay altı alemdeki doğal cisimler bunların sayıları düzenleri gibi konular ele alınır Burada cennet ve cehennemin mahiyeti hakkında ilginç yaklaşımlar sergilenir Cennetin ruhlar alemi olduğu cehennemin ise devamlı oluş ve bozuluşa uğrayan ay altı alemdeki cicimler alemi olduğu iddia edilir Dördüncü risalede meteoroloji üzerinde durulmakta ve meteorolojik olaylar özellikle sıcaklık ve soğukluk değişik yönlerden ele alınmaktadır Burada yağmurun gökteki bir denizden aktığı şeklindeki iddianın asılsızlığı ortaya konulmaktadır Maddenin oluşumunu ele alan beşinci risalede maddeyi oluşturan tasarlayan ve biçimlendiren gücün Tanrı olduğu hatırlatılmaktadır Altıncı risalede tabiatın mahiyeti üzerinde durulmaktadır Tabiatın külli feleki nefsin gücü olduğu ve bu gücün ay altı alemdeki bütün cisimlere nüfuz ettiği ifade edilmektedir Gezegenlerin sınırları ayrı ayrı ele alınmaktadır Bitkilere ayrılan yedinci risalenin amacı bitki cinslerini onların yaratılma ve gelişme niteliklerini göstermek yine onların şekil renk tat ve koku açısından çeşitli türlere ayrılmasının yapraklarının çiçeklerinin tohumlarının çekirdeklerinin büyümelerinin köklerinin dallarının ve gövdelerinin farklı olmasının sebeplerini ortaya koymaktır Sekizinci risale doğal cisimlerden sayılan hayvanlar hayvan türleri ve yaratılış şekillerine tahsis edilmiştir Bu risalede hayvanların yaratılış şekli oluşum gelişim ve büyümelerinin başlangıcı cinslerinin miktarı türleri tabiatları özellikleri ve huy farklılıklarından bir kısmını anlatmak ve son hayvan mertebesinin ilk insan mertebesine ve son insan mertebesinin hava felekler ve gök tabakaları sakinleri olan meleklerin ilk tabakasına bitişik olduğu üzerinde durulmaktadır Burada insan ve hayvan arasındaki ilişkiler anlatılırken neredeyse bütün hayvanlar konuşturularak ilginç fabıllara yer verilmektedir Dokuzuncu risale insan bedeninin oluşum ve gelişim serüvenini ele almaktadır Bu risalenin amacı canlıların cinslerini kaç çeşit olduklarını görünüş ve tabiatlarının farklı farklı oluşlarını açıklamaktır Duyu ve duyum konusuna ayrılan onuncu risalede duyu organları ve fonksiyonları üzerinde durulmakta bilgi kaynakları üçle sınırlanarak bunların beş duyu akıl ve burhan yolu olduğu anlatılmaktadır İlk iki yolun bütün insanlara üçüncü yolun ise özel insanlara ait olduğu belirtilmektedir Spermin ana rahmine düşmesine ayrılan onbirinci risalede yedi yıldızın nutfeye sperm ve cenine etkilerini adım adım ay ay anlatılmaktadır İnsanın küçük evren olduğu tezinin işlendiği onikinci risalede insandaki bütün özelliklerin evrende var olduğu iddia edilerek birebir karşılaştırmalar yapılmaktadır

Ayrıntı Yayınları
İhvan ı Safa grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvan ı Safa onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risaleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvan ı Safa yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvan ı Safa Risaleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cila şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helak eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçe ye çevrilen Risaleler beş ciltte toplanmıştır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden İhvan ı Safâ Risaleleri 5 cildin yayımlanmasıyla nihayet tamamlanıyor Bin yıldır Doğu dan Batı ya bütün düşü

Ayrıntı Yayınları
İhvân ı Safâ grubundan bir düşünürün şöyle dediği rivayet edilir Din hastaların felsefe ise sağlıklı insanların tedavisiyle ilgilenir Peygamberler hastaları hastalıklarının artmaması hatta onların bütünüyle iyileşmesi için tedavi eder Filozoflar ise herhangi bir hastalık bulaşmaması için sağlıklı insanların sağlığını korur İhvân ı Safâ onuncu yüzyılda ortaya çıkmış bir grubun adıdır Ansiklopedi niteliğinde 52 risale yazarak matematikten müziğe felsefeden gökbilimine ve sihirden aşka kadar pek çok konuyu şiirsel bir dille incelerler İslam tarihinin toplumsal ve düşünsel yarılmalar yaşanan bir döneminde aklın rehberliğinde kalbi arındırmaya ve insanı yükseltmeye gayret ederler Hiçbir bilime düşman olunmamalı hiçbir kitaptan uzak durulmamalıdır onlara göre Öteki düşünce ve inançlara karşı hoşgörüye vurgu yaparlar Kim oldukları konusunda değişik teori ve söylentiler vardır Etraflarındaki sır halesi bin yıldır kalkmamıştır Risâleler i üç gizli imam dan ikincisinin yazdığı iddia edildiği gibi İhvân ı Safâ yı İsmaililer den Nusayriler e ve Dürziler e kadar değişik yapılara atfedenler de olur Abbasi halifesinin emriyle 1050 yılında İhvân ı Safâ Risâleleri nin İbni Sina nın eserleriyle birlikte bütün kütüphanelerden toplanarak yakıldığı bilinir Ancak Endülüslü düşünür Müslime Doğu ya seyahati sırasında risaleleri toplayarak yok olmaktan kurtarır Bu risaleler cilâ şifa nur ve ışıktır Hatta onlar ilaç olamamışsa hastalık gibidir İyileştiremezse hasta eder ıslah etmezse ifsat eder kurtuluşa erdirmezse helâk eder Tedavi eder ama bazen hasta da edebilir Öldürür de diriltir de Nihayet Türkçe ye çevrilen Risâleler beş ciltte toplanmıştır Bin yıldır Doğu dan Batı ya geniş bir kültür ve düşün coğrafyasında önceleri nefesi sonraları ise hayaletiyle dolaşan bu eser şimdi okunup arınmış kalplerde yer edinmeyi bekler yeniden
