İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek — Bronislaw Malinowski

İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek
Bronislaw MalinowskiKabalcı Yayınevi
İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek
Bronislaw Malinowskiimg src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Mirhan Kitap
Toplumlar gerçekten ilkel midir yoksa yalnızca farklı mıdır Bronislaw Malinowski bu soruya sahadan verdiği yanıtlarla antropoloji düşüncesini kökten değiştirmiştir İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek insan topluluklarının ritüellerini ekonomik ilişkilerini aile yapılarını ve inanç sistemlerini işlevleri üzerinden açıklayan çığır açıcı bir çalışmadır Malinowski kültürleri hiyerarşik bir gelişim çizgisine yerleştirmek yerine her toplumun kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen özgün bir düzen kurduğunu gösterir Bu yaklaşım ilkel uygar ayrımını sorgular ve kültürel göreliliğin temel taşlarını oluşturur Alan araştırmasına dayalı anlatımı ve berrak diliyle İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek yalnızca akademik çevreler için değil insanı kültürü ve toplumu anlamak isteyen her okur için güçlü ve düşündürücü bir eserdir

Elpida Yayıncılık
Malinowski Trobriand Adaları ndaki uzun soluklu saha araştırmalarında yalnızca gözlem yapmakla yetinmez gündelik hayatın damarına karışarak yasa suç ceza töre ve gelenek kavramlarının nasıl ete kemiğe büründüğünü yerinde inceler Ona göre suç modern hukukta olduğu gibi yalnızca bir yasa maddesinin ihlali değildir toplumsal dokunun karşılıklı yükümlülükler ağının güven ve onur ilişkilerinin bozulmasıdır Gelenek ise pasif bir alışkanlık değil davranışı düzenleyen aktif bir güçtür Kimi zaman yaptırımdan daha etkili bir toplumsal denetim mekanizmasıdır Bu eser antropolojinin işlevselci yaklaşımının en berrak örneklerinden biridir Malinowski toplumsal kurumların yalnızca yapısal bir düzen içinde değil insanın ihtiyaçları duyguları ve ilişkileriyle uyumlu bir bütünlük içerisinde işlediğini gösterir Yasa töre ritüel ve ekonomik yaşam arasındaki bağlantılar karşılıklılık ilkesinin toplumsal istikrarı nasıl ürettiği bireyin davranışını şekillendiren psikolojik ve kültürel motivasyonlar bu kitabın omurgasını oluşturur Bir yandan bilimsel titizlik sunan diğer yandan insan davranışının sıcak ve duyusal katmanlarını açığa çıkaran İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek modern hukuk düşüncesiyle antropolojiyi buruşturan eşsiz bir metindir Malinowski bu eserinde toplulukların kendi iç yasalarını nasıl ürettiklerini bu yasaların hangi koşullarda geçerli olduğunu ve insan davranışının neden her zaman yazılı kanunlarla sınırlanamayacağını gözler önüne serer Tanıtım Bülteninden

