MejelleKitap fiyat karşılaştırma

İslam da Mescid Hukuku ve Müslümanların Ayasofya yla İmtihanı — Ali Değermenci

İslam da Mescid Hukuku ve Müslümanların Ayasofya yla İmtihanı
157,50
Dinİslam Hukuku

İslam da Mescid Hukuku ve Müslümanların Ayasofya yla İmtihanı

Ali Değermenci

Mirac Yayınları

2025-02-261. baskı406 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Teklif KitapEn ucuz

İslam da Mescid Hukuku ve Müslümanların Ayasofya yla İmtihanı

Ali Değermenci

Bu kitap iki ana meseleyi tahlil etmektedir Bunlardan biri İslâm da mescid hukukunun mâhiyeti diğeri de içinde İslâm ın tevhid akîdesini ihlâl eden şirk sembolleri bulunan bu nedenle cami hüviyeti dışında başka maksatlar için de kullanılan Ayasofya nın bu durumunun mescid hukukuna ters düşmesi sebebiyle Müslüman milletimizin maruz kaldığı itikâdî müşkül mânevî tazyik ve tabiatıyla geçirdiği ağır imtihandır Ayasofya iki sebeple dokunulmaz dır Bu sebeplerden birincisi mescid cami olması ikincisi de ebediyen sadece mescid cami kalması şartıyla vakfedilmesidir İslâm da cami ve mescidler Kâbe nin birer şubesi kabul edilir Kâbe ise Beytullah tır Allah ın evidir Dolayısıyla Ayasofya da Kâbe nin bir şubesi olarak mecâzî manada Allah ın evi mesabesindedir Şüphesiz ki Allah zamandan ve mekândan münezzehtir Kâbe nin bir mekân olarak Allah a izafe edilmesi mü minler için Allah a ibâdette bir kulluk alâmet ve işareti olması dolayısıyladır Buna istinaden cami mescid hukuku dediğimiz hukuk Allah ın hukuku dur Bu hukukun neyi gerektirdiğini şu âyet i kerîme açık ve net olarak ortaya koymaktadır Şüphesiz ki mescidler Allah ındır o halde oralarda Allah ile beraber hiç kimseye ibâdet dua kulluk etmeyin Cin 18 Ayasofya nın dokunulmazlığını temin eden ikinci sebep ebediyen sırf ve sadece cami olması şartıyla vakfedilmiş olmasıdır Fatih Sultan Mehmed İstanbul un fethinin alâmet ve işareti olarak Ayasofya yı cami hüviyetiyle vakfetmiştir İstanbul 29 Mayıs 1453 te fethedilmiştir Fetihten sonra Ayasofya ilk Cuma namazını kılmak üzere üç gün içinde taşınır taşınmaz her türlü put ve sembolden temizlenmiştir Duvarlarına kazınmış sembol ve resimler görülmeyecek şekilde kireç ve alçıyla sıvanmış kapatılmıştır Tahtadan bir de minare yapılarak Cuma namazına yetiştirilmiştir Ne var ki Ayasofya 1934 de müzeye çevrilmiş 86 yıl müze olarak kalmış ve bu süre içinde duvar ve kubbelerindeki kireç alçı sıva vs malzeme kazınarak geçmişte kapatılan bütün şirk sembolleri yeniden ortaya çıkarılmıştır 2020 yılında ise Danıştay 10 Dairesinin Fatih in vakıf senedini esas almak sûretiyle verdiği kararla tekrar camiye çevrilmiştir Yani meriyetteki kanun da Ayasofya nın cami olduğunu tescil etmiştir ve bu itibarla Danıştay ın verdiği karar Ayasofya nın Fatih zamanındaki aslî hüviyetine döndürülmesini icap ettirmektedir Sayın Cumhurbaşkanı Ayasofya yı müzeden camiye dönüştüren kararı imzaladığı 10 Temmuz 2020 tarihinde manifesto niteliğinde bir konuşma yapmış bu konuşmada Ayasofya nın ücretle girilen müze statüsünden çıkarıldığını Fatih in vakfiyesine uygun olarak aslî hüviyetiyle camiye çevrildiğini bu statünün bundan sonra ebediyen böyle devam edeceğini bu konuda iç ve dış mihrakların tenkitlerinin bir manası olmadığını çünkü bu iradenin Türkiye Devletinin egemenlik hakkı meselesi olduğunu net bir şekilde ifade etmiştir Ama bütün bunlara rağmen Ayasofya ne yazık ki içindeki şirk sembolleri temizlenmeden açılmıştır 2020 deki bu ilk açılıştan sonra 2024 