İmparatora Veda — Aziz Gökdemir

İmparatora Veda
Aziz Gökdemirİthaki Yayınları
İmparatora Veda
Aziz GökdemirAlışılmışdışı bir padişah Adidas eşofmanlı Ray Ban gözlüklü modern ılımlı yenilik sevdalısı Yalnızca şiire değil polisiyeye de meraklı Şehrin damlarına tırmanan cevval alışılmışdışı bir kadın İfe Ve esrarlı bir alfabeyle yazılmış alışılmışdışı bir elyazması Mutlak hâkim padişah bir hikâyenin sonunu öğrenebilmek uğruna kendisine başkaldırmaya cesaret eden tek kadınla işbirliği yapmak zorunda Aziz Gökdemir Muradlar ın tarihini son hünkârın doğumundan ölümüne dek sene sene mercek altına alıyor İmparatora Veda da Masum bir çocuğun diktatöre dönüşümünü gücün insanı nasıl zehirlediğini yalnızca görüntüde modernleşebilmiş bir halkın üzerinden anlatıyor değişimin kodlarını yedek şehzadelerin hapsedildiği kafeslere mezarlıklara bilinmeyen bir alfabeye gizliyor Sıcak sarı bir ışık yayılıyordu dükkândan önünde uzanan ıslak taşları benek benek aydınlatıyordu başını kaldırmıyordu İfe sadece yürüyor o an aklına düşen iki dizeyi mırıldanıyordu Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı Bir şey istiyordu bir kıyamet Ne istediğini bilmiyordu kopup kaçmak belki bir şekilde Gövdesi bir koza olsa yırtıp onu Ama nereye Evli evine derler ya tam da öyle gidiyordu işte koşa koşa bir kez daha şu etrafındaki silik siluetler ordusu gibi mağlup yorgun hatta harap Sokaklar günün son hamallarına kalacaktı birazdan sağlı sollu kapılardan çıkıp mesailerinin son süprüntülerini götüreceklerdi tanzifat ameleleri de sokaklara atılmış büyüklü küçüklü çöpleri toparlayacaktı Sonrasına karanlık hâkim olacaktı bir de eli sopalılar köpekler kediler Kör ışıklı gaz lambaları yeni yeni onların yerini almaya başlayan yirmi mumluk sarı sıcak ampuller ısındıktan sonra türküsünü söyleyen veya bültenini okuyan tek istasyonlu radyo Gazocağında kısık ateş sımsıkı örtülü perdeler kenarlarından kanayan evler

İthaki Yayınları
Alışılmışdışı bir padişah Adidas eşofmanlı Ray Ban gözlüklü modern ılımlı yenilik sevdalısı Yalnızca şiire değil polisiyeye de meraklı Şehrin damlarına tırmanan cevval alışılmışdışı bir kadın İfe Ve esrarlı bir alfabeyle yazılmış alışılmışdışı bir elyazması Mutlak hâkim padişah bir hikâyenin sonunu öğrenebilmek uğruna kendisine başkaldırmaya cesaret eden tek kadınla işbirliği yapmak zorunda Aziz Gökdemir Muradlar ın tarihini son hünkârın doğumundan ölümüne dek sene sene mercek altına alıyor İmparatora Veda da Masum bir çocuğun diktatöre dönüşümünü gücün insanı nasıl zehirlediğini yalnızca görüntüde modernleşebilmiş bir halkın üzerinden anlatıyor değişimin kodlarını yedek şehzadelerin hapsedildiği kafeslere mezarlıklara bilinmeyen bir alfabeye gizliyor Sıcak sarı bir ışık yayılıyordu dükkândan önünde uzanan ıslak taşları benek benek aydınlatıyordu başını kaldırmıyordu İfe sadece yürüyor o an aklına düşen iki dizeyi mırıldanıyordu Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı Bir şey istiyordu bir kıyamet Ne istediğini bilmiyordu kopup kaçmak belki bir şekilde Gövdesi bir koza olsa yırtıp onu Ama nereye Evli evine derler ya tam da öyle gidiyordu işte koşa koşa bir kez daha şu etrafındaki silik siluetler ordusu gibi mağlup yorgun hatta harap Sokaklar günün son hamallarına kalacaktı birazdan sağlı sollu kapılardan çıkıp mesailerinin son süprüntülerini götüreceklerdi tanzifat ameleleri de sokaklara atılmış büyüklü küçüklü çöpleri toparlayacaktı Sonrasına karanlık hâkim olacaktı bir de eli sopalılar köpekler kediler Kör ışıklı gaz lambaları yeni yeni onların yerini almaya başlayan yirmi mumluk sarı sıcak ampuller ısındıktan sonra türküsünü söyleyen veya bültenini okuyan tek istasyonlu radyo Gazocağında kısık ateş sımsıkı örtülü perdeler kenarlarından kanayan evler

