İmam ı Rabbani de İman Kavramı Süri ve Hakiki İman — Mustafa Özgen

İmam ı Rabbani de İman Kavramı Süri ve Hakiki İman
Mustafa ÖzgenPalet Yayınları
İmam ı Rabbani de İman Kavramı Süri ve Hakiki İman
Mustafa ÖzgenGenelde Ehl i sünnet kelâm âlimleriyle uyumlu olmakla iftihar eden İmâm ı Rabbânî Ehl i sünnet kelamcıların iman tariflerine katılmakla birlikte onun derunî tarafını ilgilendiren marifet yakîn iz ân ve inkıyat kavramlarına yaptığı vurguyla olaya bir mutasavvıf gözüyle baktığını ortaya koyar Marifetin kalpte oluşan ve nefiste olgunlaşan bir kavram olduğuna inanır kalpteki marifete sûrî marifet ismini verir ve ona bağlı imanı sûrî olarak görür Marifeti ayrıca kelamcıların ilgilenmediği bir başka safhaya taşır onun kalpten sonra nefiste de oluşmasını hakîkat olarak görür ve üzerine bina edilen imana hakikî iman ismini verir İmâm ı Rabbânî iman amel münasebeti bakımından ibadetleri terk edenin dinden çıkmayacağını ifade ederken ibadetlerin değersizliğini değil imanın değerini ortaya koymayı hedefler Allah la yapılan iman sözleşmesinin ana maddesinin kabul ve iz an oluşuna dair vurguyla tasavvufî bakış açısını yansıtır İbadetlerin faydasından çok küfür ve bid atin zararına dikkat çekerek zararı defetmeyi fayda celp etmeye tercih ettiğini gösterir Sadece iman isminin kime ait olduğu ile ilgilenmekten öte imanın korunmasına dair vurgu ile birlikte kuru bir inançtan çok canlı bir dinî hayatı tercih ettiğini ortaya koyar

Palet Yayınları
İlahî zat ve sıfat ilişkisinin ele alındığı bu eserde İmâm ı Rabbânî nin Ehl i sünnet düsturuna bağlılığı meziyet kabul ettiği itikadî meselelere dair görüşlerini tasavvufî bakış açısıyla zenginleştirdiği zahirî ilimleri keşif ve ilhama tercih ettiği ve tasavvufu tenkit yolunu en azından daralttığı tespit edilmiştir Onunu şeriat âlimlerinin görüşüne uygunluğu ölçü alması Ehl i sünnet e bağlılığının tezahürüdür İmâm ı Rabbânî Allah Teâlâ yı hakikî varlık âlemi vehim ve hayal olarak gören vahdet i vücud anlayışını şeriat âlimlerinin ölçülerine uymadığı gerekçesiyle tenkit etmiş Allah âlem ilişkisini izahta kelamcılarla aynı neticede birleşmiştir Âlimlerin nazar ve istidlâl ile icmalî olarak belirlediklerini mutasavvıfların keşif ve ilham ile tafsilata kavuşturduğu inancını münasebetine dair açıklamalarında da göstermiştir Her şeyden önce ilahî zatın her türlü kemâlâta sahip olduğunu sıfatlar da dâhil olmak üzere hiçbir şeye muhtaç olmadığını vurgulamış akıl ve muhayyilenin Allah Teâlâ yı idrak etmeye yetmeyeceğini anlamayı marifet saymıştır İlahî zatın bilinmezliğini vusul mertebelerinin sonu gelmez cümlesiyle hulasa ederek insanın isim ve şuûnât dairesinden geçemeyeceğine vurgu yapmış zat mertebesiyle ilgili bir şey söylemeyi doğru bulmamıştır Allah Teâlâ nın Kendine nispet ettiği sıfatlarla vasıflanmış ve akıl ile algılanan manalardan münezzeh olduğuna inanmayı marifet olarak sunmuştur