yılı başlarında bir gelişme daha olmuştur Kültür Bakanlığının başlattığı beklenmedik bir uygulamayla yabancılar kendileri için hazırlanan ayrı bir kapıdan 25 Euro karşılığında Galeri statüsü verilen üst kata alınmaya başlanmıştır Bunun manası söz konusu bu üst katın resmen olmasa da fiilen tekrar müzeye çevrilmesidir Hâlbuki Cumhurbaşkanı 2020 de yaptığı manifesto niteliğindeki konuşmasında müze statüsünün sona erdiğini ücret ödeme döneminin de bittiğini beyan etmişti Bu konuşmaya rağmen ücretli giriş uygulamasının tekrar başlatılması anlaşılır gibi değildir Ama iş ücretli giriş le de bitmiyor Çünkü Ayasofya bu haliyle alt katı Müslümanlara üst katı Hıristiyanlara gayrimüslimlere tahsis edilmiş bir mekân izlenimi veriyor Bütün bu hadiselere İslâm ın mescid hukukuyla da meriyetteki beşerî hukukla da çelişen bu duruma şaşırmamak üzülmemek mümkün müdür Ayasofya nın camiden müzeye çevrilmesi ve 86 yıl boyunca böyle kalması zaten Müslüman milletimizi derinden yaralamıştı Şimdi ise açılışı bile tam olarak gerçekleşmeden bir kısmı tekrar müzeye döndürülüyor ve müze adı altında bu kısımda kilise âyin ve ritüellerine resmen değilse de fiilen müsaade ediliyor Akâidini doğru dürüst bilmeyen Müslümanlar da bundan hoşnutsuzluk duymakla birlikte işin ciddiyetini tam olarak idrak edemeden alt katta ibâdetlerine devam ediyorlar Netice olarak Ayasofya cami kilise müze karışımı hilkat garibesi bir mekân olarak hâlâ zincirlerinin tam manasıyla kırılmasını bekliyor Kitapta yer alan yazılarda geçtiği gibi biz Ayasofya daki durumun düzeltilmesini beklerken bir müddet sonra aynı uygulamanın Kariye Camiinde de başladığını öğrenerek bir kere daha hayal kırıklığına uğradık Üstelik bu garâbet adı geçen iki camiyle de sınırlı değildir Benzer manzara ve uygulamaları Trabzon daki Ayasofya ve Ortahisar Camiilerinde İzmir Çeşme Alaçatı daki Pazaryeri Camiinde ve Amasya nın Gümüşhacıköy İlçesi Gümüş Kasabasındaki Maden Camiinde de görmek mümkündür Bunun manası Vatikan a ait bir küfür ve şirk projesi olan dinlerarası diyalogun tevhid ve ihlâsı esas alması gereken camilerimize musallat olmasıdır İşte bu kitap Ayasofya ekseninde yaşananları itikâdî dinî ve millî boyutlarıyla tahlil eden yazılardan oluşmuştur Bu yazılarda Ayasofya da sergilenen akâid ihlâllerinin insanımızı milletimizi menfî yönde nasıl etkileyeceğini bu etki millî kimlik ve bütünlüğümüzü sarsacak boyutlara ulaştığında vatan millet ve devlet mefhumlarının hangi tehlikelerle karşı karşıya kalacağını anlatmaya çalıştık Ayasofya daki dinlerarası diyalog uygulamalarının yakın bir gelecekte ilk kıblemiz Mescid i Aksâ ya oradan da Mescid i Nebevî ve Mescid i Haram a Kâbe ye sıçrayacağından endişeli olduğumuzu her fırsatta vurguladık Nitekim Mescid i Aksâ üç semâvî dinin mukaddes mekânıdır o halde buraya ortak mâbed statüsü verilsin fikri belli çevreler tarafından seslendirilmektedir Kısacası bizi endişelendiren sebepler vesvese kuruntu evham yahut felâket tellallığı değildir hızla yaklaşan tehlikenin ayak sesleridir Yapılması gereken Ayasofya eksenli bu ciddi meselenin itikâdî sosyal ve millî veçhesini bu durumun kamuoyunda oluşturduğu rahatsızlığı idarecilere bütün gerçekliğiyle anlatmak ve bu yanlış uygulamalardan bir an evvel dönülmesini temin etmektir Âlimler hocalar âkil adamlar basîret ve ferâset erbâbı her kim varsa hepsi de samimiyetle bu davaya sahip çıkmalı iç barışa toplumsal mutâbakata hizmet eden bir yol ve metod ortaya konmalıdır