Dorlion Yayınları
Bronislaw Malinowski nin eseri psikanalitik kuram ile antropoloji arasındaki ilişkiyi irdeleyen önemli bir çalışmadır Freud un cinsellik merkezli insan davranışı anlayışına eleştirel yaklaşan yazar onun psikolojiye kazandırdığı dinamizmi de tespitler Malinowski aile yapısının bireyin ruhsal gelişimindeki rolünü incelerken bu ilişkinin her toplumda farklı biçimlerde oluştuğunu savunur Ona göre Ödipus kompleksi evrensel değildir ataerkil kültürlere özgü bir örüntüdür ve anaerkil toplumlarda farklı biçimlerde ortaya çıkar Bu savını Trobriand Adaları nda yaptığı gözlemlerle temellendiren Malinowski babalığın burada biyolojik değil toplumsal bir ilişki olarak kabul edildiğini soyun anne üzerinden sürdüğünü ve asıl otoritenin annenin erkek kardeşine ait olduğunu gösterir Böylece baba çocuk ilişkisi sevgiye dayalı ama otoriteden uzak bir biçim kazanır Yazar bu durumun psikanalitik komplekslerin kültürel yapılara göre biçimlendiğini kanıtladığını belirtir ve psikanalizin toplumsal bağlamı dikkate alması gerektiğini vurgular Malinowski ayrıca kültürün kökenine dair özgün bir görüş ortaya koyar Kültür içgüdülerin bastırılmasından değil onların toplumsal biçimlerde yeniden yönlendirilmesinden doğar Özellikle cinsel dürtülerin denetimi toplumsal kurumların ve ahlâkî değerlerin temelini oluşturur Bu anlayışla yazar kültürü psikolojik bir dönüşümün ürünü olarak tanımlar Sonuçta eser insan davranışını bireysel olduğu kadar toplumsal bir olgu olarak açıklamayı amaçlar Malinowski kültürel görecelilik temelli bir yaklaşım geliştirir ve psikanaliz ile antropolojiyi birleştirerek kültürün doğasına dair tartışmalara kalıcı bir katkı sağlar

MK Mirhan Kitap
Toplumlar gerçekten ilkel midir yoksa yalnızca farklı mıdır Bronislaw Malinowski bu soruya sahadan verdiği yanıtlarla antropoloji düşüncesini kökten değiştirmiştir İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek insan topluluklarının ritüellerini ekonomik ilişkilerini aile yapılarını ve inanç sistemlerini işlevleri üzerinden açıklayan çığır açıcı bir çalışmadır Malinowski kültürleri hiyerarşik bir gelişim çizgisine yerleştirmek yerine her toplumun kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen özgün bir düzen kurduğunu gösterir Bu yaklaşım ilkeluygar ayrımını sorgular ve kültürel göreliliğin temel taşlarını oluşturur Alan araştırmasına dayalı anlatımı ve berrak diliyle İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek yalnızca akademik çevreler için değil insanı kültürü ve toplumu anlamak isteyen her okur için güçlü ve düşündürücü bir eserdir Tanıtım Bülteninden

Dorlion Yayınevi
Bronislaw Malinowski nin eseri psikanalitik kuram ile antropoloji arasındaki ilişkiyi irdeleyen önemli bir çalışmadır Freud un cinsellik merkezli insan davranışı anlayışına eleştirel yaklaşan yazar onun psikolojiye kazandırdığı dinamizmi de tespitler Malinowski aile yapısının bireyin ruhsal gelişimindeki rolünü incelerken bu ilişkinin her toplumda farklı biçimlerde oluştuğunu savunur Ona göre Ödipus kompleksi evrensel değildir ataerkil kültürlere özgü bir örüntüdür ve anaerkil toplumlarda farklı biçimlerde ortaya çıkar Bu savını Trobriand Adaları nda yaptığı gözlemlerle temellendiren Malinowski babalığın burada biyolojik değil toplumsal bir ilişki olarak kabul edildiğini soyun anne üzerinden sürdüğünü ve asıl otoritenin annenin erkek kardeşine ait olduğunu gösterir Böylece baba çocuk ilişkisi sevgiye dayalı ama otoriteden uzak bir biçim kazanır Yazar bu durumun psikanalitik komplekslerin kültürel yapılara göre biçimlendiğini kanıtladığını belirtir ve psikanalizin toplumsal bağlamı dikkate alması gerektiğini vurgular Malinowski ayrıca kültürün kökenine dair özgün bir görüş ortaya koyar Kültür içgüdülerin bastırılmasından değil onların toplumsal biçimlerde yeniden yönlendirilmesinden doğar Özellikle cinsel dürtülerin denetimi toplumsal kurumların ve ahlâkî değerlerin temelini oluşturur Bu anlayışla yazar kültürü psikolojik bir dönüşümün ürünü olarak tanımlar Sonuçta eser insan davranışını bireysel olduğu kadar toplumsal bir olgu olarak açıklamayı amaçlar Malinowski kültürel görecelilik temelli bir yaklaşım geliştirir ve psikanaliz ile antropolojiyi birleştirerek kültürün doğasına dair tartışmalara kalıcı bir katkı sağlar

