İki Cami Arasında Aşk — Asyacan Nermin Devrimci

İki Cami Arasında Aşk
Asyacan Nermin DevrimciRönesans Yayınları
İki Cami Arasında Aşk
Asyacan Nermin DevrimciYüreğinin buz bağlamış bağından sanki günden güne buharlar fışkırıyordu Damar içlerinden bedenine doğru kan kaynıyor bir süre sonra avuç içlerinden taşıyordu Ağzının içinde patlıyordu kan parçaları külleri içinde kalıyordu Ruhsuz bedenlerden çekilen her nefes sarkıtlara dikitlere dönüşüyordu Külleri batıyor içindeki yaralar canını acıtıyordu Her geçen gün bir ateş bekliyordu o karartının içinde yeniden yanması için Olmuyordu Saray ın entrikaları içinde validesinin baskısı altında Rüstem in kıskançlıklar içindeki hezeyanlarında eriyip tükeniyordu Mihrimah Sultan Onu tek mutlu eden Sinan ın bakışlarındaki ateşti O ateş onu ilk gördüğü günden beri gözlerinin karasında hep aynı ölçüde yanıp durmuştu Ateş yayılmış taşa toprağa can vermişti Bu umutsuz aşkı taşlara işleyecekti Sinan sonunda Taşlar yükselecek camilere köprülere türbelere saraylara dönecekti nakış nakış Camilerin kubbelerinde yüzlerce meneviş parlayacaktı Ay güneşinin içinden geçip parlayacaktı minarelerin arasından Aşk gökyüzünün derinliklerinden tüm büyüsünü saçarak yağmur gibi yağacaktı Tanıtım Bülteninden

Rönesans Yayınları
Yüreğinin buz bağlamış bağından sanki günden güne buharlar fışkırıyordu Damar içlerinden bedenine doğru kan kaynıyor bir süre sonra avuç içlerinden taşıyordu Ağzının içinde patlıyordu kan parçaları külleri içinde kalıyordu Ruhsuz bedenlerden çekilen her nefes sarkıtlara dikitlere dönüşüyordu Külleri batıyor içindeki yaralar canını acıtıyordu Her geçen gün bir ateş bekliyordu o karartının içinde yeniden yanması için Olmuyordu Saray ın entrikaları içinde validesinin baskısı altında Rüstem in kıskançlıklar içindeki hezeyanlarında eriyip tükeniyordu Mihrimah Sultan Onu tek mutlu eden Sinan ın bakışlarındaki ateşti O ateş onu ilk gördüğü günden beri gözlerinin karasında hep aynı ölçüde yanıp durmuştu Ateş yayılmış taşa toprağa can vermişti Bu umutsuz aşkı taşlara işleyecekti Sinan sonunda Taşlar yükselecek camilere köprülere türbelere saraylara dönecekti nakış nakış Camilerin kubbelerinde yüzlerce meneviş parlayacaktı Ay güneşinin içinden geçip parlayacaktı minarelerin arasından Aşk gökyüzünün derinliklerinden tüm büyüsünü saçarak yağmur gibi yağacaktı

Rönesans Yayınları
Yüreğinin buz bağlamış bağından sanki günden güne buharlar fışkırıyordu Damar içlerinden bedenine doğru kan kaynıyor bir süre sonra avuç içlerinden taşıyordu Ağzının içinde patlıyordu kan parçaları külleri içinde kalıyordu Ruhsuz bedenlerden çekilen her nefes sarkıtlara dikitlere dönüşüyordu Külleri batıyor içindeki yaralar canını acıtıyordu Her geçen gün bir ateş bekliyordu o karartının içinde yeniden yanması için Olmuyordu Saray ın entrikaları içinde validesinin baskısı altında Rüstem in kıskançlıklar içindeki hezeyanlarında eriyip tükeniyordu Mihrimah Sultan Onu tek mutlu eden Sinan ın bakışlarındaki ateşti O ateş onu ilk gördüğü günden beri gözlerinin karasında hep aynı ölçüde yanıp durmuştu Ateş yayılmış taşa toprağa can vermişti Bu umutsuz aşkı taşlara işleyecekti Sinan sonunda Taşlar yükselecek camilere köprülere türbelere saraylara dönecekti nakış nakış Camilerin kubbelerinde yüzlerce meneviş parlayacaktı Ay güneşinin içinden geçip parlayacaktı minarelerin arasından Aşk gökyüzünün derinliklerinden tüm büyüsünü saçarak yağmur gibi yağacaktı

Rönesans Yayınları
Yüreğinin buz bağlamış bağından sanki günden güne buharlar fışkırıyordu Damar içlerinden bedenine doğru kan kaynıyor bir süre sonra avuç içlerinden taşıyordu Ağzının içinde patlıyordu kan parçaları külleri içinde kalıyordu Ruhsuz bedenlerden çekilen her nefes sarkıtlara dikitlere dönüşüyordu Külleri batıyor içindeki yaralar canını acıtıyordu Her geçen gün bir ateş bekliyordu o karartının içinde yeniden yanması için Olmuyordu Saray ın entrikaları içinde validesinin baskısı altında Rüstem in kıskançlıklar içindeki hezeyanlarında eriyip tükeniyordu Mihrimah Sultan Onu tek mutlu eden Sinan ın bakışlarındaki ateşti O ateş onu ilk gördüğü günden beri gözlerinin karasında hep aynı ölçüde yanıp durmuştu Ateş yayılmış taşa toprağa can vermişti Bu umutsuz aşkı taşlara işleyecekti Sinan sonunda Taşlar yükselecek camilere köprülere türbelere saraylara dönecekti nakış nakış Camilerin kubbelerinde yüzlerce meneviş parlayacaktı Ay güneşinin içinden geçip parlayacaktı minarelerin arasından Aşk gökyüzünün derinliklerinden tüm büyüsünü saçarak yağmur gibi yağacaktı

