İkna Odası — Yıldız Ramazanoğlu

İkna Odası
Yıldız RamazanoğluPınar Yayınları
İkna Odası
Yıldız RamazanoğluGözlerini kısarak karanlığa baktı Baktıkça afalladı Karanlık yüz binlerce minik beyaz noktanın kümeleşmesiyle oluşuyordu sanki Her zaman olmuyordu bu Aklı tavana vurduğunda bir el aklının tavanı delmesine izin vermeyip onu tuttuğunda bir de gece uykudan uyanıp yarı karanlıkta ya da ay ışığında aynaya bakmaya kalktığında Ayaklarının ucuna basarak aynaya gitti Ay yoktu Oradan buradan şehir ışıklarının huzmesinde yüzüne baktı Hem tanıdık hem de yabancı olan kızdan gözünü alamadı Gözlerini kapadığında görmeye devam ediyordu Oydu Pembe bir başörtüsüyle gündüz gördüğü kız hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde sırla cam arasında duruyordu Dingin rahat gerilimsiz hiç kimsenin ötekisi olmayan bir yüzü vardı Hiçbir aşağılama yaralama işlemiyor gibiydi Elini uzattı Yok ve var arsındaydı İnsandan çok cine benziyordu Sanki dumandan yaratılmıştı ve birazdan dağılıp gidecekti Zor bir anlaşmaya sadakat gösteriyormuş gibi dik ve gergindi Baştanbaşa imha edilmiş ama yine de yağmacıların bazı şeyleri unutmuş oldukları bir şehirden geliyordu sanki Bu yüzün ona çevrilmesi bir an derinen bakmasıyla değişmeye başladığını anlamıştı Nermin gündüzden
İkna Odası
Yıldız Ramazanoğlu
Pınar Yayınları
img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Timaş Yayınları
SADECE BAŞÖRTÜSÜ YASAKLARI İÇİN DEĞİL KADINLARIN TÜM ACILARI NAMINA Türkiye ikna odası gibi bir olay yaşadı Üniversiteyi kazanmış yüzlerce genç kız ikna odalarında kendi varoluş hakikatleri ve gelecek kaygıları arasında bir seçim yapmaya zorlandı Problem halen can yakıcı haliyle sürerken bunu konuşabilmek için insani bir dil üretmek gerekiyor Süreci bizzat gözleyen Yıldız Ramazanoğlu bu odadan geçip hayatları binbir parçaya bölünen üç arkadaşın öyküsünü çok katmanlı bir okumayla anlatıyor Nermin Seher ve Nuray Üniversite kayıt kuyruklarından ikna odalarına alınan kendi varoluş hakikatleri ile gelecek kaygıları arasında bir seçim yapmaya zorlanan yüzlerce genç kızdan üçü Yıldız Ramazanoğlu hayatları binbir parçaya bölünen üç arkadaşın öyküsünü incelikli bir bakışla sunuyor Bir sosyal meseleyi edebiyatın konusu yapmayı sadece başörtüsü yasaklarıyla sınırlı kalmayan kadın sorunlarını dünya kadar açılıma sahip bir insanlık durumu olarak çizmeyi ustalıkla başarıyor İkna Odası bir novella Dolayısıyla can verdiği kahramanları birçok yüzleriyle görebiliyoruz Üniversitedeki başörtüsü yasağı çerçevesinde gelişen olaylar ve iç çatışmaların yanı sıra kadın hareketinin gündemine girmiş başka pek çok motif de satırlar arasında uç veriyor Bu da eseri tek boyutlu tarafgir ve manifestovari bir dilin tuzağına düşmekten kurtarıyor Ramazanoğlu başörtüsü yasakları ve diğer kadın sorunlarının insani düzlemde konuşulabilinmesine dair ümit verici bir açılım yaptığı eserde farklı bir direniş halini de anlatıyor Kapaktaki ironik çizim de belki bu direnişi imliyor

Timaş Yayınları
img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Kapı Yayınları
Yıldız Ramazanoğlu ndan Türkiye nin gelgit hallerine dair çok rafine bir roman İkna Odası Ramazanoğlu siyasileşmiş sosyal bir meseleyi kentte yaşayan üç kadın üzerinden tüm organikliğiyle anlatıyor Toplumsalla en bireysel arasındaki geçişleri ritmik tonal ve dinamik bir şekilde yaparak hem ajite edilmeye müsait olan konunun üstünü örtmekten kaçınıyor hem de romanını güçlü kılıyor Yerleşik kabullerin genç birey üzerindeki baskısı erkekle kadının ailedeki geleneksel rol paylaşımları şehir silüetinin incitici ve nobran değişimi plaza yaşamının klişe estetiği ve etiği sürekli ayıran tanımlayan itham eden sistemin yine kadınlar tarafından örülen iktidarı Nermin Seher ve Nuray ın hayatlarının gerçekleri İkna Odası travmatik ve hırpalayıcı bir durumla farklı yollarla başa çıkmayı başaran üç kadının hikâyesi Postacı sonuçları bildiren belgeyi getirdiğinde güzel kız annesiyle ve bir iki komşularıyla birlikte hamur açmaktaymış elleri unluymuş yani Ellerini yıkamaya sabredemediğinden zarfı öylece açmış bir de ne görsün İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Sonucu görünce sevinçten ellerini yüzüne sürmüş her yeri un olmuş Gözleri bile görünmez olmuş Çok komik olmuş Ama oturdukları mahalleye nereden çıktığı hiç belli olmayan bir canavar gelmiş kızı yemiş Bir seferinde masalı başka türlü bağlamak istemiş küçük kızın doktor olduğunu hastaların onu ne kadar çok sevdiğini anlatacak olmuştu Hayır demişti Osman O hiç doktor olmadı Çünkü canavar onu yedi Ama karnından birçok çocuklar çıktı Beyaz önlüğünü giyip gece onların üzerini örttü ateşlerine baktı Bir parçasını yedi ama Her yerini yiyemez ki Hiçbir canavar kocaman insanın tamamını yiyemezmiş ağzına sığmazmış Kalan yerinden insan kertenkele gibi tamamlarmış kendini Masallarla ne yapacağını şaşırırdı Nermin