Mirhan Kitap
Toplumlar gerçekten ilkel midir yoksa yalnızca farklı mıdır Bronislaw Malinowski bu soruya sahadan verdiği yanıtlarla antropoloji düşüncesini kökten değiştirmiştir İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek insan topluluklarının ritüellerini ekonomik ilişkilerini aile yapılarını ve inanç sistemlerini işlevleri üzerinden açıklayan çığır açıcı bir çalışmadır Malinowski kültürleri hiyerarşik bir gelişim çizgisine yerleştirmek yerine her toplumun kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen özgün bir düzen kurduğunu gösterir Bu yaklaşım ilkel uygar ayrımını sorgular ve kültürel göreliliğin temel taşlarını oluşturur Alan araştırmasına dayalı anlatımı ve berrak diliyle İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek yalnızca akademik çevreler için değil insanı kültürü ve toplumu anlamak isteyen her okur için güçlü ve düşündürücü bir eserdir

Mirhan Kitap
Toplumlar gerçekten ilkel midir yoksa yalnızca farklı mıdır Bronislaw Malinowski bu soruya sahadan verdiği yanıtlarla antropoloji düşüncesini kökten değiştirmiştir İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek insan topluluklarının ritüellerini ekonomik ilişkilerini aile yapılarını ve inanç sistemlerini işlevleri üzerinden açıklayan çığır açıcı bir çalışmadır Malinowski kültürleri hiyerarşik bir gelişim çizgisine yerleştirmek yerine her toplumun kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen özgün bir düzen kurduğunu gösterir Bu yaklaşım ilkel uygar ayrımını sorgular ve kültürel göreliliğin temel taşlarını oluşturur Alan araştırmasına dayalı anlatımı ve berrak diliyle İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek yalnızca akademik çevreler için değil insanı kültürü ve toplumu anlamak isteyen her okur için güçlü ve düşündürücü bir eserdir

Elpida Yayıncılık
Malinowski Trobriand Adalarındaki uzun soluklu saha araştırmalarında yalnızca gözlem yapmakla yetinmez gündelik hayatın damarına karışarak yasa suç ceza töre ve gelenek kavramlarının nasıl ete kemiğe büründüğünü yerinde inceler Ona göre suç modern hukukta olduğu gibi yalnızca bir yasa maddesinin ihlali değildir toplumsal dokunun karşılıklı yükümlülükler ağının güven ve onur ilişkilerinin bozulmasıdır Gelenek ise pasif bir alışkanlık değil davranışı düzenleyen aktif bir güçtür Kimi zaman yaptırımdan daha etkili bir toplumsal denetim mekanizmasıdır Bu eser antropolojinin işlevselci yaklaşımının en berrak örneklerinden biridir Malinowski toplumsal kurumların yalnızca yapısal bir düzen içinde değil insanın ihtiyaçları duyguları ve ilişkileriyle uyumlu bir bütünlük içerisinde işlediğini gösterir Yasa töre ritüel ve ekonomik yaşam arasındaki bağlantılar karşılıklılık ilkesinin toplumsal istikrarı nasıl ürettiği bireyin davranışını şekillendiren psikolojik ve kültürel motivasyonlar bu kitabın omurgasını oluşturur Bir yandan bilimsel titizlik sunan diğer yandan insan davranışının sıcak ve duyusal katmanlarını açığa çıkaran İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek modern hukuk düşüncesiyle antropolojiyi buruşturan eşsiz bir metindir Malinowski bu eserinde toplulukların kendi iç yasalarını nasıl ürettiklerini bu yasaların hangi koşullarda geçerli olduğunu ve insan davranışının neden her zaman yazılı kanunlarla sınırlanamayacağını gözler önüne serer

