İki Kalp — Lidya Kuyumcu

İki Kalp
Lidya KuyumcuKalan Yayınları
İki Kalp
Lidya KuyumcuÖlüm deyince ne düşünürsünüz Son mu yoksa sonsuzluk mu gelir aklınıza Herkesin zihninde ölüm kavramı bambaşka bir surettedir Kimisi bir kurtuluş kimisi bir başlangıç kimisi ise bir felaket olarak görebilir ölümü Mesela ölümü felaket olarak düşünen biri ölümün kendisine yaklaştığını anladığında sarsıntıya uğrar Felaketin kapısını çalmaya geldiği gerçeğini taşıyamayabilir Bu yüzden ölümü normalize veya romantize etmeye çalışabilir Ölümü bir son addeden kişi sevdiği birini yitirdiği zaman bu gerçekle yüzleşmekte zorlanır Sevdiğiyle geçirdiği zamanın gerçekten sonuna geldiğini ona bir kez daha bakamayacağını bir kez daha sarılamayacağını onunla bir kez daha konuşamayacağını kabullenemeyebilir Bu gerçek insanın sırtına normalde olacağından katbekat daha ağır bir yük olur İnsan kendini bunun gerçek bir kayıp olmadığına bir gün bir şekilde kavuşacaklarına ikna etmek ister Yani insan sevdiği birini yitirince ölümün bir son olduğuna değil bir sonsuzluk olduğu düşüncesine tutunur Böylece kendisi de öldüğünde kaldıkları yerden devam edeceklerdir yani o kişiyle geçireceği zaman bitmemiştir yarım kalmıştır Böylece ölümün insan zihninde duruma göre farklı perspektiflere evrilmesinin dünya hayatını daha katlanılabilir kıldığını anlıyoruz Cana Kandemir in de zihninde ölüm neydi ne oldu Cana Kandemir ihtiraslarının peşinde koşan aşkı sevgiyi tutkuyla yaşayan bir kızdı Dünyada kendisi için değeri paha biçilemez vazgeçmek istemeyeceği şeyler biriktirmişti Onun ruhunda ölüm acı çile ve felaketle eş anlamlıydı Ona ölümü masumane gösterebilecek tek bir şey yoktu Ölüm ona geçmişi kanı acıyı hatırlatıyordu Ona göre ölünce her şey tamamen biterdi bedeni toprağın altında taaffün etmeye başlardı ve geriye sadece kişinin arkasında bırakmayı başardığı izler kalırdı Cana asla dünyada yaşadıklarından biriktirdiklerinden bir şey kaybetmek istemiyordu Fakat ilerleyen günler aylar ona ölümün o kadar da korkunç bir şey olmadığı hatta epey normal bir şey olduğu düşüncesini kazandırdı Bir yerden sonra ölümün son olduğu fikrini ruhu kaldıramayacak raddeye geldi Cana karmakarışık hissediyordu hissedebileceği her şeyi aynı anda deneyimliyordu sanki Huzur sıkıntı yas keder gurur Ruhu her duyguyu aynı anda yaşıyor onu arafta bırakıyordu Cana Kandemir koskoca bir yıl geçirmişti böyle İhtiraslar verilen kayıplar tebessümler gözyaşları On beş yaşı ona hepsini birden armağan etmişti Henüz on beş yaşında mıydı yoksa şimdiye kadar on beş koskoca yıl yaşamış mıydı Tanıtım Bülteninden

Kalan Yayınları
Ölüm deyince ne düşünürsünüz Son mu yoksa sonsuzluk mu gelir aklınıza Herkesin zihninde ölüm kavramı bambaşka bir surettedir Kimisi bir kurtuluş kimisi bir başlangıç kimisi ise bir felaket olarak görebilir ölümü Mesela ölümü felaket olarak düşünen biri ölümün kendisine yaklaştığını anladığında sarsıntıya uğrar Felaketin kapısını çalmaya geldiği gerçeğini taşıyamayabilir Bu yüzden ölümü normalize veya romantize etmeye çalışabilir Ölümü bir son addeden kişi sevdiği birini yitirdiği zaman bu gerçekle yüzleşmekte zorlanır Sevdiğiyle geçirdiği zamanın gerçekten sonuna geldiğini ona bir kez daha bakamayacağını bir kez daha sarılamayacağını onunla bir kez daha konuşamayacağını kabullenemeyebilir Bu gerçek insanın sırtına normalde olacağından katbekat daha ağır bir yük olur İnsan kendini bunun gerçek bir kayıp olmadığına bir gün bir şekilde kavuşacaklarına ikna etmek ister Yani insan sevdiği birini yitirince ölümün bir son olduğuna değil bir sonsuzluk olduğu düşüncesine tutunur Böylece kendisi de öldüğünde kaldıkları yerden devam edeceklerdir yani o kişiyle geçireceği zaman bitmemiştir yarım kalmıştır Böylece ölümün insan zihninde duruma göre farklı perspektiflere evrilmesinin dünya hayatını daha katlanılabilir kıldığını anlıyoruz Cana Kandemir in de zihninde ölüm neydi ne oldu Cana Kandemir ihtiraslarının peşinde koşan aşkı sevgiyi tutkuyla yaşayan bir kızdı Dünyada kendisi için değeri paha biçilemez vazgeçmek istemeyeceği şeyler biriktirmişti Onun ruhunda ölüm acı çile ve felaketle eş anlamlıydı Ona ölümü masumane gösterebilecek tek bir şey yoktu Ölüm ona geçmişi kanı acıyı hatırlatıyordu Ona göre ölünce her şey tamamen biterdi bedeni toprağın altında taaffün etmeye başlardı ve geriye sadece kişinin arkasında bırakmayı başardığı izler kalırdı Cana asla dünyada yaşadıklarından biriktirdiklerinden bir şey kaybetmek istemiyordu Fakat ilerleyen günler aylar ona ölümün o kadar da korkunç bir şey olmadığı hatta epey normal bir şey olduğu düşüncesini kazandırdı Bir yerden sonra ölümün son olduğu fikrini ruhu kaldıramayacak raddeye geldi Cana karmakarışık hissediyordu hissedebileceği her şeyi aynı anda deneyimliyordu sanki Huzur sıkıntı yas keder gurur Ruhu her duyguyu aynı anda yaşıyor onu arafta bırakıyordu Cana Kandemir koskoca bir yıl geçirmişti böyle İhtiraslar verilen kayıplar tebessümler gözyaşları On beş yaşı ona hepsini birden armağan etmişti Henüz on beş yaşında mıydı yoksa şimdiye kadar on beş koskoca yıl yaşamış mıydı