MejelleKitap fiyat karşılaştırma

İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası — Abbas Bilgili

İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası
807,50
Hukuk ÜzerineDiğerDers Kitapları

İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası

Abbas Bilgili

Karahan Kitabevi

Nisan 2016466 sf.
16.00x24.00 cm1. Hamur Ciltli
Ucuz Kitap AlEn ucuz

İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası

Abbas Bilgili

Abbas Bilgili tarafından kaleme alınan İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası Karahan Kitabevi eseri olarak okurlarla buluşuyor İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası Abbas Bilgili Kitap Özeti HMK nın 01 10 2011 tarihinde yürürlüğe girmesi ile hukuk dünyamız belirsiz alacak davası adıyla anılan yeni bir dava türü ile tanıştı Ancak bu tanışmanın bazı önemli sorunları da beraberinde getirdiğini yakından görüyoruz Büyük beklentilerle getirildiği anlaşılan bu dava türünün beklentilere cevap vermediği de hem öğreti görüşlerinden ve hem de yargısal içtihatlardan anlaşılıyor İsviçre ve Alman Hukukunda rakamlandırılmamış alacak rakamlandırılmamış talep şeklinde ifade edilen öğretide de rakamlandırılmamış alacak davası denilmesinin daha uygun olacağı belirtilen belirsiz alacak davası özellikle işçi alacağına ilişkin davalarda yoğun tartışmalara neden olmuş ve olmaya devam etmektedir Tartışmalar sadece öğretide değil Yargıtay ın iş davalarına bakan dairleri arasında da görülmektedir Usul hukukçuları ile iş hukukçuları arasındaki önemli anlayış ve yorum farkı gözlenmekte olup bazen de iş hukukçularının kendi aralarında görüş farkı görülmektedir Yargıtay ın işçilik alacakları ile ilgili daireleri arasında da yorum farkları benzer olaylarda farklı kararların verilmesine neden olmakta ve hukuki güvenceyi kuşkulu hale getirmektedir Hem öğreti ve hem de uygulamada tartışmalara neden olan belirsiz alacak davasının kısmi dava ile de karıştırıldığı görülmektedir Bu çalışmada belirsiz alacak davası hakkındaki genel bilgiler uygulamanın başladığı 01 10 2011 tarihinden sonraki öğreti ve yargı görüşleri ile birlikte ele alınacak olup özellikle de iş yargısı konusunda yaşananlar konusuna değinilecektir Belirsiz alacak davasının iş yargısındaki yansımaları ele alınırken öğreti görüşleri ve yargısal içtihatlarla konu zenginleştirilmeye çalışılacak ve gerektiğinde kendi yorum ve eleştirilerimizi de ihmal etmemeye çalışacağız Kural olarak dava dilekçesinde talep sonucunun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkça yazılması gerekir Bu husus hem HUMK nda m 179 5 ve hem de HMK nda m 119 yasal düzenleme olarak yerini almıştır HMK nda açık bir şekilde talep sonucu da dava dilekçesinde bulunması gereken hususlardan biri olarak sayılmıştır Ancak bu kuralın katı şekilde uygulanması bazı sıkıntıları da beraberinde getirmiştir Çünkü davayı açan kişi her zaman talep sonucunu tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumda olmayabilir Üstündağ Alman hukukunda dava konusunun para olduğu hallerde de bunun bir rakam ile ifade edilmesinden bir dereceye kadar vazgeçilebileceğine değinmekte ve bu duruma bilhassa maddi tazminat taleplerinde rastlandığını belirtmektedir İyimaya da tazminat davalarının yapılarında yoğun bir belirsizlik olduğunu vurgulayarak alacağın belirsiz olması halinde kısmi dava açılmasını belirtip bunu eleştirmiş ve alacağın belirsiz olması halinde adı konulmamış belirsiz alacak davasını önermiştir Öğretide ıslahla dava değerinin artırılması işleminin aslında gerçek manada ıslah olmadığı harç tamamlama işlemi olduğu bu nedenle de artırılan kısmın faizinin de ilk dava tarihinden başlaması gerektiğini savunan bir görüş mevcuttu Bu görüş sahibi haklı olarak dava dilekçesinin noter ihtarnamesinden daha etkili bir girişim olduğuna değinerek yargı kararları ile dava dilekçesinin noter ihtarnamesinden daha etkisiz hale getirildiğini savunmaktaydı Hukukumuzda belirsiz alacak davası henüz düzenlenmediği zamanda Alman ve İsviçre hukuklarında uygulaması mevcut idi Şöyle ki Alman hukukunda belirsiz alacak davası konusunda hiçbir düzenleme olmamasına karşı Yayınevi Karahan Kitabevi Yazar Abbas Bilgili Sayfa 466 Sayfa Kağıt 1 Hamur Ciltli Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Nisan 2016 Barkod 9786054989973 Kategori Ders Kitapları Hukuk Üzerine