Palet Yayınları
Genelde Ehl i sünnet kelâm âlimleriyle uyumlu olmakla iftihar eden İmâm ı Rabbânî Ehl i sünnet kelamcıların iman tariflerine katılmakla birlikte onun derunî tarafını ilgilendiren marifet yakîn iz ân ve inkıyat kavramlarına yaptığı vurguyla olaya bir mutasavvıf gözüyle baktığını ortaya koyar Marifetin kalpte oluşan ve nefiste olgunlaşan bir kavram olduğuna inanır kalpteki marifete sûrî marifet ismini verir ve ona bağlı imanı sûrî olarak görür Marifeti ayrıca kelamcıların ilgilenmediği bir başka safhaya taşır onun kalpten sonra nefiste de oluşmasını hakîkat olarak görür ve üzerine bina edilen imana hakikî iman ismini verir İmâm ı Rabbânî iman amel münasebeti bakımından ibadetleri terk edenin dinden çıkmayacağını ifade ederken ibadetlerin değersizliğini değil imanın değerini ortaya koymayı hedefler Allah la yapılan iman sözleşmesinin ana maddesinin kabul ve iz an oluşuna dair vurguyla tasavvufî bakış açısını yansıtır İbadetlerin faydasından çok küfür ve bid atin zararına dikkat çekerek zararı defetmeyi fayda celp etmeye tercih ettiğini gösterir Sadece iman isminin kime ait olduğu ile ilgilenmekten öte imanın korunmasına dair vurgu ile birlikte kuru bir inançtan çok canlı bir dinî hayatı tercih ettiğini ortaya koyar

Palet Yayınları
İlahî zat ve sıfat ilişkisinin ele alındığı bu eserde İmâm ı Rabbânî nin Ehl i sünnet düsturuna bağlılığı meziyet kabul ettiği itikadî meselelere dair görüşlerini tasavvufî bakış açısıyla zenginleştirdiği zahirî ilimleri keşif ve ilhama tercih ettiği ve tasavvufu tenkit yolunu en azından daralttığı tespit edilmiştir Onunu şeriat âlimlerinin görüşüne uygunluğu ölçü alması Ehl i sünnet e bağlılığının tezahürüdür İmâm ı Rabbânî Allah Teâlâ yı hakikî varlık âlemi vehim ve hayal olarak gören vahdet i vücud anlayışını şeriat âlimlerinin ölçülerine uymadığı gerekçesiyle tenkit etmiş Allah âlem ilişkisini izahta kelamcılarla aynı neticede birleşmiştir Âlimlerin nazar ve istidlâl ile icmalî olarak belirlediklerini mutasavvıfların keşif ve ilham ile tafsilata kavuşturduğu inancını zat sıfat münasebetine dair açıklamalarında da göstermiştir Her şeyden önce ilahî zatın her türlü kemâlâta sahip olduğunu sıfatlar da dâhil olmak üzere hiçbir şeye muhtaç olmadığını vurgulamış akıl ve muhayyilenin Allah Teâlâ yı idrak etmeye yetmeyeceğini anlamayı marifet saymıştır İlahî zatın bilinmezliğini vusul mertebelerinin sonu gelmez cümlesiyle hulasa ederek insanın isim ve şuûnât dairesinden ileri geçemeyeceğine vurgu yapmış zat mertebesiyle ilgili bir şey söylemeyi doğru bulmamıştır Allah Teâlâ nın Kendine nispet ettiği sıfatlarla vasıflanmış ve akıl ile algılanan manalardan münezzeh olduğuna inanmayı marifet olarak sunmuştur

Palet Yayınları
İmâm ı Rabbânî nin seçkin sahabe olan Ehl i Beyt sevgisindeki ölçüyü Ehl i sünnet kimliğine iliştirdiği görülmüştür Ona göre her insan Hz Peygamber sevgisinin bir uzantısı olarak sevilmelidir Onun işaret ettiği zatlar onun tavsiye ettiği şekilde sevilirse fayda yoksa zarar verir Hıristiyanlar Hz İsa yı sevmekten fayda değil zarar görmüşlerdir Çünkü onlar Hz İsa yı Allah için değil Allah olarak sevmek gibi bir ölçüsüzlüğe düşmüşlerdir Şia da Ehl i beyti sevmekten değil onları Hz Peygamber in yerleştirdiği yerden alıp farklı bir yere koyarak sevgideki ölçüsüzlük yüzünden zarar görmektedir İmâm ı Rabbânî Hz Peygamber in din ve Kuran hakkında konuştuklarının vahiy eseri olduğunu ve bunlara karşı gelmenin bir iman meselesi olduğunu söylerken Şia yı sahabe hakkındaki tehlikeli isnatlarından dolayı ikaz etmiştir Müslüman ı küfürle itham edenin aynı ithama maruz kalacağını hatırlatarak oldukça mühim bir ölçüye dikkat çekmiştir Çünkü üç halifeyi öven ifadeler meşhur hatta mütevatir hadis derecesindedir

