İncir Ağacının Gölgesinde Zaman — Burhan Öztürk

İncir Ağacının Gölgesinde Zaman
Burhan ÖztürkKalkedon Yayıncılık
İncir Ağacının Gölgesinde Zaman
Burhan Öztürkİncir Ağacının Gölgesinde Zaman içten dışa dıştan içe çok zengin gözlemlerin yaşanmışlıkların mahpuslukların sevdaların arkadaş ıslıklarının özlemlerin çokca sevmelerin insanın ağacın sokağın ezilmişlerin hor görülenlerin görülmek istenmeyenlerin ama aynı zamanda direnenlerin aşka inananların ve umudunu yitirmeyenlerin akıcı bir dille insanın içini yarıp geçerken iz bırakan bir ırmak gibi coşkuyla anlatıldığı okuyucuyu nefessiz bırakan bir hikâyeler bütünü Yazar Trabzon İstanbul ekseni ağırlıklı olmak üzere okuru semt semt sokak sokak büyülü bir geçmişin gölgesinden alıp bir dalga gibi bugünün kıyısına savuruyor Altmışlı yılların sonuydu Belgin Doruk un Türkan Şoray ın Hülya Koçyiğit in kimi filmlerde giydikleri kısa açık renk bir pardösü vardı üzerinde ayağında yüksek topuklu ayakkabılar ve başında tıpkı onlarınki gibi bir eşarp Eğildiğim yerden yavaşça doğruldum Aramızda bir adım mesafe vardı Bu kez o eğildi kucakladı Yaşlı gözleriyle öptü beni sanki yanaklarım gözyaşlarıyla yıkandı Usulca uzaklaştı Yolun karşısına geçip o kocaman Tekel binasının gölgesinde Zağanos a doğru yürüdü Uzun uzun baktım ardından Yol boyu sıralanmış Tekel işçileri arasında gözden kayboldu Tekel in mavi önlüklü kadın işçileri arasından yürüyüp gitmiş ben öyle kalakalmıştım Genzimi yakan tütün kokusu ve boğazıma düğümlenen hıçkırığımla ne olduğuna hiçbir anlam veremeden çocuk yüreğime derin bir çizik attım Sanki Boncuk un havalı kornasını duydum bir an sıyrıldım Kendime geldim Topal Mevlüt ün at arabası tıngır mıngır yanımdan geçti Topal uzun kırbacı şaklattı Hayvan can havliyle bir hamle daha yapıp yokuşu düzledi Bakkal malzemesi yüklü araba kıratı epey zorlamış olmalıydı Sağrısından sızan ter neredeyse yolda ıslak bir iz bırakıyordu

KALKEDON YAYINLARI
İncir Ağacının Gölgesinde Zaman içten dışa dıştan içe çok zengin gözlemlerin yaşanmışlıkların mahpuslukların sevdaların arkadaş ıslıklarının özlemlerin çokca sevmelerin insanın ağacın sokağın ezilmişlerin hor görülenlerin görülmek istenmeyenlerin ama aynı zamanda direnenlerin aşka inananların ve umudunu yitirmeyenlerin akıcı bir dille insanın içini yarıp geçerken iz bırakan bir ırmak gibi coşkuyla anlatıldığı okuyucuyu nefessiz bırakan bir hikâyeler bütünü Yazar Trabzon İstanbul ekseni ağırlıklı olmak üzere okuru semt semt sokak sokak büyülü bir geçmişin gölgesinden alıp bir dalga gibi bugünün kıyısına savuruyor Altmışlı yılların sonuydu Belgin Doruk un Türkan Şoray ın Hülya Koçyiğit in kimi filmlerde giydikleri kısa açık renk bir pardösü vardı üzerinde ayağında yüksek topuklu ayakkabılar ve başında tıpkı onlarınki gibi bir eşarp Eğildiğim yerden yavaşça doğruldum Aramızda bir adım mesafe vardı Bu kez o eğildi kucakladı Yaşlı gözleriyle öptü beni sanki yanaklarım gözyaşlarıyla yıkandı Usulca uzaklaştı Yolun karşısına geçip o kocaman Tekel binasının gölgesinde Zağanos a doğru yürüdü Uzun uzun baktım ardından Yol boyu sıralanmış Tekel işçileri arasında gözden kayboldu Tekel in mavi önlüklü kadın işçileri arasından yürüyüp gitmiş ben öyle kalakalmıştım Genzimi yakan tütün kokusu ve boğazıma düğümlenen hıçkırığımla ne olduğuna hiçbir anlam veremeden çocuk yüreğime derin bir çizik attım Sanki Boncuk un havalı kornasını duydum bir an sıyrıldım Kendime geldim Topal Mevlüt ün at arabası tıngır mıngır yanımdan geçti Topal uzun kırbacı şaklattı Hayvan can havliyle bir hamle daha yapıp yokuşu düzledi Bakkal malzemesi yüklü araba kıratı epey zorlamış olmalıydı Sağrısından sızan ter neredeyse yolda ıslak bir iz bırakıyordu

