İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme — David Hume

İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme
David HumeBilgeSu Yayıncılık
İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme
David HumeHer bilimin insan doğasıyla az çok bir ilişkisi vardır her ne kadar bazısı insanoğlundan çok uzaklarda gibi dursa da bir yerde bir geçitte mutlaka insan doğasına dönüş yapar Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din bile bir ölçüde İnsan ın bilimine bağlıdır çünkü hepsinin yolu insanı tanımaktan geçer ve hepsi insanın güçleri ve yetileri ölçüsünde değerlendirilir Öyleyse Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din insanı bilmeye bu şekilde bağımlıysa insan doğasıyla daha yakın ve sıkı ilişkileri olan diğer bilimlerden ne beklemeliyiz Mantığın biricik amacı akıl yürütme yetimizin ilke ve işlemlerini ve tasarımlarımızın doğasını açıklamaktadır ahlak ve eleştiri zevk ve duygularımızı değerlendirir siyaset ise insanları toplumda birlik içinde ve birbirine bağımlı kabul eder Bu dört bilimde Mantık Ahlak Eleştiri ve Siyaset te insan aklını tanımamızı sağlayan veya bize insan aklının gelişimi ve donanımını veren hemen her şey kavranır Bu yüzden felsefe araştırmalarımızda başarı umabileceğimiz tek yol bugüne kadar uyguladığımız ve artık bıkkınlık veren oyalanma yöntemini terk etmek yani bir şekilde sınırdaki bir kaleyi ya da köyü ele geçirmek yerine doğrudan başkente yürümek olacaktır Bilimlerin merkezine bir zamanlar hepsinden üstün olan insan doğasının ta kendisine yönelmek orayı ele geçirince diğer her yer için kolay zaferler bekleyebiliriz Bu noktadan da fetihlerimizi insan hayatını daha yakından ilgilendiren diğer tüm bilimlere yayabilir sonra da sırf merak konusu olan bilimleri yavaş yavaş ve tam olarak keşfedebiliriz Cevabı insan biliminin kapsamında olmayan hiçbir önemli soru yoktur ayrıca bu bilimi bilmeden kesin olarak cevaplayabileceğimiz bir soru da Böylelikle insan doğasının ilkelerini açıklar görünürken aslında bilimlerin neredeyse tamamen yeni olan ve üzerinde güvenle yükselebilecekleri bu biricik temelde ortaya konmuş tam bir dizgesini önermiş oluyoruz

Bilgesu Yayıncılık
Her bilimin insan doğasıyla az çok bir ilişkisi vardır her ne kadar bazısı insanoğlundan çok uzaklarda gibi dursa da bir yerde bir geçitte mutlaka insan doğasına dönüş yapar Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din bile bir ölçüde İnsan ın bilimine bağlıdır çünkü hepsinin yolu insanı tanımaktan geçer ve hepsi insanın güçleri ve yetileri ölçüsünde değerlendirilir Öyleyse Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din insanı bilmeye bu şekilde bağımlıysa insan doğasıyla daha yakın ve sıkı ilişkileri olan diğer bilimlerden ne beklemeliyiz Mantığın biricik amacı akıl yürütme yetimizin ilke ve işlemlerini ve tasarımlarımızın doğasını açıklamaktadır ahlak ve eleştiri zevk ve duygularımızı değerlendirir siyaset ise insanları toplumda birlik içinde ve birbirine bağımlı kabul eder Bu dört bilimde Mantık Ahlak Eleştiri ve Siyaset te insan aklını tanımamızı sağlayan veya bize insan aklının gelişimi ve donanımını veren hemen her şey kavranır Bu yüzden felsefe araştırmalarımızda başarı umabileceğimiz tek yol bugüne kadar uyguladığımız ve artık bıkkınlık veren oyalanma yöntemini terk etmek yani bir şekilde sınırdaki bir kaleyi ya da köyü ele geçirmek yerine doğrudan başkente yürümek olacaktır Bilimlerin merkezine bir zamanlar hepsinden üstün olan insan doğasının ta kendisine yönelmek orayı ele geçirince diğer her yer için kolay zaferler bekleyebiliriz Bu noktadan da fetihlerimizi insan hayatını daha yakından ilgilendiren diğer tüm bilimlere yayabilir sonra da sırf merak konusu olan bilimleri yavaş yavaş ve tam olarak keşfedebiliriz Cevabı insan biliminin kapsamında olmayan hiçbir önemli soru yoktur ayrıca bu bilimi bilmeden kesin olarak cevaplayabileceğimiz bir soru da Böylelikle insan doğasının ilkelerini açıklar görünürken aslında bilimlerin neredeyse tamamen yeni olan ve üzerinde güvenle yükselebilecekleri bu biricik temelde ortaya konmuş tam bir dizgesini önermiş oluyoruz

BİLGESU YAYINCILIK
çev. Ergün Baylan
Her bilimin insan doğasıyla az çok bir ilişkisi vardır her ne kadar bazısı insanoğlundan çok uzaklarda gibi dursa da bir yerde bir geçitte mutlaka insan doğasına dönüş yapar Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din bile bir ölçüde İnsan ın bilimine bağlıdır çünkü hepsinin yolu insanı tanımaktan geçer ve hepsi insanın güçleri ve yetileri ölçüsünde değerlendirilir Öyleyse Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din insanı bilmeye bu şekilde bağımlıysa insan doğasıyla daha yakınve sıkı ilişkileri olan diğer bilimlerden ne beklemeliyiz Mantığın biricik amacı akıl yürütme yetimizin ilke ve işlemlerini ve tasarımlarımızın doğasını açıklamaktadır ahlak ve eleştiri zevk ve duygularımızı değerlendirir siyaset ise insanları toplumda birlik içinde ve birbirine bağımlı kabul eder Bu dört bilimde Mantık Ahlak Eleştiri ve Siyaset te insan aklını tanımamızı sağlayan veya bize insan aklının gelişimi ve donanımını veren hemen her şey kavranır