Kitap Sepeti
836,00

Karahan Kitabevi

2016466 sf.
Ciltli
Kitap Sepeti

HMK nın 01 10 2011 tarihinde yürürlüğe girmesi ile hukuk dünyamız belirsiz alacak davası adıyla anılan yeni bir dava türü ile tanıştı Ancak bu tanışmanın bazı önemli sorunları da beraberinde getirdiğini yakından görüyoruz Büyük beklentilerle getirildiği anlaşılan bu dava türünün beklentilere cevap vermediği de hem öğreti görüşlerinden ve hem de yargısal içtihatlardan anlaşılıyor İsviçre ve Alman Hukukunda rakamlandırılmamış alacak rakamlandırılmamış talep şeklinde ifade edilen öğretide de rakamlandırılmamış alacak davası denilmesinin daha uygun olacağı belirtilen belirsiz alacak davası özellikle işçi alacağına ilişkin davalarda yoğun tartışmalara neden olmuş ve olmaya devam etmektedir Tartışmalar sadece öğretide değil Yargıtay ın iş davalarına bakan dairleri arasında da görülmektedir Usul hukukçuları ile iş hukukçuları arasındaki önemli anlayış ve yorum farkı gözlenmekte olup bazen de iş hukukçularının kendi aralarında görüş farkı görülmektedir Yargıtay ın işçilik alacakları ile ilgili daireleri arasında da yorum farkları benzer olaylarda farklı kararların verilmesine neden olmakta ve hukuki güvenceyi kuşkulu hale getirmektedir Hem öğreti ve hem de uygulamada tartışmalara neden olan belirsiz alacak davasının kısmi dava ile de karıştırıldığı görülmektedir Bu çalışmada belirsiz alacak davası hakkındaki genel bilgiler uygulamanın başladığı 01 10 2011 tarihinden sonraki öğreti ve yargı görüşleri ile birlikte ele alınacak olup özellikle de iş yargısı konusunda yaşananlar konusuna değinilecektir Belirsiz alacak davasının iş yargısındaki yansımaları ele alınırken öğreti görüşleri ve yargısal içtihatlarla konu zenginleştirilmeye çalışılacak ve gerektiğinde kendi yorum ve eleştirilerimizi de ihmal etmemeye çalışacağız Kural olarak dava dilekçesinde talep sonucunun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkça yazılması gerekir Bu husus hem HUMK nda m 179 5 ve hem de HMK nda m 119 yasal düzenleme olarak yerini almıştır HMK nda açık bir şekilde talep sonucu da dava dilekçesinde bulunması gereken hususlardan biri olarak sayılmıştır Ancak bu kuralın katı şekilde uygulanması bazı sıkıntıları da beraberinde getirmiştir Çünkü davayı açan kişi her zaman talep sonucunu tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumda olmayabilir Üstündağ Alman hukukunda dava konusunun para olduğu hallerde de bunun bir rakam ile ifade edilmesinden bir dereceye kadar vazgeçilebileceğine değinmekte ve bu duruma bilhassa maddi tazminat taleplerinde rastlandığını belirtmektedir İyimaya da tazminat davalarının yapılarında yoğun bir belirsizlik olduğunu vurgulayarak alacağın belirsiz olması halinde kısmi dava açılmasını belirtip bunu eleştirmiş ve alacağın belirsiz olması halinde adı konulmamış belirsiz alacak davasını önermiştir Öğretide ıslahla dava değerinin artırılması işleminin aslında gerçek manada ıslah olmadığı harç tamamlama işlemi olduğu bu nedenle de artırılan kısmın faizinin de ilk dava tarihinden başlaması gerektiğini savunan bir görüş mevcuttu Bu görüş sahibi haklı olarak dava dilekçesinin noter ihtarnamesinden daha etkili bir girişim olduğuna değinerek yargı kararları ile dava dilekçesinin noter ihtarnamesinden daha etkisiz hale getirildiğini savunmaktaydı Hukukumuzda belirsiz alacak davası henüz düzenlenmediği zamanda Alman ve İsviçre hukuklarında uygulaması mevcut idi Şöyle ki Alman hukukunda belirsiz alacak davası konusunda hiçbir düzenleme olmamasına karşın içtihatlara dayanarak belirsiz alacak davası açılıyordu Alman İmparatorluk Mahkemesi belirsiz alacak davasını 1879 dan beri kabul etmektedir Haksız fiile dayanan tazminat davalarında mahkemenin karar verebilmesi için gereken dayanakların dava dilekçesinde gösterilmesini İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası yeterli görerek belirsiz alacak davası açabilmesini kabul etmiştir Alman hukukunda belirsiz alacak davasının sınırlı hallerde açılması kabul edilmiş özellikle de maddi ve manevi tazminat davalarında alacağı mahkemenin belirleyeceği ya da takdir edeceği hallerde belirsiz alacak davası açılması kabul edilmiştir İsviçre Federal Mahkemesi de yazılı bir kural olmamasına rağmen uzun yıllar belirsiz alacak davası açılabilmesini kabul etmiştir Davacı dava açtığı sırada alacağını tam olarak belirleyemiyorsa talep sonucunu tam olarak göstermeden belirsiz alacak davası açabilecektir ancak talep sonucunda en az bir miktarı göstermek zorundadır İsviçre Federal Usul Kanunu 01 01 2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu kanunun 85 maddesinde belirsiz alacak davası açıkça düzenlenmiştir