Kalkedon Yayınları
İncir Ağacının Gölgesinde Zaman içten dışa dıştan içe çok zengin gözlemlerin yaşanmışlıkların mahpuslukların sevdaların arkadaş ıslıklarının özlemlerin çokca sevmelerin insanın ağacın sokağın ezilmişlerin hor görülenlerin görülmek istenmeyenlerin ama aynı zamanda direnenlerin aşka inananların ve umudunu yitirmeyenlerin akıcı bir dille insanın içini yarıp geçerken iz bırakan bir ırmak gibi coşkuyla anlatıldığı okuyucuyu nefessiz bırakan bir hikâyeler bütünü Yazar Trabzon İstanbul ekseni ağırlıklı olmak üzere okuru semt semt sokak sokak büyülü bir geçmişin gölgesinden alıp bir dalga gibi bugünün kıyısına savuruyor Altmışlı yılların sonuydu Belgin Doruk un Türkan Şoray ın Hülya Koçyiğit in kimi filmlerde giydikleri kısa açık renk bir pardösü vardı üzerinde ayağında yüksek topuklu ayakkabılar ve başında tıpkı onlarınki gibi bir eşarp Eğildiğim yerden yavaşça doğruldum Aramızda bir adım mesafe vardı Bu kez o eğildi kucakladı Yaşlı gözleriyle öptü beni sanki yanaklarım gözyaşlarıyla yıkandı Usulca uzaklaştı Yolun karşısına geçip o kocaman Tekel binasının gölgesinde Zağanos a doğru yürüdü Uzun uzun baktım ardından Yol boyu sıralanmış Tekel işçileri arasında gözden kayboldu Tekel in mavi önlüklü kadın işçileri arasından yürüyüp gitmiş ben öyle kalakalmıştım Genzimi yakan tütün kokusu ve boğazıma düğümlenen hıçkırığımla ne olduğuna hiçbir anlam veremeden çocuk yüreğime derin bir çizik attım Sanki Boncuk un havalı kornasını duydum bir an sıyrıldım Kendime geldim Topal Mevlüt ün at arabası tıngır mıngır yanımdan geçti Topal uzun kırbacı şaklattı Hayvan can havliyle bir hamle daha yapıp yokuşu düzledi Bakkal malzemesi yüklü araba kıratı epey zorlamış olmalıydı Sağrısından sızan ter neredeyse yolda ıslak bir iz bırakıyordu

Kalkedon Yayıncılık
Burhan Öztürk tarafından kaleme alınan İncir Ağacının Gölgesinde Zaman Kalkedon Yayıncılık eseri olarak okurlarla buluşuyor İncir Ağacının Gölgesinde Zaman Burhan Öztürk Kitap Özeti İncir Ağacının Gölgesinde Zaman içten dışa dıştan içe çok zengin gözlemlerin yaşanmışlıkların mahpuslukların sevdaların arkadaş ıslıklarının özlemlerin çokca sevmelerin insanın ağacın sokağın ezilmişlerin hor görülenlerin görülmek istenmeyenlerin ama aynı zamanda direnenlerin aşka inananların ve umudunu yitirmeyenlerin akıcı bir dille insanın içini yarıp geçerken iz bırakan bir ırmak gibi coşkuyla anlatıldığı okuyucuyu nefessiz bırakan bir hikâyeler bütünü Yazar Trabzon İstanbul ekseni ağırlıklı olmak üzere okuru semt semt sokak sokak büyülü bir geçmişin gölgesinden alıp bir dalga gibi bugünün kıyısına savuruyor Altmışlı yılların sonuydu Belgin Doruk un Türkan Şoray ın Hülya Koçyiğitin kimi filmlerde giydikleri kısa açık renk bir pardösü vardı üzerinde ayağında yüksek topuklu ayakkabılar ve başında tıpkı onlarınki gibi bir eşarp Eğildiğim yerden yavaşça doğruldum Aramızda bir adım mesafe vardı Bu kez o eğildi kucakladı Yaşlı gözleriyle öptü beni sanki yanaklarım gözyaşlarıyla yıkandı Usulca uzaklaştı Yolun karşısına geçip o kocaman Tekel binasının gölgesinde Zağanos a doğru yürüdü Uzun uzun baktım ardından Yol boyu sıralanmış Tekel işçileri arasında gözden kayboldu Tekel in mavi önlüklü kadın işçileri arasından yürüyüp gitmiş ben öyle kalakalmıştım Genzimi yakan tütün kokusu ve boğazıma düğümlenen hıçkırığımla ne olduğuna hiçbir anlam veremeden çocuk yüreğime derin bir çizik attım Sanki Boncuk un havalı kornasını duydum bir an sıyrıldım Kendime geldim Topal Mevlüt ün at arabası tıngır mıngır yanımdan geçti Topal uzun kırbacı şaklattı Hayvan can havliyle bir hamle daha yapıp yokuşu düzledi Bakkal malzemesi yüklü araba kıratı epey zorlamış olmalıydı Sağrısından sızan ter neredeyse yolda ıslak bir iz bırakıyordu Yayınevi Kalkedon Yayıncılık Yazar Burhan Öztürk Sayfa 212 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ekim 2020 Barkod 9786057942289 Kategori Öykü