Bilgesu Yayıncılık

İdea Yayınevi
David Hume ya da Home 1711 1776 bir İskoçyalı felsefeci idi 1738 40 da yayımladığı İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme yalnızca Hume un değil ama bütün bir görgücü literatürün en önemli çalışmasıdır Hume un felsefesi Bacon Locke ve Berkeley gibi yazarların öznel idealizmini baştan sona yineler ve kuşkucu dogmaya en küçük bir katkıda bulunmaz Popülerlikte öncellerini gölgede bırakmasının nedeni onlardan daha tutarlı olmaktan korkmamasına görgücülüğü en uç vargılarında sınırsızca formüle etmesine bağlıdır Karl Popper dan Bertrand Russell a Viyana Çevresinden bütün bir Analitik Geleneğe yirminci yüzyılın başat felsefeciliğini esinlendiren ve yüreklendiren ad Hume dur Başka bir deyişle aşağı yukarı bütün bir yüzyılın düşünce emeğini soğuran sayısız bilinci ve ölçüsüz kaynağı ölçüsüzce tüketip bitiren Anglo Saxon felsefeciliğinin sponsoru Hume dur Ek olarak Hume un felsefesi Kant ın bilgiyi tam olarak Hume un yaptığı gibi deneyime sınırlayan ve inanca yer açmak için bilgiyi yok etmek zorunda kalan Aşkınsal Felsefesinin de başlıca esin kaynağı olmuştur Hume un görgül gözlemlerine göre olguların doğruluğuna ilişkin kanımız duygu bellek ve nedensel bağlantı üzerine dayalı uslamlamalar üzerine e d neden ve etki ilişkisi üzerine dayanır Bu ilişkinin bilgisi a priori uslamlama yoluyla elde edilmez ama bütünüyle deneyimden doğar Bu nedenle deneyimin ötesinde hiçbir bilgi ve hiçbir metafizik yoktur Bu öncüller üzerine Hume deneyime içkin bir metafizik geliştirir Böylece deneyimden türetilebilecek nedensellik salt bir alışkanlık salt ruhbilimsel bir çağrışım olurken deneyimden türetilebilecek bilgi ise gerçekte bilgi olmaktan çok tümevarım ve olasılık düzleminde kalacaktır Bu felsefede kuşkuculuk geçici bir bilgisizlik durumu değil ama homo sapiensi yeni bir insan türüne homo scepticusa evrimlendiren entellektüel bir etmendir Sayı ve olgu ile ilgisiz ve ilişkisiz oldukları kabul edilen ahlak etik ve estetik boyutları bilgiden bağışlanırken doğa bilimlerinin kendileri de bu öznel idealizmin yorumunda içeriksiz bir tasarımlar kütlesine indirgenir Bilimin kendisi bilgi olmamak kuşku olmak zorundadır Kuşkucu bakış açısı herhangi bir tanıtlama üzerine bilgi üzerine dayanmaz çünkü dayanmamalıdır Yalnızca ruhbilimsel bir eğilim üzerine yalnızca kuşkunun deneyimi üzerine dayanmalıdır Ve gerçekten de ona dayanır Amaç usa karşı önlem almak onun sakıncalı savlarını durdurmaktır Aslında bu gereksiz bir önlem olarak görünür çünkü usun egemenliği bir mittir ve her durumda us tutkulara yenik düşer Daha sonra görgücülüğe başka birçoklarının arasında sıradan dil felsefesi gibi yeni bir ad daha kazandıran kimi analitik düşünürler felsefelerinin bir sıradanlık sorunu aslında en sıradan sağ duyunun bir sorunu olduğunu buldular Hume un önerdiği gibi uslarını tutkularının hizmetine vererek onu kendi kendini çürütmenin bir aracına çevirdiler Her nasılsa son yıllarda durum değişiyor görünmekte ve analitik felsefenin düşüşünden söz edilmektedir Gene de bu konuda geç kalındığını söylemek çok doğru olmayacaktır Aslında bir düşüş ten söz etmek bile gereksiz olacaktır çünkü analitik gelenek hiçbir zaman çukurdan çıkmamıştır Analitik geleneğin insan bilgisine hizmeti usun kendine karşı yöneltebileceği uslamlamaları geliştirmek bilgisiz estetik bilgisiz etik ve bilgisiz bilim davalarına hizmet etmek olmuştur Aziz Yardımlı

