İnanç Şövalyesi — Tuncay Güneş

İnanç Şövalyesi
Tuncay GüneşMİTOS YAYINLARI
İnanç Şövalyesi
Tuncay Güneşİnsanlara karşı görünūr olmaya çalışırken içimizdeki görünmeyenlerde kayboluyoruz O yüzden Kendini sev ama bağımlısı olma Kendini dinle ama esiri olma Çünkü her insan kendinin hem eseri hem de esiridir Sen kendi eserinin esiri olma Esiri olmadığımız her şey değişkendir değişmeyen tek şey akıştır Akışa bırak her şeyi bırak hayat zaman mekân kişiler aksın hayatımızda Ben her zaman seni çağıran o sesim Ben her zaman zihnindeki o sesim Ben içinde dile getiremediklerinin sesiyim Ben senin hikâyenin sesi hayatın ta kendisiyim Bir adam anlatıyor ama yalnız değil Onunla birlikte babasını affedemeyen çocuk annesini susturamayan genç aşka geç kalmış adam da konuşuyor Bu roman yazılmadan önce yaşanmış süslenmeden önce hissedilmiş Kurguyla hayatın kesiştiği yerde duruyor kahraman Ne büsbütün kurmaca ne de çıplak bir anı ikisinin tam ortasında bir nehir gibi Bazen bulanık bazen berrak ama hep akar halde Zaman çizgisel değil hatırlama biçiminde ilerliyor kimi zaman çocuklukta bir çatlak camın ardında donuyor kimi zaman Londra metrosunda koşarken geçmişi bir çanta gibi taşıyor İki şehir arasında değil iki benlik arasında kalmış bir adamın içsel göç günlüğü bu Ve belki senin de hikâyene biraz benzeyen bir hikâye Çünkü hayat hatırladığımız değil hatırlamak zorunda kaldıklarımızdır

Mitos Yayınları
İnsanlara karşı görünūr olmaya çalışırken içimizdeki görünmeyenlerde kayboluyoruz O yüzden Kendini sev ama bağımlısı olma Kendini dinle ama esiri olma Çünkü her insan kendinin hem eseri hem de esiridir Sen kendi eserinin esiri olma Esiri olmadığımız her şey değişkendir değişmeyen tek şey akıştır Akışa bırak her şeyi bırak hayat zaman mekân kişiler aksın hayatımızda Ben her zaman seni çağıran o sesim Ben her zaman zihnindeki o sesim Ben içinde dile getiremediklerinin sesiyim Ben senin hikâyenin sesi hayatın ta kendisiyim Bir adam anlatıyor ama yalnız değil Onunla birlikte babasını affedemeyen çocuk annesini susturamayan genç aşka geç kalmış adam da konuşuyor Bu roman yazılmadan önce yaşanmış süslenmeden önce hissedilmiş Kurguyla hayatın kesiştiği yerde duruyor kahraman Ne büsbütün kurmaca ne de çıplak bir anı ikisinin tam ortasında bir nehir gibi Bazen bulanık bazen berrak ama hep akar halde Zaman çizgisel değil hatırlama biçiminde ilerliyor kimi zaman çocuklukta bir çatlak camın ardında donuyor kimi zaman Londra metrosunda koşarken geçmişi bir çanta gibi taşıyor İki şehir arasında değil iki benlik arasında kalmış bir adamın içsel göç günlüğü bu Ve belki senin de hikâyene biraz benzeyen bir hikâye Çünkü hayat hatırladığımız değil hatırlamak zorunda kaldıklarımızdır