Şehadet Kitap
196,00

Mirac Yayınları

2025406 sf.
Şehadet Kitap

Bu kitap iki ana meseleyi tahlil etmektedir Bunlardan biri İslâm da mescid hukukunun mâhiyeti diğeri de içinde İslâm ın tevhid akîdesini ihlâl eden şirk sembolleri bulunan bu nedenle cami hüviyeti dışında başka maksatlar için de kullanılan Ayasofya nın bu durumunun mescid hukukuna ters düşmesi sebebiyle Müslüman milletimizin maruz kaldığı itikâdî müşkül mânevî tazyik ve tabiatıyla geçirdiği ağır imtihandır Ayasofya iki sebeple dokunulmaz dır Bu sebeplerden birincisi mescid cami olması ikincisi de ebediyen sadece mescid cami kalması şartıyla vakfedilmesidir İslâm da cami ve mescidler Kâbe nin birer şubesi kabul edilir Kâbe ise Beytullah tır Allah ın evidir Dolayısıyla Ayasofya da Kâbe nin bir şubesi olarak mecâzî manada Allah ın evi mesabesindedir Şüphesiz ki Allah zamandan ve mekândan münezzehtir Kâbe nin bir mekân olarak Allah a izafe edilmesi mü minler için Allah a ibâdette bir kulluk alâmet ve işareti olması dolayısıyladır Buna istinaden cami mescid hukuku dediğimiz hukuk Allah ın hukuku dur Bu hukukun neyi gerektirdiğini şu âyet i kerîme açık ve net olarak ortaya koymaktadır Şüphesiz ki mescidler Allah ındır o halde oralarda Allah ile beraber hiç kimseye ibâdet dua kulluk etmeyin Cin 18 Ayasofya nın dokunulmazlığını temin eden ikinci sebep ebediyen sırf ve sadece cami olması şartıyla vakfedilmiş olmasıdır Fatih Sultan Mehmed İstanbul un fethinin alâmet ve işareti olarak Ayasofya yı cami hüviyetiyle vakfetmiştir İstanbul 29 Mayıs 1453 te fethedilmiştir Fetihten sonra Ayasofya ilk Cuma namazını kılmak üzere üç gün içinde taşınır taşınmaz her türlü put ve sembolden temizlenmiştir Duvarlarına kazınmış sembol ve resimler görülmeyecek şekilde kireç ve alçıyla sıvanmış kapatılmıştır Tahtadan bir de minare yapılarak Cuma namazına yetiştirilmiştir Ne var ki Ayasofya 1934 de müzeye çevrilmiş 86 yıl müze olarak kalmış ve bu süre içinde duvar ve kubbelerindeki kireç alçı sıva vs malzeme