BilgeSu Yayıncılık
Her bilimin insan doğasıyla az çok bir ilişkisi vardır her ne kadar bazısı insanoğlundan çok uzaklarda gibi dursa da bir yerde bir geçitte mutlaka insan doğasına dönüş yapar Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din bile bir ölçüde İnsan ın bilimine bağlıdır çünkü hepsinin yolu insanı tanımaktan geçer ve hepsi insanın güçleri ve yetileri ölçüsünde değerlendirilir Öyleyse Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din insanı bilmeye bu şekilde bağımlıysa insan doğasıyla daha yakın ve sıkı ilişkileri olan diğer bilimlerden ne beklemeliyiz Mantığın biricik amacı akıl yürütme yetimizin ilke ve işlemlerini ve tasarımlarımızın doğasını açıklamaktadır ahlak ve eleştiri zevk ve duygularımızı değerlendirir siyaset ise insanları toplumda birlik içinde ve birbirine bağımlı kabul eder Bu dört bilimde Mantık Ahlak Eleştiri ve Siyaset te insan aklını tanımamızı sağlayan veya bize insan aklının gelişimi ve donanımını veren hemen her şey kavranır Bu yüzden felsefe araştırmalarımızda başarı umabileceğimiz tek yol bugüne kadar uyguladığımız ve artık bıkkınlık veren oyalanma yöntemini terk etmek yani bir şekilde sınırdaki bir kaleyi ya da köyü ele geçirmek yerine doğrudan başkente yürümek olacaktır Bilimlerin merkezine bir zamanlar hepsinden üstün olan insan doğasının ta kendisine yönelmek orayı ele geçirince diğer her yer için kolay zaferler bekleyebiliriz Bu noktadan da fetihlerimizi insan hayatını daha yakından ilgilendiren diğer tüm bilimlere yayabilir sonra da sırf merak konusu olan bilimleri yavaş yavaş ve tam olarak keşfedebiliriz Cevabı insan biliminin kapsamında olmayan hiçbir önemli soru yoktur ayrıca bu bilimi bilmeden kesin olarak cevaplayabileceğimiz bir soru da Böylelikle insan doğasının ilkelerini açıklar görünürken aslında bilimlerin neredeyse tamamen yeni olan ve üzerinde güvenle yükselebilecekleri bu biricik temelde ortaya konmuş tam bir dizgesini önermiş oluyoruz

çev. Ergün Baylan
Her bilimin insan doğasıyla az çok bir ilişkisi vardır her ne kadar bazısı insanoğlundan çok uzaklarda gibi dursa da bir yerde bir geçitte mutlaka insan doğasına dönüş yapar Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din bile bir ölçüde İnsan ın bilimine bağlıdır çünkü hepsinin yolu insanı tanımaktan geçer ve hepsi insanın güçleri ve yetileri ölçüsünde değerlendirilir Öyleyse Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din insanı bilmeye bu şekilde bağımlıysa insan doğasıyla daha yakın ve sıkı ilişkileri olan diğer bilimlerden ne beklemeliyiz Mantığın biricik amacı akıl yürütme yetimizin ilke ve işlemlerini ve tasarımlarımızın doğasını açıklamaktadır ahlak ve eleştiri zevk ve duygularımızı değerlendirir siyaset ise insanları toplumda birlik içinde ve birbirine bağımlı kabul eder Bu dört bilimde Mantık Ahlak Eleştiri ve Siyaset te insan aklını tanımamızı sağlayan veya bize insan aklının gelişimi ve donanımını veren hemen her şey kavranır Bu yüzden felsefe araştırmalarımızda başarı umabileceğimiz tek yol bugüne kadar uyguladığımız ve artık bıkkınlık veren oyalanma yöntemini terk etmek yani bir şekilde sınırdaki bir kaleyi ya da köyü ele geçirmek yerine doğrudan başkente yürümek olacaktır Bilimlerin merkezine bir zamanlar hepsinden üstün olan insan doğasının ta kendisine yönelmek orayı ele geçirince diğer her yer için kolay zaferler bekleyebiliriz Bu noktadan da fetihlerimizi insan hayatını daha yakından ilgilendiren diğer tüm bilimlere yayabilir sonra da sırf merak konusu olan bilimleri yavaş yavaş ve tam olarak keşfedebiliriz Cevabı insan biliminin kapsamında olmayan hiçbir önemli soru yoktur ayrıca bu bilimi bilmeden kesin olarak cevaplayabileceğimiz bir soru da Böylelikle insan doğasının ilkelerini açıklar görünürken aslında bilimlerin neredeyse tamamen yeni olan ve üzerinde güvenle yükselebilecekleri bu biricik temelde ortaya konmuş tam bir dizgesini önermiş oluyoruz Yazar David Hume Sayfa Sayısı 423 Çeviri Ergün Baylan Ebat 16X23 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Ocak 2009 Kağıt Cinsi 2 Hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

BilgeSu
çev. Baylan, Ergün
Her bilimin insan doğasıyla az çok bir ilişkisi vardır her ne kadar bazısı insanoğlundan çok uzaklarda gibi dursa da bir yerde bir geçitte mutlaka insan doğasına dönüş yapar Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din bile bir ölçüde İnsan ın bilimine bağlıdır çünkü hepsinin yolu insanı tanımaktan geçer ve hepsi insanın güçleri ve yetileri ölçüsünde değerlendirilir Öyleyse Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din insanı bilmeye bu şekilde bağımlıysa insan doğasıyla daha yakınve sıkı ilişkileri olan diğer bilimlerden ne beklemeliyiz Mantığın biricik amacı akıl yürütme yetimizin ilke ve işlemlerini ve tasarımlarımızın doğasını açıklamaktadır ahlak ve eleştiri zevk ve duygularımızı değerlendirir siyaset ise insanları toplumda birlik içinde ve birbirine bağımlı kabul eder Bu dört bilimde Mantık Ahlak Eleştiri ve Siyaset te insan aklını tanımamızı sağlayan veya bize insan aklının gelişimi ve donanımını veren hemen her şey kavranır Arka Kapak tan

