İmam Maturidi nin Alemin Ontolojik Yapısı Hakkında Filozofları Eleştirisi — Tahir Uluç

İmam Maturidi nin Alemin Ontolojik Yapısı Hakkında Filozofları Eleştirisi
Tahir Uluçİnsan Yayınları
İmam Maturidi nin Alemin Ontolojik Yapısı Hakkında Filozofları Eleştirisi
Tahir UluçMâturîdî nin fiilin kıdem ve hudûsuna ilişkin yapmış olduğu semantik ve lojik açıklama ve tartışmalar başta olmak üzere âlemin hâdis olduğunun ispatında ve kadîm olduğu iddiasının reddinde kurguladığı argümanlar hiç abartısız Gazâlî nin Tehâfüt ündeki argümanlardan hem kemiyet hem de keyfiyet olarak aşağı değildir Bizim bu kıyaslamaları yapmaktaki amacımız İslam felsefî düşüncesinin hem kendisinin hem de eleştirisinin tarih yazımının gözden geçirilmesini teklif etmektir Mâturîdî nin bu çalışmada ele almayacağımız nübüvvet nefs ahiret ve siyasetle ilgili olarak resmî Meşşâî felsefenin kendisinin neredeyse filozoflarla özdeşleştirdiği Bâtıniyye ve Karâmita ya nispet ederek eleştirdiği görüşlerini dikkate aldığımızda Fârâbî ve İbn Sînâ nın bu meselelerle ilgili öncülük ve özgünlüğüne dair algı ve değerlendirmelerin radikal bir gözden geçirmeye ihtiyaç duyduğu görülecektir Yine İmâm ın âlemin hudûsu kıdemi tartışmalarında filozoflara yönelttiği eleştiriler mütekellim ve fakîhlerin felsefeye yönelttiği eleştirilerin sanıldığından daha eski olma ihtimalini güçlendirmektedir

İnsan Yayınları
Mâturîdî nin fiilin kıdem ve hudûsuna ilişkin yapmış olduğu semantik ve lojik açıklama ve tartışmalar başta olmak üzere âlemin hâdis olduğunun ispatında ve kadîm olduğu iddiasının reddinde kurguladığı argümanlar hiç abartısız Gazâlî nin Tehâfüt ündeki argümanlardan hem kemiyet hem de keyfiyet olarak aşağı değildir Bizim bu kıyaslamaları yapmaktaki amacımız İslam felsefî düşüncesinin hem kendisinin hem de eleştirisinin tarih yazımının gözden geçirilmesini teklif etmektir Mâturîdî nin bu çalışmada ele almayacağımız nübüvvet nefs ahiret ve siyasetle ilgili olarak resmî Meşşâî felsefenin kendisinin neredeyse filozoflarla özdeşleştirdiği Bâtıniyye ve Karâmita ya nispet ederek eleştirdiği görüşlerini dikkate aldığımızda Fârâbî ve İbn Sînâ nın bu meselelerle ilgili öncülük ve özgünlüğüne dair algı ve değerlendirmelerin radikal bir gözden geçirmeye ihtiyaç duyduğu görülecektir Yine İmâm ın âlemin hudûsu kıdemi tartışmalarında filozoflara yönelttiği eleştiriler mütekellim ve fakîhlerin felsefeye yönelttiği eleştirilerin sanıldığından daha eski olma ihtimalini güçlendirmektedir

İnsan Yayınları
Mâturîdî nin fiilin kıdem ve hudûsuna ilişkin yapmış olduğu semantik ve lojik açıklama ve tartışmalar başta olmak üzere âlemin hâdis olduğunun ispatında ve kadîm olduğu iddiasının reddinde kurguladığı argümanlar hiç abartısız Gazâlî nin Tehâfüt ündeki argümanlardan hem kemiyet hem de keyfiyet olarak aşağı değildir Bizim bu kıyaslamaları yapmaktaki amacımız İslam felsefî düşüncesinin hem kendisinin hem de eleştirisinin tarih yazımının gözden geçirilmesini teklif etmektir Mâturîdî nin bu çalışmada ele almayacağımız nübüvvet nefs ahiret ve siyasetle ilgili olarak resmî Meşşâî felsefenin kendisinin neredeyse filozoflarla özdeşleştirdiği Bâtıniyye ve Karâmita ya nispet ederek eleştirdiği görüşlerini dikkate aldığımızda Fârâbî ve İbn Sînâ nın bu meselelerle ilgili öncülük ve özgünlüğüne dair algı ve değerlendirmelerin radikal bir gözden geçirmeye ihtiyaç duyduğu görülecektir Yine İmâm ın âlemin hudûsu kıdemi tartışmalarında filozoflara yönelttiği eleştiriler mütekellim ve fakîhlerin felsefeye yönelttiği eleştirilerin sanıldığından daha eski olma ihtimalini güçlendirmektedir

