MejelleKitap fiyat karşılaştırma

İnsan Haklarının Kıyısındaki Özneler Mülteciler — Abdurrahman Saygılı

İnsan Haklarının Kıyısındaki Özneler Mülteciler
44,00
Hukuk ÜzerineHukuk Araştırma İnceleme

İnsan Haklarının Kıyısındaki Özneler Mülteciler

Abdurrahman Saygılı

İmaj Yayıncılık

201726 sf.
Ciltsiz
Kitap SepetiEn ucuz

İnsan Haklarının Kıyısındaki Özneler Mülteciler

Abdurrahman Saygılı

Bir hikâyeyle başlayalım Çünkü hikâyeler bizim yaşadığımız yaşandığını sandığımız gerçeklerin iç yüzünü gösteren kurmaca metinlerdir Ve aslında bizim gerçek sandığımız şu anda içinde yaşadığımız kurguyu anlamayı sağlarlar Hikâyeler kurgudur ve kurgu olduklarını bilirler Oysa modern dünya kurgu olmasına rağmen gerçekmiş gibi bizi inandırmak ister Gelin Ursula K Le Guin in Omelas ı Bırakıp Gidenler hikâyesiyle başlayalım Hikâyemiz bir kent hakkında Omelas Neredeymiş Ne zaman var olmuş Ve Hala var mıymış Hiç sormayın ben de bilmiyorum Ama bildiğim bir şey var ki o da bu kentin insanlarının mutlu insanlar olduğu Bu yurttaşlar mutlu olmakla birlikte basit insanlardan da değilmiş entelektüel düzeyleri yüksek şiddete meyyali olmayan demokratik kararlar alan ve bunu da hep birlikte yapan kendilerine bakan insanlarmış Ne ilkellermiş ne de teknolojiye bağımlı Kısacası hoş bir kentmiş işte Omelas Lâkin hoş bir kentmiş ama her güzelin bir kusuru olur misali bu kentin böyle devam etmesi bir şarta bağlı imiş O güzelim binaların birinin bodrum katında kapısı kilitli pencereleri olmayan pis bir odada kötü kokulu pis mi pis zayıflıktan kırılmış sayılan geri zekâlı gibi görünen bir çocuk yaşarmış Çocuk kimsesizlikten konuşmayı neredeyse unutmuş ve o biliyor ki onu oradan çıkarmaya kimse gelmeyecek Sadece sair zamanlarda kapı açılıyor ve meraklı bazı gözler çocuğa bakıyor konuşmadan çocuk hatırladığı bir iki cümleyle iyi olacağım lütfen bırakın beni diyebiliyor sadece Omelas ın bütün sakinleri biliyor o çocuğun orada olduğunu Ve dediğim gibi onların mutluluğunun anahtarı o çocuk Mutlu olmaları o çocuğun o izbe odada olmasına bağlı Eğer ki o çocuk o iğrenç yerden gün ışığına çıkarsa Omelas ın güzelliği saadeti yıkılacak yok olacak Tek bir kişinin mutsuzluğu binlerin mutluluğuna yol açıyor Ve de birinin mutluluğu binlerin felaketi olacak Bu çocuğu gidip görüp mutluluklarının ona bağlı olduğunu önleyen kimileri evlerine bu duygularla dönerler bazıları evlerine dönmezmiş Güzel sokakları hoş yolları geçip giderler karanlık tarlalara yol alırlarmış Gözden kayboluncaya kadar giderlermiş karanlığa doğru yürürler Omelas ı bırakıp giderlermiş Tek bir kişi hariç herkesin mutluluğu için Omelas ta kalanlardan olmak ile o bir kişinin mutsuzluğuna dayanamayıp Omelas ı bırakıp gidenlerden mi olmak Yahut o kişiyi hizbe odadan kurtarıp mutsuz da olsa Omelas ta yaşamak mı İnsan hakları kuramı bu cevaplar üzerinden kendisini inşa etmek zorundadır Bu sorulara cevap aramayan yahut bulamayan bir insan hakları kuramı çökmüş demektir Bu sebeple insan hakları kuramının sorması elzem olan sorularının devlet teorisinin aradığı sorularla da kesişmek zorunluluğu bulunur İnsan haklarının kıyısında kalan mülteciler her iki kuramın da ortak paydalarını oluşturur Evrensel olduğu iddiasındaki insan hakları mülteciler söz konusu olduğunda patinaj yapar Bu mesele insan hakları hukukunun kayganlığı kırılganlığı veya tamamlanmamışlığına ilişkindir başka bir anlatımla Evrensel olduğunu iddia eden insan hakları özellikle de mülteciler söz konusu olduğunda devletin yurdu unsuruna sıkı sıkıya bağlı kalır İnsan hakları kuramı bu kavram üzerinden şekillenir ve şu an için başkası mümkün görünmemektedir Büyük laflar eden hukuk metinleri var elimizde Oysa dünyanın her yerinde insan hakları ihlalleri süregidiyor İnsan hakları adaleti sağlayacak birçok aracı tasarladığını iddia etmektedir Ama gerçek böyle mi İşte tam bu noktada Adalet Tanrıçası Themis in ruhunu şad etmek gerek Hepimizin bildiği Themis ten bahsediyorum hatırlayın gözleri kapalı adalet tanrıçası Söz konusu mülteciler olunca daha bir sıkı bağlıyor sanki gözlerini İnsan hakları kuramı evrenselliğini sadece dillendirirken gerçek bize bunun tam aksini gösterir