Rönesans Yayınları
Yüreğinin buz bağlamış bağından sanki günden güne buharlar fışkırıyordu Damar içlerinden bedenine doğru kan kaynıyor bir süre sonra avuç içlerinden taşıyordu Ağzının içinde patlıyordu kan parçaları külleri içinde kalıyordu Ruhsuz bedenlerden çekilen her nefes sarkıtlara dikitlere dönüşüyordu Külleri batıyor içindeki yaralar canını acıtıyordu Her geçen gün bir ateş bekliyordu o karartının içinde yeniden yanması için Olmuyordu Saray ın entrikaları içinde validesinin baskısı altında Rüstem in kıskançlıklar içindeki hezeyanlarında eriyip tükeniyordu Mihrimah Sultan Onu tek mutlu eden Sinan ın bakışlarındaki ateşti O ateş onu ilk gördüğü günden beri gözlerinin karasında hep aynı ölçüde yanıp durmuştu Ateş yayılmış taşa toprağa can vermişti Bu umutsuz aşkı taşlara işleyecekti Sinan sonunda Taşlar yükselecek camilere köprülere türbelere saraylara dönecekti nakış nakış Camilerin kubbelerinde yüzlerce meneviş parlayacaktı Ay güneşinin içinden geçip parlayacaktı minarelerin arasından Aşk gökyüzünün derinliklerinden tüm büyüsünü saçarak yağmur gibi yağacaktı

Rönesans Yayınları
Yüreğinin buz bağlamış bağından sanki günden güne buharlar fışkırıyordu Damar içlerinden bedenine doğru kan kaynıyor bir süre sonra avuç içlerinden taşıyordu Ağzının içinde patlıyordu kan parçaları külleri içinde kalıyordu Ruhsuz bedenlerden çekilen her nefes sarkıtlara dikitlere dönüşüyordu Külleri batıyor içindeki yaralar canını acıtıyordu Her geçen gün bir ateş bekliyordu o karartının içinde yeniden yanması için Olmuyordu Saray ın entrikaları içinde validesinin baskısı altında Rüstem in kıskançlıklar içindeki hezeyanlarında eriyip tükeniyordu Mihrimah Sultan Onu tek mutlu eden Sinan ın bakışlarındaki ateşti O ateş onu ilk gördüğü günden beri gözlerinin karasında hep aynı ölçüde yanıp durmuştu Ateş yayılmış taşa toprağa can vermişti Bu umutsuz aşkı taşlara işleyecekti Sinan sonunda Taşlar yükselecek camilere köprülere türbelere saraylara dönecekti nakış nakış Camilerin kubbelerinde yüzlerce meneviş parlayacaktı Ay güneşinin içinden geçip parlayacaktı minarelerin arasından Aşk gökyüzünün derinliklerinden tüm büyüsünü saçarak yağmur gibi yağacaktı

MOLA KİTAP
Yüreğinin buz bağlamış bağı eriyordu günden güne Buharlar fışkırıyordu sanki damar içlerinden bedenine doğru Kanı kaynıyordu bir süre sonra taşıyordu avurt içlerinden ağzının içinde patlıyordu kan parçaları Külleri içinde kalıyordu Ruhsuz bedenlerden çekilen her nefesle sarkıtlara dikitlere dönüşüyordu külleri Batıyor canını acıtıyordu içindeki yaralar her geçen gün Bir ateş bekliyordu o karartının içinde yeniden yanması için Olmuyordu Saray ın entrikaları içinde validesinin baskısı altında Rüstem in kıskançlıklar içindeki hezeyanlarında eriyip tükeniyordu Mihrimâh Sultan Onu tek mutlu eden Sinân ın bakışlarındaki ateşti O ateş onu ilk gördüğü günden beri hep aynı ölçüde yanıp durmuştu gözlerinin karasında Ateş yayılmış taşa toprağa can vermişti Bu umutsuz aşkı taşlara işleyecekti Sinân sonunda Taşlar yükselecek camilere köprülere türbelere saraylara dönecekti nakış nakış Kubbelerinde camilerin yüzlerce meneviş parlayacaktı Ay Güneş inin içinden geçip parlayacaktı minarelerin arasından Aşk gökyüzünün derinliklerinden yağacaktı yağmur gibi tüm büyüsünü saçarak Mustafa nın sarayına casus yollamayı düşündüler ama ya yakalanırda her şeyi anlatırsa bu durum risk taşırdı Denemeleri gerekirdi Bu amaçla bir gün gizlice yolladığı bir casus Mustafa nın Sarayı na kadar yaklaşmış ama içeriye girmeyi başaramayarak canından olmuştu Daha tehlikesiz bir yol bulunmalıydı Şehzade Mustafa nın sarayına kolay girebilecek biri olmalıydı bu kişi Hürrem gidemezdi Ne bahane uyduracaktı ki Diğer şehzadeler de çok sevdikleri ağabeylerine bunu yapmazlardı Geriye sadece Mihrimâh kalıyordu