Palet Yayınları
Genelde Ehl i sünnet kelâm âlimleriyle uyumlu olmakla iftihar eden İmâm ı Rabbânî Ehl i sünnet kelamcıların iman tariflerine katılmakla birlikte onun derunî tarafını ilgilendiren marifet yakîn iz ân ve inkıyat kavramlarına yaptığı vurguyla olaya bir mutasavvıf gözüyle baktığını ortaya koyar Marifetin kalpte oluşan ve nefiste olgunlaşan bir kavram olduğuna inanır kalpteki marifete sûrî marifet ismini verir ve ona bağlı imanı sûrî olarak görür Marifeti ayrıca kelamcıların ilgilenmediği bir başka safhaya taşır onun kalpten sonra nefiste de oluşmasını hakîkat olarak görür ve üzerine bina edilen imana hakikî iman ismini verir İmâm ı Rabbânî iman amel münasebeti bakımından ibadetleri terk edenin dinden çıkmayacağını ifade ederken ibadetlerin değersizliğini değil imanın değerini ortaya koymayı hedefler Allah la yapılan iman sözleşmesinin ana maddesinin kabul ve iz an oluşuna dair vurguyla tasavvufî bakış açısını yansıtır İbadetlerin faydasından çok küfür ve bid atin zararına dikkat çekerek zararı defetmeyi fayda celp etmeye tercih ettiğini gösterir Sadece iman isminin kime ait olduğu ile ilgilenmekten öte imanın korunmasına dair vurgu ile birlikte kuru bir inançtan çok canlı bir dinî hayatı tercih ettiğini ortaya koyar

Palet Yayınları
İlahî zat ve sıfat ilişkisinin ele alındığı bu eserde İmâm ı Rabbânî nin Ehl i sünnet düsturuna bağlılığı meziyet kabul ettiği itikadî meselelere dair görüşlerini tasavvufî bakış açısıyla zenginleştirdiği zahirî ilimleri keşif ve ilhama tercih ettiği ve tasavvufu tenkit yolunu en azından daralttığı tespit edilmiştir Onunu şeriat âlimlerinin görüşüne uygunluğu ölçü alması Ehl i sünnet e bağlılığının tezahürüdür İmâm ı Rabbânî Allah Teâlâ yı hakikî varlık âlemi vehim ve hayal olarak gören vahdet i vücud anlayışını şeriat âlimlerinin ölçülerine uymadığı gerekçesiyle tenkit etmiş Allah âlem ilişkisini izahta kelamcılarla aynı neticede birleşmiştir Âlimlerin nazar ve istidlâl ile icmalî olarak belirlediklerini mutasavvıfların keşif ve ilham ile tafsilata kavuşturduğu inancını zat sıfat münasebetine dair açıklamalarında da göstermiştir Her şeyden önce ilahî zatın her türlü kemâlâta sahip olduğunu sıfatlar da dâhil olmak üzere hiçbir şeye muhtaç olmadığını vurgulamış akıl ve muhayyilenin Allah Teâlâ yı idrak etmeye yetmeyeceğini anlamayı marifet saymıştır İlahî zatın bilinmezliğini vusul mertebelerinin sonu gelmez cümlesiyle hulasa ederek insanın isim ve şuûnât dairesinden ileri geçemeyeceğine vurgu yapmış zat mertebesiyle ilgili bir şey söylemeyi doğru bulmamıştır Allah Teâlâ nın Kendine nispet ettiği sıfatlarla vasıflanmış ve akıl ile algılanan manalardan münezzeh olduğuna inanmayı marifet olarak sunmuştur