Ekin Kitap
46,00

İmaj Yayıncılık

201726 sf.
Ekin Kitap

Bir hikâyeyle başlayalım Çünkü hikâyeler bizim yaşadığımız yaşandığını sandığımız gerçeklerin iç yüzünü gösteren kurmaca metinlerdir Ve aslında bizim gerçek sandığımız şu anda içinde yaşadığımız kurguyu anlamayı sağlarlar Hikâyeler kurgudur ve kurgu olduklarını bilirler Oysa modern dünya kurgu olmasına rağmen gerçekmiş gibi bizi inandırmak ister Gelin Ursula K Le Guin in Omelas ı Bırakıp Gidenler hikâyesiyle başlayalım Hikâyemiz bir kent hakkında Omelas Neredeymiş Ne zaman var olmuş Ve Hala var mıymış Hiç sormayın ben de bilmiyorum Ama bildiğim bir şey var ki o da bu kentin insanlarının mutlu insanlar olduğu Bu yurttaşlar mutlu olmakla birlikte basit insanlardan da değilmiş entelektüel düzeyleri yüksek şiddete meyyali olmayan demokratik kararlar alan ve bunu da hep birlikte yapan kendilerine bakan insanlarmış Ne ilkellermiş ne de teknolojiye bağımlı Kısacası hoş bir kentmiş işte Omelas Lâkin hoş bir kentmiş ama her güzelin bir kusuru olur misali bu kentin böyle devam etmesi bir şarta bağlı imiş O güzelim binaların birinin bodrum katında kapısı kilitli pencereleri olmayan pis bir odada kötü kokulu pis mi pis zayıflıktan kırılmış sayılan geri zekâlı gibi görünen bir çocuk yaşarmış Çocuk kimsesizlikten konuşmayı neredeyse unutmuş ve o biliyor ki onu oradan çıkarmaya kimse gelmeyecek Sadece sair zamanlarda kapı açılıyor ve meraklı bazı gözler çocuğa bakıyor konuşmadan çocuk hatırladığı bir iki cümleyle iyi olacağım lütfen bırakın beni diyebiliyor sadece Omelas ın bütün sakinleri biliyor o çocuğun orada olduğunu Ve dediğim gibi onların mutluluğunun anahtarı o çocuk Mutlu olmaları o çocuğun o izbe odada olmasına bağlı Eğer ki o çocuk o iğrenç yerden gün ışığına çıkarsa Omelas ın güzelliği saadeti yıkılacak yok olacak Tek bir kişinin mutsuzluğu binlerin mutluluğuna yol açıyor Ve de birinin mutluluğu binlerin felaketi olacak Bu çocuğu gidip görüp mutluluklarının ona bağlı olduğunu önleyen kimileri evlerine bu duygularla dönerler bazıları evlerine dönmezmiş Güzel sokakları hoş yolları geçip giderler karanlık tarlalara yol alırlarmış Gözden kayboluncaya kadar giderlermiş karanlığa doğru yürürler Omelas ı bırakıp giderlermiş Tek bir kişi hariç herkesin mutluluğu için Omelas ta kalanlardan olmak ile o bir kişinin mutsuzluğuna dayanamayıp Omelas ı bırakıp gidenlerden mi olmak Yahut o kişiyi hizbe odadan kurtarıp mutsuz da olsa Omelas ta yaşamak mı İnsan hakları kuramı bu cevaplar üzerinden kendisini inşa etmek zorundadır Bu sorulara cevap aramayan yahut bulamayan bir insan hakları kuramı çökmüş demektir Bu sebeple insan hakları kuramının sorması elzem olan sorularının devlet teorisinin aradığı sorularla da kesişmek zorunluluğu bulunur İnsan haklarının kıyısında kalan mülteciler her iki kuramın da ortak paydalarını oluşturur Evrensel olduğu iddiasındaki insan hakları mülteciler söz konusu olduğunda patinaj yapar Bu mesele insan hakları hukukunun kayganlığı kırılganlığı veya tamamlanmamışlığına ilişkindir başka bir anlatımla Evrensel olduğunu iddia eden insan hakları özellikle de mülteciler söz konusu olduğunda devletin yurdu unsuruna sıkı sıkıya bağlı kalır İnsan hakları kuramı bu kavram üzerinden şekillenir ve şu an için başkası mümkün görünmemektedir Büyük laflar eden hukuk metinleri var elimizde Oysa dünyanın her yerinde insan hakları ihlalleri süregidiyor İnsan hakları adaleti sağlayacak birçok aracı tasarladığını iddia etmektedir Ama gerçek böyle mi İşte tam bu noktada Adalet Tanrıçası Themis in ruhunu şad etmek gerek Hepimizin bildiği Themis ten bahsediyorum hatırlayın gözleri kapalı adalet tanrıçası Söz konusu mülteciler olunca daha bir sıkı bağlıyor sanki gözlerini İnsan hakları kuramı evrenselliğini sadece dillendirirken gerçek bize bunun tam aksini gösterir