Kapı Yayınları
Yıldız Ramazanoğlu ndan Türkiye nin gelgit hallerine dair çok rafine bir roman İkna Odası Ramazanoğlu siyasileşmiş sosyal bir meseleyi kentte yaşayan üç kadın üzerinden tüm organikliğiyle anlatıyor Toplumsalla en bireysel arasındaki geçişleri ritmik tonal ve dinamik bir şekilde yaparak hem ajite edilmeye müsait olan konunun üstünü örtmekten kaçınıyor hem de romanını güçlü kılıyor Yerleşik kabullerin genç birey üzerindeki baskısı erkekle kadının ailedeki geleneksel rol paylaşımları şehir silüetinin incitici ve nobran değişimi plaza yaşamının klişe estetiği ve etiği sürekli ayıran tanımlayan itham eden sistemin yine kadınlar tarafından örülen iktidarı Nermin Seher ve Nuray ın hayatlarının gerçekleri İkna Odası travmatik ve hırpalayıcı bir durumla farklı yollarla başa çıkmayı başaran üç kadının hikâyesi Postacı sonuçları bildiren belgeyi getirdiğinde güzel kız annesiyle ve bir iki komşularıyla birlikte hamur açmaktaymış elleri unluymuş yani Ellerini yıkamaya sabredemediğinden zarfı öylece açmış bir de ne görsün İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Sonucu görünce sevinçten ellerini yüzüne sürmüş her yeri un olmuş Gözleri bile görünmez olmuş Çok komik olmuş Ama oturdukları mahalleye nereden çıktığı hiç belli olmayan bir canavar gelmiş kızı yemiş Bir seferinde masalı başka türlü bağlamak istemiş küçük kızın doktor olduğunu hastaların onu ne kadar çok sevdiğini anlatacak olmuştu Hayır demişti Osman O hiç doktor olmadı Çünkü canavar onu yedi Ama karnından birçok çocuklar çıktı Beyaz önlüğünü giyip gece onların üzerini örttü ateşlerine baktı Bir parçasını yedi ama Her yerini yiyemez ki Hiçbir canavar kocaman insanın tamamını yiyemezmiş ağzına sığmazmış Kalan yerinden insan kertenkele gibi tamamlarmış kendini Masallarla ne yapacağını şaşırırdı Nermin

Kapı Yayınları
Yıldız Ramazanoğlundan Türkiyenin gelgit hallerine dair çok rafine bir roman İkna Odası Ramazanoğlu siyasileşmiş sosyal bir meseleyi kentte yaşayan üç kadın üzerinden tüm organikliğiyle anlatıyor Toplumsalla en bireysel arasındaki geçişleri ritmik tonal ve dinamik bir şekilde yaparak hem ajite edilmeye müsait olan konunun üstünü örtmekten kaçınıyor hem de romanını güçlü kılıyor Yerleşik kabullerin genç birey üzerindeki baskısı erkekle kadının ailedeki geleneksel rol paylaşımları şehir silüetinin incitici ve nobran değişimi plaza yaşamının klişe estetiği ve etiği sürekli ayıran tanımlayan itham eden sistemin yine kadınlar tarafından örülen iktidarı Nermin Seher ve Nurayın hayatlarının gerçekleri İkna Odası travmatik ve hırpalayıcı bir durumla farklı yollarla başa çıkmayı başaran üç kadının hikâyesi Postacı sonuçları bildiren belgeyi getirdiğinde güzel kız annesiyle ve bir iki komşularıyla birlikte hamur açmaktaymış elleri unluymuş yani Ellerini yıkamaya sabredemediğinden zarfı öylece açmış bir de ne görsün İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Sonucu görünce sevinçten ellerini yüzüne sürmüş her yeri un olmuş Gözleri bile görünmez olmuş Çok komik olmuş Ama oturdukları mahalleye nereden çıktığı hiç belli olmayan bir canavar gelmiş kızı yemiş Bir seferinde masalı başka türlü bağlamak istemiş küçük kızın doktor olduğunu hastaların onu ne kadar çok sevdiğini anlatacak olmuştu Hayır demişti Osman O hiç doktor olmadı Çünkü canavar onu yedi Ama karnından birçok çocuklar çıktı Beyaz önlüğünü giyip gece onların üzerini örttü ateşlerine baktı Bir parçasını yedi ama Her yerini yiyemez ki Hiçbir canavar kocaman insanın tamamını yiyemezmiş ağzına sığmazmış Kalan yerinden insan kertenkele gibi tamamlarmış kendini Masallarla ne yapacağını şaşırırdı Nermin

