İslam Düşüncesinde Usul ve Metodoloji — Mehmet Görmez

İslam Düşüncesinde Usul ve Metodoloji
Mehmet Görmezİslam Düşünce Enstitüsü (İDE)
İslam Düşüncesinde Usul ve Metodoloji
Mehmet GörmezTecdit ve teceddüt İslam düşüncesinde varlık yasasını ihlal etmeyen değişimin ilahi bir sünnet olarak kavranışına dayanır Bu eser yenilenmenin dışsal müdahalelerden önce insanın nefsinde ve ahlaki dünyasında başlaması gerektiği ilkesinden hareketle İslam ilim geleneğinde tecdit fikrinin usûl ve metodoloji bağlamındaki tarihsel serüvenini ele almaktadır Dinî düşüncede ortaya çıkan yanlış yorumlar isabetsiz hükümler ve yöntemsel sapmaların tek tek tashih edilmesi yerine bu sorunları üreten zihinsel ve metodolojik saiklerin sorgulanması gerektiği savunulmaktadır Kitap İslam tarihi boyunca usûlü yenileme yolunu tercih eden âlimlerin çabalarını içtihat hareketlerine yön veren metodolojik dönüşümleri ve bu dönüşümlerin siyasi sosyal ve kültürel arka planlarını bütüncül bir perspektifle incelemektedir Yazar usûlü yalnızca usûl i fıkıh ile sınırlamayan aklî ve naklî ilimlerle ilişkisi içinde düşünce tarihini ve medeniyet tasavvurunu belirleyen kurucu bir zemin olarak ele almaktadır

İslam Düşünce Enstitüsü (İDE)
Tecdit ve teceddüt İslam düşüncesinde varlık yasasını ihlal etmeyen değişimin ilahi bir sünnet olarak kavranışına dayanır Bu eser yenilenmenin dışsal müdahalelerden önce insanın nefsinde ve ahlaki dünyasında başlaması gerektiği ilkesinden hareketle İslam ilim geleneğinde tecdit fikrinin usûl ve metodoloji bağlamındaki tarihsel serüvenini ele almaktadır Dinî düşüncede ortaya çıkan yanlış yorumlar isabetsiz hükümler ve yöntemsel sapmaların tek tek tashih edilmesi yerine bu sorunları üreten zihinsel ve metodolojik saiklerin sorgulanması gerektiği savunulmaktadır Kitap İslam tarihi boyunca usûlü yenileme yolunu tercih eden âlimlerin çabalarını içtihat hareketlerine yön veren metodolojik dönüşümleri ve bu dönüşümlerin siyasi sosyal ve kültürel arka planlarını bütüncül bir perspektifle incelemektedir Yazar usûlü yalnızca usûl i fıkıh ile sınırlamayan aklî ve naklî ilimlerle ilişkisi içinde düşünce tarihini ve medeniyet tasavvurunu belirleyen kurucu bir zemin olarak ele almaktadır

İslam Düşünce Enstitüsü
Tecdit ve teceddüt İslam düşüncesinde varlık yasasını ihlal etmeyen değişimin ilahi bir sünnet olarak kavranışına dayanır Bu eser yenilenmenin dışsal müdahalelerden önce insanın nefsinde ve ahlaki dünyasında başlaması gerektiği ilkesinden hareketle İslam ilim geleneğinde tecdit fikrinin usûl ve metodoloji bağlamındaki tarihsel serüvenini ele almaktadır Dinî düşüncede ortaya çıkan yanlış yorumlar isabetsiz hükümler ve yöntemsel sapmaların tek tek tashih edilmesi yerine bu sorunları üreten zihinsel ve metodolojik saiklerin sorgulanması gerektiği savunulmaktadır Kitap İslam tarihi boyunca usûlü yenileme yolunu tercih eden âlimlerin çabalarını içtihat hareketlerine yön veren metodolojik dönüşümleri ve bu dönüşümlerin siyasi sosyal ve kültürel arka planlarını bütüncül bir perspektifle incelemektedir Yazar usûlü yalnızca usûl i fıkıh ile sınırlamayan aklî ve naklî ilimlerle ilişkisi içinde düşünce tarihini ve medeniyet tasavvurunu belirleyen kurucu bir zemin olarak ele almaktadır Tanıtım Bülteninden

İslam Düşünce Enstitüsü
Tecdit ve teceddüt İslam düşüncesinde varlık yasasını ihlal etmeyen değişimin ilahi bir sünnet olarak kavranışına dayanır Bu eser yenilenmenin dışsal müdahalelerden önce insanın nefsinde ve ahlaki dünyasında başlaması gerektiği ilkesinden hareketle İslam ilim geleneğinde tecdit fikrinin usûl ve metodoloji bağlamındaki tarihsel serüvenini ele almaktadır Dinî düşüncede ortaya çıkan yanlış yorumlar isabetsiz hükümler ve yöntemsel sapmaların tek tek tashih edilmesi yerine bu sorunları üreten zihinsel ve metodolojik saiklerin sorgulanması gerektiği savunulmaktadır Kitap İslam tarihi boyunca usûlü yenileme yolunu tercih eden âlimlerin çabalarını içtihat hareketlerine yön veren metodolojik dönüşümleri ve bu dönüşümlerin siyasi sosyal ve kültürel arka planlarını bütüncül bir perspektifle incelemektedir Yazar usûlü yalnızca usûl i fıkıh ile sınırlamayan aklî ve naklî ilimlerle ilişkisi içinde düşünce tarihini ve medeniyet tasavvurunu belirleyen kurucu bir zemin olarak ele almaktadır Tanıtım Bülteninden