Nobel Kitap
855,00

Karahan Kitabevi

2016466 sf.
Nobel Kitap

HMK nın 01 10 2011 tarihinde yürürlüğe girmesi ile hukuk dünyamız belirsiz alacak davası adıyla anılan yeni bir dava türü ile tanıştı Ancak bu tanışmanın bazı önemli sorunları da beraberinde getirdiğini yakından görüyoruz Büyük beklentilerle getirildiği anlaşılan bu dava türünün beklentilere cevap vermediği de hem öğreti görüşlerinden ve hem de yargısal içtihatlardan anlaşılıyor İsviçre ve Alman Hukukunda rakamlandırılmamış alacak rakamlandırılmamış talep şeklinde ifade edilen öğretide de rakamlandırılmamış alacak davası denilmesinin daha uygun olacağı belirtilen belirsiz alacak davası özellikle işçi alacağına ilişkin davalarda yoğun tartışmalara neden olmuş ve olmaya devam etmektedir Tartışmalar sadece öğretide değil Yargıtay ın iş davalarına bakan dairleri arasında da görülmektedir Usul hukukçuları ile iş hukukçuları arasındaki önemli anlayış ve yorum farkı gözlenmekte olup bazen de iş hukukçularının kendi aralarında görüş farkı görülmektedir Yargıtay ın işçilik alacakları ile ilgili daireleri arasında da yorum farkları benzer olaylarda farklı kararların verilmesine neden olmakta ve hukuki güvenceyi kuşkulu hale getirmektedir Hem öğreti ve hem de uygulamada tartışmalara neden olan belirsiz alacak davasının kısmi dava ile de karıştırıldığı görülmektedir Bu çalışmada belirsiz alacak davası hakkındaki genel bilgiler uygulamanın başladığı 01 10 2011 tarihinden sonraki öğreti ve yargı görüşleri ile birlikte ele alınacak olup özellikle de iş yargısı konusunda yaşananlar konusuna değinilecektir Belirsiz alacak davasının iş yargısındaki yansımaları ele alınırken öğreti görüşleri ve yargısal içtihatlarla konu zenginleştirilmeye çalışılacak ve gerektiğinde kendi yorum ve eleştirilerimizi de ihmal etmemeye çalışacağız Kural olarak dava dilekçesinde talep sonucunun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkça yazılması gerekir Bu husus hem HUMK nda m 179 5 ve hem de HMK nda m 119 yasal düzenleme olarak yerini almıştır HMK nda açık bir şekilde tal