Şehadet Kitap
46,50

İmaj Yayıncılık

201826 sf.
Şehadet Kitap

Bir hikâyeyle başlayalım Çünkü hikâyeler bizim yaşadığımız yaşandığını sandığımız gerçeklerin iç yüzünü gösteren kurmaca metinlerdir Ve aslında bizim gerçek sandığımız şu anda içinde yaşadığımız kurguyu anlamayı sağlarlar Hikâyeler kurgudur ve kurgu olduklarını bilirler Oysa modern dünya kurgu olmasına rağmen gerçekmiş gibi bizi inandırmak ister Gelin Ursula K Le Guin in Omelas ı Bırakıp Gidenler hikâyesiyle başlayalım Hikâyemiz bir kent hakkında Omelas Neredeymiş Ne zaman var olmuş Ve Hala var mıymış Hiç sormayın ben de bilmiyorum Ama bildiğim bir şey var ki o da bu kentin insanlarının mutlu insanlar olduğu Bu yurttaşlar mutlu olmakla birlikte basit insanlardan da değilmiş entelektüel düzeyleri yüksek şiddete meyyali olmayan demokratik kararlar alan ve bunu da hep birlikte yapan kendilerine bakan insanlarmış Ne ilkellermiş ne de teknolojiye bağımlı Kısacası hoş bir kentmiş işte Omelas Lâkin hoş bir kentmiş ama her güzelin bir kusuru olur misali bu kentin böyle devam etmesi bir şarta bağlı imiş O güzelim binaların birinin bodrum katında kapısı kilitli pencereleri olmayan pis bir odada kötü kokulu pis mi pis zayıflıktan kırılmış sayılan geri zekâlı gibi görünen bir çocuk yaşarmış Çocuk kimsesizlikten konuşmayı neredeyse unutmuş ve o biliyor ki onu oradan çıkarmaya kimse gelmeyecek Sadece sair zamanlarda kapı açılıyor ve meraklı bazı gözler çocuğa bakıyor konuşmadan çocuk hatırladığı bir iki cümleyle iyi olacağım lütfen bırakın beni diyebiliyor sadece Omelas ın bütün sakinleri biliyor o çocuğun orada olduğunu Ve dediğim gibi onların mutluluğunun anahtarı o çocuk Mutlu olmaları o çocuğun o izbe odada olmasına bağlı Eğer ki o çocuk o iğrenç yerden gün ışığına çıkarsa Omelas ın güzelliği saadeti yıkılacak yok olacak Tek bir kişinin mutsuzluğu binlerin mutluluğuna yol açıyor Ve de birinin mutluluğu binlerin felaketi olacak Bu çocuğu gidip görüp mutluluklarının ona bağlı olduğunu önleyen kimileri evlerine bu duygularla dönerler bazıları evlerine dönmezmiş Güzel sokakları hoş yolları geçip giderler karanlık tarlalara yol alırlarmış Gözden kayboluncaya kadar giderlermiş karanlığa doğru yürürler Omelas ı bırakıp giderlermiş Tek bir kişi hariç herkesin mutluluğu için Omelas ta kalanlardan olmak ile o bir kişinin mutsuzluğuna dayanamayıp Omelas ı bırakıp gidenlerden mi olmak Yahut o kişiyi hizbe odadan kurtarıp mutsuz da olsa Omelas ta yaşamak mı İnsan hakları kuramı bu cevaplar üzerinden kendisini inşa etmek zorundadır Bu sorulara cevap aramayan yahut bulamayan bir insan hakları kuramı çökmüş demektir Bu sebeple insan hakları kuramının sorması elzem olan sorularının devlet teorisinin aradığı sorularla da kesişmek zorunluluğu bulunur İnsan haklarının kıyısında kalan mülteciler her iki kuramın da ortak paydalarını oluşturur Evrensel olduğu iddiasındaki insan hakları mülteciler söz konusu olduğunda patinaj yapar Bu mesele insan hakları hukukunun kayganlığı kırılganlığı veya tamamlanmamışlığına ilişkindir başka bir anlatımla Evrensel olduğunu iddia eden insan hakları özellikle de mülteciler söz konusu olduğunda devletin yurdu unsuruna sıkı sıkıya bağlı kalır İnsan hakları kuramı bu kavram üzerinden şekillenir ve şu an için başkası mümkün görünmemektedir Büyük laflar eden hukuk metinleri var elimizde Oysa dünyanın her yerinde insan hakları ihlalleri süregidiyor İnsan hakları adaleti sağlayacak birçok aracı tasarladığını iddia etmektedir Ama gerçek böyle mi İşte tam bu noktada Adalet Tanrıçası Themis in ruhunu şad etmek gerek Hepimizin bildiği Themis ten bahsediyorum hatırlayın gözleri kapalı adalet tanrıçası Söz konusu mülteciler olunca daha bir sıkı bağlıyor sanki gözlerini İnsan hakları kuramı evrenselliğini sadece dillendirirken gerçek bize bunun tam aksini gösterir

