İslam Hukuk Sosyolojisi — M Salih Kumaş

İslam Hukuk Sosyolojisi
M Salih KumaşEnsar Neşriyat
İslam Hukuk Sosyolojisi
M Salih KumaşGeçmişte fukahâ toplumla yüzleşmeye dayalı din dilini fıkha uyarlayarak dinin idealleri ile toplumun gerçekleri arasında bir denge kurmayı büyük ölçüde başarmıştır Asırlarca Müslüman toplumların mihver sosyal kurumu olan fıkıh zamanla teorik bir hüviyet kazanmış ve son yüzyılda yaşanan Batılılaşmayla birlikte bu kurumsal kimliğinden daha da uzaklaşmıştır Günümüzde Müslüman toplumsal gerçeklik ile dinin idealleri arasındaki mesafenin tarihte hiç olmadığı kadar açılmış olması bunun bir göstergesidir Fıkhın hukuksallaşması olarak ifade ettiğimiz bu durum fıkhın karakterinde aslî bir unsur olarak var olan hukuksal ögelerin zaman içinde itikadî ve ahlakî diğer unsurlara baskın hale gelmesine ve samimiyete dayalı din toplum arası ilişkilerin hukuksal bir mahiyet kazanmasına tekabül etmektedir Bu çalışma varlık gerekçesini hukukun toplumsal gerçeklikten uzaklaşması olarak takdim eden hukuk sosyolojisinin sunduğu perspektiften fıkıh alanında yararlanılmasının imkân ve sınırlarına dair bir deneme mahiyetindedir Eserde sosyolojinin handikaplı yönlerinin aşılabileceği kabulünden hareketle İslam hukuku çalışmalarında zaman zaman eksikliği görülen bütünlükçü bakışın oluşturulmasında hukuk sosyolojisinin önemli bir rol oynayabileceği üzerinde durulmaktadır Müstakil bir alt disiplin olma potansiyeline sahip olduğu öngörülen İslam Hukuk Sosyolojisi fıkıh üretme faaliyetine yeni bir boyut kazandıracak fıkhî hükümlerin meşruiyeti için gerekli olan Şâri in hitabına dayanma ve metodolojik tutarlılık çabalarına hükümlerin toplumsal çıktılarını da dahil ederek günümüz toplumları için daha gerçekçi yaklaşım ve çözümler üretilebilmesine katkı sunacaktır Son tahlilde İslam Hukuk Sosyolojisi akıp giden toplumsal hayatı yeniden dinin mecrasına taşıma ve dinin ideallerine yaklaştırma noktasında fıkhî düşüncenin elini kuvvetlendirme amacı taşımaktadır

Ensar Neşriyat
Geçmişte fukahâ toplumla yüzleşmeye dayalı din dilini fıkha uyarlayarak dinin idealleri ile toplumun gerçekleri arasında bir denge kurmayı büyük ölçüde başarmıştır Asırlarca Müslüman toplumların mihver sosyal kurumu olan fıkıh zamanla teorik bir hüviyet kazanmış ve son yüzyılda yaşanan Batılılaşmayla birlikte bu kurumsal kimliğinden daha da uzaklaşmıştır Günümüzde Müslüman toplumsal gerçeklik ile dinin idealleri arasındaki mesafenin tarihte hiç olmadığı kadar açılmış olması bunun bir göstergesidir Fıkhın hukuksallaşması olarak ifade ettiğimiz bu durum fıkhın karakterinde aslî bir unsur olarak var olan hukuksal ögelerin zaman içinde itikadî ve ahlakî diğer unsurlara baskın hale gelmesine ve samimiyete dayalı din toplum arası ilişkilerin hukuksal bir mahiyet kazanmasına tekabül etmektedir Bu çalışma varlık gerekçesini hukukun toplumsal gerçeklikten uzaklaşması olarak takdim eden hukuk sosyolojisinin sunduğu perspektiften fıkıh alanında yararlanılmasının imkân ve sınırlarına dair bir deneme mahiyetindedir Eserde sosyolojinin handikaplı yönlerinin aşılabileceği kabulünden hareketle İslam hukuku çalışmalarında zaman zaman eksikliği görülen bütünlükçü bakışın oluşturulmasında hukuk sosyolojisinin önemli bir rol oynayabileceği üzerinde durulmaktadır Müstakil bir alt disiplin olma potansiyeline sahip olduğu öngörülen İslam Hukuk Sosyolojisi fıkıh üretme faaliyetine yeni bir boyut kazandıracak fıkhî hükümlerin meşruiyeti için gerekli olan Şâri in hitabına dayanma ve metodolojik tutarlılık çabalarına hükümlerin toplumsal çıktılarını da dahil ederek günümüz toplumları için daha gerçekçi yaklaşım ve çözümler üretilebilmesine katkı sunacaktır Son tahlilde İslam Hukuk Sosyolojisi akıp giden toplumsal hayatı yeniden dinin mecrasına taşıma ve dinin ideallerine yaklaştırma noktasında fıkhî düşüncenin elini kuvvetlendirme amacı taşımaktadır