kazınarak geçmişte kapatılan bütün şirk sembolleri yeniden ortaya çıkarılmıştır 2020 yılında ise Danıştay 10 Dairesinin Fatih in vakıf senedini esas almak sûretiyle verdiği kararla tekrar camiye çevrilmiştir Yani meriyetteki kanun da Ayasofya nın cami olduğunu tescil etmiştir ve bu itibarla Danıştay ın verdiği karar Ayasofya nın Fatih zamanındaki aslî hüviyetine döndürülmesini icap ettirmektedir Sayın Cumhurbaşkanı Ayasofya yı müzeden camiye dönüştüren kararı imzaladığı 10 Temmuz 2020 tarihinde manifesto niteliğinde bir konuşma yapmış bu konuşmada Ayasofya nın ücretle girilen müze statüsünden çıkarıldığını Fatih in vakfiyesine uygun olarak aslî hüviyetiyle camiye çevrildiğini bu statünün bundan sonra ebediyen böyle devam edeceğini bu konuda iç ve dış mihrakların tenkitlerinin bir manası olmadığını çünkü bu iradenin Türkiye Devletinin egemenlik hakkı meselesi olduğunu net bir şekilde ifade etmiştir Ama bütün bunlara rağmen Ayasofya ne yazık ki içindeki şirk sembolleri temizlenmeden açılmıştır 2020 deki bu ilk açılıştan sonra 2024 yılı başlarında bir gelişme daha olmuştur Kültür Bakanlığının başlattığı beklenmedik bir uygulamayla yabancılar kendileri için hazırlanan ayrı bir kapıdan 25 Euro karşılığında Galeri statüsü verilen üst kata alınmaya başlanmıştır Bunun manası söz konusu bu üst katın resmen olmasa da fiilen tekrar müzeye çevrilmesidir Hâlbuki Cumhurbaşkanı 2020 de yaptığı manifesto niteliğindeki konuşmasında müze statüsünün sona erdiğini ücret ödeme döneminin de bittiğini beyan etmişti Bu konuşmaya rağmen ücretli giriş uygulamasının tekrar başlatılması anlaşılır gibi değildir Ama iş ücretli giriş le de bitmiyor Çünkü Ayasofya bu haliyle alt katı Müslümanlara üst katı Hıristiyanlara gayrimüslimlere tahsis edilmiş bir mekân izlenimi veriyor Bütün bu hadiselere İslâm ın mescid hukukuyla da meriyetteki beşerî hukukla da çelişen bu duruma şaşırmamak üzülmemek mümkün müdür Ayasofya nın camiden müzeye çevrilmesi ve 86 yıl boyunca böyle kal