İthaki Yayınları
Alışılmışdışı bir padişah Adidas eşofmanlı Ray Ban gözlüklü modern ılımlı yenilik sevdalısı Yalnızca şiire değil polisiyeye de meraklı Şehrin damlarına tırmanan cevval alışılmışdışı bir kadın İfe Ve esrarlı bir alfabeyle yazılmış alışılmışdışı bir elyazması Mutlak hâkim padişah bir hikâyenin sonunu öğrenebilmek uğruna kendisine başkaldırmaya cesaret eden tek kadınla işbirliği yapmak zorunda Aziz Gökdemir Muradlar ın tarihini son hünkârın doğumundan ölümüne dek sene sene mercek altına alıyor İmparatora Veda da Masum bir çocuğun diktatöre dönüşümünü gücün insanı nasıl zehirlediğini yalnızca görüntüde modernleşebilmiş bir halkın üzerinden anlatıyor değişimin kodlarını yedek şehzadelerin hapsedildiği kafeslere mezarlıklara bilinmeyen bir alfabeye gizliyor Sıcak sarı bir ışık yayılıyordu dükkândan önünde uzanan ıslak taşları benek benek aydınlatıyordu başını kaldırmıyordu İfe sadece yürüyor o an aklına düşen iki dizeyi mırıldanıyordu Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı Bir şey istiyordu bir kıyamet Ne istediğini bilmiyordu kopup kaçmak belki bir şekilde Gövdesi bir koza olsa yırtıp onu Ama nereye Evli evine derler ya tam da öyle gidiyordu işte koşa koşa bir kez daha şu etrafındaki silik siluetler ordusu gibi mağlup yorgun hatta harap Sokaklar günün son hamallarına kalacaktı birazdan sağlı sollu kapılardan çıkıp mesailerinin son süprüntülerini götüreceklerdi tanzifat ameleleri de sokaklara atılmış büyüklü küçüklü çöpleri toparlayacaktı Sonrasına karanlık hâkim olacaktı bir de eli sopalılar köpekler kediler Kör ışıklı gaz lambaları yeni yeni onların yerini almaya başlayan yirmi mumluk sarı sıcak ampuller ısındıktan sonra türküsünü söyleyen veya bültenini okuyan tek istasyonlu radyo Gazocağında kısık ateş sımsıkı örtülü perdeler kenarlarından kanayan evler Tanıtım Bülteninden

İTHAKİ YAYINLARI
Alışılmışdışı bir padişah Adidas eşofmanlı Ray Ban gözlüklü modern ılımlı yenilik sevdalısı Yalnızca şiire değil polisiyeye de meraklı Şehrin damlarına tırmanan cevval alışılmışdışı bir kadın İfe Ve esrarlı bir alfabeyle yazılmış alışılmışdışı bir elyazması Mutlak hâkim padişah bir hikâyenin sonunu öğrenebilmek uğruna kendisine başkaldırmaya cesaret eden tek kadınla işbirliği yapmak zorunda Aziz Gökdemir Muradlar ın tarihini son hünkârın doğumundan ölümüne dek sene sene mercek altına alıyor İmparatora Veda da Masum bir çocuğun diktatöre dönüşümünü gücün insanı nasıl zehirlediğini yalnızca görüntüde modernleşebilmiş bir halkın üzerinden anlatıyor değişimin kodlarını yedek şehzadelerin hapsedildiği kafeslere mezarlıklara bilinmeyen bir alfabeye gizliyor Sıcak sarı bir ışık yayılıyordu dükkândan önünde uzanan ıslak taşları benek benek aydınlatıyordu başını kaldırmıyordu İfe sadece yürüyor o an aklına düşen iki dizeyi mırıldanıyordu Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı Bir şey istiyordu bir kıyamet Ne istediğini bilmiyordu kopup kaçmak belki bir şekilde Gövdesi bir koza olsa yırtıp onu Ama nereye Evli evine derler ya tam da öyle gidiyordu işte koşa koşa bir kez daha şu etrafındaki silik siluetler ordusu gibi mağlup yorgun hatta harap Sokaklar günün son hamallarına kalacaktı birazdan sağlı sollu kapılardan çıkıp mesailerinin son süprüntülerini götüreceklerdi tanzifat ameleleri de sokaklara atılmış büyüklü küçüklü çöpleri toparlayacaktı Sonrasına karanlık hâkim olacaktı bir de eli sopalılar köpekler kediler Kör ışıklı gaz lambaları yeni yeni onların yerini almaya başlayan yirmi mumluk sarı sıcak ampuller ısındıktan sonra türküsünü söyleyen veya bültenini okuyan tek istasyonlu radyo Gazocağında kısık ateş sımsıkı örtülü perdeler kenarlarından kanayan evler