ENSAR NEŞRİYAT
Geçmişte fukahâ toplumla yüzleşmeye dayalı din dilini fıkha uyarlayarak dinin idealleri ile toplumun gerçekleri arasında bir denge kurmayı büyük ölçüde başarmıştır Asırlarca Müslüman toplumların mihver sosyal kurumu olan fıkıh zamanla teorik bir hüviyet kazanmış ve son yüzyılda yaşanan Batılılaşmayla birlikte bu kurumsal kimliğinden daha da uzaklaşmıştır Günümüzde Müslüman toplumsal gerçeklik ile dinin idealleri arasındaki mesafenin tarihte hiç olmadığı kadar açılmış olması bunun bir göstergesidir Fıkhın hukuksallaşması olarak ifade ettiğimiz bu durum fıkhın karakterinde aslî bir unsur olarak var olan hukuksal ögelerin zaman içinde itikadî ve ahlakî diğer unsurlara baskın hale gelmesine ve samimiyete dayalı din toplum arası ilişkilerin hukuksal bir mahiyet kazanmasına tekabül etmektedir Bu çalışma varlık gerekçesini hukukun toplumsal gerçeklikten uzaklaşması olarak takdim eden hukuk sosyolojisinin sunduğu perspektiften fıkıh alanında yararlanılmasının imkân ve sınırlarına dair bir deneme mahiyetindedir Eserde sosyolojinin handikaplı yönlerinin aşılabileceği kabulünden hareketle İslam hukuku çalışmalarında zaman zaman eksikliği görülen bütünlükçü bakışın oluşturulmasında hukuk sosyolojisinin önemli bir rol oynayabileceği üzerinde durulmaktadır Müstakil bir alt disiplin olma potansiyeline sahip olduğu öngörülen İslam Hukuk Sosyolojisi fıkıh üretme faaliyetine yeni bir boyut kazandıracak fıkhî hükümlerin meşruiyeti için gerekli olan Şâri in hitabına dayanma ve metodolojik tutarlılık çabalarına hükümlerin toplumsal çıktılarını da dahil ederek günümüz toplumları için daha gerçekçi yaklaşım ve çözümler üretilebilmesine katkı sunacaktır Son tahlilde İslam Hukuk Sosyolojisi akıp giden toplumsal hayatı yeniden dinin mecrasına taşıma ve dinin ideallerine yaklaştırma noktasında fıkhî düşüncenin elini kuvvetlendirme amacı taşımaktadır

Ensar Neşriyat
Geçmişte fukahâ toplumla yüzleşmeye dayalı din dilini fıkha uyarlayarak dinin idealleri ile toplumun gerçekleri arasında bir denge kurmayı büyük ölçüde başarmıştır Asırlarca Müslüman toplumların mihver sosyal kurumu olan fıkıh zamanla teorik bir hüviyet kazanmış ve son yüzyılda yaşanan Batılılaşmayla birlikte bu kurumsal kimliğinden daha da uzaklaşmıştır Günümüzde Müslüman toplumsal gerçeklik ile dinin idealleri arasındaki mesafenin tarihte hiç olmadığı kadar açılmış olması bunun bir göstergesidir Fıkhın hukuksallaşması olarak ifade ettiğimiz bu durum fıkhın karakterinde aslî bir unsur olarak var olan hukuksal ögelerin zaman içinde itikadî ve ahlakî diğer unsurlara baskın hale gelmesine ve samimiyete dayalı din toplum arası ilişkilerin hukuksal bir mahiyet kazanmasına tekabül etmektedir Bu çalışma varlık gerekçesini hukukun toplumsal gerçeklikten uzaklaşması olarak takdim eden hukuk sosyolojisinin sunduğu perspektiften fıkıh alanında yararlanılmasının imkân ve sınırlarına dair bir deneme mahiyetindedir Eserde sosyolojinin handikaplı yönlerinin aşılabileceği kabulünden hareketle İslam hukuku çalışmalarında zaman zaman eksikliği görülen bütünlükçü bakışın oluşturulmasında hukuk sosyolojisinin önemli bir rol oynayabileceği üzerinde durulmaktadır Müstakil bir alt disiplin olma potansiyeline sahip olduğu öngörülen İslam Hukuk Sosyolojisi fıkıh üretme faaliyetine yeni bir boyut kazandıracak fıkhî hükümlerin meşruiyeti için gerekli olan Şâri in hitabına dayanma ve metodolojik tutarlılık çabalarına hükümlerin toplumsal çıktılarını da dahil ederek günümüz toplumları için daha gerçekçi yaklaşım ve çözümler üretilebilmesine katkı sunacaktır Son tahlilde İslam Hukuk Sosyolojisi akıp giden toplumsal hayatı yeniden dinin mecrasına taşıma ve dinin ideallerine yaklaştırma noktasında fıkhî düşüncenin elini kuvvetlendirme amacı taşımaktadır

