MejelleKitap fiyat karşılaştırma

İntihar Şiirleri — Sefa Kaplan

İntihar Şiirleri
4,67
ŞiirŞiir ÜzerineŞiir Yerli

İntihar Şiirleri

Sefa Kaplan

Yapı Kredi Yayınları ( YKY )

200192 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

İntihar Şiirleri

Sefa Kaplan

Arka Kapak Yazısı kimsem yok çıkmaz ağlayanım bile keşke bir ülkem olsaydı bir annem olsaydı keşke desem de nafile Şairin zorunlu gurbetinin şiirleri dervişin sürekli gurbetinin içinde Tadımlık AKŞAMIN AYNASINA DÜŞEN IŞILTILAR BAHSİ VERONICA ruhundaki akarsuya değirmen taşıyan ve akşamdan akşama yaşayan kirpikleriyle hayli yorgun ve sarışın bir şizofrendi veronica saçlarını çözdüğünün görülmesi kadar korkardı irlandalı olduğunun bilinmesinden de ay düşerken üşüyen bir yüzü kelimelere sığdıramadığı şizofren bir sızı vardı derin deniz diplerinde ruhunun farkındaydı elbet korkularla beslendiğinin de becketti karşı kıyıda bırakıp terketmişti sorbonneu üniversite önemli değil de demişti bir gün paristen uzak olmak işte şizofreni bu nereden duymuşsa bir cuma sabahı sizin kürtleriniz gibiyim ben de bu ülkede dedi parmağını kirpiklerinde gezdirerek titrek dizine vurup kırdığı bira bardaklarıyla dolunaylar çiziyordu bileklerine bir yandan da solgun köprü ışıklarında ayrıca ürpererek anne diye bağırdı birdenbire anne bana eflâtun bir gelinlik getirsene yine beckette kilitlendiği bir gün eflâtuna boyadığı saçlarıyla geçiverdi karşıma göğsüne astığı iki pasaportu kıvançla göstererek biri belfastta güpegündüz vurulan kız kardeşine ait ve geri çekerek gözbebeklerini malone ölüyor dedi malone ölüyor benim hemen gitmem gerek gidiş o gidiş mermer kanatlı iki melek süslüyor şimdi mezartaşını veronicanın kimi zaman yolumu kıyısına düşürerek iki karanfil ve bir fatiha bırakıyorum kirpiklerine sebepli sebepsiz bir hayli ürpererek ama söz sana veronica eflâtun bir tebeşir bulur bulmaz bu ülkede iki gelincik tarlası armağan edeceğim başucundaki mermer meleklerin ıssız yüreklerine veronica öldün biliyorum acele etmem gerek benim de LOAN hayır korku değildi onunkisi yüreğini sakınıyordu sinemadan ülkesiyle filmlerde karşılaşan kaç insan çıkar ki aranızdan aynayla gömlek arasında duran kurutma kâğıdı gibi bir vatandan kızılhaçta çalışan yaşlı bir alman doktorun kucağında berline uçtu loan uçaktan indirildiğinde bile kız kardeşinin el bombasıyla parçalanmış beyni sarkıyordu saçlarından sedef bir tarakla güç belâ temizlendi üç günde ürperiyor hâlâ loan fildişi bir tarak gördüğünde bir gün iyice uzattığı saçlarını ördüğünde ya ondördünde olmalı loan ya onbeşinde menekşe kokulu arkadaşı andreyle geliverdi eve saklambaç seksek derken andre tuhaf bir soru bıraktı orta yere ama neden çekik gözlü değil senin ailen çekik gözlerini süsleyen kirpiklerinden kıvılcımlar dökerek öğrendi loan vietnam adlı bir dünyadan ödünç alındığını kalın kaşlarını jiletle doğradı sonra farkedince vietnam denilen bir ülkeden öç alındığını sinema vietnam demekti loan için anlaşılır bir şeydi bütün oliver stone filmlerinde kapıdan dönmesi kaşlarının yokluğuna rağmen DOMINIQUE güya harita bilgisi derindir bende kar aydınlığı düşlerine eşlik eden gülüşleriyle ivory coastdanım dediği zaman dominique ayıptır söylemesi utandım cahilliğimden de madagaskar kamerun somali kenya bölüne bölüne azalan ülke yalnızlıklarında atlasım da yok şimdi derken anlattı dominique bizde ülke dediğin biraz film gibidir sahneden sahneye değişir sınırları bir gün albay tajero yürür güneye ertesi gün gerillalar böyle bir ülkeye ülke der misin sen yine de seviyordu ülkesini dile ne kadar kolay birkaç yılını da pariste geçirmiş efendinin ülkesi diyordu biraz utanarak fransızcası ana dilinden iyiydi üstelik bilmem neden sömürge sahillerine sürüklenmeden sömürgeleşen bir ülke geldi aklıma birden dominique dedim utanma kendinden kim ne kadar kıblesine sahip çıkabiliyor ki zaten inci dişleriyle zenci düşlerini birleştirip gülümsedi kendiliğinden bilmez miyim sanıyorsun sen ben bile kaçamadım tarihimden ROBERTA akasyaların ağıt diyârından titrek bir merhaba gibiydi bir kırlangıcın kanadına binip de düşmüştü sanki londra sokaklarına kendi içine hiç eğilmemiş bir italyan