Kalkedon Yayıncılık
İncir Ağacının Gölgesinde Zaman içten dışa dıştan içe çok zengin gözlemlerin yaşanmışlıkların mahpuslukların sevdaların arkadaş ıslıklarının özlemlerin çokca sevmelerin insanın ağacın sokağın ezilmişlerin hor görülenlerin görülmek istenmeyenlerin ama aynı zamanda direnenlerin aşka inananların ve umudunu yitirmeyenlerin akıcı bir dille insanın içini yarıp geçerken iz bırakan bir ırmak gibi coşkuyla anlatıldığı okuyucuyu nefessiz bırakan bir hikâyeler bütünü Yazar Trabzon İstanbul ekseni ağırlıklı olmak üzere okuru semt semt sokak sokak büyülü bir geçmişin gölgesinden alıp bir dalga gibi bugünün kıyısına savuruyor

Kalkedon Yayıncılık
İncir Ağacının Gölgesinde Zaman içten dışa dıştan içe çok zengin gözlemlerin yaşanmışlıkların mahpuslukların sevdaların arkadaş ıslıklarının özlemlerin çokca sevmelerin insanın ağacın sokağın ezilmişlerin hor görülenlerin görülmek istenmeyenlerin ama aynı zamanda direnenlerin aşka inananların ve umudunu yitirmeyenlerin akıcı bir dille insanın içini yarıp geçerken iz bırakan bir ırmak gibi coşkuyla anlatıldığı okuyucuyu nefessiz bırakan bir hikâyeler bütünü Yazar Trabzon İstanbul ekseni ağırlıklı olmak üzere okuru semt semt sokak sokak büyülü bir geçmişin gölgesinden alıp bir dalga gibi bugünün kıyısına savuruyor Altmışlı yılların sonuydu Belgin Doruk un Türkan Şoray ın Hülya Koçyiğit in kimi filmlerde giydikleri kısa açık renk bir pardösü vardı üzerinde ayağında yüksek topuklu ayakkabılar ve başında tıpkı onlarınki gibi bir eşarp Eğildiğim yerden yavaşça doğruldum Aramızda bir adım mesafe vardı Bu kez o eğildi kucakladı Yaşlı gözleriyle öptü beni sanki yanaklarım gözyaşlarıyla yıkandı Usulca uzaklaştı Yolun karşısına geçip o kocaman Tekel binasının gölgesinde Zağanos a doğru yürüdü Uzun uzun baktım ardından Yol boyu sıralanmış Tekel işçileri arasında gözden kayboldu Tekel in mavi önlüklü kadın işçileri arasından yürüyüp gitmiş ben öyle kalakalmıştım Genzimi yakan tütün kokusu ve boğazıma düğümlenen hıçkırığımla ne olduğuna hiçbir anlam veremeden çocuk yüreğime derin bir çizik attım Sanki Boncuk un havalı kornasını duydum bir an sıyrıldım Kendime geldim Topal Mevlüt ün at arabası tıngır mıngır yanımdan geçti Topal uzun kırbacı şaklattı Hayvan can havliyle bir hamle daha yapıp yokuşu düzledi Bakkal malzemesi yüklü araba kıratı epey zorlamış olmalıydı Sağrısından sızan ter neredeyse yolda ıslak bir iz bırakıyordu