Ensar Neşriyat
M Salih Kumaş tarafından kaleme alınan İslam Hukuk Sosyolojisi Ensar Neşriyat eseri olarak okurlarla buluşuyor İslam Hukuk Sosyolojisi M Salih Kumaş Kitap Özeti Geçmişte fukahâ toplumla yüzleşmeye dayalı din dilini fıkha uyarlayarak dinin idealleri ile toplumun gerçekleri arasında bir denge kurmayı büyük ölçüde başarmıştır Asırlarca Müslüman toplumların mihver sosyal kurumu olan fıkıh zamanla teorik bir hüviyet kazanmış ve son yüzyılda yaşanan Batılılaşmayla birlikte bu kurumsal kimliğinden daha da uzaklaşmıştır Günümüzde Müslüman toplumsal gerçeklik ile dinin idealleri arasındaki mesafenin tarihte hiç olmadığı kadar açılmış olması bunun bir göstergesidir Fıkhın hukuksallaşması olarak ifade ettiğimiz bu durum fıkhın karakterinde aslî bir unsur olarak var olan hukuksal ögelerin zaman içinde itikadî ve ahlakî diğer unsurlara baskın hale gelmesine ve samimiyete dayalı din toplum arası ilişkilerin hukuksal bir mahiyet kazanmasına tekabül etmektedir Bu çalışma varlık gerekçesini hukukun toplumsal gerçeklikten uzaklaşması olarak takdim eden hukuk sosyolojisinin sunduğu perspektiften fıkıh alanında yararlanılmasının imkân ve sınırlarına dair bir deneme mahiyetindedir Eserde sosyolojinin handikaplı yönlerinin aşılabileceği kabulünden hareketle İslam hukuku çalışmalarında zaman zaman eksikliği görülen bütünlükçü bakışın oluşturulmasında hukuk sosyolojisinin önemli bir rol oynayabileceği üzerinde durulmaktadır Müstakil bir alt disiplin olma potansiyeline sahip olduğu öngörülen İslam Hukuk Sosyolojisi fıkıh üretme faaliyetine yeni bir boyut kazandıracak fıkhî hükümlerin meşruiyeti için gerekli olan Şâri in hitabına dayanma ve metodolojik tutarlılık çabalarına hükümlerin toplumsal çıktılarını da dahil ederek günümüz toplumları için daha gerçekçi yaklaşım ve çözümler üretilebilmesine katkı sunacaktır Son tahlilde İslam Hukuk Sosyolojisi akıp giden toplumsal hayatı yeniden dinin mecrasına taşıma ve dinin ideallerine yaklaştırma noktasında fıkhî düşüncenin elini kuvvetlendirme amacı taşımaktadır Yayınevi Ensar Neşriyat Yazar M Salih Kumaş Sayfa 264 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x23 50 cm Basım Yılı Aralık 2022 Barkod 9786257320146 Kategori İslam Hukuku