Mitos Yayınları
İnsanlara karşı görünur olmaya çalışırken içimizdeki görünmeyenlerde kayboluyoruz O yüzden Kendini sev ama bağımlısı olma Kendini dinle ama esiri olma Çünkü her insan kendinin hem eseri hem de esiridir Sen kendi eserinin esiri olma Esiri olmadığımız her şey değişkendir değişmeyen tek şey akıştır Akışa bırak her şeyi bırak hayat zaman mekân kişiler aksın hayatımızda Ben her zaman seni çağıran o sesim Ben her zaman zihnindeki o sesim Ben içinde dile getiremediklerinin sesiyim Ben senin hikâyenin sesi hayatın ta kendisiyim Bir adam anlatıyor ama yalnız değil Onunla birlikte babasını affedemeyen çocuk annesini susturamayan genç aşka geç kalmış adam da konuşuyor Bu roman yazılmadan önce yaşanmış süslenmeden önce hissedilmiş Kurguyla hayatın kesiştiği yerde duruyor kahraman Ne büsbütün kurmaca ne de çıplak bir anı ikisinin tam ortasında bir nehir gibi Bazen bulanık bazen berrak ama hep akar halde Zaman çizgisel değil hatırlama biçiminde ilerliyor kimi zaman çocuklukta bir çatlak camın ardında donuyor kimi zaman Londra metrosunda koşarken geçmişi bir çanta gibi taşıyor İki şehir arasında değil iki benlik arasında kalmış bir adamın içsel göç günlüğü bu Ve belki senin de hikâyene biraz benzeyen bir hikâye Çünkü hayat hatırladığımız değil hatırlamak zorunda kaldıklarımızdır

Mitos Yayınları
İnsanlara karşı görünūr olmaya çalışırken içimizdeki görünmeyenlerde kayboluyoruz O yüzden Kendini sev ama bağımlısı olma Kendini dinle ama esiri olma Çünkü her insan kendinin hem eseri hem de esiridir Sen kendi eserinin esiri olma Esiri olmadığımız her şey değişkendir değişmeyen tek şey akıştır Akışa bırak her şeyi bırak hayat zaman mekân kişiler aksın hayatımızda Ben her zaman seni çağıran o sesim Ben her zaman zihnindeki o sesim Ben içinde dile getiremediklerinin sesiyim Ben senin hikâyenin sesi hayatın ta kendisiyim Bir adam anlatıyor ama yalnız değil Onunla birlikte babasını affedemeyen çocuk annesini susturamayan genç aşka geç kalmış adam da konuşuyor Bu roman yazılmadan önce yaşanmış süslenmeden önce hissedilmiş Kurguyla hayatın kesiştiği yerde duruyor kahraman Ne büsbütün kurmaca ne de çıplak bir anı ikisinin tam ortasında bir nehir gibi Bazen bulanık bazen berrak ama hep akar halde Zaman çizgisel değil hatırlama biçiminde ilerliyor kimi zaman çocuklukta bir çatlak camın ardında donuyor kimi zaman Londra metrosunda koşarken geçmişi bir çanta gibi taşıyor İki şehir arasında değil iki benlik arasında kalmış bir adamın içsel göç günlüğü bu Ve belki senin de hikâyene biraz benzeyen bir hikâye Çünkü hayat hatırladığımız değil hatırlamak zorunda kaldıklarımızdır

Mitos Yayınları
İnsanlara karşı görünūr olmaya çalışırken içimizdeki görünmeyenlerde kayboluyoruz O yüzden Kendini sev ama bağımlısı olma Kendini dinle ama esiri olma Çünkü her insan kendinin hem eseri hem de esiridir Sen kendi eserinin esiri olma Esiri olmadığımız her şey değişkendir değişmeyen tek şey akıştır Akışa bırak her şeyi bırak hayat zaman mekân kişiler aksın hayatımızda Ben her zaman seni çağıran o sesim Ben her zaman zihnindeki o sesim Ben içinde dile getiremediklerinin sesiyim Ben senin hikâyenin sesi hayatın ta kendisiyim Bir adam anlatıyor ama yalnız değil Onunla birlikte babasını affedemeyen çocuk annesini susturamayan genç aşka geç kalmış adam da konuşuyor Bu roman yazılmadan önce yaşanmış süslenmeden önce hissedilmiş Kurguyla hayatın kesiştiği yerde duruyor kahraman Ne büsbütün kurmaca ne de çıplak bir anı ikisinin tam ortasında bir nehir gibi Bazen bulanık bazen berrak ama hep akar halde Zaman çizgisel değil hatırlama biçiminde ilerliyor kimi zaman çocuklukta bir çatlak camın ardında donuyor kimi zaman Londra metrosunda koşarken geçmişi bir çanta gibi taşıyor İki şehir arasında değil iki benlik arasında kalmış bir adamın içsel göç günlüğü bu Ve belki senin de hikâyene biraz benzeyen bir hikâye Çünkü hayat hatırladığımız değil hatırlamak zorunda kaldıklarımızdır