İz Yayıncılık
İyi ki beni almadınız dedi Nermin Ben de sizi almadım diye düşünürken içini yüce duygular doldurdu Giremediği yeri iyice yerdi içinden Hatta yerden yere vurdu ki bu kurum kurum kurumlanan kurumların aşkı yeniden yeşermesin içinde Burada gördüklerimi görmek şehrin dört bir yanını dinlemek nasip işi Bana yaptıklarınız yüzünden acımı hemen öteki acılara aktarıp bir çırpıda giriyorum içlerine Öteki ruhların rengine bürünmem saniyelerimi bile almıyor Bir söylev yükseldi içinde Ey beni yadsıyan sıkışmış ruhlar siz kendinizce sınıflandırmalar yapıp binlerce pırıltılı kalbin adını silerken herkesi tek giysili ve tek düşünüşlü bir bedende toplamak için güç birliği yaparken ben süzülüp uçup gideyim aranızdan Sizi odanızda bırakıp Duvarların tel örgülerin demir kapıların yükselen amfilerin kara cüppelerin içinde Ben burada yüzüne gözüne çöpler yapışmış insanlarla kötülüklerin üzerine yürüme derslerine katılmaktan mutluyum Yıldız Ramazanoğlu nun İkna Odası Türkiye yakın tarihinden bir deneyim romanı Roman Nermin Nuray ve Seher adlı üç arkadaşın yükseköğretim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı tecrübesi üzerinden kurgulanarak modern zamanda hayatta var olma mücadelesi veren üç kadından kesitler vermektedir Başörtüsü yasağı ve akabinde uygulanan ikna odası karşısında tıp fakültesi kayıt sırasından dönerek boyun eğmeyi reddeden Nermin in perukla derslere giren Seher in ve başörtüsünü ilk olarak üniversitede daha sonra da iş hayatında çıkaran Nuray ın hikâyesi siyaset ve inanç hususunda muhalif bir yönü betimlemekten ziyade biricik özel ve insani bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor

İz Yayıncılık
İyi ki beni almadınız dedi Nermin Ben de sizi almadım diye düşünürken içini yüce duygular doldurdu Giremediği yeri iyice yerdi içinden Hatta yerden yere vurdu ki bu kurum kurum kurumlanan kurumların aşkı yeniden yeşermesin içinde Burada gördüklerimi görmek şehrin dört bir yanını dinlemek nasip işi Bana yaptıklarınız yüzünden acımı hemen öteki acılara aktarıp bir çırpıda giriyorum içlerine Öteki ruhların rengine bürünmem saniyelerimi bile almıyor Bir söylev yükseldi içinde Ey beni yadsıyan sıkışmış ruhlar siz kendinizce sınıflandırmalar yapıp binlerce pırıltılı kalbin adını silerken herkesi tek giysili ve tek düşünüşlü bir bedende toplamak için güç birliği yaparken ben süzülüp uçup gideyim aranızdan Sizi odanızda bırakıp Duvarların tel örgülerin demir kapıların yükselen amfilerin kara cüppelerin içinde Ben burada yüzüne gözüne çöpler yapışmış insanlarla kötülüklerin üzerine yürüme derslerine katılmaktan mutluyum Yıldız Ramazanoğlu nun İkna Odası Türkiye yakın tarihinden bir deneyim romanı Roman Nermin Nuray ve Seher adlı üç arkadaşın yükseköğretim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı tecrübesi üzerinden kurgulanarak modern zamanda hayatta var olma mücadelesi veren üç kadından kesitler vermektedir Başörtüsü yasağı ve akabinde uygulanan ikna odası karşısında tıp fakültesi kayıt sırasından dönerek boyun eğmeyi reddeden Nermin in perukla derslere giren Seher in ve başörtüsünü ilk olarak üniversitede daha sonra da iş hayatında çıkaran Nuray ın hikâyesi siyaset ve inanç hususunda muhalif bir yönü betimlemekten ziyade biricik özel ve insani bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor

İz Yayıncılık
İyi ki beni almadınız dedi Nermin Ben de sizi almadım diye düşünürken içini yüce duygular doldurdu Giremediği yeri iyice yerdi içinden Hatta yerden yere vurdu ki bu kurum kurum kurumlanan kurumların aşkı yeniden yeşermesin içinde Burada gördüklerimi görmek şehrin dört bir yanını dinlemek nasip işi Bana yaptıklarınız yüzünden acımı hemen öteki acılara aktarıp bir çırpıda giriyorum içlerine Öteki ruhların rengine bürünmem saniyelerimi bile almıyor Bir söylev yükseldi içinde Ey beni yadsıyan sıkışmış ruhlar siz kendinizce sınıflandırmalar yapıp binlerce pırıltılı kalbin adını silerken herkesi tek giysili ve tek düşünüşlü bir bedende toplamak için güç birliği yaparken ben süzülüp uçup gideyim aranızdan Sizi odanızda bırakıp Duvarların tel örgülerin demir kapıların yükselen amfilerin kara cüppelerin içinde Ben burada yüzüne gözüne çöpler yapışmış insanlarla kötülüklerin üzerine yürüme derslerine katılmaktan mutluyum Yıldız Ramazanoğlu nun İkna Odası Türkiye yakın tarihinden bir deneyim romanı Roman Nermin Nuray ve Seher adlı üç arkadaşın yükseköğretim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı tecrübesi üzerinden kurgulanarak modern zamanda hayatta var olma mücadelesi veren üç kadından kesitler vermektedir Başörtüsü yasağı ve akabinde uygulanan ikna odası karşısında tıp fakültesi kayıt sırasından dönerek boyun eğmeyi reddeden Nermin in perukla derslere giren Seher in ve başörtüsünü ilk olarak üniversitede daha sonra da iş hayatında çıkaran Nuray ın hikâyesi siyaset ve inanç hususunda muhalif bir yönü betimlemekten ziyade biricik özel ve insani bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor

İZ YAYINCILIK
İyi ki beni almadınız dedi Nermin Ben de sizi almadım diye düşünürken içini yüce duygular doldurdu Giremediği yeri iyice yerdi içinden Hatta yerden yere vurdu ki bu kurum kurum kurumlanan kurumların aşkı yeniden yeşermesin içinde Burada gördüklerimi görmek şehrin dört bir yanını dinlemek nasip işi Bana yaptıklarınız yüzünden acımı hemen öteki acılara aktarıp bir çırpıda giriyorum içlerine Öteki ruhların rengine bürünmem saniyelerimi bile almıyor Bir söylev yükseldi içinde Ey beni yadsıyan sıkışmış ruhlar siz kendinizce sınıflandırmalar yapıp binlerce pırıltılı kalbin adını silerken herkesi tek giysili ve tek düşünüşlü bir bedende toplamak için güç birliği yaparken ben süzülüp uçup gideyim aranızdan Sizi odanızda bırakıp Duvarların tel örgülerin demir kapıların yükselen amfilerin kara cüppelerin içinde Ben burada yüzüne gözüne çöpler yapışmış insanlarla kötülüklerin üzerine yürüme derslerine katılmaktan mutluyum Yıldız Ramazanoğlu nun İkna Odası Türkiye yakın tarihinden bir deneyim romanı Roman Nermin Nuray ve Seher adlı üç arkadaşın yükseköğretim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı tecrübesi üzerinden kurgulanarak modern zamanda hayatta var olma mücadelesi veren üç kadından kesitler vermektedir Başörtüsü yasağı ve akabinde uygulanan ikna odası karşısında tıp fakültesi kayıt sırasından dönerek boyun eğmeyi reddeden Nermin in perukla derslere giren Seher in ve başörtüsünü ilk olarak üniversitede daha sonra da iş hayatında çıkaran Nuray ın hikâyesi siyaset ve inanç hususunda muhalif bir yönü betimlemekten ziyade biricik özel ve insani bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor

Kapı Yayınları
Yıldız Ramazanoğlundan Türkiyenin gelgit hallerine dair çok rafine bir roman İkna Odası Ramazanoğlu siyasileşmiş sosyal bir meseleyi kentte yaşayan üç kadın üzerinden tüm organikliğiyle anlatıyor Toplumsalla en bireysel arasındaki geçişleri ritmik tonal ve dinamik bir şekilde yaparak hem ajite edilmeye müsait olan konunun üstünü örtmekten kaçınıyor hem de romanını güçlü kılıyor Yerleşik kabullerin genç birey üzerindeki baskısı erkekle kadının ailedeki geleneksel rol paylaşımları şehir silüetinin incitici ve nobran değişimi plaza yaşamının klişe estetiği ve etiği sürekli ayıran tanımlayan itham eden sistemin yine kadınlar tarafından örülen iktidarı Nermin Seher ve Nurayın hayatlarının gerçekleri İkna Odası travmatik ve hırpalayıcı bir durumla farklı yollarla başa çıkmayı başaran üç kadının hikâyesi Postacı sonuçları bildiren belgeyi getirdiğinde güzel kız annesiyle ve bir iki komşularıyla birlikte hamur açmaktaymış elleri unluymuş yani Ellerini yıkamaya sabredemediğinden zarfı öylece açmış bir de ne görsün İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Sonucu görünce sevinçten ellerini yüzüne sürmüş her yeri un olmuş Gözleri bile görünmez olmuş Çok komik olmuş Ama oturdukları mahalleye nereden çıktığı hiç belli olmayan bir canavar gelmiş kızı yemiş Bir seferinde masalı başka türlü bağlamak istemiş küçük kızın doktor olduğunu hastaların onu ne kadar çok sevdiğini anlatacak olmuştu Hayır demişti Osman O hiç doktor olmadı Çünkü canavar onu yedi Ama karnından birçok çocuklar çıktı Beyaz önlüğünü giyip gece onların üzerini örttü ateşlerine baktı Bir parçasını yedi ama Her yerini yiyemez ki Hiçbir canavar kocaman insanın tamamını yiyemezmiş ağzına sığmazmış Kalan yerinden insan kertenkele gibi tamamlarmış kendini Masallarla ne yapacağını şaşırırdı Nermin