Ekin Kitap
241,50

Mirac Yayınları

406 sf.
Ekin Kitap

Bu kitap iki ana meseleyi tahlil etmektedir Bunlardan biri İslâm da mescid hukukunun mâhiyeti diğeri de içinde İslâm ın tevhid akîdesini ihlâl eden şirk sembolleri bulunan bu nedenle cami hüviyeti dışında başka maksatlar için de kullanılan Ayasofya nın bu durumunun mescid hukukuna ters düşmesi sebebiyle Müslüman milletimizin maruz kaldığı itikâdî müşkül mânevî tazyik ve tabiatıyla geçirdiği ağır imtihandır Ayasofya iki sebeple dokunulmaz dır Bu sebeplerden birincisi mescid cami olması ikincisi de ebediyen sadece mescid cami kalması şartıyla vakfedilmesidir İslâm da cami ve mescidler Kâbe nin birer şubesi kabul edilir Kâbe ise Beytullah tır Allah ın evidir Dolayısıyla Ayasofya da Kâbe nin bir şubesi olarak mecâzî manada Allah ın evi mesabesindedir Şüphesiz ki Allah zamandan ve mekândan münezzehtir Kâbe nin bir mekân olarak Allah a izafe edilmesi mü minler için Allah a ibâdette bir kulluk alâmet ve işareti olması dolayısıyladır Buna istinaden cami mescid hukuku dediğimiz hukuk Allah ın hukuku dur Bu hukukun neyi gerektirdiğini şu âyet i kerîme açık ve net olarak ortaya koymaktadır Şüphesiz ki mescidler Allah ındır o halde oralarda Allah ile beraber hiç kimseye ibâdet dua kulluk etmeyin Cin 18 Ayasofya nın dokunulmazlığını temin eden ikinci sebep ebediyen sırf ve sadece cami olması şartıyla vakfedilmiş olmasıdır Fatih Sultan Mehmed İstanbul un fethinin alâmet ve işareti olarak Ayasofya yı cami hüviyetiyle vakfetmiştir İstanbul 29 Mayıs 1453 te fethedilmiştir Fetihten sonra Ayasofya ilk Cuma namazını kılmak üzere üç gün içinde taşınır taşınmaz her türlü put ve sembolden temizlenmiştir Duvarlarına kazınmış sembol ve resimler görülmeyecek şekilde kireç ve alçıyla sıvanmış kapatılmıştır Tahtadan bir de minare yapılarak Cuma namazına yetiştirilmiştir Ne var ki Ayasofya 1934 de müzeye çevrilmiş 86 yıl müze olarak kalmış ve bu süre içinde duvar ve kubbelerindeki kireç alçı sıva vs malzeme kazınarak geçmişte kapatılan bütün şirk sembolleri yeniden ortaya çıkarılmıştır 2020 yılında ise Danıştay 10 Dairesinin Fatih in vakıf senedini esas almak sûretiyle verdiği kararla tekrar camiye çevrilmiştir Yani meriyetteki kanun da Ayasofya nın cami olduğunu tescil etmiştir ve bu itibarla Danıştay ın verdiği karar Ayasofya nın Fatih zamanındaki aslî hüviyetine döndürülmesini icap ettirmektedir Sayın Cumhurbaşkanı Ayasofya yı müzeden camiye dönüştüren kararı imzaladığı 10 Temmuz 2020 tarihinde manifesto niteliğinde bir konuşma yapmış bu konuşmada Ayasofya nın ücretle girilen müze statüsünden çıkarıldığını Fatih in vakfiyesine uygun olarak aslî hüviyetiyle camiye çevrildiğini bu statünün bundan sonra ebediyen böyle devam edeceğini bu konuda iç ve dış mihrakların tenkitlerinin bir manası olmadığını çünkü bu iradenin Türkiye Devletinin egemenlik hakkı meselesi olduğunu net bir şekilde ifade etmiştir Ama bütün bunlara rağmen Ayasofya ne yazık ki içindeki şirk sembolleri temizlenmeden açılmıştır 2020 deki bu ilk açılıştan sonra 2024 yılı başlarında bir gelişme daha olmuştur Kültür Bakanlığının başlattığı beklenmedik bir uygulamayla yabancılar kendileri için hazırlanan ayrı bir kapıdan 25 Euro karşılığında Galeri statüsü verilen üst kata alınmaya