İthaki Yayınları
Alışılmışdışı bir padişah Adidas eşofmanlı Ray Ban gözlüklü modern ılımlı yenilik sevdalısı Yalnızca şiire değil polisiyeye de meraklı Şehrin damlarına tırmanan cevval alışılmışdışı bir kadın İfe Ve esrarlı bir alfabeyle yazılmış alışılmışdışı bir elyazması Mutlak hâkim padişah bir hikâyenin sonunu öğrenebilmek uğruna kendisine başkaldırmaya cesaret eden tek kadınla işbirliği yapmak zorunda Aziz Gökdemir Muradlar ın tarihini son hünkârın doğumundan ölümüne dek sene sene mercek altına alıyor İmparatora Veda da Masum bir çocuğun diktatöre dönüşümünü gücün insanı nasıl zehirlediğini yalnızca görüntüde modernleşebilmiş bir halkın üzerinden anlatıyor değişimin kodlarını yedek şehzadelerin hapsedildiği kafeslere mezarlıklara bilinmeyen bir alfabeye gizliyor Sıcak sarı bir ışık yayılıyordu dükkândan önünde uzanan ıslak taşları benek benek aydınlatıyordu başını kaldırmıyordu İfe sadece yürüyor o an aklına düşen iki dizeyi mırıldanıyordu Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı Bir şey istiyordu bir kıyamet Ne istediğini bilmiyordu kopup kaçmak belki bir şekilde Gövdesi bir koza olsa yırtıp onu Ama nereye Evli evine derler ya tam da öyle gidiyordu işte koşa koşa bir kez daha şu etrafındaki silik siluetler ordusu gibi mağlup yorgun hatta harap Sokaklar günün son hamallarına kalacaktı birazdan sağlı sollu kapılardan çıkıp mesailerinin son süprüntülerini götüreceklerdi tanzifat ameleleri de sokaklara atılmış büyüklü küçüklü çöpleri toparlayacaktı Sonrasına karanlık hâkim olacaktı bir de eli sopalılar köpekler kediler Kör ışıklı gaz lambaları yeni yeni onların yerini almaya başlayan yirmi mumluk sarı sıcak ampuller ısındıktan sonra türküsünü söyleyen veya bültenini okuyan tek istasyonlu radyo Gazocağında kısık ateş sımsıkı örtülü perdeler kenarlarından kanayan evler