Palet Yayınları
İmâm ı Rabbânî nin seçkin sahabe olan Ehl i Beyt sevgisindeki ölçüyü Ehl i sünnet kimliğine iliştirdiği görülmüştür Ona göre her insan Hz Peygamber sevgisinin bir uzantısı olarak sevilmelidir Onun işaret ettiği zatlar onun tavsiye ettiği şekilde sevilirse fayda yoksa zarar verir Hıristiyanlar Hz İsa yı sevmekten fayda değil zarar görmüşlerdir Çünkü onlar Hz İsa yı Allah için değil Allah olarak sevmek gibi bir ölçüsüzlüğe düşmüşlerdir Şia da Ehl i beyti sevmekten değil onları Hz Peygamber in yerleştirdiği yerden alıp farklı bir yere koyarak sevgideki ölçüsüzlük yüzünden zarar görmektedir İmâm ı Rabbânî Hz Peygamber in din ve Kuran hakkında konuştuklarının vahiy eseri olduğunu ve bunlara karşı gelmenin bir iman meselesi olduğunu söylerken Şia yı sahabe hakkındaki tehlikeli isnatlarından dolayı ikaz etmiştir Müslüman ı küfürle itham edenin aynı ithama maruz kalacağını hatırlatarak oldukça mühim bir ölçüye dikkat çekmiştir Çünkü üç halifeyi öven ifadeler meşhur hatta mütevatir hadis derecesindedir

Palet Yayınları
İmâm ı Rabbânî nin seçkin sahabe olan Ehl i Beyt sevgisindeki ölçüyü Ehl i sünnet kimliğine iliştirdiği görülmüştür Ona göre her insan Hz Peygamber sevgisinin bir uzantısı olarak sevilmelidir Onun işaret ettiği zatlar onun tavsiye ettiği şekilde sevilirse fayda yoksa zarar verir Hıristiyanlar Hz İsa yı sevmekten fayda değil zarar görmüşlerdir Çünkü onlar Hz İsa yı Allah için değil Allah olarak sevmek gibi bir ölçüsüzlüğe düşmüşlerdir Şia da Ehl i beyti sevmekten değil onları Hz Peygamber in yerleştirdiği yerden alıp farklı bir yere koyarak sevgideki ölçüsüzlük yüzünden zarar görmektedir İmâm ı Rabbânî Hz Peygamber in din ve Kuran hakkında konuştuklarının vahiy eseri olduğunu ve bunlara karşı gelmenin bir iman meselesi olduğunu söylerken Şia yı sahabe hakkındaki tehlikeli isnatlarından dolayı ikaz etmiştir Müslüman ı küfürle itham edenin aynı ithama maruz kalacağını hatırlatarak oldukça mühim bir ölçüye dikkat çekmiştir Çünkü üç halifeyi öven ifadeler meşhur hatta mütevatir hadis derecesindedir

Palet Yayınları
İkinci Bin Senenin Müceddidi unvanını kabul ettirecek faaliyetleriyle dikkat çekmiş olan İmam ı Rabbânî nin görüşleri isminin gölgesinde kalmaktadır Onun iyi tanındığı takdirde peygamberliğin ihlas yolu olan tasavvufun daha iyi anlaşılacağına dair inancımız onu tanıtma isteğini canlandırmıştır İmam ı Rabbânî Ehl i sünnet âlimlerinin peygamberlere asv tâbi olduğunu belirtmiş keşif ve ilhamlarına ters düşse bile mutasavvıfların da vahye uyup âlimleri taklide mecbur olduğunu vurgulamıştır Velilere biçilen değerin İslami ölçülere uygun olması için peygamberlerin asv asıl onların gölge olduğunu vurgulamış asıla tabi olmayı hedef göstermiştir Hiçbir veliyi bir peygamberle karşılaştırmayı bile doğru bulmamış ve Edille i şeriyyeye uymayan keşif ve ilhamı ilhat ve zındıklık olarak görmüştür Maddeye hükmetmek manasındaki surî keramet yerine nefse hükmetmek manasındaki hakikî kerameti tercih etmiştir Gayenin maddeye değil nefse kendine hükmetmek olduğuna dikkat çekmiş bir mutasavvıf kelamcı olan İmam ı Rabbânî nin peygamberlik hakkındaki görüşlerini sunmanın ahiret sermayemize katkı olmasını ümit etmekteyiz