başlanmıştır Bunun manası söz konusu bu üst katın resmen olmasa da fiilen tekrar müzeye çevrilmesidir Hâlbuki Cumhurbaşkanı 2020 de yaptığı manifesto niteliğindeki konuşmasında müze statüsünün sona erdiğini ücret ödeme döneminin de bittiğini beyan etmişti Bu konuşmaya rağmen ücretli giriş uygulamasının tekrar başlatılması anlaşılır gibi değildir Ama iş ücretli giriş le de bitmiyor Çünkü Ayasofya bu haliyle alt katı Müslümanlara üst katı Hıristiyanlara gayrimüslimlere tahsis edilmiş bir mekân izlenimi veriyor Bütün bu hadiselere İslâm ın mescid hukukuyla da meriyetteki beşerî hukukla da çelişen bu duruma şaşırmamak üzülmemek mümkün müdür Ayasofya nın camiden müzeye çevrilmesi ve 86 yıl boyunca böyle kalması zaten Müslüman milletimizi derinden yaralamıştı Şimdi ise açılışı bile tam olarak gerçekleşmeden bir kısmı tekrar müzeye döndürülüyor ve müze adı altında bu kısımda kilise âyin ve ritüellerine resmen değilse de fiilen müsaade ediliyor Akâidini doğru dürüst bilmeyen Müslümanlar da bundan hoşnutsuzluk duymakla birlikte işin ciddiyetini tam olarak idrak edemeden alt katta ibâdetlerine devam ediyorlar Netice olarak Ayasofya cami kilise müze karışımı hilkat garibesi bir mekân olarak hâlâ zincirlerinin tam manasıyla kırılmasını bekliyor Kitapta yer alan yazılarda geçtiği gibi biz Ayasofya daki durumun düzeltilmesini beklerken bir müddet sonra aynı uygulamanın Kariye Camiinde de başladığını öğrenerek bir kere daha hayal kırıklığına uğradık Üstelik bu garâbet adı geçen iki camiyle de sınırlı değildir Benzer manzara ve uygulamaları Trabzon daki Ayasofya ve Ortahisar Camiilerinde İzmir Çeşme Alaçatı daki Pazaryeri Camiinde ve Amasya nın Gümüşhacıköy İlçesi Gümüş Kasabasındaki Maden Camiinde de görmek mümkündür Bunun manası Vatikan a ait bir küfür ve şirk projesi olan dinlerarası diyalogun tevhid ve ihlâsı esas alması gereken camilerimize musallat olmasıdır İşte bu kitap Ayasofya ekseninde yaşananları itikâdî dinî ve millî boyutlarıyla tahlil eden yazılardan oluşmuştur Bu yazılarda Ayasofya da sergilenen akâid ihlâllerinin insanımızı milletimizi menfî yönde nasıl etkileyeceğini bu etki millî kimlik ve bütünlüğümüzü sarsacak boyutlara ulaştığında vatan millet ve devlet mefhumlarının hangi tehlikelerle karşı karşıya kalacağını anlatmaya çalıştık Ayasofya daki dinlerarası diyalog uygulamalarının yakın bir gelecekte ilk kıblemiz Mescid i Aksâ ya oradan da Mescid i Nebevî ve Mescid i Haram a Kâbe ye sıçrayacağından endişeli olduğumuzu her fırsatta vurguladık Nitekim Mescid i Aksâ üç semâvî dinin mukaddes mekânıdır o halde buraya ortak mâbed statüsü verilsin fikri belli çevreler tarafından seslendirilmektedir Kısacası bizi endişelendiren sebepler vesvese kuruntu evham yahut felâket tellallığı değildir hızla yaklaşan tehlikenin ayak sesleridir Yapılması gereken Ayasofya eksenli bu ciddi meselenin itikâdî sosyal ve millî veçhesini bu durumun kamuoyunda oluşturduğu rahatsızlığı idarecilere bütün gerçekliğiyle anlatmak ve bu yanlış uygulamalardan bir an evvel dönülmesini temin etmektir Âlimler hocalar âkil adamlar basîret ve ferâset erbâbı her kim varsa hepsi de samimiyetle bu davaya sahip çıkmalı iç barışa toplumsal mutâbakata hizmet eden bir yol ve metod ortaya konmalıdır Ali Değermenci