Dorlion Yayınları
Bronislaw Malinowski nin eseri psikanalitik kuram ile antropoloji arasındaki ilişkiyi irdeleyen önemli bir çalışmadır Freud un cinsellik merkezli insan davranışı anlayışına eleştirel yaklaşan yazar onun psikolojiye kazandırdığı dinamizmi de tespitler Malinowski aile yapısının bireyin ruhsal gelişimindeki rolünü incelerken bu ilişkinin her toplumda farklı biçimlerde oluştuğunu savunur Ona göre Ödipus kompleksi evrensel değildir ataerkil kültürlere özgü bir örüntüdür ve anaerkil toplumlarda farklı biçimlerde ortaya çıkar Bu savını Trobriand Adaları nda yaptığı gözlemlerle temellendiren Malinowski babalığın burada biyolojik değil toplumsal bir ilişki olarak kabul edildiğini soyun anne üzerinden sürdüğünü ve asıl otoritenin annenin erkek kardeşine ait olduğunu gösterir Böylece baba çocuk ilişkisi sevgiye dayalı ama otoriteden uzak bir biçim kazanır Yazar bu durumun psikanalitik komplekslerin kültürel yapılara göre biçimlendiğini kanıtladığını belirtir ve psikanalizin toplumsal bağlamı dikkate alması gerektiğini vurgular Malinowski ayrıca kültürün kökenine dair özgün bir görüş ortaya koyar Kültür içgüdülerin bastırılmasından değil onların toplumsal biçimlerde yeniden yönlendirilmesinden doğar Özellikle cinsel dürtülerin denetimi toplumsal kurumların ve ahlâkî değerlerin temelini oluşturur Bu anlayışla yazar kültürü psikolojik bir dönüşümün ürünü olarak tanımlar Sonuçta eser insan davranışını bireysel olduğu kadar toplumsal bir olgu olarak açıklamayı amaçlar Malinowski kültürel görecelilik temelli bir yaklaşım geliştirir ve psikanaliz ile antropolojiyi birleştirerek kültürün doğasına dair tartışmalara kalıcı bir katkı sağlar

Elpida Yayıncılık
Malinowski Trobriand Adaları ndaki uzun soluklu saha araştırmalarında yalnızca gözlem yapmakla yetinmez gündelik hayatın damarına karışarak yasa suç ceza töre ve gelenek kavramlarının nasıl ete kemiğe büründüğünü yerinde inceler Ona göre suç modern hukukta olduğu gibi yalnızca bir yasa maddesinin ihlali değildir toplumsal dokunun karşılıklı yükümlülükler ağının güven ve onur ilişkilerinin bozulmasıdır Gelenek ise pasif bir alışkanlık değil davranışı düzenleyen aktif bir güçtür Kimi zaman yaptırımdan daha etkili bir toplumsal denetim mekanizmasıdır Bu eser antropolojinin işlevselci yaklaşımının en berrak örneklerinden biridir Malinowski toplumsal kurumların yalnızca yapısal bir düzen içinde değil insanın ihtiyaçları duyguları ve ilişkileriyle uyumlu bir bütünlük içerisinde işlediğini gösterir Yasa töre ritüel ve ekonomik yaşam arasındaki bağlantılar karşılıklılık ilkesinin toplumsal istikrarı nasıl ürettiği bireyin davranışını şekillendiren psikolojik ve kültürel motivasyonlar bu kitabın omurgasını oluşturur Bir yandan bilimsel titizlik sunan diğer yandan insan davranışının sıcak ve duyusal katmanlarını açığa çıkaran İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek modern hukuk düşüncesiyle antropolojiyi buruşturan eşsiz bir metindir Malinowski bu eserinde toplulukların kendi iç yasalarını nasıl ürettiklerini bu yasaların hangi koşullarda geçerli olduğunu ve insan davranışının neden her zaman yazılı kanunlarla sınırlanamayacağını gözler önüne serer

