İki Ağıt — Ataol Behramoğlu

İki Ağıt
Ataol BehramoğluEvrensel Basım Yayın
İki Ağıt
Ataol Behramoğluimg src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Tekin Yayınevi
Kitapta yer alan ağıtlardan ilkinde Ataol Behramoğlu Şili trajedisini işliyor Bu ağıt 1971 yılında Paris te Pablo Neruda yla tanışan 1973 yılında Moskova Üniversitesi konferans salonunda Salvadore Allende nin söylevini dinleyen Ataol Behramoğlu nun hem Şili trajedisine tanıklığı hem de kendi yaşamından bir kesittir Bir gazete haberinden yola çıkarak oluşturulan Savada Boğulan Türkler Bulundu adlı ikinci ağıt ise şairin kendi dizeleriyle kanayan bir ülkenin boğulmasının öyküsü dür İki Ağıt ın toplumcu şiirimize yeni konu ve biçim ufukları kazandırdığını düşünüyoruz Ataol Behramoğlu insanın toplumsal bir varlık oluşunu da toplumsal kişiliğini de unutmaz şiirlerinde Bu yüzden onun şiirleri her yaştan insanın yüreğine ve aklına dokunarak yerleşir belleklere Bu yeni kitabında iki gerçek olaydan yola çıkarak iki ağıt yazıyor Daha doğrusu bir desktan bir de ağıt O ağıtlara artık son vermek gereğini söyleyenlere hak verir tek koşulla Zafer türkülerimiz içlerinde her zaman coşkunun ve sevincin yanı başında bir keder tınısı da taşıyacaklarsa Onun şiirlerinde Şairle halkı arasında durmaksızın köpürüp kabaran yer altı ırmakları nı duyacaksınız Ve onunla tekrarlayacaksınız Kazanacağız çünkü sadece inanç ve coşkuyla değil keder ve acıyla da yoğruldu mayamız Sennur Sezer

Tekin Yayınevi
Kitapta yer alan ağıtlardan ilkinde Ataol Behramoğlu Şili trajedisini işliyor Bu ağıt 1971 yılında Paris te Pablo Neruda yla tanışan 1973 yılında Moskova Üniversitesi konferans salonunda Salvadore Allende nin söylevini dinleyen Ataol Behramoğlu nun hem Şili trajedisine tanıklığı hem de kendi yaşamından bir kesittir Bir gazete haberinden yola çıkarak oluşturulan Savada Boğulan Türkler Bulundu adlı ikinci ağıt ise şairin kendi dizeleriyle kanayan bir ülkenin boğulmasının öyküsü dür İki Ağıt ın toplumcu şiirimize yeni konu ve biçim ufukları kazandırdığını düşünüyoruz Ataol Behramoğlu insanın toplumsal bir varlık oluşunu da toplumsal kişiliğini de unutmaz şiirlerinde Bu yüzden onun şiirleri her yaştan insanın yüreğine ve aklına dokunarak yerleşir belleklere Bu yeni kitabında iki gerçek olaydan yola çıkarak iki ağıt yazıyor Daha doğrusu bir desktan bir de ağıt O ağıtlara artık son vermek gereğini söyleyenlere hak verir tek koşulla Zafer türkülerimiz içlerinde her zaman coşkunun ve sevincin yanı başında bir keder tınısı da taşıyacaklarsa Onun şiirlerinde Şairle halkı arasında durmaksızın köpürüp kabaran yer altı ırmakları nı duyacaksınız Ve onunla tekrarlayacaksınız Kazanacağız çünkü sadece inanç ve coşkuyla değil keder ve acıyla da yoğruldu mayamız Sennur Sezer

Tekin Yayınevi
Kitapta yer alan ağıtlardan ilkinde Ataol Behramoğlu Şili trajedisini işliyor Bu ağıt 1971 yılında Paris te Pablo Neruda yla tanışan 1973 yılında Moskova Üniversitesi konferans salonunda Salvadore Allende nin söylevini dinleyen Ataol Behramoğlu nun hem Şili trajedisine tanıklığı hem de kendi yaşamından bir kesittir Bir gazete haberinden yola çıkarak oluşturulan Savada Boğulan Türkler Bulundu adlı ikinci ağıt ise şairin kendi dizeleriyle kanayan bir ülkenin boğulmasının öyküsü dür İki Ağıt ın toplumcu şiirimize yeni konu ve biçim ufukları kazandırdığını düşünüyoruz Ataol Behramoğlu insanın toplumsal bir varlık oluşunu da toplumsal kişiliğini de unutmaz şiirlerinde Bu yüzden onun şiirleri her yaştan insanın yüreğine ve aklına dokunarak yerleşir belleklere Bu yeni kitabında iki gerçek olaydan yola çıkarak iki ağıt yazıyor Daha doğrusu bir desktan bir de ağıt O ağıtlara artık son vermek gereğini söyleyenlere hak verir tek koşulla Zafer türkülerimiz içlerinde her zaman coşkunun ve sevincin yanı başında bir keder tınısı da taşıyacaklarsa Onun şiirlerinde Şairle halkı arasında durmaksızın köpürüp kabaran yer altı ırmakları nı duyacaksınız Ve onunla tekrarlayacaksınız Kazanacağız çünkü sadece inanç ve coşkuyla değil keder ve acıyla da yoğruldu mayamız Sennur Sezer