Ekin Kitap
950,00

Karahan Kitabevi - Ders Kitapları

2016466 sf.
Ekin Kitap

HMK nın 01 10 2011 tarihinde yürürlüğe girmesi ile hukuk dünyamız belirsiz alacak davası adıyla anılan yeni bir dava türü ile tanıştı Ancak bu tanışmanın bazı önemli sorunları da beraberinde getirdiğini yakından görüyoruz Büyük beklentilerle getirildiği anlaşılan bu dava türünün beklentilere cevap vermediği de hem öğreti görüşlerinden ve hem de yargısal içtihatlardan anlaşılıyor İsviçre ve Alman Hukukunda rakamlandırılmamış alacak rakamlandırılmamış talep şeklinde ifade edilen öğretide de rakamlandırılmamış alacak davası denilmesinin daha uygun olacağı belirtilen belirsiz alacak davası özellikle işçi alacağına ilişkin davalarda yoğun tartışmalara neden olmuş ve olmaya devam etmektedir Tartışmalar sadece öğretide değil Yargıtay ın iş davalarına bakan dairleri arasında da görülmektedir Usul hukukçuları ile iş hukukçuları arasındaki önemli anlayış ve yorum farkı gözlenmekte olup bazen de iş hukukçularının kendi aralarında görüş farkı görülmektedir Yargıtay ın işçilik alacakları ile ilgili daireleri arasında da yorum farkları benzer olaylarda farklı kararların verilmesine neden olmakta ve hukuki güvenceyi kuşkulu hale getirmektedir Hem öğreti ve hem de uygulamada tartışmalara neden olan belirsiz alacak davasının kısmi dava ile de karıştırıldığı görülmektedir Bu çalışmada belirsiz alacak davası hakkındaki genel bilgiler uygulamanın başladığı 01 10 2011 tarihinden sonraki öğreti ve yargı görüşleri ile birlikte ele alınacak olup özellikle de iş yargısı konusunda yaşananlar konusuna değinilecektir Belirsiz alacak davasının iş yargısındaki yansımaları ele alınırken öğreti görüşleri ve yargısal içtihatlarla konu zenginleştirilmeye çalışılacak ve gerektiğinde kendi yorum ve eleştirilerimizi de ihmal etmemeye çalışacağız Kural olarak dava dilekçesinde talep sonucunun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkça yazılması gerekir Bu husus hem HUMK nda m 179 5 ve hem de HMK nda m 119 yasal düzenleme olarak yerini almıştır HMK nda açık bir şekilde talep sonucu da dava dilekçesinde bulunması gereken hususlardan biri olarak sayılmıştır Ancak bu kuralın katı şekilde uygulanması bazı sıkıntıları da beraberinde getirmiştir Çünkü davayı açan kişi her zaman talep sonucunu tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumda olmayabilir Üstündağ Alman hukukunda dava konusunun para olduğu hallerde de bunun bir rakam ile ifade edilmesinden bir dereceye kadar vazgeçilebileceğine değinmekte ve bu duruma bilhassa maddi tazminat taleplerinde rastlandığını belirtmektedir İyimaya da tazminat davalarının yapılarında yoğun bir belirsizlik olduğunu vurgulayarak alacağın belirsiz olması halinde kısmi dava açılmasını belirtip bunu eleştirmiş ve alacağın belirsiz olması halinde adı konulmamış belirsiz alacak davasını önermiştir Öğretide ıslahla dava değerinin artırılması işleminin aslında gerçek manada ıslah olmadığı harç tamamlama işlemi olduğu bu nedenle de artırılan kısmın faizinin de ilk dava tarihinden başlaması gerektiğini savunan bir görüş mevcuttu Bu görüş sahibi haklı olarak dava dilekçesinin noter ihtarnamesinden daha etkili bir girişim olduğuna değinerek yargı kararları ile dava dilekçesinin noter ihtarnamesinden daha etkisiz hale getirildiğini savunmaktaydı Hukukumuzda belirsiz alacak davası henüz düzenlenmediği zamanda Alman ve İsviçre hukuklarında uygulaması mevcut idi Şöyle ki Alman hukukunda belirsiz alacak davası konusunda hiçbir düzenleme olmamasına karşın içtihatlara dayanarak belirsiz alacak davası açılıyordu Alman İmparatorluk Mahkemesi belirsiz alacak davasını 1879 dan beri kabul etmektedir Haksız fiile dayanan tazminat davalarında mahkemenin karar verebilmesi için gereken dayanakların dava dilekçesinde gösterilmesini İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası yeterli görerek belirsiz alacak davası açabilmesini kabul etmiştir Alman hukukunda belirsiz alacak davasının sınırlı hallerde açılması kabul edilmiş özellikle de maddi ve manevi tazminat davalarında alacağ

Kitap Yurdu

KARAHAN KİTABEVİ - DERS KİTAPLARI

14.04.2016466 sf.
Ciltli16 x 24 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