Nobel Kitap
48,50

İmaj Yayıncılık

201726 sf.
Nobel Kitap

Bir hikâyeyle başlayalım Çünkü hikâyeler bizim yaşadığımız yaşandığını sandığımız gerçeklerin iç yüzünü gösteren kurmaca metinlerdir Ve aslında bizim gerçek sandığımız şu anda içinde yaşadığımız kurguyu anlamayı sağlarlar Hikâyeler kurgudur ve kurgu olduklarını bilirler Oysa modern dünya kurgu olmasına rağmen gerçekmiş gibi bizi inandırmak ister Gelin Ursula K Le Guin in Omelas ı Bırakıp Gidenler hikâyesiyle başlayalım Hikâyemiz bir kent hakkında Omelas Neredeymiş Ne zaman var olmuş Ve Hala var mıymış Hiç sormayın ben de bilmiyorum Ama bildiğim bir şey var ki o da bu kentin insanlarının mutlu insanlar olduğu Bu yurttaşlar mutlu olmakla birlikte basit insanlardan da değilmiş entelektüel düzeyleri yüksek şiddete meyyali olmayan demokratik kararlar alan ve bunu da hep birlikte yapan kendilerine bakan insanlarmış Ne ilkellermiş ne de teknolojiye bağımlı Kısacası hoş bir kentmiş işte Omelas Lâkin hoş bir kentmiş ama her güzelin bir kusuru olur misali bu kentin böyle devam etmesi bir şarta bağlı imiş O güzelim binaların birinin bodrum katında kapısı kilitli pencereleri olmayan pis bir odada kötü kokulu pis mi pis zayıflıktan kırılmış sayılan geri zekâlı gibi görünen bir çocuk yaşarmış Çocuk kimsesizlikten konuşmayı neredeyse unutmuş ve o biliyor ki onu oradan çıkarmaya kimse gelmeyecek Sadece sair zamanlarda kapı açılıyor ve meraklı bazı gözler çocuğa bakıyor konuşmadan çocuk hatırladığı bir iki cümleyle iyi olacağım lütfen bırakın beni diyebiliyor sadece Omelas ın bütün sakinleri biliyor o çocuğun orada olduğunu Ve dediğim gibi onların mutluluğunun anahtarı o çocuk Mutlu olmaları o çocuğun o izbe odada olmasına bağlı Eğer ki o çocuk o iğrenç yerden gün ışığına çıkarsa Omelas ın güzelliği saadeti yıkılacak yok olacak Tek bir kişinin mutsuzluğu binlerin mutluluğuna yol açıyor Ve de birinin mutluluğu binlerin felaketi olacak Bu çocuğu gidip görüp mutluluklarının ona bağlı olduğunu önleyen kimileri evlerine bu duygularla dönerle