Dorlion
Bronislaw Malinowski nin eseri psikanalitik kuram ile antropoloji arasındaki ilişkiyi irdeleyen önemli bir çalışmadır Freud un cinsellik merkezli insan davranışı anlayışına eleştirel yaklaşan yazar onun psikolojiye kazandırdığı dinamizmi de tespitler Malinowski aile yapısının bireyin ruhsal gelişimindeki rolünü incelerken bu ilişkinin her toplumda farklı biçimlerde oluştuğunu savunur Ona göre Ödipus kompleksi evrensel değildir ataerkil kültürlere özgü bir örüntüdür ve anaerkil toplumlarda farklı biçimlerde ortaya çıkar Bu savını Trobriand Adaları nda yaptığı gözlemlerle temellendiren Malinowski babalığın burada biyolojik değil toplumsal bir ilişki olarak kabul edildiğini soyun anne üzerinden sürdüğünü ve asıl otoritenin annenin erkek kardeşine ait olduğunu gösterir Böylece baba çocuk ilişkisi sevgiye dayalı ama otoriteden uzak bir biçim kazanır Yazar bu durumun psikanalitik komplekslerin kültürel yapılara göre biçimlendiğini kanıtladığını belirtir ve psikanalizin toplumsal bağlamı dikkate alması gerektiğini vurgular Malinowski ayrıca kültürün kökenine dair özgün bir görüş ortaya koyar Kültür içgüdülerin bastırılmasından değil onların toplumsal biçimlerde yeniden yönlendirilmesinden doğar Özellikle cinsel dürtülerin denetimi toplumsal kurumların ve ahlâkî değerlerin temelini oluşturur Bu anlayışla yazar kültürü psikolojik bir dönüşümün ürünü olarak tanımlar Sonuçta eser insan davranışını bireysel olduğu kadar toplumsal bir olgu olarak açıklamayı amaçlar Malinowski kültürel görecelilik temelli bir yaklaşım geliştirir ve psikanaliz ile antropolojiyi birleştirerek kültürün doğasına dair tartışmalara kalıcı bir katkı sağlar

Dorlion Yayınları
Bronislaw Malinowski nin eseri psikanalitik kuram ile antropoloji arasındaki ilişkiyi irdeleyen önemli bir çalışmadır Freud un cinsellik merkezli insan davranışı anlayışına eleştirel yaklaşan yazar onun psikolojiye kazandırdığı dinamizmi de tespitler Malinowski aile yapısının bireyin ruhsal gelişimindeki rolünü incelerken bu ilişkinin her toplumda farklı biçimlerde oluştuğunu savunur Ona göre Ödipus kompleksi evrensel değildir ataerkil kültürlere özgü bir örüntüdür ve anaerkil toplumlarda farklı biçimlerde ortaya çıkar Bu savını Trobriand Adaları nda yaptığı gözlemlerle temellendiren Malinowski babalığın burada biyolojik değil toplumsal bir ilişki olarak kabul edildiğini soyun anne üzerinden sürdüğünü ve asıl otoritenin annenin erkek kardeşine ait olduğunu gösterir Böylece baba çocuk ilişkisi sevgiye dayalı ama otoriteden uzak bir biçim kazanır Yazar bu durumun psikanalitik komplekslerin kültürel yapılara göre biçimlendiğini kanıtladığını belirtir ve psikanalizin toplumsal bağlamı dikkate alması gerektiğini vurgular Malinowski ayrıca kültürün kökenine dair özgün bir görüş ortaya koyar Kültür içgüdülerin bastırılmasından değil onların toplumsal biçimlerde yeniden yönlendirilmesinden doğar Özellikle cinsel dürtülerin denetimi toplumsal kurumların ve ahlâkî değerlerin temelini oluşturur Bu anlayışla yazar kültürü psikolojik bir dönüşümün ürünü olarak tanımlar Sonuçta eser insan davranışını bireysel olduğu kadar toplumsal bir olgu olarak açıklamayı amaçlar Malinowski kültürel görecelilik temelli bir yaklaşım geliştirir ve psikanaliz ile antropolojiyi birleştirerek kültürün doğasına dair tartışmalara kalıcı bir katkı sağlar