BİLGESU YAYINCILIK
Her bilimin insan doğasıyla az çok bir ilişkisi vardır her ne kadar bazısı insanoğlundan çok uzaklarda gibi dursa da bir yerde bir geçitte mutlaka insan doğasına dönüş yapar Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din bile bir ölçüde İnsan ın bilimine bağlıdır çünkü hepsinin yolu insanı tanımaktan geçer ve hepsi insanın güçleri ve yetileri ölçüsünde değerlendirilir Öyleyse Matematik Doğa Felsefesi ve Doğal Din insanı bilmeye bu şekilde bağımlıysa insan doğasıyla daha yakın ve sıkı ilişkileri olan diğer bilimlerden ne beklemeliyiz Mantığın biricik amacı akıl yürütme yetimizin ilke ve işlemlerini ve tasarımlarımızın doğasını açıklamaktadır ahlak ve eleştiri zevk ve duygularımızı değerlendirir siyaset ise insanları toplumda birlik içinde ve birbirine bağımlı kabul eder Bu dört bilimde Mantık Ahlak Eleştiri ve Siyaset te insan aklını tanımamızı sağlayan veya bize insan aklının gelişimi ve donanımını veren hemen her şey kavranır Bu yüzden felsefe araştırmalarımızda başarı umabileceğimiz tek yol bugüne kadar uyguladığımız ve artık bıkkınlık veren oyalanma yöntemini terk etmek yani bir şekilde sınırdaki bir kaleyi ya da köyü ele geçirmek yerine doğrudan başkente yürümek olacaktır Bilimlerin merkezine bir zamanlar hepsinden üstün olan insan doğasının ta kendisine yönelmek orayı ele geçirince diğer her yer için kolay zaferler bekleyebiliriz Bu noktadan da fetihlerimizi insan hayatını daha yakından ilgilendiren diğer tüm bilimlere yayabilir sonra da sırf merak konusu olan bilimleri yavaş yavaş ve tam olarak keşfedebiliriz Cevabı insan biliminin kapsamında olmayan hiçbir önemli soru yoktur ayrıca bu bilimi bilmeden kesin olarak cevaplayabileceğimiz bir soru da Böylelikle insan doğasının ilkelerini açıklar görünürken aslında bilimlerin neredeyse tamamen yeni olan ve üzerinde güvenle yükselebilecekleri bu biricik temelde ortaya konmuş tam bir dizgesini önermiş oluyoruz Yayınevi BİLGESU YAYINCILIK Yazar DAVİD HUME Sayfa Sayısı 423 Yıl 2009

İdea Yayınevi
David Hume ya da Home 1711 1776 bir İskoçyalı felsefeci idi 1738 40 da yayımladığı İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme yalnızca Hume un değil ama bütün bir görgücü literatürün en önemli çalışmasıdır Hume un felsefesi Bacon Locke ve Berkeley gibi yazarların öznel idealizmini baştan sona yineler ve kuşkucu dogmaya en küçük bir katkıda bulunmaz Popülerlikte öncellerini gölgede bırakmasının nedeni onlardan daha tutarlı olmaktan korkmamasına görgücülüğü en uç vargılarında sınırsızca formüle etmesine bağlıdır Karl Popper dan Bertrand Russell a Viyana Çevresinden bütün bir Analitik Geleneğe yirminci yüzyılın başat felsefeciliğini esinlendiren ve yüreklendiren ad Hume dur Başka bir deyişle aşağı yukarı bütün bir yüzyılın düşünce emeğini soğuran sayısız bilinci ve ölçüsüz kaynağı ölçüsüzce tüketip bitiren Anglo Saxon felsefeciliğinin sponsoru Hume dur Ek olarak Hume un felsefesi Kant ın bilgiyi tam olarak Hume un yaptığı gibi deneyime sınırlayan ve inanca yer açmak için bilgiyi yok etmek zorunda kalan Aşkınsal Felsefesinin de başlıca esin kaynağı olmuştur Hume un görgül gözlemlerine göre olguların doğruluğuna ilişkin kanımız duygu bellek ve nedensel bağlantı üzerine dayalı uslamlamalar üzerine e d neden ve etki ilişkisi üzerine dayanır Bu ilişkinin bilgisi a priori uslamlama yoluyla elde edilmez ama bütünüyle deneyimden doğar Bu nedenle deneyimin ötesinde hiçbir bilgi ve hiçbir metafizik yoktur Bu öncüller üzerine Hume deneyime içkin bir metafizik geliştirir Böylece deneyimden türetilebilecek nedensellik salt bir alışkanlık salt ruhbilimsel bir çağrışım olurken deneyimden türetilebilecek bilgi ise gerçekte bilgi olmaktan çok tümevarım ve olasılık düzleminde kalacaktır Bu felsefede kuşkuculuk geçici bir bilgisizlik durumu değil ama homo sapiensi yeni bir insan türüne homo scepticusa evrimlendiren entellektüel bir etmendir Sayı ve olgu ile ilgisiz ve ilişkisiz oldukları kabul edilen ahlak etik ve estetik boyutları bilgiden bağışlanırken doğa bilimlerinin kendileri de bu öznel idealizmin yorumunda içeriksiz bir tasarımlar kütlesine indirgenir Bilimin kendisi bilgi olmamak kuşku olmak zorundadır Kuşkucu bakış açısı herhangi bir tanıtlama üzerine bilgi üzerine dayanmaz çünkü dayanmamalıdır Yalnızca ruhbilimsel bir eğilim üzerine yalnızca kuşkunun deneyimi üzerine dayanmalıdır Ve gerçekten de ona dayanır Amaç usa karşı önlem almak onun sakıncalı savlarını durdurmaktır Aslında bu gereksiz bir önlem olarak görünür çünkü usun egemenliği bir mittir ve her durumda us tutkulara yenik düşer Daha sonra görgücülüğe başka birçoklarının arasında sıradan dil felsefesi gibi yeni bir ad daha kazandıran kimi analitik düşünürler felsefelerinin bir sıradanlık sorunu aslında en sıradan sağ duyunun bir sorunu olduğunu buldular Hume un önerdiği gibi uslarını tutkularının hizmetine vererek onu kendi kendini çürütmenin bir aracına çevirdiler Her nasılsa son yıllarda durum değişiyor görünmekte ve analitik felsefenin düşüşünden söz edilmektedir Gene de bu konuda geç kalındığını söylemek çok doğru olmayacaktır Aslında bir düşüş ten söz etmek bile gereksiz olacaktır çünkü analitik gelenek hiçbir zaman çukurdan çıkmamıştır Analitik geleneğin insan bilgisine hizmeti usun kendine karşı yöneltebileceği uslamlamaları geliştirmek bilgisiz estetik bilgisiz etik ve bilgisiz bilim davalarına hizmet etmek olmuştur Aziz Yardımlı Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 656 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi İdea Yayınevi