İz Yayıncılık
İyi ki beni almadınız dedi Nermin Ben de sizi almadım diye düşünürken içini yüce duygular doldurdu Giremediği yeri iyice yerdi içinden Hatta yerden yere vurdu ki bu kurum kurum kurumlanan kurumların aşkı yeniden yeşermesin içinde Burada gördüklerimi görmek şehrin dört bir yanını dinlemek nasip işi Bana yaptıklarınız yüzünden acımı hemen öteki acılara aktarıp bir çırpıda giriyorum içlerine Öteki ruhların rengine bürünmem saniyelerimi bile almıyor Bir söylev yükseldi içinde Ey beni yadsıyan sıkışmış ruhlar siz kendinizce sınıflandırmalar yapıp binlerce pırıltılı kalbin adını silerken herkesi tek giysili ve tek düşünüşlü bir bedende toplamak için güç birliği yaparken ben süzülüp uçup gideyim aranızdan Sizi odanızda bırakıp Duvarların tel örgülerin demir kapıların yükselen amfilerin kara cüppelerin içinde Ben burada yüzüne gözüne çöpler yapışmış insanlarla kötülüklerin üzerine yürüme derslerine katılmaktan mutluyum Yıldız Ramazanoğlu nun İkna Odası Türkiye yakın tarihinden bir deneyim romanı Roman Nermin Nuray ve Seher adlı üç arkadaşın yükseköğretim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı tecrübesi üzerinden kurgulanarak modern zamanda hayatta var olma mücadelesi veren üç kadından kesitler vermektedir Başörtüsü yasağı ve akabinde uygulanan ikna odası karşısında tıp fakültesi kayıt sırasından dönerek boyun eğmeyi reddeden Nermin in perukla derslere giren Seher in ve başörtüsünü ilk olarak üniversitede daha sonra da iş hayatında çıkaran Nuray ın hikâyesi siyaset ve inanç hususunda muhalif bir yönü betimlemekten ziyade biricik özel ve insani bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor

İz Yayıncılık
İyi ki beni almadınız dedi Nermin Ben de sizi almadım diye düşünürken içini yüce duygular doldurdu Giremediği yeri iyice yerdi içinden Hatta yerden yere vurdu ki bu kurum kurum kurumlanan kurumların aşkı yeniden yeşermesin içinde Burada gördüklerimi görmek şehrin dört bir yanını dinlemek nasip işi Bana yaptıklarınız yüzünden acımı hemen öteki acılara aktarıp bir çırpıda giriyorum içlerine Öteki ruhların rengine bürünmem saniyelerimi bile almıyor Bir söylev yükseldi içinde Ey beni yadsıyan sıkışmış ruhlar siz kendinizce sınıflandırmalar yapıp binlerce pırıltılı kalbin adını silerken herkesi tek giysili ve tek düşünüşlü bir bedende toplamak için güç birliği yaparken ben süzülüp uçup gideyim aranızdan Sizi odanızda bırakıp Duvarların tel örgülerin demir kapıların yükselen amfilerin kara cüppelerin içinde Ben burada yüzüne gözüne çöpler yapışmış insanlarla kötülüklerin üzerine yürüme derslerine katılmaktan mutluyum Yıldız Ramazanoğlu nun İkna Odası Türkiye yakın tarihinden bir deneyim romanı Roman Nermin Nuray ve Seher adlı üç arkadaşın yükseköğretim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı tecrübesi üzerinden kurgulanarak modern zamanda hayatta var olma mücadelesi veren üç kadından kesitler vermektedir Başörtüsü yasağı ve akabinde uygulanan ikna odası karşısında tıp fakültesi kayıt sırasından dönerek boyun eğmeyi reddeden Nermin in perukla derslere giren Seher in ve başörtüsünü ilk olarak üniversitede daha sonra da iş hayatında çıkaran Nuray ın hikâyesi siyaset ve inanç hususunda muhalif bir yönü betimlemekten ziyade biricik özel ve insani bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor

Kapı Yayınları
çev. Rıfat Özçöllü
Yıldız Ramazanoğlu ndan Türkiye nin gelgit hallerine dair çok rafine bir roman İkna Odası Ramazanoğlu siyasileşmiş sosyal bir meseleyi kentte yaşayan üç kadın üzerinden tüm organikliğiyle anlatıyor Toplumsalla en bireysel arasındaki geçişleri ritmik tonal ve dinamik bir şekilde yaparak hem ajite edilmeye müsait olan konunun üstünü örtmekten kaçınıyor hem de romanını güçlü kılıyor Yerleşik kabullerin genç birey üzerindeki baskısı erkekle kadının ailedeki geleneksel rol paylaşımları şehir silüetinin incitici ve nobran değişimi plaza yaşamının klişe estetiği ve etiği sürekli ayıran tanımlayan itham eden sistemin yine kadınlar tarafından örülen iktidarı Nermin Seher ve Nuray ın hayatlarının gerçekleri İkna Odası travmatik ve hırpalayıcı bir durumla farklı yollarla başa çıkmayı başaran üç kadının hikâyesi Postacı sonuçları bildiren belgeyi getirdiğinde güzel kız annesiyle ve bir iki komşularıyla birlikte hamur açmaktaymış elleri unluymuş yani Ellerini yıkamaya sabredemediğinden zarfı öylece açmış bir de ne görsün İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Sonucu görünce sevinçten ellerini yüzüne sürmüş her yeri un olmuş Gözleri bile görünmez olmuş Çok komik olmuş Ama oturdukları mahalleye nereden çıktığı hiç belli olmayan bir canavar gelmiş kızı yemiş img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

İz Yayıncılık
İyi ki beni almadınız dedi Nermin Ben de sizi almadım diye düşünürken içini yüce duygular doldurdu Giremediği yeri iyice yerdi içinden Hatta yerden yere vurdu ki bu kurum kurum kurumlanan kurumların aşkı yeniden yeşermesin içinde Burada gördüklerimi görmek şehrin dört bir yanını dinlemek nasip işi Bana yaptıklarınız yüzünden acımı hemen öteki acılara aktarıp bir çırpıda giriyorum içlerine Öteki ruhların rengine bürünmem saniyelerimi bile almıyor Bir söylev yükseldi içinde Ey beni yadsıyan sıkışmış ruhlar siz kendinizce sınıflandırmalar yapıp binlerce pırıltılı kalbin adını silerken herkesi tek giysili ve tek düşünüşlü bir bedende toplamak için güç birliği yaparken ben süzülüp uçup gideyim aranızdan Sizi odanızda bırakıp Duvarların tel örgülerin demir kapıların yükselen amfilerin kara cüppelerin içinde Ben burada yüzüne gözüne çöpler yapışmış insanlarla kötülüklerin üzerine yürüme derslerine katılmaktan mutluyum Yıldız Ramazanoğlu nun İkna Odası Türkiye yakın tarihinden bir deneyim romanı Roman Nermin Nuray ve Seher adlı üç arkadaşın yükseköğretim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı tecrübesi üzerinden kurgulanarak modern zamanda hayatta var olma mücadelesi veren üç kadından kesitler vermektedir Başörtüsü yasağı ve akabinde uygulanan ikna odası karşısında tıp fakültesi kayıt sırasından dönerek boyun eğmeyi reddeden Nermin in perukla derslere giren Seher in ve başörtüsünü ilk olarak üniversitede daha sonra da iş hayatında çıkaran Nuray ın hikâyesi siyaset ve inanç hususunda muhalif bir yönü betimlemekten ziyade biricik özel ve insani bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor

İz
İyi ki beni almadınız dedi Nermin Ben de sizi almadım diye düşünürken içini yüce duygular doldurdu Giremediği yeri iyice yerdi içinden Hatta yerden yere vurdu ki bu kurum kurum kurumlanan kurumların aşkı yeniden yeşermesin içinde Burada gördüklerimi görmek şehrin dört bir yanını dinlemek nasip işi Bana yaptıklarınız yüzünden acımı hemen öteki acılara aktarıp bir çırpıda giriyorum içlerine Öteki ruhların rengine bürünmem saniyelerimi bile almıyor Bir söylev yükseldi içinde Ey beni yadsıyan sıkışmış ruhlar siz kendinizce sınıflandırmalar yapıp binlerce pırıltılı kalbin adını silerken herkesi tek giysili ve tek düşünüşlü bir bedende toplamak için güç birliği yaparken ben süzülüp uçup gideyim aranızdan Sizi odanızda bırakıp Duvarların tel örgülerin demir kapıların yükselen amfilerin kara cüppelerin içinde Ben burada yüzüne gözüne çöpler yapışmış insanlarla kötülüklerin üzerine yürüme derslerine katılmaktan mutluyum Yıldız Ramazanoğlu nun İkna Odası Türkiye yakın tarihinden bir deneyim romanı Roman Nermin Nuray ve Seher adlı üç arkadaşın yükseköğretim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı tecrübesi üzerinden kurgulanarak modern zamanda hayatta var olma mücadelesi veren üç kadından kesitler vermektedir Başörtüsü yasağı ve akabinde uygulanan ikna odası karşısında tıp fakültesi kayıt sırasından dönerek boyun eğmeyi reddeden Nermin in perukla derslere giren Seher in ve başörtüsünü ilk olarak üniversitede daha sonra da iş hayatında çıkaran Nuray ın hikâyesi siyaset ve inanç hususunda muhalif bir yönü betimlemekten ziyade biricik özel ve insani bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor

İz Yayıncılık
İyi ki beni almadınız dedi Nermin Ben de sizi almadım diye düşünürken içini yüce duygular doldurdu Giremediği yeri iyice yerdi içinden Hatta yerden yere vurdu ki bu kurum kurum kurumlanan kurumların aşkı yeniden yeşermesin içinde Burada gördüklerimi görmek şehrin dört bir yanını dinlemek nasip işi Bana yaptıklarınız yüzünden acımı hemen öteki acılara aktarıp bir çırpıda giriyorum içlerine Öteki ruhların rengine bürünmem saniyelerimi bile almıyor Bir söylev yükseldi içinde Ey beni yadsıyan sıkışmış ruhlar siz kendinizce sınıflandırmalar yapıp binlerce pırıltılı kalbin adını silerken herkesi tek giysili ve tek düşünüşlü bir bedende toplamak için güç birliği yaparken ben süzülüp uçup gideyim aranızdan Sizi odanızda bırakıp Duvarların tel örgülerin demir kapıların yükselen amfilerin kara cüppelerin içinde Ben burada yüzüne gözüne çöpler yapışmış insanlarla kötülüklerin üzerine yürüme derslerine katılmaktan mutluyum Yıldız Ramazanoğlu nun İkna Odası Türkiye yakın tarihinden bir deneyim romanı Roman Nermin Nuray ve Seher adlı üç arkadaşın yükseköğretim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı tecrübesi üzerinden kurgulanarak modern zamanda hayatta var olma mücadelesi veren üç kadından kesitler vermektedir Başörtüsü yasağı ve akabinde uygulanan ikna odası karşısında tıp fakültesi kayıt sırasından dönerek boyun eğmeyi reddeden Nermin in perukla derslere giren Seher in ve başörtüsünü ilk olarak üniversitede daha sonra da iş hayatında çıkaran Nuray ın hikâyesi siyaset ve inanç hususunda muhalif bir yönü betimlemekten ziyade biricik özel ve insani bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor

İz Yayıncılık
İyi ki beni almadınız dedi Nermin Ben de sizi almadım diye düşünürken içini yüce duygular doldurdu Giremediği yeri iyice yerdi içinden Hatta yerden yere vurdu ki bu kurum kurum kurumlanan kurumların aşkı yeniden yeşermesin içinde Burada gördüklerimi görmek şehrin dört bir yanını dinlemek nasip işi Bana yaptıklarınız yüzünden acımı hemen öteki acılara aktarıp bir çırpıda giriyorum içlerine Öteki ruhların rengine bürünmem saniyelerimi bile almıyor Bir söylev yükseldi içinde Ey beni yadsıyan sıkışmış ruhlar siz kendinizce sınıflandırmalar yapıp binlerce pırıltılı kalbin adını silerken herkesi tek giysili ve tek düşünüşlü bir bedende toplamak için güç birliği yaparken ben süzülüp uçup gideyim aranızdan Sizi odanızda bırakıp Duvarların tel örgülerin demir kapıların yükselen amfilerin kara cüppelerin içinde Ben burada yüzüne gözüne çöpler yapışmış insanlarla kötülüklerin üzerine yürüme derslerine katılmaktan mutluyum Yıldız Ramazanoğlu nun İkna Odası Türkiye yakın tarihinden bir deneyim romanı Roman Nermin Nuray ve Seher adlı üç arkadaşın yükseköğretim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı tecrübesi üzerinden kurgulanarak modern zamanda hayatta var olma mücadelesi veren üç kadından kesitler vermektedir Başörtüsü yasağı ve akabinde uygulanan ikna odası karşısında tıp fakültesi kayıt sırasından dönerek boyun eğmeyi reddeden Nermin in perukla derslere giren Seher in ve başörtüsünü ilk olarak üniversitede daha sonra da iş hayatında çıkaran Nuray ın hikâyesi siyaset ve inanç hususunda muhalif bir yönü betimlemekten ziyade biricik özel ve insani bir anlatı olarak karşımıza çıkıyor