Teklif Kitap
5,04

Yapı Kredi Yayınları ( YKY )

2001-06-011. baskı92 sf.
Karton160-160-01.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Arka Kapak Yazısı kimsem yok çıkmaz ağlayanım bile keşke bir ülkem olsaydı bir annem olsaydı keşke desem de nafile Şairin zorunlu gurbetinin şiirleri dervişin sürekli gurbetinin içinde Tadımlık AKŞAMIN AYNASINA DÜŞEN IŞILTILAR BAHSİ VERONICA ruhundaki akarsuya değirmen taşıyan ve akşamdan akşama yaşayan kirpikleriyle hayli yorgun ve sarışın bir şizofrendi veronica saçlarını çözdüğünün görülmesi kadar korkardı irlandalı olduğunun bilinmesinden de ay düşerken üşüyen bir yüzü kelimelere sığdıramadığı şizofren bir sızı vardı derin deniz diplerinde ruhunun farkındaydı elbet korkularla beslendiğinin de becketti karşı kıyıda bırakıp terketmişti sorbonneu üniversite önemli değil de demişti bir gün paristen uzak olmak işte şizofreni bu nereden duymuşsa bir cuma sabahı sizin kürtleriniz gibiyim ben de bu ülkede dedi parmağını kirpiklerinde gezdirerek titrek dizine vurup kırdığı bira bardaklarıyla dolunaylar çiziyordu bileklerine bir yandan da solgun köprü ışıklarında ayrıca ürpererek anne diye bağırdı birdenbire anne bana eflâtun bir gelinlik getirsene yine beckette kilitlendiği bir gün eflâtuna boyadığı saçlarıyla geçiverdi karşıma göğsüne astığı iki pasaportu kıvançla göstererek biri belfastta güpegündüz vurulan kız kardeşine ait ve geri çekerek gözbebeklerini malone ölüyor dedi malone ölüyor benim hemen gitmem gerek gidiş o gidiş mermer kanatlı iki melek süslüyor şimdi mezartaşını veronicanın kimi zaman yolumu kıyısına düşürerek iki karanfil ve bir fatiha bırakıyorum kirpiklerine sebepli sebepsiz bir hayli ürpererek ama söz sana veronica eflâtun bir tebeşir bulur bulmaz bu ülkede iki gelincik tarlası armağan edeceğim başucundaki mermer meleklerin ıssız yüreklerine veronica öldün biliyorum acele etmem gerek benim de LOAN hayır korku değildi onunkisi yüreğini sakınıyordu sinemadan ülkesiyle filmlerde karşılaşan kaç insan çıkar ki aranızdan aynayla gömlek arasında duran kurutma kâğıdı gibi bir vatandan kızılhaçta çalışan yaşlı bir alman doktorun kucağında berline uçtu loan uçaktan indirildiğinde bile kız kardeşinin el bombasıyla parçalanmış beyni sarkıyordu saçlarından sedef bir tarakla güç belâ temizlendi üç günde ürperiyor hâlâ loan fildişi bir tarak gördüğünde bir gün iyice uzattığı saçlarını ördüğünde ya ondördünde olmalı loan ya onbeşinde menekşe kokulu arkadaşı andreyle geliverdi eve saklambaç seksek derken andre tuhaf bir soru bıraktı orta yere ama neden çekik gözlü değil senin ailen çekik gözlerini süsleyen kirpiklerinden kıvılcımlar dökerek öğrendi loan vietnam adlı bir dünyadan ödünç alındığını kalın kaşlarını jiletle doğradı sonra farkedince vietnam denilen bir ülkeden öç alındığını sinema vietnam demekti loan için anlaşılır bir şeydi bütün oliver stone filmlerinde kapıdan dönmesi kaşlarının yokluğuna rağmen DOMINIQUE güya harita bilgisi derindir bende kar aydınlığı düşlerine eşlik eden