Palet Yayınları
İkinci Bin Senenin Müceddidi unvanını kabul ettirecek faaliyetleriyle dikkat çekmiş olan İmam ı Rabbânî nin görüşleri isminin gölgesinde kalmaktadır Onun iyi tanındığı takdirde peygamberliğin ihlas yolu olan tasavvufun daha iyi anlaşılacağına dair inancımız onu tanıtma isteğini canlandırmıştır İmam ı Rabbânî Ehl i sünnet âlimlerinin peygamberlere asv tâbi olduğunu belirtmiş keşif ve ilhamlarına ters düşse bile mutasavvıfların da vahye uyup âlimleri taklide mecbur olduğunu vurgulamıştır Velilere biçilen değerin İslami ölçülere uygun olması için peygamberlerin asv asıl onların gölge olduğunu vurgulamış asıla tabi olmayı hedef göstermiştir Hiçbir veliyi bir peygamberle karşılaştırmayı bile doğru bulmamış ve Edille i şeriyyeye uymayan keşif ve ilhamı ilhat ve zındıklık olarak görmüştür Maddeye hükmetmek manasındaki surî keramet yerine nefse hükmetmek manasındaki hakikî kerameti tercih etmiştir Gayenin maddeye değil nefse kendine hükmetmek olduğuna dikkat çekmiş bir mutasavvıf kelamcı olan İmam ı Rabbânî nin peygamberlik hakkındaki görüşlerini sunmanın ahiret sermayemize katkı olmasını ümit etmekteyiz Tanıtım Bülteninden

Palet Yayınları
Mustafa Özgen tarafından kaleme alınan İmam ı Rabbani nin Peygamberlik Anlayışı Palet Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor İmam ı Rabbani nin Peygamberlik Anlayışı Mustafa Özgen Kitap Özeti İkinci Bin Senenin Müceddidi unvanını kabul ettirecek faaliyetleriyle dikkat çekmiş olan İmam ı Rabbânî nin görüşleri isminin gölgesinde kalmaktadır Onun iyi tanındığı takdirde peygamberliğin ihlas yolu olan tasavvufun daha iyi anlaşılacağına dair inancımız onu tanıtma isteğini canlandırmıştır İmam ı Rabbânî Ehl i sünnet âlimlerinin peygamberlere asv tâbi olduğunu belirtmiş keşif ve ilhamlarına ters düşse bile mutasavvıfların da vahye uyup âlimleri taklide mecbur olduğunu vurgulamıştır Velilere biçilen değerin İslami ölçülere uygun olması için peygamberlerin asv asıl onların gölge olduğunu vurgulamış asıla tabi olmayı hedef göstermiştir Hiçbir veliyi bir peygamberle karşılaştırmayı bile doğru bulmamış ve Edille i şeriyyeye uymayan keşif ve ilhamı ilhat ve zındıklık olarak görmüştür Maddeye hükmetmek manasındaki surî keramet yerine nefse hükmetmek manasındaki hakikî kerameti tercih etmiştir Gayenin maddeye değil nefse kendine hükmetmek olduğuna dikkat çekmiş bir mutasavvıf kelamcı olan İmam ı Rabbânî nin peygamberlik hakkındaki görüşlerini sunmanın ahiret sermayemize katkı olmasını ümit etmekteyiz Yayınevi Palet Yayınları Yazar Mustafa Özgen Sayfa 526 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 50 cm Basım Yılı Mart 2025 Barkod 9786057600202 Kategori Diğer İslam Kitapları