Ensar Neşriyat
Geçmişte fukahâ toplumla yüzleşmeye dayalı din dilini fıkha uyarlayarak dinin idealleri ile toplumun gerçekleri arasında bir denge kurmayı büyük ölçüde başarmıştır Asırlarca Müslüman toplumların mihver sosyal kurumu olan fıkıh zamanla teorik bir hüviyet kazanmış ve son yüzyılda yaşanan Batılılaşmayla birlikte bu kurumsal kimliğinden daha da uzaklaşmıştır Günümüzde Müslüman toplumsal gerçeklik ile dinin idealleri arasındaki mesafenin tarihte hiç olmadığı kadar açılmış olması bunun bir göstergesidir Fıkhın hukuksallaşması olarak ifade ettiğimiz bu durum fıkhın karakterinde aslî bir unsur olarak var olan hukuksal ögelerin zaman içinde itikadî ve ahlakî diğer unsurlara baskın hale gelmesine ve samimiyete dayalı din toplum arası ilişkilerin hukuksal bir mahiyet kazanmasına tekabül etmektedir Bu çalışma varlık gerekçesini hukukun toplumsal gerçeklikten uzaklaşması olarak takdim eden hukuk sosyolojisinin sunduğu perspektiften fıkıh alanında yararlanılmasının imkân ve sınırlarına dair bir deneme mahiyetindedir Eserde sosyolojinin handikaplı yönlerinin aşılabileceği kabulünden hareketle İslam hukuku çalışmalarında zaman zaman eksikliği görülen bütünlükçü bakışın oluşturulmasında hukuk sosyolojisinin önemli bir rol oynayabileceği üzerinde durulmaktadır Müstakil bir alt disiplin olma potansiyeline sahip olduğu öngörülen İslam Hukuk Sosyolojisi fıkıh üretme faaliyetine yeni bir boyut kazandıracak fıkhî hükümlerin meşruiyeti için gerekli olan Şâri in hitabına dayanma ve metodolojik tutarlılık çabalarına hükümlerin toplumsal çıktılarını da dahil ederek günümüz toplumları için daha gerçekçi yaklaşım ve çözümler üretilebilmesine katkı sunacaktır Son tahlilde İslam Hukuk Sosyolojisi akıp giden toplumsal hayatı yeniden dinin mecrasına taşıma ve dinin ideallerine yaklaştırma noktasında fıkhî düşüncenin elini kuvvetlendirme amacı taşımaktadır

Ensar Neşriyat
Geçmişte fukahâ toplumla yüzleşmeye dayalı din dilini fıkha uyarlayarak dinin idealleri ile toplumun gerçekleri arasında bir denge kurmayı büyük ölçüde başarmıştır Asırlarca Müslüman toplumların mihver sosyal kurumu olan fıkıh zamanla teorik bir hüviyet kazanmış ve son yüzyılda yaşanan Batılılaşmayla birlikte bu kurumsal kimliğinden daha da uzaklaşmıştır Günümüzde Müslüman toplumsal gerçeklik ile dinin idealleri arasındaki mesafenin tarihte hiç olmadığı kadar açılmış olması bunun bir göstergesidir Fıkhın hukuksallaşması olarak ifade ettiğimiz bu durum fıkhın karakterinde aslî bir unsur olarak var olan hukuksal ögelerin zaman içinde itikadî ve ahlakî diğer unsurlara baskın hale gelmesine ve samimiyete dayalı din toplum arası ilişkilerin hukuksal bir mahiyet kazanmasına tekabül etmektedir Bu çalışma varlık gerekçesini hukukun toplumsal gerçeklikten uzaklaşması olarak takdim eden hukuk sosyolojisinin sunduğu perspektiften fıkıh alanında yararlanılmasının imkân ve sınırlarına dair bir deneme mahiyetindedir Eserde sosyolojinin handikaplı yönlerinin aşılabileceği kabulünden hareketle İslam hukuku çalışmalarında zaman zaman eksikliği görülen bütünlükçü bakışın oluşturulmasında hukuk sosyolojisinin önemli bir rol oynayabileceği üzerinde durulmaktadır Müstakil bir alt disiplin olma potansiyeline sahip olduğu öngörülen İslam Hukuk Sosyolojisi fıkıh üretme faaliyetine yeni bir boyut kazandıracak fıkhî hükümlerin meşruiyeti için gerekli olan Şâri in hitabına dayanma ve metodolojik tutarlılık çabalarına hükümlerin toplumsal çıktılarını da dahil ederek günümüz toplumları için daha gerçekçi yaklaşım ve çözümler üretilebilmesine katkı sunacaktır Son tahlilde İslam Hukuk Sosyolojisi akıp giden toplumsal hayatı yeniden dinin mecrasına taşıma ve dinin ideallerine yaklaştırma noktasında fıkhî düşüncenin elini kuvvetlendirme amacı taşımaktadır Tanıtım Bülteninden