Mirhan Kitap
çev. Canatalay, Şebnem Sezgin
Toplumlar gerçekten ilkel midir yoksa yalnızca farklı mıdır Bronislaw Malinowski bu soruya sahadan verdiği yanıtlarla antropoloji düşüncesini kökten değiştirmiştir İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek insan topluluklarının ritüellerini ekonomik ilişkilerini aile yapılarını ve inanç sistemlerini işlevleri üzerinden açıklayan çığır açıcı bir çalışmadır Malinowski kültürleri hiyerarşik bir gelişim çizgisine yerleştirmek yerine her toplumun kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen özgün bir düzen kurduğunu gösterir Bu yaklaşım ilkel uygar ayrımını sorgular ve kültürel göreliliğin temel taşlarını oluşturur Alan araştırmasına dayalı anlatımı ve berrak diliyle İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek yalnızca akademik çevreler için değil insanı kültürü ve toplumu anlamak isteyen her okur için güçlü ve düşündürücü bir eserdir

Elpida Yayıncılık
Malinowski Trobriand Adaları ndaki uzun soluklu saha araştırmalarında yalnızca gözlem yapmakla yetinmez gündelik hayatın damarına karışarak yasa suç ceza töre ve gelenek kavramlarının nasıl ete kemiğe büründüğünü yerinde inceler Ona göre suç modern hukukta olduğu gibi yalnızca bir yasa maddesinin ihlali değildir toplumsal dokunun karşılıklı yükümlülükler ağının güven ve onur ilişkilerinin bozulmasıdır Gelenek ise pasif bir alışkanlık değil davranışı düzenleyen aktif bir güçtür Kimi zaman yaptırımdan daha etkili bir toplumsal denetim mekanizmasıdır Bu eser antropolojinin işlevselci yaklaşımının en berrak örneklerinden biridir Malinowski toplumsal kurumların yalnızca yapısal bir düzen içinde değil insanın ihtiyaçları duyguları ve ilişkileriyle uyumlu bir bütünlük içerisinde işlediğini gösterir Yasa töre ritüel ve ekonomik yaşam arasındaki bağlantılar karşılıklılık ilkesinin toplumsal istikrarı nasıl ürettiği bireyin davranışını şekillendiren psikolojik ve kültürel motivasyonlar bu kitabın omurgasını oluşturur Bir yandan bilimsel titizlik sunan diğer yandan insan davranışının sıcak ve duyusal katmanlarını açığa çıkaran İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek modern hukuk düşüncesiyle antropolojiyi buruşturan eşsiz bir metindir Malinowski bu eserinde toplulukların kendi iç yasalarını nasıl ürettiklerini bu yasaların hangi koşullarda geçerli olduğunu ve insan davranışının neden her zaman yazılı kanunlarla sınırlanamayacağını gözler önüne serer