İdea Yayınevi
David Hume ya da Home 1711 1776 bir İskoçyalı felsefeci idi 1738 40 da yayımladığı İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme yalnızca Hume un değil ama bütün bir görgücü literatürün en önemli çalışmasıdır Hume un felsefesi Bacon Locke ve Berkeley gibi yazarların öznel idealiz mini baştan sona yineler ve kuşkucu dogmaya en küçük bir katkıda bulunmaz Popülerlikte öncellerini gölgede bırakmasının nedeni onlardan daha tutarlı olmaktan korkmamasına görgücülüğü en uç vargılarında sınırsızca formüle etmesine bağlıdır Karl Popper dan Bertrand Russell a Viyana Çevresinden bütün bir Analitik Geleneğe yirminci yüzyılın başat felsefeciliğini esinlendiren ve yüreklendiren ad Hume dur Başka bir deyişle aşağı yukarı bütün bir yüzyılın düşünce emeğini soğuran sayısız bilinci ve ölçüsüz kaynağı ölçüsüzce tüketip bitiren Anglo Saxon felsefeciliğinin sponsoru Hume dur Ek olarak Hume un felsefesi Kant ın bilgiyi tam olarak Hume un yaptığı gibi deneyime sınırlayan ve inanca yer açmak için bilgiyi yok etmek zorunda kalan Aşkınsal Felsefesinin de başlıca esin kaynağı olmuştur Hume un görgül gözlemlerine göre olguların doğruluğuna ilişkin kanımız duygu bellek ve nedensel bağlantı üzerine dayalı uslamlamalar üzerine e d neden ve etki ilişkisi üze rine dayanır Bu ilişkinin bilgisi a priori uslamlama yoluyla elde edilmez ama bütünüyle deneyimden doğar Bu nedenle deneyimin ötesinde hiçbir bilgi ve hiçbir metafizik yoktur Bu öncüller üzerine Hume deneyime içkin bir metafizik geliştirir Böylece deneyimden türe tilebilecek nedensellik salt bir alışkanlık salt ruhbilimsel bir çağrışım olurken deneyimden türetilebilecek bilgi ise gerçekte bilgi olmaktan çok tümevarım ve olasılık düzleminde kala caktır Bu felsefede kuşkuculuk geçici bir bilgisizlik durumu değil ama homo sapiensi yeni bir insan türüne homo scepticusa evrimlendiren entellektüel bir etmendir Sayı ve olgu ile ilgisiz ve ilişkisiz oldukları kabul edilen ahlak etik ve estetik boyutları bilgiden bağışlanırken doğa bilimlerinin kendileri de bu öznel idealizmin yorumunda içeriksiz bir tasarımlar kütlesine indirgenir Bilimin kendisi bilgi olmamak kuşku olmak zorundadır Kuşkucu bakış açısı herhangi bir tanıtlama üzerine bilgi üzerine dayanmaz çünkü dayanma malıdır Yalnızca ruhbilimsel bir eğilim üzerine yalnızca kuşkunun deneyimi üzerine dayan malıdır Ve gerçekten de ona dayanır Amaç usa karşı önlem almak onun sakıncalı savlarını durdurmaktır Aslında bu gereksiz bir önlem olarak görünür çünkü usun egemenliği bir mittir ve her durumda us tutkulara yenik düşer Daha sonra görgücülüğe başka birçoklarının arasında sıradan dil felsefesi gibi yeni bir ad daha kazandıran kimi analitik düşünürler felsefelerinin bir sıradanlık sorunu aslında en sıra dan sağ duyunun bir sorunu olduğunu buldular Hume un önerdiği gibi uslarını tutkularının hizmetine vererek onu kendi kendini çürütmenin bir aracına çevirdiler Her nasılsa son yıllarda durum değişiyor görünmekte ve analitik felsefenin düşüşünden söz edilmektedir Gene de bu konuda geç kalındığını söylemek çok doğru olmayacaktır Aslında bir düşüş ten söz etmek bile gereksiz olacaktır çünkü analitik gelenek hiçbir zaman çukur dan çıkmamıştır Analitik geleneğin insan bilgisine hizmeti usun kendine karşı yöneltebile ceği uslamlamaları geliştirmek bilgisiz estetik bilgisiz etik ve bilgisiz bilim davalarına hizmet etmek olmuştur Aziz Yardımlı

