İsfahan ın Gözyaşları — Shahzadeh N İgual

İsfahan ın Gözyaşları
Shahzadeh N İgualMona Kitap
İsfahan ın Gözyaşları
Shahzadeh N İgualSohrab kızın başından aşağı doğru kaymaya başlamış saks mavisi örtüsüne leylak renkli paltosuna ve dizinin altında biten siyah çizmelerine bakıyordu Ely nin tedirgin halini iri gözlerinden alev alev çıkan telaşını uçuk pembe parlatıcı sürdüğü dudaklarını yiyişini sevmişti Böyle gülenine gülümseyenine rastlamamıştı hiç Her geçen dakikada bilmediği bir yere yaklaştırıyordu onu yüreği Oysa yorgundu Ely Herkesten her şeyden tüm şehirlerden trenlerden Bitkindi maksatsız gitmelerden İşte şimdi birlikte çay içtikleri bu meydanda gelenekler tam üç yüz yirmi sene evvel bir aşkı öldürmüştü Binlerce yıllık yaşına bakmadan hâlâ çekici bir kadın gibiydi bu şehir Yorulan ama zinhar yaşlanmayan Mehtapla vuslat için saçlarını tarar gibi Nakş ı Cihan ıyla dünyaya hava atar gibi Siosepol Köprüsü nü gerdanlık misali boynuna takar gibi Zâyenderûd un serin suyunda yüzünü yıkar gibi Çehel Sütun Sarayı nın güz çiçeklerini saçına takar gibi adına yazılan gazellerle şarkılarla gurur duyar gibi şehirlere de sırılsıklam âşık olunduğunu doğrular gibi geceye hazırlanıyordu İsfahan Shahzadeh N İgual yeni romanında Ely ve Sohrab ın tanışmalarıyla başlayan öyküde okurunu İran da unutulmaz bir yolculuğa çıkarırken şu soruyu da sormayı ihmal etmiyor İsfahan bu kez âşıklarına sahip çıkacak mıdır

Mona Kitap
Ve iyi kalpli bir dev gelip kurtardı şehirdeki insanları Böyle biterdi tüm masallar Tahran da Vatan hasreti çekmemiş insanlara anlatması en zor duygudur yurt özlemi Bunu bizzat yaşayan Shahzadeh N İgual önce İslam Devrimi ardından İran Irak Savaşı derken Türkiye ye sığınmak zorunda kalan İranlı bir ailenin gerçek yaşam öyküsünü kaleme aldı 1979 yılında değişen rejimle ters düşünenlerin ve yeni sisteme direnemeyen bir kitlenin gitmekten gayrı hiçbir çaresi yoktu Tutuklanıp hapsedilen ya da öldürülenlerin dışındakiler ya kaçtılar ya sürüldüler Yasemin kokulu kocaman bir anneanne evinden hiç bilinmedik yabancı diyarlara göç eden ailelerden birinin kızı da İzmir de klorak boyoz çiğdem demeyi MFÖ şarkılarını ve Tuna Huş un sesinden Türkçeyi öğrenecekti Tahran ın Kırmızı Sirenleri İran ın en saygın ailelerinden birinin devrim ve savaşın ardından yaşadığı acıyı ama her şeye rağmen birbirlerine olan bağlılıklarını anlatan sevgi ve hüzünle bezenmiş bir roman

Mona Kitap
Sohrab kızın başından aşağı doğru kaymaya başlamış saks mavisi örtüsüne leylak renkli paltosuna ve dizinin altında biten siyah çizmelerine bakıyordu Ely nin tedirgin halini iri gözlerinden alev alev çıkan telaşını uçuk pembe parlatıcı sürdüğü dudaklarını yiyişini sevmişti Böyle gülenine gülümseyenine rastlamamıştı hiç Her geçen dakikada bilmediği bir yere yaklaştırıyordu onu yüreği Oysa yorgundu Ely Herkesten her şeyden tüm şehirlerden trenlerden Bitkindi maksatsız gitmelerden İşte şimdi birlikte çay içtikleri bu meydanda gelenekler tam üç yüz yirmi sene evvel bir aşkı öldürmüştü Binlerce yıllık yaşına bakmadan hâlâ çekici bir kadın gibiydi bu şehir Yorulan ama zinhar yaşlanmayan Mehtapla vuslat için saçlarını tarar gibi Nakş ı Cihan ıyla dünyaya hava atar gibi Siosepol Köprüsü nü gerdanlık misali boynuna takar gibi Zâyenderûd un serin suyunda yüzünü yıkar gibi Çehel Sütun Sarayı nın güz çiçeklerini saçına takar gibi adına yazılan gazellerle şarkılarla gurur duyar gibi şehirlere de sırılsıklam âşık olunduğunu doğrular gibi geceye hazırlanıyordu İsfahan Shahzadeh N İgual yeni romanında Ely ve Sohrab ın tanışmalarıyla başlayan öyküde okurunu İran da unutulmaz bir yolculuğa çıkarırken şu soruyu da sormayı ihmal etmiyor İsfahan bu kez âşıklarına sahip çıkacak mıdır