Palet Yayınları
İkinci Bin Senenin Müceddidi unvanını kabul ettirecek faaliyetleriyle dikkat çekmiş olan İmam ı Rabbânî nin görüşleri isminin gölgesinde kalmaktadır Onun iyi tanındığı takdirde peygamberliğin ihlas yolu olan tasavvufun daha iyi anlaşılacağına dair inancımız onu tanıtma isteğini canlandırmıştır İmam ı Rabbânî Ehl i sünnet âlimlerinin peygamberlere asv tâbi olduğunu belirtmiş keşif ve ilhamlarına ters düşse bile mutasavvıfların da vahye uyup âlimleri taklide mecbur olduğunu vurgulamıştır Velilere biçilen değerin İslami ölçülere uygun olması için peygamberlerin asv asıl onların gölge olduğunu vurgulamış asıla tabi olmayı hedef göstermiştir Hiçbir veliyi bir peygamberle karşılaştırmayı bile doğru bulmamış ve Edille i şeriyyeye uymayan keşif ve ilhamı ilhat ve zındıklık olarak görmüştür Maddeye hükmetmek manasındaki surî keramet yerine nefse hükmetmek manasındaki hakikî kerameti tercih etmiştir Gayenin maddeye değil nefse kendine hükmetmek olduğuna dikkat çekmiş bir mutasavvıf kelamcı olan İmam ı Rabbânî nin peygamberlik hakkındaki görüşlerini sunmanın ahiret sermayemize katkı olmasını ümit etmekteyiz

Palet Yayınları
İkinci Bin Senenin Müceddidi unvanını kabul ettirecek faaliyetleriyle dikkat çekmiş olan İmam ı Rabbânî nin görüşleri isminin gölgesinde kalmaktadır Onun iyi tanındığı takdirde peygamberliğin ihlas yolu olan tasavvufun daha iyi anlaşılacağına dair inancımız onu tanıtma isteğini canlandırmıştır İmam ı Rabbânî Ehl i sünnet âlimlerinin peygamberlere asv tâbi olduğunu belirtmiş keşif ve ilhamlarına ters düşse bile mutasavvıfların da vahye uyup âlimleri taklide mecbur olduğunu vurgulamıştır Velilere biçilen değerin İslami ölçülere uygun olması için peygamberlerin asv asıl onların gölge olduğunu vurgulamış asıla tabi olmayı hedef göstermiştir Hiçbir veliyi bir peygamberle karşılaştırmayı bile doğru bulmamış ve Edille i şeriyyeye uymayan keşif ve ilhamı ilhat ve zındıklık olarak görmüştür Maddeye hükmetmek manasındaki surî keramet yerine nefse hükmetmek manasındaki hakikî kerameti tercih etmiştir Gayenin maddeye değil nefse kendine hükmetmek olduğuna dikkat çekmiş bir mutasavvıf kelamcı olan İmam ı Rabbânî nin peygamberlik hakkındaki görüşlerini sunmanın ahiret sermayemize katkı olmasını ümit etmekteyiz

Palet Yayınları
İkinci Bin Senenin Müceddidi unvanını kabul ettirecek faaliyetleriyle dikkat çekmiş olan İmam ı Rabbânî nin görüşleri isminin gölgesinde kalmaktadır Onun iyi tanındığı takdirde peygamberliğin ihlas yolu olan tasavvufun daha iyi anlaşılacağına dair inancımız onu tanıtma isteğini canlandırmıştır İmam ı Rabbânî Ehl i sünnet âlimlerinin peygamberlere asv tâbi olduğunu belirtmiş keşif ve ilhamlarına ters düşse bile mutasavvıfların da vahye uyup âlimleri taklide mecbur olduğunu vurgulamıştır Velilere biçilen değerin İslami ölçülere uygun olması için peygamberlerin asv asıl onların gölge olduğunu vurgulamış asıla tabi olmayı hedef göstermiştir Hiçbir veliyi bir peygamberle karşılaştırmayı bile doğru bulmamış ve Edille i şeriyyeye uymayan keşif ve ilhamı ilhat ve zındıklık olarak görmüştür Maddeye hükmetmek manasındaki surî keramet yerine nefse hükmetmek manasındaki hakikî kerameti tercih etmiştir Gayenin maddeye değil nefse kendine hükmetmek olduğuna dikkat çekmiş bir mutasavvıf kelamcı olan İmam ı Rabbânî nin peygamberlik hakkındaki görüşlerini sunmanın ahiret sermayemize katkı olmasını ümit etmekteyiz