Benli Kitap
262,50

Mirac Yayınları

2025-02-261. baskı406 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Benli Kitap

Bu kitap iki ana meseleyi tahlil etmektedir Bunlardan biri İslâm da mescid hukukunun mâhiyeti diğeri de içinde İslâm ın tevhid akîdesini ihlâl eden şirk sembolleri bulunan bu nedenle cami hüviyeti dışında başka maksatlar için de kullanılan Ayasofya nın bu durumunun mescid hukukuna ters düşmesi sebebiyle Müslüman milletimizin maruz kaldığı itikâdî müşkül mânevî tazyik ve tabiatıyla geçirdiği ağır imtihandır Ayasofya iki sebeple dokunulmaz dır Bu sebeplerden birincisi mescid cami olması ikincisi de ebediyen sadece mescid cami kalması şartıyla vakfedilmesidir İslâm da cami ve mescidler Kâbe nin birer şubesi kabul edilir Kâbe ise Beytullah tır Allah ın evidir Dolayısıyla Ayasofya da Kâbe nin bir şubesi olarak mecâzî manada Allah ın evi mesabesindedir Şüphesiz ki Allah zamandan ve mekândan münezzehtir Kâbe nin bir mekân olarak Allah a izafe edilmesi mü minler için Allah a ibâdette bir kulluk alâmet ve işareti olması dolayısıyladır Buna istinaden cami mescid hukuku dediğimiz hukuk Allah ın hukuku dur Bu hukukun neyi gerektirdiğini şu âyet i kerîme açık ve net olarak ortaya koymaktadır Şüphesiz ki mescidler Allah ındır o halde oralarda Allah ile beraber hiç kimseye ibâdet dua kulluk etmeyin Cin 18 Ayasofya nın dokunulmazlığını temin eden ikinci sebep ebediyen sırf ve sadece cami olması şartıyla vakfedilmiş olmasıdır Fatih Sultan Mehmed İstanbul un fethinin alâmet ve işareti olarak Ayasofya yı cami hüviyetiyle vakfetmiştir İstanbul 29 Mayıs 1453 te fethedilmiştir Fetihten sonra Ayasofya ilk Cuma namazını kılmak üzere üç gün içinde taşınır taşınmaz her türlü put ve sembolden temizlenmiştir Duvarlarına kazınmış sembol ve resimler görülmeyecek şekilde kireç ve alçıyla sıvanmış kapatılmıştır Tahtadan bir de minare yapılarak Cuma namazına yetiştirilmiştir Ne var ki Ayasofya 1934 de müzeye çevrilmiş 86 yıl müze olarak kalmış ve bu süre içinde duvar ve kubbelerindeki kireç alçı sıva vs malzeme kazınarak geçmişte kapatılan bütün şirk sembolleri yeniden ortaya çıkarılmıştır 2020 yılında ise Danıştay 10 Dairesinin Fatih in vakıf senedini esas almak sûretiyle verdiği kararla tekrar camiye çevrilmiştir Yani meriyetteki kanun da Ayasofya nın cami olduğunu tescil etmiştir ve bu itibarla Danıştay ın verdiği karar Ayasofya nın Fatih zamanındaki aslî hüviyetine döndürülmesini icap ettirmektedir Sayın Cumhurbaşkanı Ayasofya yı müzeden camiye dönüştüren kararı imzaladığı 10 Temmuz 2020 tarihinde manifesto niteliğinde bir konuşma yapmış bu konuşmada Ayasofya nın ücretle girilen müze statüsünden çıkarıldığını Fatih in vakfiyesine uygun olarak aslî hüviyetiyle camiye çevrildiğini bu statünün bundan sonra ebediyen böyle devam edeceğini bu konuda iç ve dış mihrakların tenkitlerinin bir manası olmadığını çünkü bu iradenin Türkiye Devletinin egemenlik hakkı meselesi olduğunu net bir şekilde ifade etmiştir Ama bütün bunlara rağmen Ayasofya ne yazık ki içindeki şirk sembolleri temizlenmeden açılmıştır 2020 deki bu ilk açılıştan sonra 2024 yılı başlarında bir gelişme daha olmuştur Kültür Bakanlığının başlattığı beklenmedik bir uygulamayla yabancılar kendileri için hazırlanan ayrı bir kapıdan 25 Euro karşılığında Galeri statüsü verilen üst kata alınmaya başlanmıştır Bunun manası söz konusu bu üst katın resmen olmasa da fiilen tekrar müzeye çevrilmesidir Hâlbuki Cumhurbaşkanı 2020 de yaptığı manifesto niteliğindeki konuşmasında müze statüsünün sona erdiğini ücret ödeme döneminin de bittiğini beyan etmişti Bu konuşmaya rağmen ücretli giriş uygulamasının tekrar başlatılması anlaşılır gibi değildir Ama iş ücretli giriş le de bitmiyor Çünkü Ayasofya bu haliyle alt katı Müslümanlara üst katı Hıristiyanlara gayrimüslimlere tahsis edilmiş bir mekân izlenimi veriyor Bütün bu hadiselere İslâm ın mescid hukukuyla da meriyetteki beşerî hukukla da çelişen bu duruma şaşırmamak üzülmemek mümkün müdür Ayasofya nın camiden müzeye çevrilmesi ve 86 yıl boyunca böyle kal