Mona Kitap
Ve iyi kalpli bir dev gelip kurtardı şehirdeki insanları Böyle biterdi tüm masallar Tahran da Vatan hasreti çekmemiş insanlara anlatması en zor duygudur yurt özlemi Bunu bizzat yaşayan Shahzadeh N İgual önce İslam Devrimi ardından İran Irak Savaşı derken Türkiye ye sığınmak zorunda kalan İranlı bir ailenin gerçek yaşam öyküsünü kaleme aldı 1979 yılında değişen rejimle ters düşünenlerin ve yeni sisteme direnemeyen bir kitlenin gitmekten gayrı hiçbir çaresi yoktu Tutuklanıp hapsedilen ya da öldürülenlerin dışındakiler ya kaçtılar ya sürüldüler Yasemin kokulu kocaman bir anneanne evinden hiç bilinmedik yabancı diyarlara göç eden ailelerden birinin kızı da İzmir de klorak boyoz çiğdem demeyi MFÖ şarkılarını ve Tuna Huş un sesinden Türkçeyi öğrenecekti Tahran ın Kırmızı Sirenleri İran ın en saygın ailelerinden birinin devrim ve savaşın ardından yaşadığı acıyı ama her şeye rağmen birbirlerine olan bağlılıklarını anlatan sevgi ve hüzünle bezenmiş bir roman

Mona
Sohrab kızın başından aşağı doğru kaymaya başlamış saks mavisi örtüsüne leylak renkli paltosuna ve dizinin altında biten siyah çizmelerine bakıyordu Ely nin tedirgin halini iri gözlerinden alev alev çıkan telaşını uçuk pembe parlatıcı sürdüğü dudaklarını yiyişini sevmişti Böyle gülenine gülümseyenine rastlamamıştı hiç Her geçen dakikada bilmediği bir yere yaklaştırıyordu onu yüreği Oysa yorgundu Ely Herkesten her şeyden tüm şehirlerden trenlerden Bitkindi maksatsız gitmelerden İşte şimdi birlikte çay içtikleri bu meydanda gelenekler tam üç yüz yirmi sene evvel bir aşkı öldürmüştü Binlerce yıllık yaşına bakmadan hâlâ çekici bir kadın gibiydi bu şehir Yorulan ama zinhar yaşlanmayan Mehtapla vuslat için saçlarını tarar gibi Nakş ı Cihan ıyla dünyaya hava atar gibi Siosepol Köprüsü nü gerdanlık misali boynuna takar gibi Zâyenderûd un serin suyunda yüzünü yıkar gibi Çehel Sütun Sarayı nın güz çiçeklerini saçına takar gibi adına yazılan gazellerle şarkılarla gurur duyar gibi şehirlere de sırılsıklam âşık olunduğunu doğrular gibi geceye hazırlanıyordu İsfahan Shahzadeh N İgual yeni romanında Ely ve Sohrab ın tanışmalarıyla başlayan öyküde okurunu İran da unutulmaz bir yolculuğa çıkarırken şu soruyu da sormayı ihmal etmiyor İsfahan bu kez âşıklarına sahip çıkacak mıdır Tanıtım Bülteninden