Palet Yayınları
İkinci Bin Senenin Müceddidi unvanını kabul ettirecek faaliyetleriyle dikkat çekmiş olan İmam ı Rabbânî nin görüşleri isminin gölgesinde kalmaktadır Onun iyi tanındığı takdirde peygamberliğin ihlas yolu olan tasavvufun daha iyi anlaşılacağına dair inancımız onu tanıtma isteğini canlandırmıştır İmam ı Rabbânî Ehl i sünnet âlimlerinin peygamberlere asv tâbi olduğunu belirtmiş keşif ve ilhamlarına ters düşse bile mutasavvıfların da vahye uyup âlimleri taklide mecbur olduğunu vurgulamıştır Velilere biçilen değerin İslami ölçülere uygun olması için peygamberlerin asv asıl onların gölge olduğunu vurgulamış asıla tabi olmayı hedef göstermiştir Hiçbir veliyi bir peygamberle karşılaştırmayı bile doğru bulmamış ve Edille i şeriyyeye uymayan keşif ve ilhamı ilhat ve zındıklık olarak görmüştür Maddeye hükmetmek manasındaki surî keramet yerine nefse hükmetmek manasındaki hakikî kerameti tercih etmiştir Gayenin maddeye değil nefse kendine hükmetmek olduğuna dikkat çekmiş bir mutasavvıf kelamcı olan İmam ı Rabbânî nin peygamberlik hakkındaki görüşlerini sunmanın ahiret sermayemize katkı olmasını ümit etmekteyiz

Palet Yayınları
İkinci Bin Senenin Müceddidi unvanını kabul ettirecek faaliyetleriyle dikkat çekmiş olan İmam ı Rabbânî nin görüşleri isminin gölgesinde kalmaktadır Onun iyi tanındığı takdirde peygamberliğin ihlas yolu olan tasavvufun daha iyi anlaşılacağına dair inancımız onu tanıtma isteğini canlandırmıştır İmam ı Rabbânî Ehl i sünnet âlimlerinin peygamberlere asv tâbi olduğunu belirtmiş keşif ve ilhamlarına ters düşse bile mutasavvıfların da vahye uyup âlimleri taklide mecbur olduğunu vurgulamıştır Velilere biçilen değerin İslami ölçülere uygun olması için peygamberlerin asv asıl onların gölge olduğunu vurgulamış asıla tabi olmayı hedef göstermiştir Hiçbir veliyi bir peygamberle karşılaştırmayı bile doğru bulmamış ve Edille i şeriyyeye uymayan keşif ve ilhamı ilhat ve zındıklık olarak görmüştür Maddeye hükmetmek manasındaki surî keramet yerine nefse hükmetmek manasındaki hakikî kerameti tercih etmiştir Gayenin maddeye değil nefse kendine hükmetmek olduğuna dikkat çekmiş bir mutasavvıf kelamcı olan İmam ı Rabbânî nin peygamberlik hakkındaki görüşlerini sunmanın ahiret sermayemize katkı olmasını ümit etmekteyiz Tanıtım Bülteninden

Palet
Genelde Ehl i sünnet kelâm âlimleriyle uyumlu olmakla iftihar eden İmâm ı Rabbânî Ehl i sünnet kelamcıların iman tariflerine katılmakla birlikte onun derunî tarafını ilgilendiren marifet yakîn iz ân ve inkıyat kavramlarına yaptığı vurguyla olaya bir mutasavvıf gözüyle baktığını ortaya koyar Marifetin kalpte oluşan ve nefiste olgunlaşan bir kavram olduğuna inanır kalpteki marifete sûrî marifet ismini verir ve ona bağlı imanı sûrî olarak görür Marifeti ayrıca kelamcıların ilgilenmediği bir başka safhaya taşır onun kalpten sonra nefiste de oluşmasını hakîkat olarak görür ve üzerine bina edilen imana hakikî iman ismini verir İmâm ı Rabbânî iman amel münasebeti bakımından ibadetleri terk edenin dinden çıkmayacağını ifade ederken ibadetlerin değersizliğini değil imanın değerini ortaya koymayı hedefler Allah la yapılan iman sözleşmesinin ana maddesinin kabul ve iz an oluşuna dair vurguyla tasavvufî bakış açısını yansıtır İbadetlerin faydasından çok küfür ve bid atin zararına dikkat çekerek zararı defetmeyi fayda celp etmeye tercih ettiğini gösterir Sadece iman isminin kime ait olduğu ile ilgilenmekten öte imanın korunmasına dair vurgu ile birlikte kuru bir inançtan çok canlı bir dinî hayatı tercih ettiğini ortaya koyar