İdea Yayınevi
David Hume ya da Home 1711 1776 bir İskoçyalı felsefeci idi 1738 40 da yayımladığı İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme yalnızca Hume un değil ama bütün bir görgücü literatürün en önemli çalışmasıdır Hume un felsefesi Bacon Locke ve Berkeley gibi yazarların öznel idealiz mini baştan sona yineler ve kuşkucu dogmaya en küçük bir katkıda bulunmaz Popülerlikte öncellerini gölgede bırakmasının nedeni onlardan daha tutarlı olmaktan korkmamasına görgücülüğü en uç vargılarında sınırsızca formüle etmesine bağlıdır Karl Popper dan Bertrand Russell a Viyana Çevresinden bütün bir Analitik Geleneğe yirminci yüzyılın başat felsefeciliğini esinlendiren ve yüreklendiren ad Hume dur Başka bir deyişle aşağı yukarı bütün bir yüzyılın düşünce emeğini soğuran sayısız bilinci ve ölçüsüz kaynağı ölçüsüzce tüketip bitiren Anglo Saxon felsefeciliğinin sponsoru Hume dur Ek olarak Hume un felsefesi Kant ın bilgiyi tam olarak Hume un yaptığı gibi deneyime sınırlayan ve inanca yer açmak için bilgiyi yok etmek zorunda kalan Aşkınsal Felsefesinin de başlıca esin kaynağı olmuştur Hume un görgül gözlemlerine göre olguların doğruluğuna ilişkin kanımız duygu bellek ve nedensel bağlantı üzerine dayalı uslamlamalar üzerine e d neden ve etki ilişkisi üze rine dayanır Bu ilişkinin bilgisi a priori uslamlama yoluyla elde edilmez ama bütünüyle deneyimden doğar Bu nedenle deneyimin ötesinde hiçbir bilgi ve hiçbir metafizik yoktur Bu öncüller üzerine Hume deneyime içkin bir metafizik geliştirir Böylece deneyimden türe tilebilecek nedensellik salt bir alışkanlık salt ruhbilimsel bir çağrışım olurken deneyimden türetilebilecek bilgi ise gerçekte bilgi olmaktan çok tümevarım ve olasılık düzleminde kala caktır Bu felsefede kuşkuculuk geçici bir bilgisizlik durumu değil ama homo sapiensi yeni bir insan türüne homo scepticusa evrimlendiren entellektüel bir etmendir Sayı ve olgu ile ilgisiz ve ilişkisiz oldukları kabul edilen ahlak etik ve estetik boyutları bilgiden bağışlanırken doğa bilimlerinin kendileri de bu öznel idealizmin yorumunda içeriksiz bir tasarımlar kütlesine indirgenir Bilimin kendisi bilgi olmamak kuşku olmak zorundadır Kuşkucu bakış açısı herhangi bir tanıtlama üzerine bilgi üzerine dayanmaz çünkü dayanma malıdır Yalnızca ruhbilimsel bir eğilim üzerine yalnızca kuşkunun deneyimi üzerine dayan malıdır Ve gerçekten de ona dayanır Amaç usa karşı önlem almak onun sakıncalı savlarını durdurmaktır Aslında bu gereksiz bir önlem olarak görünür çünkü usun egemenliği bir mittir ve her durumda us tutkulara yenik düşer Daha sonra görgücülüğe başka birçoklarının arasında sıradan dil felsefesi gibi yeni bir ad daha kazandıran kimi analitik düşünürler felsefelerinin bir sıradanlık sorunu aslında en sıra dan sağ duyunun bir sorunu olduğunu buldular Hume un önerdiği gibi uslarını tutkularının hizmetine vererek onu kendi kendini çürütmenin bir aracına çevirdiler Her nasılsa son yıllarda durum değişiyor görünmekte ve analitik felsefenin düşüşünden söz edilmektedir Gene de bu konuda geç kalındığını söylemek çok doğru olmayacaktır Aslında bir düşüş ten söz etmek bile gereksiz olacaktır çünkü analitik gelenek hiçbir zaman çukur dan çıkmamıştır Analitik geleneğin insan bilgisine hizmeti usun kendine karşı yöneltebile ceği uslamlamaları geliştirmek bilgisiz estetik bilgisiz etik ve bilgisiz bilim davalarına hizmet etmek olmuştur Aziz Yardımlı