Mona
Ve iyi kalpli bir dev gelip kurtardı şehirdeki insanları Böyle biterdi tüm masallar Tahran da Vatan hasreti çekmemiş insanlara anlatması en zor duygudur yurt özlemi Bunu bizzat yaşayan Shahzadeh N İgual önce İslam Devrimi ardından İran Irak Savaşı derken Türkiye ye sığınmak zorunda kalan İranlı bir ailenin gerçek yaşam öyküsünü kaleme aldı 1979 yılında değişen rejimle ters düşünenlerin ve yeni sisteme direnemeyen bir kitlenin gitmekten gayrı hiçbir çaresi yoktu Tutuklanıp hapsedilen ya da öldürülenlerin dışındakiler ya kaçtılar ya sürüldüler Yasemin kokulu kocaman bir anneanne evinden hiç bilinmedik yabancı diyarlara göç eden ailelerden birinin kızı da İzmir de klorak boyoz çiğdem demeyi MFÖ şarkılarını ve Tuna Huş un sesinden Türkçeyi öğrenecekti Tahran ın Kırmızı Sirenleri İran ın en saygın ailelerinden birinin devrim ve savaşın ardından yaşadığı acıyı ama her şeye rağmen birbirlerine olan bağlılıklarını anlatan sevgi ve hüzünle bezenmiş bir roman Tanıtım Bülteninden

Mona Kitap
Sohrab kızın başından aşağı doğru kaymaya başlamış saks mavisi örtüsüne leylak renkli paltosuna ve dizinin altında biten siyah çizmelerine bakıyordu Ely nin tedirgin halini iri gözlerinden alev alev çıkan telaşını uçuk pembe parlatıcı sürdüğü dudaklarını yiyişini sevmişti Böyle gülenine gülümseyenine rastlamamıştı hiç Her geçen dakikada bilmediği bir yere yaklaştırıyordu onu yüreği Oysa yorgundu Ely Herkesten her şeyden tüm şehirlerden trenlerden Bitkindi maksatsız gitmelerden İşte şimdi birlikte çay içtikleri bu meydanda gelenekler tam üç yüz yirmi sene evvel bir aşkı öldürmüştü Binlerce yıllık yaşına bakmadan hâlâ çekici bir kadın gibiydi bu şehir Yorulan ama zinhar yaşlanmayan Mehtapla vuslat için saçlarını tarar gibi Nakş ı Cihan ıyla dünyaya hava atar gibi Siosepol Köprüsü nü gerdanlık misali boynuna takar gibi Zâyenderûd un serin suyunda yüzünü yıkar gibi Çehel Sütun Sarayı nın güz çiçeklerini saçına takar gibi adına yazılan gazellerle şarkılarla gurur duyar gibi şehirlere de sırılsıklam âşık olunduğunu doğrular gibi geceye hazırlanıyordu İsfahan Shahzadeh N İgual yeni romanında Ely ve Sohrab ın tanışmalarıyla başlayan öyküde okurunu İran da unutulmaz bir yolculuğa çıkarırken şu soruyu da sormayı ihmal etmiyor İsfahan bu kez âşıklarına sahip çıkacak mıdır

Mona Kitap
Ve iyi kalpli bir dev gelip kurtardı şehirdeki insanları Böyle biterdi tüm masallar Tahran da Vatan hasreti çekmemiş insanlara anlatması en zor duygudur yurt özlemi Bunu bizzat yaşayan Shahzadeh N İgual önce İslam Devrimi ardından İran Irak Savaşı derken Türkiye ye sığınmak zorunda kalan İranlı bir ailenin gerçek yaşam öyküsünü kaleme aldı 1979 yılında değişen rejimle ters düşünenlerin ve yeni sisteme direnemeyen bir kitlenin gitmekten gayrı hiçbir çaresi yoktu Tutuklanıp hapsedilen ya da öldürülenlerin dışındakiler ya kaçtılar ya sürüldüler Yasemin kokulu kocaman bir anneanne evinden hiç bilinmedik yabancı diyarlara göç eden ailelerden birinin kızı da İzmir de klorak boyoz çiğdem demeyi MFÖ şarkılarını ve Tuna Huş un sesinden Türkçeyi öğrenecekti Tahran ın Kırmızı Sirenleri İran ın en saygın ailelerinden birinin devrim ve savaşın ardından yaşadığı acıyı ama her şeye rağmen birbirlerine olan bağlılıklarını anlatan sevgi ve hüzünle bezenmiş bir roman