İthaki Yayınları
Alışılmışdışı bir padişah Adidas eşofmanlı Ray Ban gözlüklü modern ılımlı yenilik sevdalısı Yalnızca şiire değil polisiyeye de meraklı Şehrin damlarına tırmanan cevval alışılmışdışı bir kadın İfe Ve esrarlı bir alfabeyle yazılmış alışılmışdışı bir elyazması Mutlak hâkim padişah bir hikâyenin sonunu öğrenebilmek uğruna kendisine başkaldırmaya cesaret eden tek kadınla işbirliği yapmak zorunda Aziz Gökdemir Muradlar ın tarihini son hünkârın doğumundan ölümüne dek sene sene mercek altına alıyor İmparatora Veda da Masum bir çocuğun diktatöre dönüşümünü gücün insanı nasıl zehirlediğini yalnızca görüntüde modernleşebilmiş bir halkın üzerinden anlatıyor değişimin kodlarını yedek şehzadelerin hapsedildiği kafeslere mezarlıklara bilinmeyen bir alfabeye gizliyor Sıcak sarı bir ışık yayılıyordu dükkândan önünde uzanan ıslak taşları benek benek aydınlatıyordu başını kaldırmıyordu İfe sadece yürüyor o an aklına düşen iki dizeyi mırıldanıyordu Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı Bir şey istiyordu bir kıyamet Ne istediğini bilmiyordu kopup kaçmak belki bir şekilde Gövdesi bir koza olsa yırtıp onu Ama nereye Evli evine derler ya tam da öyle gidiyordu işte koşa koşa bir kez daha şu etrafındaki silik siluetler ordusu gibi mağlup yorgun hatta harap Sokaklar günün son hamallarına kalacaktı birazdan sağlı sollu kapılardan çıkıp mesailerinin son süprüntülerini götüreceklerdi tanzifat ameleleri de sokaklara atılmış büyüklü küçüklü çöpleri toparlayacaktı Sonrasına karanlık hâkim olacaktı bir de eli sopalılar köpekler kediler Kör ışıklı gaz lambaları yeni yeni onların yerini almaya başlayan yirmi mumluk sarı sıcak ampuller ısındıktan sonra türküsünü söyleyen veya bültenini okuyan tek istasyonlu radyo Gazocağında kısık ateş sımsıkı örtülü perdeler kenarlarından kanayan evler

İTHAKİ YAYINLARI
Alışılmışdışı bir padişah Adidas eşofmanlı Ray Ban gözlüklü modern ılımlı yenilik sevdalısı Yalnızca şiire değil polisiyeye de meraklı Şehrin damlarına tırmanan cevval alışılmışdışı bir kadın İfe Ve esrarlı bir alfabeyle yazılmış alışılmışdışı bir elyazması Mutlak hâkim padişah bir hikâyenin sonunu öğrenebilmek uğruna kendisine başkaldırmaya cesaret eden tek kadınla işbirliği yapmak zorunda Aziz Gökdemir Muradlar ın tarihini son hünkârın doğumundan ölümüne dek sene sene mercek altına alıyor İmparatora Veda da Masum bir çocuğun diktatöre dönüşümünü gücün insanı nasıl zehirlediğini yalnızca görüntüde modernleşebilmiş bir halkın üzerinden anlatıyor değişimin kodlarını yedek şehzadelerin hapsedildiği kafeslere mezarlıklara bilinmeyen bir alfabeye gizliyor Sıcak sarı bir ışık yayılıyordu dükkândan önünde uzanan ıslak taşları benek benek aydınlatıyordu başını kaldırmıyordu İfe sadece yürüyor o an aklına düşen iki dizeyi mırıldanıyordu Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı Bir şey istiyordu bir kıyamet Ne istediğini bilmiyordu kopup kaçmak belki bir şekilde Gövdesi bir koza olsa yırtıp onu Ama nereye Evli evine derler ya tam da öyle gidiyordu işte koşa koşa bir kez daha şu etrafındaki silik siluetler ordusu gibi mağlup yorgun hatta harap Sokaklar günün son hamallarına kalacaktı birazdan sağlı sollu kapılardan çıkıp mesailerinin son süprüntülerini götüreceklerdi tanzifat ameleleri de sokaklara atılmış büyüklü küçüklü çöpleri toparlayacaktı Sonrasına karanlık hâkim olacaktı bir de eli sopalılar köpekler kediler Kör ışıklı gaz lambaları yeni yeni onların yerini almaya başlayan yirmi mumluk sarı sıcak ampuller ısındıktan sonra türküsünü söyleyen veya bültenini okuyan tek istasyonlu radyo Gazocağında kısık ateş sımsıkı örtülü perdeler kenarlarından kanayan evler