Mitos Yayıncılık
İnsanlara karşı görünūr olmaya çalışırken içimizdeki görünmeyenlerde kayboluyoruz O yüzden Kendini sev ama bağımlısı olma Kendini dinle ama esiri olma Çünkü her insan kendinin hem eseri hem de esiridir Sen kendi eserinin esiri olma Esiri olmadığımız her şey değişkendir değişmeyen tek şey akıştır Akışa bırak her şeyi bırak hayat zaman mekân kişiler aksın hayatımızda Ben her zaman seni çağıran o sesim Ben her zaman zihnindeki o sesim Ben içinde dile getiremediklerinin sesiyim Ben senin hikâyenin sesi hayatın ta kendisiyim Bir adam anlatıyor ama yalnız değil Onunla birlikte babasını affedemeyen çocuk annesini susturamayan genç aşka geç kalmış adam da konuşuyor Bu roman yazılmadan önce yaşanmış süslenmeden önce hissedilmiş Kurguyla hayatın kesiştiği yerde duruyor kahraman Ne büsbütün kurmaca ne de çıplak bir anı ikisinin tam ortasında bir nehir gibi Bazen bulanık bazen berrak ama hep akar halde Zaman çizgisel değil hatırlama biçiminde ilerliyor kimi zaman çocuklukta bir çatlak camın ardında donuyor kimi zaman Londra metrosunda koşarken geçmişi bir çanta gibi taşıyor İki şehir arasında değil iki benlik arasında kalmış bir adamın içsel göç günlüğü bu Ve belki senin de hikâyene biraz benzeyen bir hikâye Çünkü hayat hatırladığımız değil hatırlamak zorunda kaldıklarımızdır

Mitos
İnsanlara karşı görünur olmaya çalışırken içimizdeki görünmeyenlerde kayboluyoruz O yüzden Kendini sev ama bağımlısı olma Kendini dinle ama esiri olma Çünkü her insan kendinin hem eseri hem de esiridir Sen kendi eserinin esiri olma Esiri olmadığımız her şey değişkendir değişmeyen tek şey akıştır Akışa bırak her şeyi bırak hayat zaman mekân kişiler aksın hayatımızda Ben her zaman seni çağıran o sesim Ben her zaman zihnindeki o sesim Ben içinde dile getiremediklerinin sesiyim Ben senin hikâyenin sesi hayatın ta kendisiyim Bir adam anlatıyor ama yalnız değil Onunla birlikte babasını affedemeyen çocuk annesini susturamayan genç aşka geç kalmış adam da konuşuyor Bu roman yazılmadan önce yaşanmış süslenmeden önce hissedilmiş Kurguyla hayatın kesiştiği yerde duruyor kahraman Ne büsbütün kurmaca ne de çıplak bir anı ikisinin tam ortasında bir nehir gibi Bazen bulanık bazen berrak ama hep akar halde Zaman çizgisel değil hatırlama biçiminde ilerliyor kimi zaman çocuklukta bir çatlak camın ardında donuyor kimi zaman Londra metrosunda koşarken geçmişi bir çanta gibi taşıyor İki şehir arasında değil iki benlik arasında kalmış bir adamın içsel göç günlüğü bu Ve belki senin de hikâyene biraz benzeyen bir hikâye Çünkü hayat hatırladığımız değil hatırlamak zorunda kaldıklarımızdır