İNSAN YAYINLARI
Mâturîdî nin fiilin kıdem ve hudûsuna ilişkin yapmış olduğu semantik ve lojik açıklama ve tartışmalar başta olmak üzere âlemin hâdis olduğunun ispatında ve kadîm olduğu iddiasının reddinde kurguladığı argümanlar hiç abartısız Gazâlî nin Tehâfüt ündeki argümanlardan hem kemiyet hem de keyfiyet olarak aşağı değildir Bizim bu kıyaslamaları yapmaktaki amacımız İslam felsefî düşüncesinin hem kendisinin hem de eleştirisinin tarih yazımının gözden geçirilmesini teklif etmektir Mâturîdî nin bu çalışmada ele almayacağımız nübüvvet nefs ahiret ve siyasetle ilgili olarak resmî Meşşâî felsefenin kendisinin neredeyse filozoflarla özdeşleştirdiği Bâtıniyye ve Karâmita ya nispet ederek eleştirdiği görüşlerini dikkate aldığımızda Fârâbî ve İbn Sînâ nın bu meselelerle ilgili öncülük ve özgünlüğüne dair algı ve değerlendirmelerin radikal bir gözden geçirmeye ihtiyaç duyduğu görülecektir Yine İmâm ın âlemin hudûsu kıdemi tartışmalarında filozoflara yönelttiği eleştiriler mütekellim ve fakîhlerin felsefeye yönelttiği eleştirilerin sanıldığından daha eski olma ihtimalini güçlendirmektedir

İnsan Yayınları
Mâturîdî nin fiilin kıdem ve hudûsuna ilişkin yapmış olduğu semantik ve lojik açıklama ve tartışmalar başta olmak üzere âlemin hâdis olduğunun ispatında ve kadîm olduğu iddiasının reddinde kurguladığı argümanlar hiç abartısız Gazâlî nin Tehâfüt ündeki argümanlardan hem kemiyet hem de keyfiyet olarak aşağı değildir Bizim bu kıyaslamaları yapmaktaki amacımız İslam felsefî düşüncesinin hem kendisinin hem de eleştirisinin tarih yazımının gözden geçirilmesini teklif etmektir Mâturîdî nin bu çalışmada ele almayacağımız nübüvvet nefs ahiret ve siyasetle ilgili olarak resmî Meşşâî felsefenin kendisinin neredeyse filozoflarla özdeşleştirdiği Bâtıniyye ve Karâmita ya nispet ederek eleştirdiği görüşlerini dikkate aldığımızda Fârâbî ve İbn Sînâ nın bu meselelerle ilgili öncülük ve özgünlüğüne dair algı ve değerlendirmelerin radikal bir gözden geçirmeye ihtiyaç duyduğu görülecektir Yine İmâm ın âlemin hudûsu kıdemi tartışmalarında filozoflara yönelttiği eleştiriler mütekellim ve fakîhlerin felsefeye yönelttiği eleştirilerin sanıldığından daha eski olma ihtimalini güçlendirmektedir

İnsan Yayınları
Mâturîdî nin fiilin kıdem ve hudûsuna ilişkin yapmış olduğu semantik ve lojik açıklama ve tartışmalar başta olmak üzere âlemin hâdis olduğunun ispatında ve kadîm olduğu iddiasının reddinde kurguladığı argümanlar hiç abartısız Gazâlî nin Tehâfüt ündeki argümanlardan hem kemiyet hem de keyfiyet olarak aşağı değildir Bizim bu kıyaslamaları yapmaktaki amacımız İslam felsefî düşüncesinin hem kendisinin hem de eleştirisinin tarih yazımının gözden geçirilmesini teklif etmektir Mâturîdî nin bu çalışmada ele almayacağımız nübüvvet nefs ahiret ve siyasetle ilgili olarak resmî Meşşâî felsefenin kendisinin neredeyse filozoflarla özdeşleştirdiği Bâtıniyye ve Karâmita ya nispet ederek eleştirdiği görüşlerini dikkate aldığımızda Fârâbî ve İbn Sînâ nın bu meselelerle ilgili öncülük ve özgünlüğüne dair algı ve değerlendirmelerin radikal bir gözden geçirmeye ihtiyaç duyduğu görülecektir Yine İmâm ın âlemin hudûsu kıdemi tartışmalarında filozoflara yönelttiği eleştiriler mütekellim ve fakîhlerin felsefeye yönelttiği eleştirilerin sanıldığından daha eski olma ihtimalini güçlendirmektedir