gülüşleriyle ivory coastdanım dediği zaman dominique ayıptır söylemesi utandım cahilliğimden de madagaskar kamerun somali kenya bölüne bölüne azalan ülke yalnızlıklarında atlasım da yok şimdi derken anlattı dominique bizde ülke dediğin biraz film gibidir sahneden sahneye değişir sınırları bir gün albay tajero yürür güneye ertesi gün gerillalar böyle bir ülkeye ülke der misin sen yine de seviyordu ülkesini dile ne kadar kolay birkaç yılını da pariste geçirmiş efendinin ülkesi diyordu biraz utanarak fransızcası ana dilinden iyiydi üstelik bilmem neden sömürge sahillerine sürüklenmeden sömürgeleşen bir ülke geldi aklıma birden dominique dedim utanma kendinden kim ne kadar kıblesine sahip çıkabiliyor ki zaten inci dişleriyle zenci düşlerini birleştirip gülümsedi kendiliğinden bilmez miyim sanıyorsun sen ben bile kaçamadım tarihimden ROBERTA akasyaların ağıt diyârından titrek bir merhaba gibiydi bir kırlangıcın kanadına binip de düşmüştü sanki londra sokaklarına kendi içine hiç eğilmemiş bir italyan öfkesinden değil yenilgisinden şikâyetçiydi verona adında bir bulut ülkesi paveseyi aradım bir süre beyhûde bir çabayla gözbebeklerinde oysa ne kadar çok benziyordu cihângir cinâyetler cumhuriyeti çocuklarına kirpikleri hem anayurdu hem hücresiydi iki ıslak merhabayla kuşandığı sarnıçlardan iki ıslık gibi sıyrıldığı geçmedi gerçi umbertonun kayıtlarına ama dantenin cehenneminde kısık sesli bir bohemya olmaya da gönül indirmemişti hakikate teğet tarlalarında aşkın yankısını kuşanan bir karanfil sesiydi futboldan anlamazdı gerçi ama iyi bir tarihçi olabileceği kirpiklerinden belliydi ISABELLA türkçe ne kadar anlaşabildiysem kadifesi kepaze ülkem halkıyla onunla da işte ancak o kadar anlaştık hatırlıyorum elbet sınıfa geldiği ilk günü ipek aldanışlarda bir fransız tuhaf bir kır gülü fransız mısın diyecek yerde fransa mısın sen dediğim için kısa sürede kaynaştık ingilizceye iliştirilmiş zarif bir bulut gibidir fransızca yazıp ingilizceye tercüme ettiği kartları gelir hâlâ ara sıra reimsden bütün zarflarda yanlıştır adım ve hepsine aynı cümleyle başlar yağmurları çok seven biri olduğunu hiç unutmadım bunlar neyse ne de bir gün olağanüstü bir yağmur yağarken londra sokaklarına kurtarmak için durumu şemsiyesinin altına davet etti beni hayır dedim öfkeyle bir şemsiyenin altına girecek olsaydım ben özler miydim sanıyorsun bu kadar anayurdumu CARMEN yarısı kırmızı kaşlarının yarısı beyaz saman sarısı da yabancısı değildir endülüsün en yanlış bâkiresi tepeden tırnağa işve tepeden tırnağa naz gülüşü kandildi bahçesi mayın arada iri karanfiller iç savaş yıllarından sonra topukları titrek bir yaz sarayın serin avlularında öğrenilen ilk dans ilk dokuz yaşında çıkmış sahneye kulaklarında küpe yerine dudaklarında gezdirilmiş kan gibi dört kiraz bir müzik sesi duymayagörsün sınıfta bile yerinde duramaz topukları deprem yaratırken tahta döşemede göğüsleri sanki iki ağır elmas santim kıpırdamaz kimi zaman da tam tersi kelimeler tanımlayamaz carmen dedim bir gün carmen n