TİMAŞ YAYINLARI
SADECE BAŞÖRTÜSÜ YASAKLARI İÇİN DEĞİL KADINLARIN TÜM ACILARI NAMINA Türkiye ikna odası gibi bir olay yaşadı Üniversiteyi kazanmış yüzlerce genç kız ikna odalarında kendi varoluş hakikatleri ve gelecek kaygıları arasında bir seçim yapmaya zorlandı Problem halen can yakıcı haliyle sürerken bunu konuşabilmek için insani bir dil üretmek gerekiyor Süreci bizzat gözleyen Yıldız Ramazanoğlu bu odadan geçip hayatları binbir parçaya bölünen üç arkadaşın öyküsünü çok katmanlı bir okumayla anlatıyor Nermin Seher ve Nuray Üniversite kayıt kuyruklarından ikna odalarına alınan kendi varoluş hakikatleri ile gelecek kaygıları arasında bir seçim yapmaya zorlanan yüzlerce genç kızdan üçü Yıldız Ramazanoğlu hayatları binbir parçaya bölünen üç arkadaşın öyküsünü incelikli bir bakışla sunuyor Bir sosyal meseleyi edebiyatın konusu yapmayı sadece başörtüsü yasaklarıyla sınırlı kalmayan kadın sorunlarını dünya kadar açılıma sahip bir insanlık durumu olarak çizmeyi ustalıkla başarıyor İkna Odası bir novella Dolayısıyla can verdiği kahramanları birçok yüzleriyle görebiliyoruz Üniversitedeki başörtüsü yasağı çerçevesinde gelişen olaylar ve iç çatışmaların yanı sıra kadın hareketinin gündemine girmiş başka pek çok motif de satırlar arasında uç veriyor Bu da eseri tek boyutlu tarafgir ve manifestovari bir dilin tuzağına düşmekten kurtarıyor Ramazanoğlu başörtüsü yasakları ve diğer kadın sorunlarının insani düzlemde konuşulabilinmesine dair ümit verici bir açılım yaptığı eserde farklı bir direniş halini de anlatıyor Kapaktaki ironik çizim de belki bu direnişi imliyor Pencereyi açtı Çocuklar hiç sakınımsız pervasızca kayıyorlar O da böyle geçirmişti çocukluğunu Şu çok uzun süren çocukluk hastalığı bu yüzdendi Ailesinin onu kırmadan incitmeden ama artık biraz sertleşen bir tonda başını açmasını okula devam etmesini istediğini biliyordu Onların daralmaları Nermin i döndüremedi ağır kararından Her çağ denilişinde çan gibi çınlayan çağdaşlık uzağındaydı artık Hiç değilse şimdilik bu ne olduğu tam da belli olmayan kariyer yarışından hoşgörülmek ve bir yer edinmek için yaftayı kabullenip aşağılanmayı kabul etmekten göze girmek için şekilden şekle girme illetinden kurtulmuştu Çağdaşlarımın kim olduğunu özgürce seçerim böylelikle ancak her çağın erdemlileriyle çağdaşlık kurabilirim diye düşündü

PINAR YAYINLARI
Gözlerini kısarak karanlığa baktı Baktıkça afalladı Karanlık yüz binlerce minik beyaz noktanın kümeleşmesiyle oluşuyordu sanki Her zaman olmuyordu bu Aklı tavana vurduğunda bir el aklının tavanı delmesine izin vermeyip onu tuttuğunda bir de gece uykudan uyanıp yarı karanlıkla ya da ay ışığında aynaya bakmaya kalktığında Ayaklarının ucuna basarak aynaya gitti Ay yoktu Oradan buradan sızan şehir ışıklarının hüzmesinde yüzüne baktı Hem tanıdık hem yabancı olan kızdan gözünü alamadı Gözlerini kapadığında da görmeye devam ediyordu Oydu Pembe bir başörtüsüyle gündüz gördüğü kız hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde sırla cam arasında duruyordu

KAPI YAYINLARI
Yıldız Ramazanoğlu ndan Türkiye nin gelgit hallerine dair çok rafine bir roman İkna Odası Ramazanoğlu siyasileşmiş sosyal bir meseleyi kentte yaşayan üç kadın üzerinden tüm organikliğiyle anlatıyor Toplumsalla en bireysel arasındaki geçişleri ritmik tonal ve dinamik bir şekilde yaparak hem ajite edilmeye müsait olan konunun üstünü örtmekten kaçınıyor hem de romanını güçlü kılıyor Yerleşik kabullerin genç birey üzerindeki baskısı erkekle kadının ailedeki geleneksel rol paylaşımları şehir silüetinin incitici ve nobran değişimi plaza yaşamının klişe estetiği ve etiği sürekli ayıran tanımlayan itham eden sistemin yine kadınlar tarafından örülen iktidarı Nermin Seher ve Nuray ın hayatlarının gerçekleri İkna Odası travmatik ve hırpalayıcı bir durumla farklı yollarla başa çıkmayı başaran üç kadının hikâyesi Postacı sonuçları bildiren belgeyi getirdiğinde güzel kız annesiyle ve bir iki komşularıyla birlikte hamur açmaktaymış elleri unluymuş yani Ellerini yıkamaya sabredemediğinden zarfı öylece açmış bir de ne görsün İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Sonucu görünce sevinçten ellerini yüzüne sürmüş her yeri un olmuş Gözleri bile görünmez olmuş Çok komik olmuş Ama oturdukları mahalleye nereden çıktığı hiç belli olmayan bir canavar gelmiş kızı yemiş Bir seferinde masalı başka türlü bağlamak istemiş küçük kızın doktor olduğunu hastaların onu ne kadar çok sevdiğini anlatacak olmuştu Hayır demişti Osman O hiç doktor olmadı Çünkü canavar onu yedi Ama karnından birçok çocuklar çıktı Beyaz önlüğünü giyip gece onların üzerini örttü ateşlerine baktı Bir parçasını yedi ama Her yerini yiyemez ki Hiçbir canavar kocaman insanın tamamını yiyemezmiş ağzına sığmazmış Kalan yerinden insan kertenkele gibi tamamlarmış kendini Masallarla ne yapacağını şaşırırdı Nermin