İnsan Yayınları
Mâturîdî nin fiilin kıdem ve hudûsuna ilişkin yapmış olduğu semantik ve lojik açıklama ve tartışmalar başta olmak üzere âlemin hâdis olduğunun ispatında ve kadîm olduğu iddiasının reddinde kurguladığı argümanlar hiç abartısız Gazâlî nin Tehâfüt ündeki argümanlardan hem kemiyet hem de keyfiyet olarak aşağı değildir Bizim bu kıyaslamaları yapmaktaki amacımız İslam felsefî düşüncesinin hem kendisinin hem de eleştirisinin tarih yazımının gözden geçirilmesini teklif etmektir Mâturîdî nin bu çalışmada ele almayacağımız nübüvvet nefs ahiret ve siyasetle ilgili olarak resmî Meşşâî felsefenin kendisinin neredeyse filozoflarla özdeşleştirdiği Bâtıniyye ve Karâmita ya nispet ederek eleştirdiği görüşlerini dikkate aldığımızda Fârâbî ve İbn Sînâ nın bu meselelerle ilgili öncülük ve özgünlüğüne dair algı ve değerlendirmelerin radikal bir gözden geçirmeye ihtiyaç duyduğu görülecektir Yine İmâm ın âlemin hudûsu kıdemi tartışmalarında filozoflara yönelttiği eleştiriler mütekellim ve fakîhlerin felsefeye yönelttiği eleştirilerin sanıldığından daha eski olma ihtimalini güçlendirmektedir

İnsan Yayınları
Mâturîdî nin fiilin kıdem ve hudûsuna ilişkin yapmış olduğu semantik ve lojik açıklama ve tartışmalar başta olmak üzere âlemin hâdis olduğunun ispatında ve kadîm olduğu iddiasının reddinde kurguladığı argümanlar hiç abartısız Gazâlî nin Tehâfüt ündeki argümanlardan hem kemiyet hem de keyfiyet olarak aşağı değildir Bizim bu kıyaslamaları yapmaktaki amacımız İslam felsefî düşüncesinin hem kendisinin hem de eleştirisinin tarih yazımının gözden geçirilmesini teklif etmektir Mâturîdî nin bu çalışmada ele almayacağımız nübüvvet nefs ahiret ve siyasetle ilgili olarak resmî Meşşâî felsefenin kendisinin neredeyse filozoflarla özdeşleştirdiği Bâtıniyye ve Karâmita ya nispet ederek eleştirdiği görüşlerini dikkate aldığımızda Fârâbî ve İbn Sînâ nın bu meselelerle ilgili öncülük ve özgünlüğüne dair algı ve değerlendirmelerin radikal bir gözden geçirmeye ihtiyaç duyduğu görülecektir Yine İmâm ın âlemin hudûsu kıdemi tartışmalarında filozoflara yönelttiği eleştiriler mütekellim ve fakîhlerin felsefeye yönelttiği eleştirilerin sanıldığından daha eski olma ihtimalini güçlendirmektedir img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

İnsan
Mâturîdî nin fiilin kıdem ve hudûsuna ilişkin yapmış olduğu semantik ve lojik açıklama ve tartışmalar başta olmak üzere âlemin hâdis olduğunun ispatında ve kadîm olduğu iddiasının reddinde kurguladığı argümanlar hiç abartısız Gazâlî nin Tehâfüt ündeki argümanlardan hem kemiyet hem de keyfiyet olarak aşağı değildir Bizim bu kıyaslamaları yapmaktaki amacımız İslam felsefî düşüncesinin hem kendisinin hem de eleştirisinin tarih yazımının gözden geçirilmesini teklif etmektir Mâturîdî nin bu çalışmada ele almayacağımız nübüvvet nefs ahiret ve siyasetle ilgili olarak resmî Meşşâî felsefenin kendisinin neredeyse filozoflarla özdeşleştirdiği Bâtıniyye ve Karâmita ya nispet ederek eleştirdiği görüşlerini dikkate aldığımızda Fârâbî ve İbn Sînâ nın bu meselelerle ilgili öncülük ve özgünlüğüne dair algı ve değerlendirmelerin radikal bir gözden geçirmeye ihtiyaç duyduğu görülecektir Yine İmâm ın âlemin hudûsu kıdemi tartışmalarında filozoflara yönelttiği eleştiriler mütekellim ve fakîhlerin felsefeye yönelttiği eleştirilerin sanıldığından daha eski olma ihtimalini güçlendirmektedir