İdea Yayınevi
David Hume ya da Home 1711 1776 bir İskoçyalı felsefeci idi 1738 40 da yayımladığı İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme yalnızca Hume un değil ama bütün bir görgücü literatürün en önemli çalışmasıdır Hume un felsefesi Bacon Locke ve Berkeley gibi yazarların öznel idealiz mini baştan sona yineler ve kuşkucu dogmaya en küçük bir katkıda bulunmaz Popülerlikte öncellerini gölgede bırakmasının nedeni onlardan daha tutarlı olmaktan korkmamasına görgücülüğü en uç vargılarında sınırsızca formüle etmesine bağlıdır Karl Popper dan Bertrand Russell a Viyana Çevresinden bütün bir Analitik Geleneğe yirminci yüzyılın başat felsefeciliğini esinlendiren ve yüreklendiren ad Hume dur Başka bir deyişle aşağı yukarı bütün bir yüzyılın düşünce emeğini soğuran sayısız bilinci ve ölçüsüz kaynağı ölçüsüzce tüketip bitiren Anglo Saxon felsefeciliğinin sponsoru Hume dur Ek olarak Hume un felsefesi Kant ın bilgiyi tam olarak Hume un yaptığı gibi deneyime sınırlayan ve inanca yer açmak için bilgiyi yok etmek zorunda kalan Aşkınsal Felsefesinin de başlıca esin kaynağı olmuştur Hume un görgül gözlemlerine göre olguların doğruluğuna ilişkin kanımız duygu bellek ve nedensel bağlantı üzerine dayalı uslamlamalar üzerine e d neden ve etki ilişkisi üze rine dayanır Bu ilişkinin bilgisi a priori uslamlama yoluyla elde edilmez ama bütünüyle deneyimden doğar Bu nedenle deneyimin ötesinde hiçbir bilgi ve hiçbir metafizik yoktur Bu öncüller üzerine Hume deneyime içkin bir metafizik geliştirir Böylece deneyimden türe tilebilecek nedensellik salt bir alışkanlık salt ruhbilimsel bir çağrışım olurken deneyimden türetilebilecek bilgi ise gerçekte bilgi olmaktan çok tümevarım ve olasılık düzleminde kala caktır Bu felsefede kuşkuculuk geçici bir bilgisizlik durumu değil ama homo sapiensi yeni bir insan türüne homo scepticusa evrimlendiren entellektüel bir etmendir Sayı ve olgu ile ilgisiz ve ilişkisiz oldukları kabul edilen ahlak etik ve estetik boyutları bilgiden bağışl

İdea Yayınevi - Felsefe Dizisi
çev. Aziz Yardımlı
David Hume ya da Home 1711 1776 bir İskoçyalı felsefeci idi 1738 40 da yayımladığı İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme yalnızca Hume un değil ama bütün bir görgücü literatürün en önemli çalışmasıdır Hume un felsefesi Bacon Locke ve Berkeley gibi yazarların öznel idealizmini baştan sona yineler ve kuşkucu dogmaya en küçük bir katkıda bulunmaz Popülerlikte öncellerini gölgede bırakmasının nedeni onlardan daha tutarlı olmaktan korkmamasına görgücülüğü en uç vargılarında sınırsızca formüle etmesine bağlıdır Karl Popper dan Bertrand Russell a Viyana Çevresinden bütün bir Analitik Geleneğe yirminci yüzyılın başat felsefeciliğini esinlendiren ve yüreklendiren ad Hume dur Başka bir deyişle aşağı yukarı bütün bir yüzyılın düşünce emeğini soğuran sayısız bilinci ve ölçüsüz kaynağı ölçüsüzce tüketip bitiren Anglo Saxon felsefeciliğinin sponsoru Hume dur Ek olarak Hume un felsefesi Kant ın bilgiyi tam olarak Hume un yaptığı gibi deneyime sınırlayan ve inanca yer açmak için bilgiyi yok etmek zorunda kalan Aşkınsal Felsefesinin de başlıca esin kaynağı olmuştur Hume un görgül gözlemlerine göre olguların doğruluğuna ilişkin kanımız duygu bellek ve nedensel bağlantı üzerine dayalı uslamlamalar üzerine e d neden ve etki ilişkisi üzerine dayanır Bu ilişkinin bilgisi a priori uslamlama yoluyla elde edilmez ama bütünüyle deneyimden doğar Bu nedenle deneyimin ötesinde hiçbir bilgi ve hiçbir metafizik yoktur Bu öncüller üzerine Hume deneyime içkin bir metafizik geliştirir Böylece deneyimden türetilebilecek nedensellik salt bir alışkanlık salt ruhbilimsel bir çağrışım olurken deneyimden türetilebilecek bilgi ise gerçekte bilgi olmaktan çok tümevarım ve olasılık düzleminde kalacaktır Bu felsefede kuşkuculuk geçici bir bilgisizlik durumu değil ama homo sapiensi yeni bir insan türüne homo scepticusa evrimlendiren entellektüel bir etmendir Sayı ve olgu ile ilgisiz ve ilişkisiz oldukları kabul edilen ahlak etik ve estetik boyutları bilgiden bağışlanırken doğa bilimlerinin kendileri de bu öznel idealizmin yorumunda içeriksiz bir tasarımlar kütlesine indirgenir Bilimin kendisi bilgi olmamak kuşku olmak zorundadır Kuşkucu bakış açısı herhangi bir tanıtlama üzerine bilgi üzerine dayanmaz çünkü dayanmamalıdır Yalnızca ruhbilimsel bir eğilim üzerine yalnızca kuşkunun deneyimi üzerine dayanmalıdır Ve gerçekten de ona dayanır Amaç usa karşı önlem almak onun sakıncalı savlarını durdurmaktır Aslında bu gereksiz bir önlem olarak görünür çünkü usun egemenliği bir mittir ve her durumda us tutkulara yenik düşer Daha sonra görgücülüğe başka birçoklarının arasında sıradan dil felsefesi gibi yeni bir ad daha kazandıran kimi analitik düşünürler felsefelerinin bir sıradanlık sorunu aslında en sıradan sağ duyunun bir sorunu olduğunu buldular Hume un önerdiği gibi uslarını tutkularının hizmetine vererek onu kendi kendini çürütmenin bir aracına çevirdiler Her nasılsa son yıllarda durum değişiyor görünmekte ve analitik felsefenin düşüşünden söz edilmektedir Gene de bu konuda geç kalındığını söylemek çok doğru olmayacaktır Aslında bir düşüş ten söz etmek bile gereksiz olacaktır çünkü analitik gelenek hiçbir zaman çukurdan çıkmamıştır Analitik geleneğin insan bilgisine hizmeti usun kendine karşı yöneltebileceği uslamlamaları geliştirmek bilgisiz estetik bilgisiz etik ve bilgisiz bilim davalarına hizmet etmek olmuştur Aziz Yardımlı Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 656Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi İdea Yayınevi