HMK nın 01 10 2011 tarihinde yürürlüğe girmesi ile hukuk dünyamız belirsiz alacak davası adıyla anılan yeni bir dava türü ile tanıştı Ancak bu tanışmanın bazı önemli sorunları da beraberinde getirdiğini yakından görüyoruz Büyük beklentilerle getirildiği anlaşılan bu dava türünün beklentilere cevap vermediği de hem öğreti görüşlerinden ve hem de yargısal içtihatlardan anlaşılıyor İsviçre ve Alman Hukukunda rakamlandırılmamış alacak rakamlandırılmamış talep şeklinde ifade edilen öğretide de rakamlandırılmamış alacak davası denilmesinin daha uygun olacağı belirtilen belirsiz alacak davası özellikle işçi alacağına ilişkin davalarda yoğun tartışmalara neden olmuş ve olmaya devam etmektedir Tartışmalar sadece öğretide değil Yargıtay ın iş davalarına bakan dairleri arasında da görülmektedir Usul hukukçuları ile iş hukukçuları arasındaki önemli anlayış ve yorum farkı gözlenmekte olup bazen de iş hukukçularının kendi aralarında görüş farkı görülmektedir Yargıtay ın işçilik alacakları ile ilgili daireleri arasında da yorum farkları benzer olaylarda farklı kararların verilmesine neden olmakta ve hukuki güvenceyi kuşkulu hale getirmektedir Hem öğreti ve hem de uygulamada tartışmalara neden olan belirsiz alacak davasının kısmi dava ile de karıştırıldığı görülmektedir Bu çalışmada belirsiz alacak davası hakkındaki genel bilgiler uygulamanın başladığı 01 10 2011 tarihinden sonraki öğreti ve yargı görüşleri ile birlikte ele alınacak olup özellikle de iş yargısı konusunda yaşananlar konusuna değinilecektir Belirsiz alacak davasının iş yargısındaki yansımaları ele alınırken öğreti görüşleri ve yargısal içtihatlarla konu zenginleştirilmeye çalışılacak ve gerektiğinde kendi yorum ve eleştirilerimizi de ihmal etmemeye çalışacağız Kural olarak dava dilekçesinde talep sonucunun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkça yazılması gerekir Bu husus hem HUMK nda m 179 5 ve hem de HMK nda m 119 yasal düzenleme olarak yerini almıştır HMK nda açık bir şekilde talep sonucu da dava dilekçesinde bulunması gereken hususlardan biri olarak sayılmıştır Ancak bu kuralın katı şekilde uygulanması bazı sıkıntıları da beraberinde getirmiştir Çünkü davayı açan kişi her zaman talep sonucunu tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumda olmayabilir Üstündağ Alman hukukunda dava konusunun para olduğu hallerde de bunun bir rakam ile ifade edilmesinden bir dereceye kadar vazgeçilebileceğine değinmekte ve bu duruma bilhassa maddi tazminat taleplerinde rastlandığını belirtmektedir İyimaya da tazminat davalarının yapılarında yoğun bir belirsizlik olduğunu vurgulayarak alacağın belirsiz olması halinde kısmi dava açılmasını belirtip bunu eleştirmiş ve alacağın belirsiz olması halinde adı konulmamış belirsiz alacak davasını önermiştir Öğretide ıslahla dava değerinin artırılması işleminin aslında gerçek manada ıslah olmadığı harç tamamlama işlemi olduğu bu nedenle de artırılan kısmın faizinin de ilk dava tarihinden başlaması gerektiğini savunan bir görüş mevcuttu Bu görüş sahibi haklı olarak dava dilekçesinin noter ihtarnamesinden daha etkili bir girişim olduğuna değinerek yargı kararları ile dava dilekçesinin noter ihtarnamesinden daha etkisiz hale getirildiğini savunmaktaydı Hukukumuzda belirsiz alacak davası henüz düzenlenmediği zamanda Alman ve İsviçre hukuklarında uygulaması mevcut idi Şöyle ki Alman hukukunda belirsiz alacak davası konusunda hiçbir düzenleme olmamasına karşın içtihatlara dayanarak belirsiz alacak davası açılıyordu Alman İmparatorluk Mahkemesi belirsiz alacak davasını 1879 dan beri kabul etmektedir Haksız fiile dayanan tazminat davalarında mahkemenin karar verebilmesi için gereken dayanakların dava dilekçesinde gösterilmesini İş Yargısında Belirsiz Alacak Davası yeterli görerek belirsiz alacak davası açabilmesini kabul etmiştir Alman hukukunda belirsiz alacak davasının sınırlı hallerde açılması kabul edilmiş özellikle de maddi ve manevi tazminat davalarında alacağı mahkemenin belirleyeceği ya da takdir edeceği hallerde belirsiz alacak davası açılması kabul edilmiştir İsviçre Federal Mahkemesi de yazılı bir kural olmamasına rağmen uzun yıllar belirsiz alacak davası açılabilmesini kabul etmiştir Davacı dava açtığı sırada alacağını tam olarak belirleyemiyorsa talep sonucunu tam olarak göstermeden belirsiz alacak davası açabilecektir ancak talep sonucunda en az bir miktarı göstermek zorundadır İsviçre Federal Usul Kanunu 01 01 2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu kanunun 85 maddesinde belirsiz alacak davası açıkça düzenlenmiştir