Elpida Yayıncılık
Malinowski Trobriand Adaları ndaki uzun soluklu saha araştırmalarında yalnızca gözlem yapmakla yetinmez gündelik hayatın damarına karışarak yasa suç ceza töre ve gelenek kavramlarının nasıl ete kemiğe büründüğünü yerinde inceler Ona göre suç modern hukukta olduğu gibi yalnızca bir yasa maddesinin ihlali değildir toplumsal dokunun karşılıklı yükümlülükler ağının güven ve onur ilişkilerinin bozulmasıdır Gelenek ise pasif bir alışkanlık değil davranışı düzenleyen aktif bir güçtür Kimi zaman yaptırımdan daha etkili bir toplumsal denetim mekanizmasıdır Bu eser antropolojinin işlevselci yaklaşımının en berrak örneklerinden biridir Malinowski toplumsal kurumların yalnızca yapısal bir düzen içinde değil insanın ihtiyaçları duyguları ve ilişkileriyle uyumlu bir bütünlük içerisinde işlediğini gösterir Yasa töre ritüel ve ekonomik yaşam arasındaki bağlantılar karşılıklılık ilkesinin toplumsal istikrarı nasıl ürettiği bireyin davranışını şekillendiren psikolojik ve kültürel motivasyonlar bu kitabın omurgasını oluşturur Bir yandan bilimsel titizlik sunan diğer yandan insan davranışının sıcak ve duyusal katmanlarını açığa çıkaran İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek modern hukuk düşüncesiyle antropolojiyi buruşturan eşsiz bir metindir Malinowski bu eserinde toplulukların kendi iç yasalarını nasıl ürettiklerini bu yasaların hangi koşullarda geçerli olduğunu ve insan davranışının neden her zaman yazılı kanunlarla sınırlanamayacağını gözler önüne serer Tanıtım Bülteninden

Mirhan Kitap
çev. Şebnem Sezgin Canatalay
Toplumlar gerçekten ilkel midir yoksa yalnızca farklı mıdır Bronislaw Malinowski bu soruya sahadan verdiği yanıtlarla antropoloji düşüncesini kökten değiştirmiştir İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek insan topluluklarının ritüellerini ekonomik ilişkilerini aile yapılarını ve inanç sistemlerini işlevleri üzerinden açıklayan çığır açıcı bir çalışmadır Malinowski kültürleri hiyerarşik bir gelişim çizgisine yerleştirmek yerine her toplumun kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen özgün bir düzen kurduğunu gösterir Bu yaklaşım ilkel uygar ayrımını sorgular ve kültürel göreliliğin temel taşlarını oluşturur Alan araştırmasına dayalı anlatımı ve berrak diliyle İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek yalnızca akademik çevreler için değil insanı kültürü ve toplumu anlamak isteyen her okur için güçlü ve düşündürücü bir eserdir

Elpida Yayıncılık
Malinowski Trobriand Adaları ndaki uzun soluklu saha araştırmalarında yalnızca gözlem yapmakla yetinmez gündelik hayatın damarına karışarak yasa suç ceza töre ve gelenek kavramlarının nasıl ete kemiğe büründüğünü yerinde inceler Ona göre suç modern hukukta olduğu gibi yalnızca bir yasa maddesinin ihlali değildir toplumsal dokunun karşılıklı yükümlülükler ağının güven ve onur ilişkilerinin bozulmasıdır Gelenek ise pasif bir alışkanlık değil davranışı düzenleyen aktif bir güçtür Kimi zaman yaptırımdan daha etkili bir toplumsal denetim mekanizmasıdır Bu eser antropolojinin işlevselci yaklaşımının en berrak örneklerinden biridir Malinowski toplumsal kurumların yalnızca yapısal bir düzen içinde değil insanın ihtiyaçları duyguları ve ilişkileriyle uyumlu bir bütünlük içerisinde işlediğini gösterir Yasa töre ritüel ve ekonomik yaşam arasındaki bağlantılar karşılıklılık ilkesinin toplumsal istikrarı nasıl ürettiği bireyin davranışını şekillendiren psikolojik ve kültürel motivasyonlar bu kitabın omurgasını oluşturur Bir yandan bilimsel titizlik sunan diğer yandan insan davranışının sıcak ve duyusal katmanlarını açığa çıkaran İlkel Toplumlarda Suç ve Gelenek modern hukuk düşüncesiyle antropolojiyi buruşturan eşsiz bir metindir Malinowski bu eserinde toplulukların kendi iç yasalarını nasıl ürettiklerini bu yasaların hangi koşullarda geçerli olduğunu ve insan davranışının neden her zaman yazılı kanunlarla sınırlanamayacağını gözler önüne serer