İDEA YAYINEVİ
çev. Aziz Yardımlı
David Hume ya da Home 1711 1776 bir İskoçyalı felsefeci idi 1738 40 da yayımladığı İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme yalnızca Hume un değil ama bütün bir görgücü literatürün en önemli çalışmasıdır Hume un felsefesi Bacon Locke ve Berkeley gibi yazarların öznel idealiz mini baştan sona yineler ve kuşkucu dogmaya en küçük bir katkıda bulunmaz Popülerlikte öncellerini gölgede bırakmasının nedeni onlardan daha tutarlı olmaktan korkmamasına görgücülüğü en uç vargılarında sınırsızca formüle etmesine bağlıdır Karl Popper dan Bertrand Russell a Viyana Çevresinden bütün bir Analitik Geleneğe yirminci yüzyılın başat felsefeciliğini esinlendiren ve yüreklendiren ad Hume dur Başka bir deyişle aşağı yukarı bütün bir yüzyılın düşünce emeğini soğuran sayısız bilinci ve ölçüsüz kaynağı ölçüsüzce tüketip bitiren Anglo Saxon felsefeciliğinin sponsoru Hume dur Ek olarak Hume un felsefesi Kant ın bilgiyi tam olarak Hume un yaptığı gibi deneyime sınırlayan ve inanca yer açmak için bilgiyi yok etmek zorunda kalan Aşkınsal Felsefesinin de başlıca esin kaynağı olmuştur Hume un görgül gözlemlerine göre olguların doğruluğuna ilişkin kanımız duygu bellek ve nedensel bağlantı üzerine dayalı uslamlamalar üzerine e d neden ve etki ilişkisi üze rine dayanır Bu ilişkinin bilgisi a priori uslamlama yoluyla elde edilmez ama bütünüyle deneyimden doğar Bu nedenle deneyimin ötesinde hiçbir bilgi ve hiçbir metafizik yoktur Bu öncüller üzerine Hume deneyime içkin bir metafizik geliştirir Böylece deneyimden türe tilebilecek nedensellik salt bir alışkanlık salt ruhbilimsel bir çağrışım olurken deneyimden türetilebilecek bilgi ise gerçekte bilgi olmaktan çok tümevarım ve olasılık düzleminde kala caktır Bu felsefede kuşkuculuk geçici bir bilgisizlik durumu değil ama homo sapiensi yeni bir insan türüne homo scepticusa evrimlendiren entellektüel bir etmendir Sayı ve olgu ile ilgisiz ve ilişkisiz oldukları kabul edilen ahlak etik ve estetik boyutları bilgiden bağışlanırken doğa bilimlerinin kendileri de bu öznel idealizmin yorumunda içeriksiz bir tasarımlar kütlesine indirgenir Bilimin kendisi bilgi olmamak kuşku olmak zorundadır Kuşkucu bakış açısı herhangi bir tanıtlama üzerine bilgi üzerine dayanmaz çünkü dayanma malıdır Yalnızca ruhbilimsel bir eğilim üzerine yalnızca kuşkunun deneyimi üzerine dayan malıdır Ve gerçekten de ona dayanır Amaç usa karşı önlem almak onun sakıncalı savlarını durdurmaktır Aslında bu gereksiz bir önlem olarak görünür çünkü usun egemenliği bir mittir ve her durumda us tutkulara yenik düşer Daha sonra görgücülüğe başka birçoklarının arasında sıradan dil felsefesi gibi yeni bir ad daha kazandıran kimi analitik düşünürler felsefelerinin bir sıradanlık sorunu aslında en sıra dan sağ duyunun bir sorunu olduğunu buldular Hume un önerdiği gibi uslarını tutkularının hizmetine vererek onu kendi kendini çürütmenin bir aracına çevirdiler Her nasılsa son yıllarda durum değişiyor görünmekte ve analitik felsefenin düşüşünden söz edilmektedir Gene de bu konuda geç kalındığını söylemek çok doğru olmayacaktır Aslında bir düşüş ten söz etmek bile gereksiz olacaktır çünkü analitik gelenek hiçbir zaman çukur dan çıkmamıştır Analitik geleneğin insan bilgisine hizmeti usun kendine karşı yöneltebile ceği uslamlamaları geliştirmek bilgisiz estetik bilgisiz etik ve bilgisiz bilim davalarına hizmet etmek olmuştur Aziz Yardımlı