Mona
Sohrab kızın başından aşağı doğru kaymaya başlamış saks mavisi örtüsüne leylak renkli paltosuna ve dizinin altında biten siyah çizmelerine bakıyordu Ely nin tedirgin halini iri gözlerinden alev alev çıkan telaşını uçuk pembe parlatıcı sürdüğü dudaklarını yiyişini sevmişti Böyle gülenine gülümseyenine rastlamamıştı hiç Her geçen dakikada bilmediği bir yere yaklaştırıyordu onu yüreği Oysa yorgundu Ely Herkesten her şeyden tüm şehirlerden trenlerden Bitkindi maksatsız gitmelerden İşte şimdi birlikte çay içtikleri bu meydanda gelenekler tam üç yüz yirmi sene evvel bir aşkı öldürmüştü Binlerce yıllık yaşına bakmadan hâlâ çekici bir kadın gibiydi bu şehir Yorulan ama zinhar yaşlanmayan Mehtapla vuslat için saçlarını tarar gibi Nakş ı Cihan ıyla dünyaya hava atar gibi Siosepol Köprüsü nü gerdanlık misali boynuna takar gibi Zâyenderûd un serin suyunda yüzünü yıkar gibi Çehel Sütun Sarayı nın güz çiçeklerini saçına takar gibi adına yazılan gazellerle şarkılarla gurur duyar gibi şehirlere de sırılsıklam âşık olunduğunu doğrular gibi geceye hazırlanıyordu İsfahan Shahzadeh N İgual yeni romanında Ely ve Sohrab ın tanışmalarıyla başlayan öyküde okurunu İran da unutulmaz bir yolculuğa çıkarırken şu soruyu da sormayı ihmal etmiyor İsfahan bu kez âşıklarına sahip çıkacak mıdır

Mona Kitap
Sohrab kızın başından aşağı doğru kaymaya başlamış saks mavisi örtüsüne leylak renkli paltosuna ve dizinin altında biten siyah çizmelerine bakıyordu Ely nin tedirgin halini iri gözlerinden alev alev çıkan telaşını uçuk pembe parlatıcı sürdüğü dudaklarını yiyişini sevmişti Böyle gülenine gülümseyenine rastlamamıştı hiç Her geçen dakikada bilmediği bir yere yaklaştırıyordu onu yüreği Oysa yorgundu Ely Herkesten her şeyden tüm şehirlerden trenlerden Bitkindi maksatsız gitmelerden İşte şimdi birlikte çay içtikleri bu meydanda gelenekler tam üç yüz yirmi sene evvel bir aşkı öldürmüştü Binlerce yıllık yaşına bakmadan hâlâ çekici bir kadın gibiydi bu şehir Yorulan ama zinhar yaşlanmayan Mehtapla vuslat için saçlarını tarar gibi Nakş ı Cihan ıyla dünyaya hava atar gibi Siosepol Köprüsü nü gerdanlık misali boynuna takar gibi Zâyenderûd un serin suyunda yüzünü yıkar gibi Çehel Sütun Sarayı nın güz çiçeklerini saçına takar gibi adına yazılan gazellerle şarkılarla gurur duyar gibi şehirlere de sırılsıklam âşık olunduğunu doğrular gibi geceye hazırlanıyordu İsfahan Shahzadeh N İgual yeni romanında Ely ve Sohrab ın tanışmalarıyla başlayan öyküde okurunu İran da unutulmaz bir yolculuğa çıkarırken şu soruyu da sormayı ihmal etmiyor İsfahan bu kez âşıklarına sahip çıkacak mıdır

Mona Kitap
Sohrab kızın başından aşağı doğru kaymaya başlamış saks mavisi örtüsüne leylak renkli paltosuna ve dizinin altında biten siyah çizmelerine bakıyordu Ely nin tedirgin halini iri gözlerinden alev alev çıkan telaşını uçuk pembe parlatıcı sürdüğü dudaklarını yiyişini sevmişti Böyle gülenine gülümseyenine rastlamamıştı hiç Her geçen dakikada bilmediği bir yere yaklaştırıyordu onu yüreği Oysa yorgundu Ely Herkesten her şeyden tüm şehirlerden trenlerden Bitkindi maksatsız gitmelerden İşte şimdi birlikte çay içtikleri bu meydanda gelenekler tam üç yüz yirmi sene evvel bir aşkı öldürmüştü Binlerce yıllık yaşına bakmadan hâlâ çekici bir kadın gibiydi bu şehir Yorulan ama zinhar yaşlanmayan Mehtapla vuslat için saçlarını tarar gibi Nakş ı Cihan ıyla dünyaya hava atar gibi Siosepol Köprüsü nü gerdanlık misali boynuna takar gibi Zâyenderûd un serin suyunda yüzünü yıkar gibi Çehel Sütun Sarayı nın güz çiçeklerini saçına takar gibi adına yazılan gazellerle şarkılarla gurur duyar gibi şehirlere de sırılsıklam âşık olunduğunu doğrular gibi geceye hazırlanıyordu İsfahan Shahzadeh N İgual yeni romanında Ely ve Sohrab ın tanışmalarıyla başlayan öyküde okurunu İran da unutulmaz bir yolculuğa çıkarırken şu soruyu da sormayı ihmal etmiyor İsfahan bu kez âşıklarına sahip çıkacak mıdır