Kalkedon Yayınları
İncir Ağacının Gölgesinde Zaman içten dışa dıştan içe çok zengin gözlemlerin yaşanmışlıkların mahpuslukların sevdaların arkadaş ıslıklarının özlemlerin çokca sevmelerin insanın ağacın sokağın ezilmişlerin hor görülenlerin görülmek istenmeyenlerin ama aynı zamanda direnenlerin aşka inananların ve umudunu yitirmeyenlerin akıcı bir dille insanın içini yarıp geçerken iz bırakan bir ırmak gibi coşkuyla anlatıldığı okuyucuyu nefessiz bırakan bir hikâyeler bütünü Yazar Trabzon İstanbul ekseni ağırlıklı olmak üzere okuru semt semt sokak sokak büyülü bir geçmişin gölgesinden alıp bir dalga gibi bugünün kıyısına savuruyor Altmışlı yılların sonuydu Belgin Doruk un Türkan Şoray ın Hülya Koçyiğit in kimi filmlerde giydikleri kısa açık renk bir pardösü vardı üzerinde ayağında yüksek topuklu ayakkabılar ve başında tıpkı onlarınki gibi bir eşarp Eğildiğim yerden yavaşça doğruldum Aramızda bir adım mesafe vardı Bu kez o eğildi kucakladı Yaşlı gözleriyle öptü beni sanki yanaklarım gözyaşlarıyla yıkandı Usulca uzaklaştı Yolun karşısına geçip o kocaman Tekel binasının gölgesinde Zağanos a doğru yürüdü Uzun uzun baktım ardından Yol boyu sıralanmış Tekel işçileri arasında gözden kayboldu Tekel in mavi önlüklü kadın işçileri arasından yürüyüp gitmiş ben öyle kalakalmıştım Genzimi yakan tütün kokusu ve boğazıma düğümlenen hıçkırığımla ne olduğuna hiçbir anlam veremeden çocuk yüreğime derin bir çizik attım Sanki Boncuk un havalı kornasını duydum bir an sıyrıldım Kendime geldim Topal Mevlüt ün at arabası tıngır mıngır yanımdan geçti Topal uzun kırbacı şaklattı Hayvan can havliyle bir hamle daha yapıp yokuşu düzledi Bakkal malzemesi yüklü araba kıratı epey zorlamış olmalıydı Sağrısından sızan ter neredeyse yolda ıslak bir iz bırakıyordu

Kalkedon
İncir Ağacının Gölgesinde Zaman içten dışa dıştan içe çok zengin gözlemlerin yaşanmışlıkların mahpuslukların sevdaların arkadaş ıslıklarının özlemlerin çokca sevmelerin insanın ağacın sokağın ezilmişlerin hor görülenlerin görülmek istenmeyenlerin ama aynı zamanda direnenlerin aşka inananların ve umudunu yitirmeyenlerin akıcı bir dille insanın içini yarıp geçerken iz bırakan bir ırmak gibi coşkuyla anlatıldığı okuyucuyu nefessiz bırakan bir hikâyeler bütünü Yazar Trabzon İstanbul ekseni ağırlıklı olmak üzere okuru semt semt sokak sokak büyülü bir geçmişin gölgesinden alıp bir dalga gibi bugünün kıyısına savuruyor Altmışlı yılların sonuydu Belgin Doruk un Türkan Şoray ın Hülya Koçyiğit in kimi filmlerde giydikleri kısa açık renk bir pardösü vardı üzerinde ayağında yüksek topuklu ayakkabılar ve başında tıpkı onlarınki gibi bir eşarp Eğildiğim yerden yavaşça doğruldum Aramızda bir adım mesafe vardı Bu kez o eğildi kucakladı Yaşlı gözleriyle öptü beni sanki yanaklarım gözyaşlarıyla yıkandı Usulca uzaklaştı Yolun karşısına geçip o kocaman Tekel binasının gölgesinde Zağanos a doğru yürüdü Uzun uzun baktım ardından Yol boyu sıralanmış Tekel işçileri arasında gözden kayboldu Tekel in mavi önlüklü kadın işçileri arasından yürüyüp gitmiş ben öyle kalakalmıştım Genzimi yakan tütün kokusu ve boğazıma düğümlenen hıçkırığımla ne olduğuna hiçbir anlam veremeden çocuk yüreğime derin bir çizik attım Sanki Boncuk un havalı kornasını duydum bir an sıyrıldım Kendime geldim Topal Mevlüt ün at arabası tıngır mıngır yanımdan geçti Topal uzun kırbacı şaklattı Hayvan can havliyle bir hamle daha yapıp yokuşu düzledi Bakkal malzemesi yüklü araba kıratı epey zorlamış olmalıydı Sağrısından sızan ter neredeyse yolda ıslak bir iz bırakıyordu