İthaki Yayınları
Aziz Gökdemir tarafından kaleme alınan İmparatora Veda İthaki Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor İmparatora Veda Aziz Gökdemir Kitap Özeti Alışılmışdışı bir padişah Adidas eşofmanlı Ray Ban gözlüklü modern ılımlı yenilik sevdalısı Yalnızca şiire değil polisiyeye de meraklı Şehrin damlarına tırmanan cevval alışılmışdışı bir kadın İfe Ve esrarlı bir alfabeyle yazılmış alışılmışdışı bir elyazması Mutlak hâkim padişah bir hikâyenin sonunu öğrenebilmek uğruna kendisine başkaldırmaya cesaret eden tek kadınla işbirliği yapmak zorunda Aziz Gökdemir Muradlar ın tarihini son hünkârın doğumundan ölümüne dek sene sene mercek altına alıyor İmparatora Veda da Masum bir çocuğun diktatöre dönüşümünü gücün insanı nasıl zehirlediğini yalnızca görüntüde modernleşebilmiş bir halkın üzerinden anlatıyor değişimin kodlarını yedek şehzadelerin hapsedildiği kafeslere mezarlıklara bilinmeyen bir alfabeye gizliyor Sıcak sarı bir ışık yayılıyordu dükkândan önünde uzanan ıslak taşları benek benek aydınlatıyordu başını kaldırmıyordu İfe sadece yürüyor o an aklına düşen iki dizeyi mırıldanıyordu Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı Bir şey istiyordu bir kıyamet Ne istediğini bilmiyordu kopup kaçmak belki bir şekilde Gövdesi bir koza olsa yırtıp onu Ama nereye Evli evine derler ya tam da öyle gidiyordu işte koşa koşa bir kez daha şu etrafındaki silik siluetler ordusu gibi mağlup yorgun hatta harap Sokaklar günün son hamallarına kalacaktı birazdan sağlı sollu kapılardan çıkıp mesailerinin son süprüntülerini götüreceklerdi tanzifat ameleleri de sokaklara atılmış büyüklü küçüklü çöpleri toparlayacaktı Sonrasına karanlık hâkim olacaktı bir de eli sopalılar köpekler kediler Kör ışıklı gaz lambaları yeni yeni onların yerini almaya başlayan yirmi mumluk sarı sıcak ampuller ısındıktan sonra türküsünü söyleyen veya bültenini okuyan tek istasyonlu radyo Gazocağında kısık ateş sımsıkı örtülü perdeler kenarlarından kanayan evler Yayınevi İthaki Yayınları Yazar Aziz Gökdemir Sayfa 408 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x19 50 cm Basım Yılı Haziran 2023 Barkod 9786052651780 Kategori Roman

İthaki
Alışılmışdışı bir padişah Adidas eşofmanlı Ray Ban gözlüklü modern ılımlı yenilik sevdalısı Yalnızca şiire değil polisiyeye de meraklı Şehrin damlarına tırmanan cevval alışılmışdışı bir kadın İfe Ve esrarlı bir alfabeyle yazılmış alışılmışdışı bir elyazması Mutlak hâkim padişah bir hikâyenin sonunu öğrenebilmek uğruna kendisine başkaldırmaya cesaret eden tek kadınla işbirliği yapmak zorunda Aziz Gökdemir Muradlar ın tarihini son hünkârın doğumundan ölümüne dek sene sene mercek altına alıyor İmparatora Veda da Masum bir çocuğun diktatöre dönüşümünü gücün insanı nasıl zehirlediğini yalnızca görüntüde modernleşebilmiş bir halkın üzerinden anlatıyor değişimin kodlarını yedek şehzadelerin hapsedildiği kafeslere mezarlıklara bilinmeyen bir alfabeye gizliyor Sıcak sarı bir ışık yayılıyordu dükkândan önünde uzanan ıslak taşları benek benek aydınlatıyordu başını kaldırmıyordu İfe sadece yürüyor o an aklına düşen iki dizeyi mırıldanıyordu Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı Bir şey istiyordu bir kıyamet Ne istediğini bilmiyordu kopup kaçmak belki bir şekilde Gövdesi bir koza olsa yırtıp onu Ama nereye Evli evine derler ya tam da öyle gidiyordu işte koşa koşa bir kez daha şu etrafındaki silik siluetler ordusu gibi mağlup yorgun hatta harap Sokaklar günün son hamallarına kalacaktı birazdan sağlı sollu kapılardan çıkıp mesailerinin son süprüntülerini götüreceklerdi tanzifat ameleleri de sokaklara atılmış büyüklü küçüklü çöpleri toparlayacaktı Sonrasına karanlık hâkim olacaktı bir de eli sopalılar köpekler kediler Kör ışıklı gaz lambaları yeni yeni onların yerini almaya başlayan yirmi mumluk sarı sıcak ampuller ısındıktan sonra türküsünü söyleyen veya bültenini okuyan tek istasyonlu radyo Gazocağında kısık ateş sımsıkı örtülü perdeler kenarlarından kanayan evler