Mona Kitap
Ve iyi kalpli bir dev gelip kurtardı şehirdeki insanları Böyle biterdi tüm masallar Tahran da Vatan hasreti çekmemiş insanlara anlatması en zor duygudur yurt özlemi Bunu bizzat yaşayan Shahzadeh N İgual önce İslam Devrimi ardından İran Irak Savaşı derken Türkiye ye sığınmak zorunda kalan İranlı bir ailenin gerçek yaşam öyküsünü kaleme aldı 1979 yılında değişen rejimle ters düşünenlerin ve yeni sisteme direnemeyen bir kitlenin gitmekten gayrı hiçbir çaresi yoktu Tutuklanıp hapsedilen ya da öldürülenlerin dışındakiler ya kaçtılar ya sürüldüler Yasemin kokulu kocaman bir anneanne evinden hiç bilinmedik yabancı diyarlara göç eden ailelerden birinin kızı da İzmir de klorak boyoz çiğdem demeyi MFÖ şarkılarını ve Tuna Huş un sesinden Türkçeyi öğrenecekti Tahran ın Kırmızı Sirenleri İran ın en saygın ailelerinden birinin devrim ve savaşın ardından yaşadığı acıyı ama her şeye rağmen birbirlerine olan bağlılıklarını anlatan sevgi ve hüzünle bezenmiş bir roman

Mona Kitap
Ve iyi kalpli bir dev gelip kurtardı şehirdeki insanları Böyle biterdi tüm masallar Tahran da Vatan hasreti çekmemiş insanlara anlatması en zor duygudur yurt özlemi Bunu bizzat yaşayan Shahzadeh N İgual önce İslam Devrimi ardından İran Irak Savaşı derken Türkiye ye sığınmak zorunda kalan İranlı bir ailenin gerçek yaşam öyküsünü kaleme aldı 1979 yılında değişen rejimle ters düşünenlerin ve yeni sisteme direnemeyen bir kitlenin gitmekten gayrı hiçbir çaresi yoktu Tutuklanıp hapsedilen ya da öldürülenlerin dışındakiler ya kaçtılar ya sürüldüler Yasemin kokulu kocaman bir anneanne evinden hiç bilinmedik yabancı diyarlara göç eden ailelerden birinin kızı da İzmir de klorak boyoz çiğdem demeyi MFÖ şarkılarını ve Tuna Huş un sesinden Türkçeyi öğrenecekti Tahran ın Kırmızı Sirenleri İran ın en saygın ailelerinden birinin devrim ve savaşın ardından yaşadığı acıyı ama her şeye rağmen birbirlerine olan bağlılıklarını anlatan sevgi ve hüzünle bezenmiş bir roman img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

MONA KİTAP
Ve iyi kalpli bir dev gelip kurtardı şehirdeki insanları Böyle biterdi tüm masallar Tahran da Vatan hasreti çekmemiş insanlara anlatması en zor duygudur yurt özlemi Bunu bizzat yaşayan Shahzadeh N İgual önce İslam Devrimi ardından İran Irak Savaşı derken Türkiye ye sığınmak zorunda kalan İranlı bir ailenin gerçek yaşam öyküsünü kaleme aldı 1979 yılında değişen rejimle ters düşünenlerin ve yeni sisteme direnemeyen bir kitlenin gitmekten gayrı hiçbir çaresi yoktu Tutuklanıp hapsedilen ya da öldürülenlerin dışındakiler ya kaçtılar ya sürüldüler Yasemin kokulu kocaman bir anneanne evinden hiç bilinmedik yabancı diyarlara göç eden ailelerden birinin kızı da İzmir de klorak boyoz çiğdem demeyi MFÖ şarkılarını ve Tuna Huş un sesinden Türkçeyi öğrenecekti Tahran ın Kırmızı Sirenleri İran ın en saygın ailelerinden birinin devrim ve savaşın ardından yaşadığı acıyı ama her şeye rağmen birbirlerine olan bağlılıklarını anlatan sevgi ve hüzünle bezenmiş bir roman