Palet
İlahî zat ve sıfat ilişkisinin ele alındığı bu eserde İmâm ı Rabbânî nin Ehl i sünnet düsturuna bağlılığı meziyet kabul ettiği itikadî meselelere dair görüşlerini tasavvufî bakış açısıyla zenginleştirdiği zahirî ilimleri keşif ve ilhama tercih ettiği ve tasavvufu tenkit yolunu en azından daralttığı tespit edilmiştir Onunu şeriat âlimlerinin görüşüne uygunluğu ölçü alması Ehl i sünnet e bağlılığının tezahürüdür İmâm ı Rabbânî Allah Teâlâ yı hakikî varlık âlemi vehim ve hayal olarak gören vahdet i vücud anlayışını şeriat âlimlerinin ölçülerine uymadığı gerekçesiyle tenkit etmiş Allah âlem ilişkisini izahta kelamcılarla aynı neticede birleşmiştir Âlimlerin nazar ve istidlâl ile icmalî olarak belirlediklerini mutasavvıfların keşif ve ilham ile tafsilata kavuşturduğu inancını zat sıfat münasebetine dair açıklamalarında da göstermiştir Her şeyden önce ilahî zatın her türlü kemâlâta sahip olduğunu sıfatlar da dâhil olmak üzere hiçbir şeye muhtaç olmadığını vurgulamış akıl ve muhayyilenin Allah Teâlâ yı idrak etmeye yetmeyeceğini anlamayı marifet saymıştır İlahî zatın bilinmezliğini vusul mertebelerinin sonu gelmez cümlesiyle hulasa ederek insanın isim ve şuûnât dairesinden ileri geçemeyeceğine vurgu yapmış zat mertebesiyle ilgili bir şey söylemeyi doğru bulmamıştır Allah Teâlâ nın Kendine nispet ettiği sıfatlarla vasıflanmış ve akıl ile algılanan manalardan münezzeh olduğuna inanmayı marifet olarak sunmuştur

Palet
İkinci Bin Senenin Müceddidi unvanını kabul ettirecek faaliyetleriyle dikkat çekmiş olan İmam ı Rabbânî nin görüşleri isminin gölgesinde kalmaktadır Onun iyi tanındığı takdirde peygamberliğin ihlas yolu olan tasavvufun daha iyi anlaşılacağına dair inancımız onu tanıtma isteğini canlandırmıştır İmam ı Rabbânî Ehl i sünnet âlimlerinin peygamberlere asv tâbi olduğunu belirtmiş keşif ve ilhamlarına ters düşse bile mutasavvıfların da vahye uyup âlimleri taklide mecbur olduğunu vurgulamıştır Velilere biçilen değerin İslami ölçülere uygun olması için peygamberlerin asv asıl onların gölge olduğunu vurgulamış asıla tabi olmayı hedef göstermiştir Hiçbir veliyi bir peygamberle karşılaştırmayı bile doğru bulmamış ve Edille i şeriyyeye uymayan keşif ve ilhamı ilhat ve zındıklık olarak görmüştür Maddeye hükmetmek manasındaki surî keramet yerine nefse hükmetmek manasındaki hakikî kerameti tercih etmiştir Gayenin maddeye değil nefse kendine hükmetmek olduğuna dikkat çekmiş bir mutasavvıf kelamcı olan İmam ı Rabbânî nin peygamberlik hakkındaki görüşlerini sunmanın ahiret sermayemize katkı olmasını ümit etmekteyiz