İDE
Tecdit ve teceddüt İslam düşüncesinde varlık yasasını ihlal etmeyen değişimin ilahi bir sünnet olarak kavranışına dayanır Bu eser yenilenmenin dışsal müdahalelerden önce insanın nefsinde ve ahlaki dünyasında başlaması gerektiği ilkesinden hareketle İslam ilim geleneğinde tecdit fikrinin usûl ve metodoloji bağlamındaki tarihsel serüvenini ele almaktadır Dinî düşüncede ortaya çıkan yanlış yorumlar isabetsiz hükümler ve yöntemsel sapmaların tek tek tashih edilmesi yerine bu sorunları üreten zihinsel ve metodolojik saiklerin sorgulanması gerektiği savunulmaktadır Kitap İslam tarihi boyunca usûlü yenileme yolunu tercih eden âlimlerin çabalarını içtihat hareketlerine yön veren metodolojik dönüşümleri ve bu dönüşümlerin siyasi sosyal ve kültürel arka planlarını bütüncül bir perspektifle incelemektedir Yazar usûlü yalnızca usûl i fıkıh ile sınırlamayan aklî ve naklî ilimlerle ilişkisi içinde düşünce tarihini ve medeniyet tasavvurunu belirleyen kurucu bir zemin olarak ele almaktadır

İslam Düşünce Enstitüsü (İDE)
Tecdit ve teceddüt İslam düşüncesinde varlık yasasını ihlal etmeyen değişimin ilahi bir sünnet olarak kavranışına dayanır Bu eser yenilenmenin dışsal müdahalelerden önce insanın nefsinde ve ahlaki dünyasında başlaması gerektiği ilkesinden hareketle İslam ilim geleneğinde tecdit fikrinin usûl ve metodoloji bağlamındaki tarihsel serüvenini ele almaktadır Dinî düşüncede ortaya çıkan yanlış yorumlar isabetsiz hükümler ve yöntemsel sapmaların tek tek tashih edilmesi yerine bu sorunları üreten zihinsel ve metodolojik saiklerin sorgulanması gerektiği savunulmaktadır Kitap İslam tarihi boyunca usûlü yenileme yolunu tercih eden âlimlerin çabalarını içtihat hareketlerine yön veren metodolojik dönüşümleri ve bu dönüşümlerin siyasi sosyal ve kültürel arka planlarını bütüncül bir perspektifle incelemektedir Yazar usûlü yalnızca usûl i fıkıh ile sınırlamayan aklî ve naklî ilimlerle ilişkisi içinde düşünce tarihini ve medeniyet tasavvurunu belirleyen kurucu bir zemin olarak ele almaktadır

İDE
Tecdit ve teceddüt İslam düşüncesinde varlık yasasını ihlal etmeyen değişimin ilahi bir sünnet olarak kavranışına dayanır Bu eser yenilenmenin dışsal müdahalelerden önce insanın nefsinde ve ahlaki dünyasında başlaması gerektiği ilkesinden hareketle İslam ilim geleneğinde tecdit fikrinin usûl ve metodoloji bağlamındaki tarihsel serüvenini ele almaktadır Dinî düşüncede ortaya çıkan yanlış yorumlar isabetsiz hükümler ve yöntemsel sapmaların tek tek tashih edilmesi yerine bu sorunları üreten zihinsel ve metodolojik saiklerin sorgulanması gerektiği savunulmaktadır Kitap İslam tarihi boyunca usûlü yenileme yolunu tercih eden âlimlerin çabalarını içtihat hareketlerine yön veren metodolojik dönüşümleri ve bu dönüşümlerin siyasi sosyal ve kültürel arka planlarını bütüncül bir perspektifle incelemektedir Yazar usûlü yalnızca usûl i fıkıh ile sınırlamayan aklî ve naklî ilimlerle ilişkisi içinde düşünce tarihini ve medeniyet tasavvurunu belirleyen kurucu bir zemin olarak ele almaktadır

İde
Tecdit ve teceddüt İslam düşüncesinde varlık yasasını ihlal etmeyen değişimin ilahi bir sünnet olarak kavranışına dayanır Bu eser yenilenmenin dışsal müdahalelerden önce insanın nefsinde ve ahlaki dünyasında başlaması gerektiği ilkesinden hareketle İslam ilim geleneğinde tecdit fikrinin usûl ve metodoloji bağlamındaki tarihsel serüvenini ele almaktadır Dinî düşüncede ortaya çıkan yanlış yorumlar isabetsiz hükümler ve yöntemsel sapmaların tek tek tashih edilmesi yerine bu sorunları üreten zihinsel ve metodolojik saiklerin sorgulanması gerektiği savunulmaktadır Kitap İslam tarihi boyunca usûlü yenileme yolunu tercih eden âlimlerin çabalarını içtihat hareketlerine yön veren metodolojik dönüşümleri ve bu dönüşümlerin siyasi sosyal ve kültürel arka planlarını bütüncül bir perspektifle incelemektedir Yazar usûlü yalnızca usûl i fıkıh ile sınırlamayan aklî ve naklî ilimlerle ilişkisi içinde düşünce tarihini ve medeniyet tasavvurunu belirleyen kurucu bir zemin olarak ele almaktadır