Kitap Yurdu
35,10

ALTIKIRKBEŞ YAYINLARI

09.05.201680 sf.
Karton Kapak12 x 16 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Sefa Kaplan uzun bir aradan sonra şiirin ölümle ve ölümün bir biçimi olarak intiharla iç içe geçmiş ve hatta özdeşmişliklerini adeta antolojik bir sırayla kendi edebi dil ve dünyasında ele alıyor Poetik olan ölüme hep en çok yakışan ya da tam tersi Yeniden yeni şiirleriyle 6 45 de

Kitap Ambarı
156,40

Altıkırkbeş Basın Yayın

2016
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Sefa Kaplan uzun bir aradan sonra şiirin ölümle ve ölümün bir biçimi olarak intiharla iç içe geçmiş ve hatta özdeşmişliklerini adeta antolojik bir sırayla kendi edebi dil ve dünyasında ele alıyor Poetik olan ölüme hep en çok yakışan ya da tam tersi Yeniden yeni şiirleriyle 6 45 de Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 80 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Altıkırkbeş Basın Yayın

Kitap Sepeti
161,00

Altıkırkbeş Yayınları

201680 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Sefa Kaplan uzun bir aradan sonra şiirin ölümle ve ölümün bir biçimi olarak intiharla iç içe geçmiş ve hatta özdeşmişliklerini adeta antolojik bir sırayla kendi edebi dil ve dünyasında ele alıyor Poetik olan ölüme hep en çok yakışan ya da tam tersi Yeniden yeni şiirleriyle 6 45 de

Ekin Kitap
177,10

Altıkırkbeş Yayınları

201680 sf.
Ekin Kitap

Sefa Kaplan uzun bir aradan sonra şiirin ölümle ve ölümün bir biçimi olarak intiharla iç içe geçmiş ve hatta özdeşmişliklerini adeta antolojik bir sırayla kendi edebi dil ve dünyasında ele alıyor Poetik olan ölüme hep en çok yakışan ya da tam tersi Yeniden yeni şiirleriyle 6 45 de

Tamadres
184,00

Altıkırkbeş Yayınları

Mayıs 201680 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Sefa Kaplan uzun bir aradan sonra şiirin ölümle ve ölümün bir biçimi olarak intiharla iç içe geçmiş ve hatta özdeşmişliklerini adeta antolojik bir sırayla kendi edebi dil ve dünyasında ele alıyor Poetik olan ölüme hep en çok yakışan ya da tam tersi Yeniden yeni şiirleriyle 6 45 de

Ucuz Kitap Al
184,00

Altıkırkbeş Yayınları

Mayıs 201680 sf.
12.00x16.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Sefa Kaplan tarafından kaleme alınan İntihar Şiirleri Altıkırkbeş Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor İntihar Şiirleri Sefa Kaplan Kitap Özeti Sefa Kaplan uzun bir aradan sonra şiirin ölümle ve ölümün bir biçimi olarak intiharla iç içe geçmiş ve hatta özdeşmişliklerini adeta antolojik bir sırayla kendi edebi dil ve dünyasında ele alıyor Poetik olan ölüme hep en çok yakışan ya da tam tersi Yeniden yeni şiirleriyle 6 45 de Yayınevi Altıkırkbeş Yayınları Yazar Sefa Kaplan Sayfa 80 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 12 00x16 00 cm Basım Yılı Mayıs 2016 Barkod 9786059878470 Kategori Şiir

Nobel Kitap
188,60

Altıkırkbeş Yayınları

201680 sf.
Nobel Kitap

Sefa Kaplan uzun bir aradan sonra şiirin ölümle ve ölümün bir biçimi olarak intiharla iç içe geçmiş ve hatta özdeşmişliklerini adeta antolojik bir sırayla kendi edebi dil ve dünyasında ele alıyor Poetik olan ölüme hep en çok yakışan ya da tam tersi Yeniden yeni şiirleriyle 6 45 de

Kita Kitap
230,00

Altıkırkbeş Yayınları

Mayıs 20161. baskı80 sf.
Ciltsiz12,00 x 16,00 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Sefa Kaplan uzun bir aradan sonra şiirin ölümle ve ölümün bir biçimi olarak intiharla iç içe geçmiş ve hatta özdeşmişliklerini adeta antolojik bir sırayla kendi edebi dil ve dünyasında ele alıyor Poetik olan ölüme hep en çok yakışan ya da tam tersi Yeniden yeni şiirleriyle 6 45 de img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Şehadet Kitap
230,00

Altıkırkbeş Yayın (645)

201680 sf.
Şehadet Kitap

Sefa Kaplan uzun bir aradan sonra şiirin ölümle ve ölümün bir biçimi olarak intiharla iç içe geçmiş ve hatta özdeşmişliklerini adeta antolojik bir sırayla kendi edebi dil ve dünyasında ele alıyor Poetik olan ölüme hep en çok yakışan ya da tam tersi Yeniden yeni şiirleriyle 6 45 de

Kitap Yurdu

YAPI KREDİ YAYINLARI

19.07.200189 sf.
Karton Kapak16 x 16 cm1. Hm. KağıtTÜRKÇE
Kitap Yurdu

kimsem yok çıkmaz ağlayanım bile keşke bir ülkem olsaydı bir annem olsaydı keşke desem de nafile Şairin zorunlu gurbetinin şiirleri dervişin sürekli gurbetinin içinde

Pandora

Altıkırkbeş

201680 sf.
Pandora

Sefa Kaplan uzun bir aradan sonra şiirin ölümle ve ölümün bir biçimi olarak intiharla iç içe geçmiş ve hatta özdeşmişliklerini adeta antolojik bir sırayla kendi edebi dil ve dünyasında ele alıyor Poetik olan ölüme hep en çok yakışan ya da tam tersi Yeniden yeni şiirleriyle 6 45 de